Sanalkampus Üniversiteliler Unikampus Kampüs Kampüsler Liseliler Mezunlar  

Go Back   Sanalkampus Üniversiteliler Unikampus Kampüs Kampüsler Liseliler Mezunlar > FİLM & SİNEMA & DİZİ & TV > Sinema Sohbet

Post New Thread Reply
 
Thread Tools Display Modes
Old 16.10.06, 11:10   #1 (permalink)
Üye
 
shahyn's Avatar
 
Bilgileri
Join Date: Sep 2006
Kullanıcı No: 106
Posts: 44
Teşekkürler Durumu
: 0
Karizma
Rep Puanı : 2958
Rep Seviyesi : shahyn has a reputation beyond reputeshahyn has a reputation beyond reputeshahyn has a reputation beyond reputeshahyn has a reputation beyond reputeshahyn has a reputation beyond reputeshahyn has a reputation beyond reputeshahyn has a reputation beyond reputeshahyn has a reputation beyond reputeshahyn has a reputation beyond reputeshahyn has a reputation beyond reputeshahyn has a reputation beyond repute
İletişim
Cool Sinema -TV Ders notları

BİR TV PROJESİ NASIL HAZIRLANIR




‘Ne’ anlatacağımıza ve ‘kime’ anlatacağımıza karar vermeliyiz.

Bir senaryo yazarken kaçınmamız gereken hatalar bir TV projesinde de bizim için tehlike oluşturmaktadır. Orada nasıl bir ‘plot’ ve onu destekleyen ‘subplot’lar varsa, burada da bu tür kaygılarımız vardır.

Bazen bir ‘duygu’ bazen bir ‘konu’ bazen bir ‘mesaj’ bazen de bir ‘olay’ bir sanat eserinde önceliklidir.

Kattığımız yan unsur ya da yan olaylar, öncelik sıralamasında birinci olan konu, olay, mesaj ya da duyguyu desteklemeli ama kesinlikle gölgelememelidir. Böyle olmazsa izleyicinin dikkati dağılır, anlatımda çarpıcılık ya da vuruculuk azalır, belki anlatılmak istenenden farklı şeyler anlaşılır.

Tam anlaşılmamak, az anlaşılmak gibi durumlar kesinlikle başarısızlıktır. İletişimde ya anlaşılırsınız ya da anlaşılmamışsınızdır . Ortası da başarısızlıktır!

Bu yüzden anlaşılırlığı zorlaştırmak, bize izleyici kaybettirmekten başka işe yaramaz.

Medya dili anlaşılır olmayı gerektirir. Asla karmaşık olmayan, basit ve yalın bir dil kullanılmalıdır.



İletişimde “Bull Eye” denen bir kural vardır. Dart oyununu bilirsiniz. Hedef tahtasını ya on ikiden vurursunuz ya da vuramamışınızdır. Öküz gözü denen o kırmızı nokta, ya da hiç!

Konu ve kitleyi bir arada düşünüp karar vermeli nereye nişan alacağımızı bilmeliyiz.

Öncelikli olarak; “B kitlesi mi C mi, erkekler mi yoksa gençler mi, kadınlar mı yoksa çocuklar mı” sorusunun yanıtından emin olarak programımızı oluşturmaya başlamalıyız. Çünkü bu saydığımız grupların her biri farklı yayın saati ve farklı bir dili gerektirir. (“Hedef Kitle” adlı ders notumuza bir bakın.)

Nasıl senaryonun bir yazılış standardı varsa (hatırlayın ders notlarımızdan split page, full page vs.) bir TV projesi hazırlamanın ve sunmanın da, piyasa koşullarına ve ülkelere göre değişen bazı formatları vardır.

Bir TV projesinde ilk etapta belirlenmesi gereken maddeler şunlardır:


Programın Adı: …………..

Süresi:
30’ gibi

Yayın Saati: 20:30 (Kuşak da belirtilebilir: Off prime time ya da prime time gibi…)

Periyodu: 7 /1 (haftada bir), 15/1 (on beşte bir) gibi…

Hedef Kitlesi: C, B ve gençler, çocuklar gibi ya da 18–35 yaş arası erkek vs…

Formatı: Canlı, banttan, stüdyo, naklen vs.

Programın Türü:

Programın Amacı:

Programın Konusu-İçeriği:

Sunucusu:
Varsa ve önemliyse tarif edilir

Kuruluşu: Seyircili, seyircisiz, dansçılar, orkestra gibi…

Bunlar aynı zamanda projenin birinci sayfa bilgileridir.

Programın içeriği bölüm bölüm yazıp açıklanır.

Mesela; ‘Moda Bölümü’: Her hafta ünlü bir modacıyla röportaj yapılacak ve kreasyonları tanıtılacaktır. Cengiz Abazoğlu, Cemil İpekçi, Yıldırım Mayruk gibi.(Alınan dakika dakika ratingler ile akış her hafta yeniden düzenlenir. Mesela en başarılı bölümü başa ya da sona koymak gibi…)

Bu tür bir içerik detaylanması da kaç kişilik bir ekibe (teknik ekip, yapım ekibi, set görevlileri, kamera önünde görev alacak oyuncu, sunucu vs.ler...) ihtiyaç duyulacağının netleşmesini sağlar. Kaç günlük bir çekim ve montaj süresi planlanmakta olduğu da saptanır.

Artık en can alıcı nokta olan "bütçe"ye yani harcamaların dökümüne sıra gelmiştir. O ana kadar ortaya çıkan tablo, bütçe planlaması yapmayı kolaylaştırmaktadır. (Bütçe: En son sayfa)

Görüldüğü gibi adım adım yapılan detaylandırmalar; çekim planının, mekânların, ekip ve ekipmanın, bütçenin ortaya çıkabilmesi içindir.

Bir TV şirketiyle bir yapım şirketi çok farklı bütçe anlaşmaları yapabilir. Mesela; cast (oyuncu seçimi) konusuna TV şirketi karar verebilir, parasını da onlar ödeyebilir. Küçük bir örnek; Bir İstanbul Masalı’nda Mehmet Aslantuğ’la Ozan Güven’in parasını kanal ödemekte, diğer oyuncularınkini yapım şirketi ödemekte…





Ufak bir not daha… Program başladıktan sonra en erken 20. dakikada reklâm girebiliyor... Bu periyot tekrarlanır. Filmlerde 40. dakikaya kadar reklâm verilemiyor. Reklâm girme noktaları bir TV filminin senaryosunun yazılmasında önemli husustur. Çünkü senaristler, teaser denen merak öğesinin 20. dakikaya gelecek şekilde yerleştirilmesine dikkat eder.

