Sanalkampus Üniversiteliler Unikampus Kampüs Kampüsler Liseliler Mezunlar  

Go Back   Sanalkampus Üniversiteliler Unikampus Kampüs Kampüsler Liseliler Mezunlar > Sanal Kampüs Giriş > Son Dakika, Günlük Güncel Olaylar

Son Dakika, Günlük Güncel Olaylar Son Dakika, Günlük Güncel Olaylar, Flash Haberler Bu alanda

Post New Thread Reply
 
Thread Tools Display Modes
Old 23.03.08, 02:36   #1 (permalink)
Süper Üye
 
Saba Aslan's Avatar
 
Bilgileri
Join Date: Jan 2008
Kullanıcı No: 23094
Posts: 466
Teşekkürler Durumu
Thanks: 0
Thanked 10 Times in 7 Posts
Karizma
Rep Puanı : 123040
Rep Seviyesi : Saba Aslan has a reputation beyond reputeSaba Aslan has a reputation beyond reputeSaba Aslan has a reputation beyond reputeSaba Aslan has a reputation beyond reputeSaba Aslan has a reputation beyond reputeSaba Aslan has a reputation beyond reputeSaba Aslan has a reputation beyond reputeSaba Aslan has a reputation beyond reputeSaba Aslan has a reputation beyond reputeSaba Aslan has a reputation beyond reputeSaba Aslan has a reputation beyond repute
İletişim
Hıristiyanlar Said Nursî’den ne öğrenebilir?

Hıristiyanlar Said Nursî’den ne öğrenebilir?


Türkiye bir çok yönden Batı’nın bir prototipidir. Buna rağmen, Batı’nın 550 yılda yaptığı şeyi, Türkiye 100 yıldan az bir sürede yüklenmek durumunda kaldı. Yirminci yüzyılın başlarında, Türkiye Osmanlı İmparatorluğu’nun kalbinde yer alıyordu. Osmanlı ki; 1281 yılında temelleri atılmış ve Birinci Dünya Savaşı’nın sonlarına kadar varlığını sürdürmüştür. 1923 yılında cumhuriyetin kuruluşuyla, Mustafa Kemal Türkiye’yi çağdaş bir Avrupa ülkesi konumuna yükselteceğini ilân etti. Sonradan kendisine verilen ismiyle Atatürk’e göre, hedefleri piyasaya dönük ekonomi ile bilimsel, teknolojik ve kültürlü bir ülke inşa etmekti. Fakat bunun gerçekleştirilmesi için önünde bir engel ve problem olduğunu düşünüyordu: İslâm.
Atatürk’e göre problem, dinin bilim ve çağdaşlığa ters olmasındaydı. İşte böylesi karşıt bir atmosferde, Bediüzzaman Said Nursî yolculuğuna başlamış, bu yolculuk Osmanlı’nın son döneminde, Birinci Dünya Savaşı’nın trajedili yıllarına uğramış ve 1923 yılında kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin agresif seküler iklimine kadar sürmüştür. Nursî’nin mücadelesi, inancın modernite ile yapıcı bir şekilde bir arada bulunabileceğini göstermekti. Bu makalede benim anlatacağım da Risâle-i Nur’un kat ettiği mesafelerdir.
Şimdi, Avrupalı Hıristiyanlar benzer problemlerle yüzyüze gelmişlerdir. Her ne kadar Hıristiyanlar da uzun bir süre seküler dünya ve çağdaşlaşma ile uyum sağlamak için mücadele verdilerse de, pek de başarılı oldukları söylenemez. Bu sebeple benim bu makaledeki amacım, Said Nursî’nin yaklaşımını analiz ederek, Hıristiyanların ondan neler öğrenebileceğini ortaya koymaktır. Böylece Hıristiyanların ondan alacağı dört adet ders olduğunu göreceğiz.