Konudan konuya atlıyor gibi olmayalım ama ‘teaser’ın bir anlamı daha vardır. ‘Az sonra’ denen fragmanlara da teaser denir tvcilikte. Çünkü onlar da merak uyandırma amaçlı hazırlanan tanıtımlardır.




TV TEKNOLOJİSİYLE FİLM TEKNOLOJİSİNİN FARKLARI

İlk derslerde sinema ile TV tekniğinin farkını anlatırım. Bunun ne kadar bilinmediğini görünce de her sene yeniden şaşırırım. Basitçe özetlemeye çalışacağım.

TV deyince elektronik kamera ve elektronik montaj sistemleri aklınıza gelmeli.

Bir de film kamerası vardır çünkü. Bu kameranın magazin denen kısmına fotoğraf makinelerinizin içine konan filmden konur. Gümüş taneciklerinden oluşmuş bir emisyonu vardır. 3,5 cm.lik bir genişliği olduğu için 35mmlik diye anılır. Fotoğraf makinesine koyduğumuz filmin bu filmden ses kuşağı eksiktir. Bir de kareler yan yana dizilir, film kamerasındaki filmde ise alt alta. Bu filmlerin genişlikleri artabilir, azalabilir. Yani; 16mm ve 70mmlik filmler de vardır.




Çekimden sonra banyoya ve renk ayrımına gider film. Bu malzeme bir kez kullanılabilir tabi ki. O yüzden elektronik kamera ve videokaset teknolojisi, film teknolojisinden daha ucuzdur.

TV teknolojisi ise pratiktir. Bu elektronik teknolojilerin broadcast yani profesyonel televizyonculuk için olanları olduğu gibi, ev tipi yani amatörler için olanları da vardır. Mesela Betacam kameralar evde değil TV’lerde kullanılan kameralardır. Ev tipi olarak da hepinizin kullandığı handicamler var. Bu kameralarda artık tüp yok. O yüzden gittikçe küçülen ve hafifleyen bir teknoloji. (Tüplü tv ile plazma tv farkı gibi)…Ve artık hepsi CCD’ li. Bu yüzden de gittikçe daha az ışıkta, daha yüksek bir performans gösteriyorlar.

Bu amatör kameraların haber ve belgeselde de kullanıldığı oluyor. Az ışığa ihtiyaç duymaları, hafif olmaları onların bu alanlara girmesini sağladı. Amatör ile profesyonel arasındaki fark yavaş yavaş kapanmakta.

Bir betacam kasette 4 kanal ses, kamerasında ise iki ses girişi var. Ama ev tipi bir kullanımda bunlara ihtiyaç yoktur değil mi?

Filmin çözünürlüğü, manyetik banttan (videokasetin içindeki şerit) çok çok daha yüksek olduğu için, filmin görüntü kalitesi daima daha fazla oldu. (Manyetik bantta krom tanecikleri var, filmde gümüş...) Pahalı ama kaliteli bir seçimdir film. Ama artık dijital teknoloji filmin çözünürlüğünü yakalayacak gibi gözüküyor.

Yüksek çözünürlük, görüntüye; gerçekliğe yakınlık, derinlik verir. Bir TV deki resme bir de beyaz perdedekine bakarsanız farkı anlarsınız.

Videokaset formatları da enlerine göre değişir. Ama mm. olarak değil de inch olarak ölçülür. Betacamın inchi ½ dir. Ya da video 8lerin ¼ inchtir.

Görüldüğü gibi; kasetlerin bant genişlikleri, teknolojinin gelişmesiyle paralel olarak azalmış.

Ben televizyonculuğa başladığımda (1987) 1 inchlik bantlar vardı. Kaset muhafazası olmayan kurdele gibi şeritlerdi onlar. Kare kutuların içinde dururlardı; çekime çıkmadan önce; bir manyetik bant siliciye tutar, görüntüleri siler, sonra üstüne çekim yapmak üzere çıkar giderdik. O zamanki kameralarımız da portable denen ek üniteleri olan kameralardı. Yani kaset ve ses kaydı yapan ayrı bir teybi, bir asistan omzunda taşıyarak kameramanın arkasında dolaşırdı. Tabi bu habercilik için hiç pratik olmazdı. Kasetin kameranın üzerine takılması bir devrimdi. İşte ENG denen kamera türü doğmuştu nihayet. Yani Electronic News Gathering. Yani bildiğiniz aktüel kamera. Stüdyo kameralarından (Electronic Field Production) farklı bir şey. Batarya takılabilen, direk ses kaydı alabilen, daha az ışığa ihtiyaç duyan, üstünde kaset haznesi olan.

Şimdi televizyonlarda DVcamler gözde.

1 inchlerden sonra U maticler çıktı ki kaset denen olayı ilk o zaman gördük TV âleminde. ¾ inchti içindeki şerit. U-matic’in low’uydu high’ıydı derken betacamlar geldi. Üff ne biçimdiler ama. Sonra dijital betacamlar çıktı ki bu, dijital teknolojinin ilk ayak sesleriydi.

Artık TV teknolojisi, kasetin de kullanılmadığı kameralara yöneliyor. Doğrudan hard disce kayıt yapan kameralara. Çok daha uzun süre kayıt imkânı ve formatlayarak tekrar kullanım ve asla drop (çizik) atmama garantisi. Bu olay, kasetten de kâr etmeyi getireceği için TV patronlarını sevindiren bir sistem. Ayrıca görüntü kalitesi daha da yüksek.

Zaten TV’ de artık analog montaj setlerinin sayısı gittikçe azalıyor. Dijital montaj yaygınlaştı. Yani bilgisayarda montaj. Böyle olduğu için de bu hard discler iyice tercih edilir olacak. Çekimden geleceksiniz, hard discinizi doğrudan bilgisayarın kasasına adapte ederek görüntülerinizi aktaracaksınız, üstelik çok da kısa bir sürede. Normalde Capture etmek uzun süreli bir iştir bilirsiniz.

Rander işlemi (montajdan sonra filmin oluşması için montaj programın gerçekleştirdiği birleştirme işlemi); uzun vakitler aldığı için hala daha analog sistemleri tercih eden tvciler var tabi. Haberciler mesela.

Analog sistem ne demek? Bir player var. Çekim kasetinizi onda okutuyorsunuz, o player cihazına bağlı bir de recorder video var, o da seçtiklerinizi kaydediyor. Tabi ikinci bir player, görüntü mikseri, ses mikseri bu sisteme eklenebilir. Yani elektronik sinyallerle görüntünün bir cihazdan diğerine kablolar ile aktarılmasına transfer kurgu da denir anolog montaj da, linear da… Hepsi aynı şey…

Bir bilgisayarda bir montaj programı ile yapılan montaja dijital montaj (non-linear) deniyor.

Bir de mekanik montaj var. Film teknolojisinde kullanılır. Film şeritlerinin kesilip birbirine eklenmesiyle yapılan montajdı. Bu işlemi gerçekleştiren bir masa (montaj masası) vardı. Ama artık dijitale aktarıp montaj yapmayı tercih ediyorlar.

Montaj kelimesini kullanmakta ben bir sakınca görmüyorum. Kurgu kelimesi bir filmin dramatik inşasını da karşılıyor çünkü. Televizyon, objektif, sinema, kamera gibi bir dolu yabancı kelimeyi kullanıp “kurgu”da diretmenin anlamsız olduğunu düşünüyorum.

Bir de unutmadan; beyaz perde genel planları, TV ise yakın planları sever. Beyaz perdede bir baş plan düşünsenize…




Emek sineması görüntülerimizi (‘filmlerimiz’ bölümünde) izlerken şu notlar da elinizde olsun:


Bir bobin 1800 metre filme,

270 metre ise 10 dakikaya tekabül eder.

Çeşitli formattaki filmler onlara uygun objektiflerin projeksiyon cihazına takılmasıyla beyaz perdeye uyarlanır. Sinemaskop hadisesi bu uyarlama / uyarlayamama hadisesidir.

35 mm film 55mm normal objektifle oynatılır. Fakat 90 takılırsa sinemaskop olur.

70 mm.lik film için objektif değişir, kullanılan 87.5 gibi bir objektiftir. Taşıması zor olduğu için ABD’de neredeyse kaldırıldı, film 35 mm.ye dönüştürülüyor.

16 mm.yi 35 yapmak için oynatılma sırasında objektifle düzeltme yöntemi tercih edilmiyor, laboratuarda basıp yolluyorlar. Fakat grenleşme mümkün.

Dolby stereo demek; seslerin ön, arka, sağ ve soldan gelmesi demek.

Mesela; Emek sinemasının salonunda tam 14 tane hoparlör var…


Fotoğraflar: Ebrar (Emek Sineması)





CROMWELL’İN SEÇİMİ

Yazan : Muharrem Vardar / Tarih : 2006-06-21 20:17
Yorumlar :
(0)
Oylar : 0

Öğrencilerime verdiğim ödevlerden biri de “Sekans Teknik Dekupajı”dır…Bu ödevde bir filmin bir sekansı seçilir, çekim senaryosunda olduğu gibi plan plan yazılır. Kamera hareketleri ve ölçekleriyle. Sekans kendi içinde bir bütünlüğü olan,tek başına seyredilse bile anlam arz eden filmin bir bölümüdür. Bu çalışmayı siz de deneyebilirsiniz, bir yönetmenin ne yaptığını anlamanın en iyi yollarından biridir. Tek bir sahneden de oluşabilir sahnelerden de. İşte o ödevlerden biri…
Defne Ilgaz




CROMWELL’İN SEÇİMİ

KRALIN İDAMI

1640 İngiltere

Kral 1. Charles, ülkesinin güvenliği için yeni bir ordu kurmaya karar verir... Halkından vergi toplamak yerine parlamentodan para toplamayı tercih eder, bu yüzden parlamentoyu tekrar açar. Oliver Cromwell, toprak sahibi bir püritendir. Arkadaşlarının ısrarı sonucu parlamentonun açılışına katılır... Parlamento üyeleri kralın istediği paraya karşılık kraldan halkı yönetme hakkını devretmesini ister... Kral kabul etmeyince iç savaş çıkar... Oliver yeni bir ordu kurmak için parlamentodan destek ister... Parlamento üyeleri Oliver’i başkomutan olarak seçer... İç savaşı 1545 yılında General Cromwell’in ordusu kazanır... Kral tutuklanır... General Cromwell, parlamento üyeleri adına krala bir teklifte bulunur... Kral, teklifi incelemek için bir hafta süre ister... Kral bu arada, yönetimi tekrar ele almak ve parlamentoyu dağıtmak için düşman ülkelerle ittifak yapar... General Cromwell, parlamento üyelerinden kralın yargılanması için mahkemenin kurulmasını talep eder... Mahkeme, vatan hainliği suçundan kralın idamına karar verir...


1-1- G. Cromwell’in odası (İç-Gün)

Filmin müziği çalar...

Kamera odanın penceresinden zoom in yapar...

Pencereden kralın idamı için hazırlıklar görülür...
Kamera yavaşça sağa doğru travelling yapar, G. Cromwell’in masasında durur. G. Cromwell göğüs plan...

General Cromwell masasında oturmaktadır, masanın kenarında bir mum yanar ve önünde ortasından açılmış bir kitap durur... Kapının açılma sesi duyulur...

Kapının açılma sesi...

1-2- G. Cromwell’in odası (İç-Gün)

Müzik devam eder...

Bel plan

Sir Thomas, iki eliyle tuttuğu bir mektup ile içeriye girer...
Sir Thomas generale seslenir...
Sir Thomas: General


1-3- G. Cromwell’in odası (İç-Gün)

Müzik devam eder...
Göğüs plan
General Cromwell başını kapıya doğru çevirir

G. Cromwell: Sir Thomas

1-4- G. Cromwell’in odası (İç-Gün)

Müzik devam eder...
Bel plan
Sir Thomas G. Cromwell’in yanına gelir, iki eliyle tuttuğu mektubu masaya bırakır...

Sir Thomas: Dün gece komisyon üyeleriyle beraberdim. Bana size bir öneri iletmemi emrettiler. Kralın hayatı karşılığında size 40000 Paund teklif ediyorlar.

G. Cromwell başını yavaşça kaldırarak Sir Thomas’a bakar, tekrar başını öne eğer...

G. Cromwell: Prensiplerimi rüşvetle satın alacağınızı düşünerek beni aşağıladınız
Sir Thomas’ın yüzüne bakar

G. Cromwell: Beni ne kadar az tanıyorsunuz Sir Thomas.

G.Cromwell ayağa kalkar...


1-5- G. Cromwell’in odası (İç-Gün)
Müzik devam eder...
Bel plan
G.Cromwell koltuğundan kalkar, pencereye doğru yürür...
Sir Thomas: Bunu hiç düşünmeyecek misiniz?
Kamera G. Cromwell’i bel plandan yavaşca omuz plana alır Kamera G. Cromwell’e (travelling) yakınlaşır.
G. Cromwell: Düşündüm ve… Evet Tanrı’nın izniyle yeterince düşündüm.

2 -1- Kralın sarayı - salon (İç-Gün)

Göğüs plan

Kral profilden, sol eliyle şöminenin duvarını tutar... Rahibin sesi duyulur...

Rahip: Sonra valinin askerleri İsa’yı salona aldılar.
Kral başını yavaşça rahibe doğru çevirir...