BİRİNCİ DERS: SAĞLAM DURUŞ

Hıristiyanların çağdaşlaşmaya tepkileri oldukça agresif olmuştur. Biz David Hume ve Immanuel Kant’ın tesirinde kaldık. Metafiziğe olan güvenimizi tamamıyla kaybettik. Allah’ın varlığına dair delillerin geçersiz olduğuna kanaat getirdik. Oysa, Batı felsefesi, metafiziği ispatlanamaz ve mânâsız olarak niteleyen mantıkî pozitivizmin çıkmaz yolunda iflâs etmiştir. Ancak, Hıristiyanlar arasında bu şüphecilerin haklı olduğunu ve bunun Hıristiyanlığın yeni bir formuyla uzlaştırılabileceğin i düşünenler olabilirdi. Bu ekstrem olarak şu mânâya geliyordu: Bazı Hıristiyanlar, İlâhî takdir ve tesirin imkânsız olduğunu ve böylece Allah’ın objektif bir gerçeklik olmaktan çok, ancak bir sembole dönüşeceğini kabul edeceklerdi.
Nursî ise, bunun tam tersi bir taraftaydı. O modernizmin kuşkuculuğuna teslim olmak yerine, onunla amansız bir mücadeleye girmeyi tercih etmişti. Sözler adlı eserinde Nursî, “düzen argümanı” ile karşımıza çıkıyordu: Tıpkı ihtişamlı ve güzel bir evin bir mimara ihtiyaç duyduğu gibi, Nursî diyordu ki:
Bütün kâinat aynı zamanda sonsuz bir Ustaya, herşeyi bilen ve her şeye gücü yeten bir San’atkâra ihtiyaç duymaktaydı:
“Öyle de, şu kâinat nihayetsiz hakîm, alîm, kadîr bir Sânî ister. Çünkü, şu muhteşem kâinat öyle bir saraydır ki, ay, güneş lâmbaları, yıldızlar mumları, zaman bir ip, bir şerittir ki, o Sânî-i Zülcelâl her sene bir başka âlemi ona takıp gösteriyor.”
Nursî’ye göre, ateizmin problemi dünyaya yeterince hayret nazarıyla bakmamasıydı. Bilim tarafından bütün detaylarıyla ortaya konulan dünyadaki düzen, her haliyle bir Yaratıcıya işaret ediyordu. Biz tasarlanmış bir dünyada yaşıyorduk.
Nursî, burada teizmi savunuyor falan değildi. Onun amacı, tam anlamıyla İslâmı savunmaktı. Nursî’ye göre, İslâm, Allah’ın varlığını ve O’nun insanlardan isteklerini açıklayan son, kesin ve en mükemmel dindi. Meselâ, Nursî Hazreti Muhammed’in ehemmiyetini anlatırken der ki:
“Rahmân-ı Rahîm olan Allah’ın, Furkan-ı Hakîmi Arş-ı Azîmden üzerine indirdiği zât olan Efendimiz Muhammed’e (a.s.m.) ümmetinin iyilikleri adedince milyon salât ve milyon selâm olsun. Risâletini İncil, Tevrat ve Zebûr’un müjdelediği; nübüvvetini doğduğundan hemen önce ve doğumu ânında meydana gelen hârikulâde hallerin, cinnî hâtiflerin, insanlardan evliyâ ve kâhinlerin haber verdiği; işaretiyle ayın ikiye bölündüğü Efendimiz Muhammed’e (a.s.m.) ümmetinin alıp verdiği nefesler sayısınca milyon salât ve milyon selâm olsun.”
Said Nursî, İslâm’ın gerçekliğini ispat eden bir çok rasyonel argüman olduğunu söylüyordu. Yazılarında sıkça dile getirdiği şeylerden biri de Kur’ân’ı okuyan herhangi birinin onun İlâhî bir kaynaktan geldiğini hissetmesiydi. Gerçekten de Kur’ân’ın okuyanlar üzerindeki etkisi olağanüstüydü ve Nursî bu gerçeği, Kur’ân’ın İlâhî kaynaktan geldiğini ispatlamak için bir ‘reductio ad absurdum’ argüman (olmayana ergi, üçüncü ihtimalin dışlanması) olarak kullanır. İnsanların hepsinin inanmasalar da Kur’ân’ın diğer bütün kitaplardan farklı olduğunu kabul ettiklerini belirten Nursî şöyle devam eder: Ya Kur’ân umumunun altındadır veya umumunun fevkinde bir derecesi vardır. Umumun altındaki şık ise, muhâl olmakla beraber, hiçbir düşman, hattâ şeytan dahi diyemez ve kabul etmez. Öyle ise, Kur’ân umum kitapların fevkindedir; öyle ise mu’cizedir.”
Nursî’ye göre, kişinin duruşu sağlam olmalıdır. Eğer inancınızı size muhalif olan bir kültürde ispatlamak istiyorsanız, onu sonuna kadar savunmalısınız. Modernitenin usanmak bilmez kuşkucu faraziyelerine teslim olmak gidilecek yol değildir.