Rahip: Onu soyup kırmızı bir giysi giydirdiler...

2 -2- Kralın sarayı - salon (İç-Gün)

Genel plan

Kral elini şöminenin duvarından çeker, rahibin sağına doğru bir adım atar, ellerini belinde birleştirir...Rahip ayakta, iki eliyle İncil’i tutarak okur.

Rahip: Sonra gazaba gelmiş bir kalabalığın önüne un koydular. Onun önünde diz çöküp Onu selam Yahudilerin kralı diye
Kapı açılır...
Kapının açılış sesi...
Rahip okumaya devam eder...
Rahip: Selamlamalarını ve tükürmelerini
Rahip okumayı keser... İçeriye albay girer, birkaç adım atarak durur...
Adam: Majesteleri...
Rahip başını gelen albaya doğru çevirir... Kral da gelen albayı görmek için albaya doğru döner...
Kral: Zaman geldi mi?
Albay: Hayır majesteleri ekselansları Prenses Elisabet ve
Kapıdan içeriye girmek isteyenler görülür...

2 -3- Kralın sarayı - salon (İç-Gün)

Albay grup bel planda
Albay: Ekselansları Prens Henry geldiler...
Kamera kapıdan içeriye giren prens ve prensesi genel plandan prensese göre göğüs plana alır. Kamera prenses ile prense (travelling) kaydırma yapar
Kapıdan Prenses Elizabeth, Prens Henry ve dadıları içeriye girer, dadı, ardından kapıyı kapatır... Prenses kardeşiyle yavaş yürüyerek babasının yanına gelir, ağlayarak babasına sarılır; baba da kızına sarılır... Prens Henry de ağlar... Kral kızına arkasını döner, bir eliyle kızının elini diğer eliyle oğlunun elini tutar... Kızına
Kral: Kızım, Tatlım... Benim için acı çekme

Bel plan kamera kral ve çocuklarına (travelling) kaydırma yapar.
Kral ve çocukları birkaç adım atarlar Kral oturmak üzere
Kral: Şimdi ikiniz de
Kral pelerini düzeltir ve oturur... Prenses diz çökerek oturur hâlâ ağlamaktadır... Kral oğlunu dizine oturtturur... Prenses ellerini babasının dizinin üstünde birleştirir, yaşlı gözlerle babasına bakar... Kral eliyle kızının ellerini tutar kızına bakarak
Kral: Beni iyi dinleyin
Başını oğluna doğru çevirir
Kral: Babanızın kafasını kesecekler... Şşşşşt tamam.
Kral başını kızına çevirir... Prenses daha yüksek sesle ağlar, başını ellerinin üstüne eğer... Prens Henry sessizce ağlar... Kral tekrar başını oğluna çevirir...
Kral: Henry söylediklerime çok dikkat et. Seni kral ilan etmelerine izin vermeyeceksin. Kardeşin Charles hayatta kalana kadar kabul etme
Prens Henry ağlamaklı sesiyle, başını babasına yaslar
Prens Henry: Önce beni parçalamaları gerek!
Kral koluyla oğlunu sarar
Kral: İşte benim oğlum! Bugün abin kral olacak.
Prenses hıçkıra hıçkıra ağlar... Kral başını kızına çevirir, başını eğerek
Kral: Elizabeth üzülme! Ölüme şerefimle gidiyorum. Annene onu
Derin bir nefes alır. Kızı ağlamaklı gözlerle babasına bakar
Kral: Her zamanki gibi son dakikaya kadar sevdiğimi söyle beni dualarında unutma.
Kral önce oğlunun alnından öper sonra başını eğerek kızının başını öper... Kapı açılır...
Kapı açılma sesi


2-4- Kralın sarayı - salon (İç-Gün)

Genel plan
Kralın refakatçileri içeriye girer , krala selam verirler... Rahip, dadı, albay kapıdan gelen refakatçiye bakarlar...
Refakatçi: Kralın refakatçileri

Kamera sola doğru pan yapar kamera krala doğru (travelling) kaydırma yapar
Prenses ağlamaya devam eder... Kral oturduğu yerden cevap verir.
Kral: Teşekkür ederim.
Kral oğlunu kollarıyla tutarak dizinden indirir... Prenses ayağa kalkar, kral oturduğu yerden kızının elini öper.
Kral: Tanrı ikinizi de korusun.

Prens ile prenses babalarından ayrılır. Prenses ağlamasına devam eder. Dadı prens ile prensesi kollarıyla tutarak kralın yanından ayrılırlar... Kral gözlerini kapar, derin bir nefes alır, albaya seslenir

Kral: Bu nasıl bir sabah böyle albay
Albay: Gerçekten çok soğuk majesteleri
Kral pelerinin iplerini aşağı çeker... Oturduğu yerden kalkar,
Kral: İkinci bir gömlek giymekle iyi etmişim.
Albaya doğru yürür...Albay, kralın şapkasını ve eldivenini eline alır, birkaç adım atar, şapkayı ve eldivenini krala verir... Kral albayın önünde durur
Genel plan kamera kralın hareketine göre (travelling) kaydırma yapar
Kral, albaya arkasını döner, rahibe doğru yürür, rahibin elindeki kitabı alır, konuşmasına devam eder
Kral: Tanrıya şükürler olsun beni buna hazırladı Westerstreet’e arabayla mı yoksa yürüyerek mi gidicez?
Refakatçi: Yürüme emri aldım majesteleri
Kral: Hayranlık verici sabah havası bana iyi gelecek

Kral başını geriye çevirir albaya bakar... Albay dizlerini çökerek ağlar... Kral rahibe başını çevirir, rahip boynunu eğer... Kral başını öne çevirerek yürür, rahip de arkasından gider

3-1- Meydan (Dış-Gün)

Genel plan, kamera yukarıdan aşağısını çeker (Tilt down)
Çan sesleri duyulur...
Çan sesleri
Halk meydanı doldurur... Hep bir ağızdan
Halk: Kral geliyooor!

3-2- Meydan (Dış-Gün)

Grup boy plandan Amerikan plan
Askerler kralın rahat geçmesi için yolda toplanan halkı sağa sola dağıtır... Parlamento avlusunun kapısından genç bir çocuk koşarak, bağırarak içeriye girer... Askerlerden bir tanesi genç çocuğu kolundan tutarak yanına çeker...
Genç Çocuk: Kral geliyoor!


4-1- Parlamento –Salon- (İç-Gün)

Genel plan
Parlamento üyeleri, Parlamentonun salonunda, merdivenlerinde kralı beklerler, içeriye heyecanla giren parlamento üyesine bakarlar üye telaşla
4-2- Parlamento –Salon- (İç-Gün)
Omuz plan
P.Üyesi: Beyler kral geliyor
Çan sesleri duyulur
Çan sesleri

4-3- Parlamento –Salon- (İç-Gün)
Çan sesleri
Zoom in, grup bel plan
Parlamento üyeleri pencerelere doğru giderler... G.Cromwell (Amerikan planda) profilden pencereden bakar...
4-4- Parlamento –Salon- (İç-Gün)

Zoom in, omuz plan
General Cromwell profilden, pencereden bakar

5-1- Meydan- (Dış-Gün)

Göğüs plan

Kral ve arkasından rahip, refakatçi, gürültülü halkın arasından yürür...


5-2-Meydan- (Dış-Gün)

Zoom in, grup göğüs plan, kamera kralın yürüşünü (travelling) kaydırma yapar.
Profilden kral,rahip ve refakatçi gürültülü halkın arasından yürür... Halkın içinde öfkeyle bağıran bir adamın sesi duyulur...
Adam: Hain! Öldürün onu!



5-3-Meydan- (Dış-Gün)

Grup Amerikan plandan, grup göğüs plana geçiş
Kral,rahip ve refakatçi gürültülü halkın arasından yürür... kadının biri asker korumalarını atlatarak kralın yanında diz çökerek krala seslenir...
Kadın: Tanrı kralı korusun! Tanrı kralı korusun!
Kral elini aşağı yukarı kaldırır, yürümesine devam eder...


5-4-Meydan- (Dış-Gün)

Amors, Kralın gözüyle, grup bel plan
Halk önlerinden geçecek krala bakmaktadır... Askerler her iki tarafta insanların kralın önüne geçmesini engeller...


6–1-Parlamento- giriş kapısı (İç-Gün)

Grup boy plandan, bel üstü plan, kamera kral, rahibe ve refakatçiye (travelling) kaydırma yapar
Kral, rahip ve refakatçi, gürültülü halkın arasından geçerek Parlamentonun giriş kapısından içeriye girer... askerler ardından kapıyı kapatır... Halkın içinde öfkeyle bağıran yine bir adamın sesi duyulur...
Adam: Vatan hainlerine lanet olsun!


6-2- Parlamento –Salon- (İç-Gün)

Grup boy plan
Kral, rahip ve refakatçi parlamento üyelerinin arasından geçerek merdivenlere doğru yürürler... Yürürken çıkarmış oldukları ayakkabı sesleri duyulur...
Ayakkabı sesleri


6-3- Parlamento –Salon- (İç-Gün)

Amors, grup boy plandan, grup bel plana geçiş, kamera krala (travelling) kaydırma yapar

Kral, rahip ve refakatçi merdivenlerden çıkar... Yürürken çıkarmış oldukları ayakkabı sesleri duyulur...
Ayakkabı sesleri



6-4- Parlamento –Salon- (İç-Gün)

Zoom in, göğüs plan
General Cromwell, duvara yaslanır... İçerdeki uğultu duyulur...
Uğultu sesi

6-5- Parlamento –Salon- (İç-Gün)

Amors, Grup bel plan
Kral, General Cromwell’e bakar... Yürümesine devam eder... Rahip ve refakatçi onu izler... Uğultu sesi devam eder
Uğultu sesi

6-6- Parlamento –Salon- (İç-Gün)

Göğüs plandan, omuz plana, Kamera G. Cromwell’i (travelling) kaydırma yapar
General Cromwell, Kralın yürüyüşünü seyreder... Halkın çıkardığı gürültülü sesler uğultu olarak duyulur...
Uğultu sesleri

6-7- Parlamento –Salon- (İç-Gün)

Amors, grup boy plan
Kral ve rahip yürüyerek parlamentonun dışarıya açılan kapısına yaklaşır... Kral, merdivenlerden çıkar... Dışarıdan halkın gürültülü sesi duyulur...

7-1- Parlamento Önü - (Dış- Gün)

Zoom in, grup bel plan
Kral ve rahip dışarı çıkar... Halkın gürültülü sesi duyulur...
Halkın gürültülü sesi


7-2- Parlamento Önü- (İç-Gün)

Amors, genel plan, kralın gözüyle, kamera tilt down yapar
Askerler, cellâtlar açık tabut ve halkın başları görülür... Halkın gürültülü sesi duyulur...
Halkın gürültülü sesi

7-3- Parlamento Önü- (Dış-Gün)

Zoom in, grup bel plan
Kral, elinde tuttuğu kitabı ve şapkasını rahibe verir... Etrafına bakınır, merdivenlerden aşağıya iner... halkın gürültülü sesi duyulur...
Halkın gürültülü sesi

7 -4- Parlamento Önü- (Dış-Gün)

Genel plan, kamera yukarıdan aşağı çeker, tilt down yapar
Kral, rahip ve refakatçi merdivenlerden iner... halkın gürültülü sesi duyulur...
Halkın gürültülü sesi

7-5- Parlamento Önü- (Dış-Gün)

Zoom in, göğüs plan
Cellât, kralı görünce boynunu büker... Bir at sesi duyulur...
At sesi

7-6- Parlamento Önü- (Dış-Gün)

Zoom in, Omuz plan

Bir at sesi duyulur...
At sesi
Kral, Cellâda bakar...

7-7- Parlamento Önü- (Dış-Gün)

Genel plan
Kral, halka konuşma yapmak için birkaç adım atar, elleriyle balkonun korkuluklarını tutar...
Halkın uğultulu sesi duyulur...
Kral: İşinizi fazla geçirtmeyeceğim ama
7-8- Parlamento Önü- (Dış-Gün)
Size söyleyeceklerim var.

Zoom in, grup bel plan

Halkın uğultulu sesi
Kral konuşmasına devam eder...
Kral: Tanrı şahidim ki beni buraya getirenlerin hepsini bağışlıyorum.
7 -9- Parlamento Önü- (Dış-Gün)

Zoom in, göğüs plan
G. Cromwell boynunu sol tarafa doğru büker... Kral konuşmasına devam eder...
Kral: Benim ölümümden onların sorumlu tutulmaması için dua ediyorum. Tüm çabalarım

7 -10- Parlamento Önü- (Dış-Gün)

Zoom in, omuz plan
Kral konuşmasına devam eder...
Kral: Krallığımdaki barışın devamlılığını sağlamak içindi. Artık ayırtılabilen tahttan; ayırtılamaz bir tahtta çıkıyorum.

7 -11- Parlamento Önü- (Dış-Gün)

Genel Plan, kamera yukarıdan aşağısını çeker
Kral: Sonsuz bir barışa kavuşacağım.
Kral, konuşmasını bitirir, geri döner, rahibe doğru yürür, pelerini tutar...