İKİNCİ DERS: ÖZE BAĞLI KALARAK DEĞİŞİM

Said Nursî, halifeliğin M. Kemal tarafından kaldırıldığı bir dönemde yaşadı. Tabiî olarak bu İslâm’ın yapısıyla ilgili şüpheleri provoke eden bir durumdu. İslâmiyet için Müslüman bir ülkede yaşamak hayatî bir öneme sahip miydi?
Nursî’nin bu duruma yaklaşımı oldukça ilginçti. Öncelikle İslâm şeriatını tamamıyla bir devlet şeriatı olarak yorumlamanın yanlış bir yaklaşım olacağını açıklamakla başladı. Nursî açıkça dedi ki: ‘Şeriat da, yüzde doksan dokuz ahlâk, ibadet, âhiret ve fazilete aittir. Yüzde bir nispetinde siyasete mütealliktir; onu da ulü’l-emirlerimiz düşünsünler..’
İslâmî kurallar gerçekten de Allah, hayat, ahlâk ve insanî faziletlerle ilgilidir. Nursî’nin de dediği gibi, birinci derecede siyasî meselelerle alâkalı değildir. Ayrıca, Nursî şunu da kaydeder ki; siyasî meselelerde faziletli olmak oldukça zor bir ihtimaldir. Bütün bu gerekçeler de zaten Nursî’nin siyasetten kaçış sebeplerini ortaya koymaktadır.
Nursî, siyasî meselelerin ortasında kalmaktansa, hayatını Kur’ân ve imanı anlatmaya adamayı tercih eder. Hayatını bir kaç sene güzel yaşamayı sağlayacak dünya hayatına heba edeceğine, sonsuz olan hayata vakfetmeyi uygun görür.
Nursî’nin burada dikkati çekmek istediği nokta siyasetin bu zamanda fesat ile eş anlamlı hale gelmiş olmasıdır. Böylece o şeriata en güzel hizmet edebileceği noktada, İslâmî inancı ve Kur’ân’ı insanlara anlatabilme noktasında bulur kendini. Buna ek olarak Nursî, İslâm’ın siyasî amaçlar için kullanılmasına asla tahammül göstermemektedir. Bu sebeple “Kur’ân’ın elmas hakikatlerini siyaset ile kirleterek, sıradan camları elmaslarla değişmeyeceğini” ilan eder.
Buna ek olarak Nursî, gayr-i Müslimlerle de bir problemi olmadığını deklare eder. Meselâ, kendisine “Şimdi Ermeniler kaymakam ve vali oluyorlar. Nasıl olur?” şeklinde bir soru sorulduğunda gayet soğukkanlılıkla şunları söyler: “Saatçi ve makineci ve süpürgeci oldukları gibi... Zira, meşrutiyet, hâkimiyet-i millettir. Hükümet hizmetkârdır. Meşrutiyet doğru olursa, kaymakam ve vâli, reis değiller, belki ücretli hizmetkârlardır. Gayr-ı Müslim reis olamaz, fakat hizmetkâr olur. Farz ediniz ki, memuriyet bir nevî riyaset ve bir ağalıktır. Gayr-ı Müslimlerden üç bin adamı ağalığımıza, riyasetimize şerik ettiğimiz vakitte, millet-i İslâmiye’den aktâr-ı âlemde üç yüz bin adamın riyasetine yol açılıyor. Biri zayi edip, bini kazanan, zarar etmez.
Nursî açıkça laik devlet düzeni altında kusursuz ve mükemmel bir şekilde Müslüman olunabileceğini görmüştür.. İlginç bir şekilde Nursî, gün gelip de insanların Kur’ân’ın eşsiz güzelliğini anlayacağı ve devlet yapısının kendiliğinden Kur’ân hakikatlerine dönüş yapacağı konusunda Allah’a güven duymaktadır. Fakat o güne kadar, asıl vazife imanlı birer Müslüman olmaktır.
Nursî’nin bu tavrı öze bağlı kalarak değişimin model bir örneğidir. Bu modelde İslâm’ın bütün çekirdek hakikatleri aynen muhafaza edilmiştir. O Türkiye’de yaşayan Müslümanları devletin yapısında yapıcı bir rol almaya dâvet etmiştir. Ben de Hıristiyanların bu yaklaşımdan büyük ders alması gerektiğini düşünüyorum.

ÜÇÜNCÜ DERS: İNANCINIZIN
DOĞRULUĞUNU ŞİDDETE SAPMADAN SAVUNMAK


Hıristiyanlık’ta da, İslâmiyet’te de dinin mesajının şiddet ile yayılabileceğini düşünen taraftarlar mevcuttur. Said Nursî ise şiddetin kullanımının Allah inancına bir ihanet olacağını düşünüyordu. Ve onun bu düşüncesi detaylarıyla incelenmeye değer bir düşünceydi.
Nursî’ye göre, sadece zayıf olanlar şiddete başvurur. İslâmiyet ise öyle güçlü argümanlara ve delillere sahip ki, zafere ulaşması için başka şeye ihtiyacı yoktur.
Nursî, Müslümanlara İslâmiyet’in güzelliğini ve doğruluğunu gayr-ı Müslimlere karşı gösterme çağrısı yapmıştır.
Hıristiyanların da inançları konusunda kendilerine bu denli bir güvene ihtiyaçları vardır. Ancak biz Hıristiyanlar Aydınlanma Çağı’nda bu konuda da yara aldık. Delil ve mantık konusunda kendimize güvenimizi tamamıyla kaybettik.