7 -12- Parlamento Önü- (Dış-Gün)

Zoom in, göğüs plan

Kral, rahibin yardımıyla pelerini çıkarır artından krallık şeridini çıkarır... Halkın uğultusu devam eder...
Halkın uğultusu

7 -13- Parlamento Önü- (Dış-Gün)

Zoom in, diz plan

Cellât ellerini belinde birleştirir, baltanın sapı, elleriyle gövdesi arasındadır...

7 -14- Parlamento Önü- (Dış-Gün)

Zoom in, grup omuz plan

Kral rahibin yardımıyla saçlarını toplar ardından başına bir şapka takar, cellât da dönerek
Kral: Bu yeterli mi?


7 -15- Parlamento Önü- (Dış-Gün)

Zoom in, diz plan
Cellât başını sallar...

7 -16- Parlamento Önü- (Dış-Gün)

Zoom in, omuz plan
Kral eliyle ensesindeki saçları düzeltir, yürümeye başlar...

7 -17- Parlamento Önü- (Dış-Gün)

Zoom in, grup diz plan, kamera krala travelling yaparKral, cellattın arasından geçer, idam tahtasının önünde durur, kral , cellatta doğru döner... İzin ister, konuşurken elleriyle de işaret eder... Kral idam tahtasının önünde diz çeker, başını idam tahtasına koyar, elleriyle idam tahtasını tutar... Cellât elleriyle baltanın sapını tutarak hazırlanır...
Kral: İzin verirseniz efendim, ölmeden önce dua edeyim. Hazır olduğumda ellerimi koyucam; bu işaret olacak.

7 -18- Parlamento Önü- (Dış-Gün)

Zoom in, omuz plan
Rahip dua okur...
Rahip: Tanrım, hizmetkârın senin dünyana...

7 -19- Parlamento Önü- (Dış-Gün)

Zoom in, baş plan

Kral başını idam tahtasına koymuş bir durumda rahibi dinler... Rahip, duasını devam eder...
Rahip: Gitmeye hazır. Gözlerim kurtuluşu gördü ve herkesin gözü önünde hazır olduğum anlaşıldı. Baba, Oğul ve Kutsal Ruh adına geliyorum.

7 -20- Parlamento Önü- (Dış-Gün)

Balta detay, kamera baltaya travelling yapar
Cellât, baltasını kaldırır...

7 -21- Parlamento Önü- (Dış-Gün)


Genel plan
Halk sessizce bekler... Celladın baltayı idam tahtasına vururken çıkardığı ses; sessizliği bozar... Cellât, kralın başını keser...
Baltanın idam tahtasına vururken çıkardığı ses...

8-1- Parlamento –Salon- (İç-Gün)

Zoom in, omuz plan
G.Cromwell baltanın sesini duyunca irkilir...
Filmin müziği başlar...
Film müziği

9-1- Parlamento Önü- (Dış-Gün)

Genel plan üstten, görünüm
Film müziği devam eder... Kadınların bağrışmaları duyulur...
Film müziği ve kadınların bağrışmaları
Cellat, balkonda kralın başını eliyle yukarı kaldırarak halka seslenir... Elindeki kralın başıyla balkonda sağa sola yürür...
Cellat:Hainin başına dikkat edin! Ona dikkatle bakın! Ona iyi bakın!

10-1- Parlamento –Salon- (İç-Gün)

Zoom in, omuz plan
Film müziği ile dışarıdan barışmalar duyulur
Film müziği ve halk bağrışmaları
G. Cromwell Kolunu kaldırır, koluyla duvara yaslanır... (yüzü ¾ görünür) gözlerini sağa kaydırarak bir yere bakar...

10-2- Parlamento –Salon- (İç-Gün)

Amors, grup bel plan
Film müziği ile dışarıdan barışmalar duyulur
Film müziği ve halk bağrışmaları

Parlamento üyeleri salonda elleri bellerinde birleşmiş bir durumda beklerler, boyunları hafif eğiktir, üzüntülüdürler...

10-3- Parlamento –Salon- (İç-Gün)

Zoom in, omuz plan
Film müziği duyulur...
Film müziği
G. Cromwell gözleriyle etrafına bakar, duvara arkasını döner...

10-4- Parlamento –Salon- (İç-Gün)

Genel pandan G.Cromwell’e omuz plan Kamera G. Cromwell’e travelling yapar
Film müziği duyulur...
Film müziği
G.Cromwell Üst merdivenlerinin başına gelir bir adım aşağı iner sağına soluna bakar... Parlamento üyeleri ona bakar...
G. Cromwell: Biz katil değiliz! Bu Tanrı’nın gözleri önünde ve tüm halkın karşısındaydı. Krallık mevki feshedilmiştir. Parlamento çok yaşasın. Cumhuriyet çok yaşasın.
P.Üyeleri: Parlamento çok yaşasın! Cumhuriyet çok yaşasın!
G.Cromwell merdivenlerden iner... Oğlunun önünde durur...
G. Cromwell: Richart, Kambriç’e (Cambridge) geri dönmek istiyorum. Benimle gelir misin oğlum?
Richard: Nasıl istersen baba
G.Cromwell: Şimdi orası sessiz ve sakindir. Ruhumuzun sükûnete ihtiyacı var.
G.Cromwell, sözünü bitirir, son merdivenden iner... Oğluna arkasını döner...



Muharrem Vardar
2006





Adobe Premier'de Montaj








Öncelikle Adobe Premier montaj programını bilgisayarımıza indirmemiz için yüksek bir RAM e sahip olmalıyız. 224 RAM ile de bu program kullanılabilir ancak, sorunlar yaşanır.

Programı açınca karşımıza ilk olarak “load Project settings’’ yazılı bir pencere çıkar.
Burada birtakım formatlar vardır. Biz ‘’DV-PAL Real-time Prewiev Standard 48khz’’ seçeneğine tıklarız. Ekran karşımıza geldiğinde 2 monitör, bir timeline(altta montajın yapıldığı yatay alan) çubuğu, ve Project penceresini görürüz.

Soldaki monitör ön izleme monitörümüzdür. Sağdaki ise yaptıklarımızı izlediğimiz monitördür.

Projemize başlamadan önce malzemelerimizi düzenli halde klasörlerde toplamalıyız.

Bunu hem masaüstünde hem de Project.unt. penceresinde gerçekleştirmeliyiz. Buradaki ‘’bin’’ yazan yere klasörlerimizi açmalıyız. ‘’ses, jenerik,video…’’ gibi.Aynı isimlerdeki dosyalar adobe içindekilerin karşılığı olarak masaüstünde de olmalı, ayrıca bir tane de “proje son hal” diye bir dosya da olmalı.

Adobe Premier montaj programı düzenli çalışmayı şart kılar.Aksi taktirde programı kapatıp tekrar açtığımızda o projeyi bir daha bulamayabiliyoruz. Benim başıma çok geldi de oradan biliyorum ! Siz siz olun asla dağınık çalışmayın.


Malzemelerimizi programa nasıl çağıracağız ?

Bunun için hangi klasörü kullanacaksak onun üzerine geliyoruz.Diyelim ki video klasörünün üzerindesiniz: bu klasörün üzerinde sağ tıklar ‘’import’’ dersiniz ve sonra ‘’file’’ seçeneğini seçersiniz. Burada size malzemenizin nerede bulunduğunu soracaktır. Yani az önce önemle vurguladığım yere geldi sıra. Hani demiştim ya masaüstünde kesin aynı klasörlerden bulundurun diye!

Artık sıra montajı nasıl yapacağınıza gelmiştir. Videonuzun üzerine gider mouse yardımı ile sol monitöre taşırsınız.

{ işareti ile: Görüntümüzü nereden kesmeye başlayacağımızı belirtiriz.(Mark in vermek, giriş vermek…)
} işareti ile: Kesmeye başladığımız yere son vermek istediğimiz zaman kullanırız.(Mark out vermek, çıkış vermek..)

Bu işaretler yardımı ile artık alacağımız yer belli ve şimdi sıra işaretlediğimiz yani mark in mark out vermiş olduğumuz bu görüntü kesitini timeline çubuğuna sürüklemeye gelmiştir. Gayet basit! Bunun da üzerine gideriz bir el işareti çıkar ve buraya sürükleriz. Klavye üzerindeki enter tuşu kullanarak sağ monitörde izleriz.

Efektleri nasıl kullanabiliriz?


Sağ tarafta ‘’transitions’’ adlı bir pencerecik vardır. Burada seçtiğimiz efekt üzerine çift tıklarsak hangi efekti aldığımızı görürüz. Araç çubuğundaki ‘’window’’ sonra da ‘’workspace’’ seçeneğinden AB Editing ve Single Trackt seçeriz. Bunlardan AB Roll seçersek, efektleri kendi istediğimiz biçimde şekillendirebiliriz. Boyutunu ayarlar sonra da enter tuşu ile sağ monitörde izleriz.Bunu transition bölümündeki geçiş efektleri ile yaparız.

Single Track çalışırsak da A/B deki gibi çift kanal değil tek kanal çalışırız. Her şeyi bir hat üzerinde görürüz. Pratik ve daha az hassas çalışmalar içindir.

Görüntüye kararıp açılmalar istiyorsak yani ‘’fade in’’ ve ’’ fade out’’ yapmak istiyorsak…

Bunu kullanmamız için görüntünün video 2 ye alınması lazım.Ve Video 2 yazan kısmın hemen sol üst köşesinde minik bir okçuk var. Buna da tıklarsanız görüntü hattı üzerinde kırmızı bir çizgi belirecek. Mouse yardımı ile bu kırmızı çizgi üzerinde iniş çıkışlar yaparsınız görüntünün kararma açılma işlemini gerçekleştirmiş olacaksınız.

Bu programda birden fazla ses ve görüntü kanalı açabilirsiniz. Bunun için yine timeline da bulunan video yazısına sağ tıklayınca ‘’add video track ‘’ ve ‘’music track ‘’ seçeneklerini görürsünüz.

Diyelim ki ışık açmak istiyorsunuz
(Yani çekimdeki aydınlatma koşullarınız iyi değildi görüntünün ışığını açmak istiyorsunuz)

Az önce sözünü ettiğimiz transitions penceresinden videoyu seçersiniz. “Adjust”a tıklar ve onun hemen altında yer alan ‘’brightness&contras t’’ seçeneğini görüntünün üzerine getirir ve ışığınızı ayarlarsınız. Zaten sağ monitör size ne yapıyor olduğunuzu gösterecektir. Burada gördüğünüz gibi bir çok efekt var. Deneye deneye öğrenirsiniz artık.
Ekranda gördüğünüz bir diğer küçük pencerecik de “navigator”dür.Bunun bize getirmiş olduğu bir kolaylık vardır.Üzerindeki çubukla projeyi sağa sola götürmeyi sağlar.Yani kısaca timeline çubuğunu burada sağa sola getirip götürür ve böylece ilerlemiş olduğumuz projeyi her defasında en başından izlemek zorunda kalmayız. Gerçi bunu timeline üzerindeki çubukla da yapabiliriz ama, bunu kullanınca daha kolay olduğunu ve en önemlisi de timeline üzerinde bulunan görüntü ve seslerin nerede olduğunu ufak bir tablo ile görmemizi sağlar.

Jenerik nasıl eklenir?

Bunun için nereye ekleyeceksek timeline çubuğunu oraya sürükleriz ve araç çubuğunun üzerine gider “file” seçeneğinden “new” ve sonra da “title” seçeneğini tıklarız. Burada yazımız üzerinde çeşitli değişiklikleri kolayca yapabileceğimizi göreceksiniz zaten.

Black video da aynı bu işlemlerle gerçekleşir. Title yerine black video seçersiniz.

Filmim hazır artuk bunu film haline getirmek istiyorum

Bunun için araç çubuğundaki file seçeneğinden “export timeline” ve “adobe mpeg encoder” seçeneğini seçeriz






Senaryo Dersleri 3

Üçüncüsünü okuyacağınız, “Senaryo Ders Notlarımız”a aldığımız örnekler hep “diyaloğu olmayan” görüntü ağırlıklı senaryolar.Bunu yani; ilk egzersizlerinizi diyalogsuz senaryo örnekleri olarak ele almanızı, size de öneririz. Çünkü bu şekilde, anlatımı konuşmalara yüklemeden görselliği kuvvetli bir dil oluşturabilirsiniz.

Ödeviniz: Kısa/ diyalogsuz/ kendi içinde bir düğüm ve çözüme sahip olan senaryolar...

Kısa olsun diye, bir filmin bir sahnesi gibi kurgulamayın. Tek başına bir film, bir bütün olarak düşünün. Öğrencilerimin senaryoları arasından çok başarılı bulduğum bir örneği paylaşacağım şimdi sizlerle.

1. Dış (Sokak) .................... ...........Gündüz... .................... .................... .........
Bir sokak,sivil insanlar tedirgin kaçışır, Müzik
elleri silahlı askerler sağa sola ateş eder.
Yaralanıp yere düşen, ağlayan, korkan insan yüzleri.
Bir asker nişan alıp ateş eder. Kurşun ağır çekimde
İlerler, kamera hareket eden kurşunu net, etraftaki
karmaşayı flu bir görünümde görür. 45 yaşlarında
yakışıklı bir erkeğin(x diyelim adına) karnına girer
kurşun. X ellerini kurşunun girdiği yere ağır çekimde
bastırır. Ellerinin arasından sızan kan görünür. Kamera
ellerinin arasından zoom yapar. Sanki kurşunun
girdiği yerden takip eder gibi o da içeriye girer.