DÖRDÜNCÜ DERS: İNANÇLA
HAYATI BÜTÜNLEŞTİRMEK



Bu makale Risâle-i Nur’un metotları üzerine odaklanmıştır. Ancak Hıristiyanlar sadece Risâle-i Nur’un metodundan değil, aynı zamanda muhtevasından de faydalanabilirler. Biri bir kere Bediüzzaman Said Nursî’nin dünyasına girmeye başladı mı, bilhassa Hıristiyanlar, orada modern çağın zorluklarına göğüs germeye yarayacak argümanların yanı sıra, hatta onlardan ziyade, herhangi bir kulun ihtiyacı olan bilgeliği de bulacaktır. Said Nursî hayatı inançla birleştirecek bir iksire sahiptir.


SONUÇ:

İnançlar arası diyalogdan korkanlar, ancak hayal gücü zayıf olanlardır. Onlar belki dinlerine olan inançlarını kaybetmekten korkuyor olabilirler. Ya da ayrışma ve çatışmalardan da korkuyor olabilirler. Bunun yanında aşırı derecede uzlaşmadan da korkuyorlar. Ancak gerçek şu ki; bir kere diyaloğa başladılar mı, bunun gerçekte böyle olmadığını göreceklerdir. Ben dinime derinden bağlı bir Hıristiyan olarak, böyle bir diyaloga hep sıcak baktım. Ben, inancımı kaybedeceğimden de asla korkmadım. Bu konuda en güzel örneğim ise Bediüzzaman’dı. Onun inancına bağlılığını hep örnek almışımdır. Onun problemler karşısındaki yapıcı tutum ve fedakârlığına da her zaman hayranlık duymuşumdur. Onun hakkında incelemelerim sonunda şunun farkına vardım ki; Nursî inanca bağlılık ile değişim arasında muhteşem bir denge kurmuştur. Hıristiyanlar Risâle-i Nur’da bulunan derin hakikatleri detaylıca incelemeli. Nursî’nin Allah’a bağlılık çağrısı beni de tesiri altına aldı. Nursî ile karşılaşmakla Allah hakkında çok şey öğrendim diyebilirim. Bu karşılaşmam aslında şaşırtıcıdır. Ben Said Nursî ile karşılaştığım için çok mutluyum. Onun sayesinde kendim hakkında, İslâm hakkında ve özellikle de Allah hakkında çok şey öğrendim.
Saba Aslan is offline  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Reply With Quote Add to Saba Aslan's Reputation
Reply

Tags
agresif, arguman, ateizm, avrupa, bati, bilimsel, cagdas, dunya, duzen, ekonomi, guzel, hiristiyan, hizmet, ilahi, islam, kemal, kuran, makale, mesrutiyet, metafizik, millet, musluman, mustafa, nur, nursi, objektif, osmanli, prototip, rasyonel, risalei, said, sekuler, siyasi, teknolojik, teslim, turkiye, uyum, yuzyilin


Currently Active Users Viewing This Thread: 1 (0 members and 1 guests)
 
Thread Tools
Display Modes

Posting Rules
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is On
Smilies are On
[IMG] code is On
HTML code is Off
Trackbacks are Off
Pingbacks are Off
Refbacks are Off


Similar Threads
Thread Thread Starter Forum Replies Last Post
İngiltere ‘Kancalı İmam’ı ABD’ye iade ediyor.[11.02.2008] osmik Son Dakika, Günlük Güncel Olaylar 0 11.02.08 02:50
Son Dakika-->Almanya’da ‘Hepimiz Türküz’ mesajları.[07.02.2008] osmik Son Dakika, Günlük Güncel Olaylar 0 07.02.08 11:53
İzmir’deki bomba davası Ergenekon’a uzandı.[29.01.2008] osmik Son Dakika, Günlük Güncel Olaylar 0 29.01.08 08:00
Ulaşılmayan Additional Domain Controller’ in Active Directory’ den Kaldırılması Chaos™ ResimLi, Videolu AnLatımLar ve Faydalı Bilgiler 0 29.09.07 10:31
4/a’lı mı b’li mi yoksa c’li misiniz? SanaLKampuS Hukuk, Muhasebe, Vergi ve Sigorta 1 17.09.06 07:14


All times are GMT +3. The time now is 04:17.


Powered by vBulletin® Version 3.8.0 Beta 1
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.2.0
http://www.puzzletr.com
Inactive Reminders By Chaos Download

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387