2.Dış (Futbol sahası)............. ........Gündüz...... .................... .................... .........
Kurşun adamın içinden onun geçmişine girer izlenimi verilir.
Ve ağır çekimde kurşun ilerler.
Yağmur yağıyordur. Oğulları olduğu anlaşılan
iki genç çocukla X çamur içinde futbol oyna-
maktadır. Kurşun ağır çekimle gelip X’in alnından
içeri girer, oluşan kurşun boşluğundan kan akmaz,
kamera da içeriye girer.

3.İç (Kafeterya)......... .................... Gündüz.............. .................... .................... ...
Kurşun ağır çekimde ilerler. X yirmili yaşlarındadır.
Yanında bir genç kızla kafede oturmaktadır. Bir eliyle
kızın elini tutmuş diğeriyle de kıza alyans uzatmaktadır.
(Bir evlenme teklifi yapıldığı havası verilir) Kurşun ağır
çekimle gelip X'in alnından içeriye girer. Yine oluşan
delikten kamera kurşunu takip eder.


4.Dış (Bir Üniversitenin Önü)................ .......Gündüz....... .................... ...............
Bir mezuniyet görüntüsü vardır,öğrenciler keplerini
havaya atar. X de öğrencilerin içindedir. Kurşun hızla
ona yaklaşır ve X'in alnından içeri girer. Oluşan kurşun
boşluğundan kamera içeri girer.

5.Dış (Çocuk Parkı).............. .................... ......Gündüz........ .................... ...............
Kurşun bir çocuk parkına girer. Tüm çocuklar oyun
oynuyordur. Kimi sallanıyor kimi de kayıyordur.
Kurşun yine ağır çekimde onların yanından ilerler.
(Bu arada kurşun takip edilirken genel planda her
zaman kurşun net etraftaki olaylar fludur.) Kurşun
X'in çocukluğu olduğu anlaşılan on yaşlarında
bir erkek çocuğuna doğru ilerler.
Çocuk ellerini iki yana açmış kendi etrafında dönüyordur.
Kurşun çocuğun alnından içeriye girer ve oluşan kurşun
boşluğundan kamera onu takip eder.

6. İç (Hastane-Doğum Odası).............. ............Gündüz.. .................... .................... .
Doğum yapmış bir kadın kucağında bebeği ile (ki bu
Xtir) yatakta,çevresinde akrabalar olduğu anlaşılan
iki üç kişi de ayaktadır. Kurşun ağır çekimde yaklaşır
ve bebeğin alnından içeriye girer bu sefer bir kurşun
boşluğu oluşmaz kan akar.

7.Dış (Sokak)............. .................... ..................Gü ndüz................ .................... .......
Süzülen kana yapılan zoom inden yavaş yavaş
Zoom out yapılır. Önce 45 yaşlarındaki X'in
Karnının üzerine bastırdığı elleri yavaş yavaş
bel plan sonra da boy plan görülür. Kamera
adamdan yavaşça uzaklaşır ve sokaktaki
karmaşayı görecek şekilde açılır. Kamera bu
karmakarışık insan cümbüşünü yukarıdan görür.

AYŞE SEVİM GÜNAY

Şu ana kadar gördüğünüz örnekler
split page
denilen sayfanın ikiye bölündüğü örneklerdi. Bu senaryo tipinde sayfa ortadan sağlı sollu ikiye bölünür. Sayfanın sol tarafına görüntüyle ilgili bilgiler, sağ tarafına ses ve diyalog yazılır. Piyasada çeşitli küçük farklılıklarla bu örneklerden görmeniz mümkün. Sahne ayrımı çizgisinin üstünde yazılanlar farklılık arz edebilir. Mesela; rol isimleriyle, o sahnede bulunan oyuncular veya figürasyon (fgr) en sağda, çizgi üstünde belirtilebilir.

Bir de
full page
senaryolar vardır ki; özellikle sitcomlarda kullanılır. Senaryo tam sayfa yazılmıştır. Sahne ayrımı çizgisinin hemen altında diyaloglar yer alır. Diyaloglara dayalı sitcomlar da özellikle bu tür daha pratik olduğu için tercih edilir.

Bir de çekim senaryoları vardır ki, bu özellikle “Auteur (otör) sinema” dediğimiz, yazan kişinin aynı zamanda filmi yönetmesi durumunda kullanılan bir senaryo türüdür. Normalde yönetmenin sette düşündüğü ve karar verdiği ölçekler,planın tekli mi ikili mi çekileceği, kamera hareketleri gibi detayların önceden senaryoda belirtilmesidir. Plan plan tasarlanmış senaryolardır.

Story Board
ise çekim senaryosunun resimlenmiş halidir. Özellikle reklam filmlerinde ve özel efektlerin çok kullanıldığı fantastik sinemada kullanılır. Film; plan plan tasarlanır, her plan çizilir ve çizimlerin yanında senaryo da yer alır.

Plan:
Kameranın deklanşörüne basıp kayda girdikten sonra,kayıttan çıkıncaya kadar alınan kesit. Filmin en küçük birimi,parçası.

Sahne: Mekan… Bunu anlamanız için size pratik bir çözüm; “set değişince, sahne değişir.”






SENARYO-2/ÖRNEKLER

Yazan : Defne Ilgaz / Tarih : 2006-05-22 08:41
Yorumlar :
(0)
Oylar : 0

Bu örnekte görebileceğimiz, ilk senaryo yazıp ilk projelerini çeken öğrencilerin en sık düştüğü ikinci bir geleneksel hata da filmsel zamanı kullanmamaktır. Yapılan her şey adım adım filimde anlatılmaz. Evet, gerçek hayatımızda kapıdan çıkıp, merdivenleri inip, taksi bekleyip, sonra takside gidip, sonra da taksiden inerek bir yere gidebiliriz. Ama filmde kişiler kapıdan çıkar ve bir sonraki planda gitmek istenen yere çoktan varılmıştır, hatta oturup yemek yenmektedir. Peş peşe gelen bu iki planı izleyici kafasında "işten çıktı evine gitti" şeklinde tamamlayabilir (Eksiltme). İzleyici, aradaki her adımı görmek zorunda değildir.

Gene tipik hatalarımızdan biri inandırıcı olabilmek için gerçeği gerçekte olduğu gibi sunmaya uğraşmaktır. Evet gerçekleri sunalım ama biraz parlatarak! Gerçek hayatta, istifa dilekçesi verir ve öyle istifa ederiz belki. Ama sinemanın koltuklarına gömülmüş adam her şeyi kendi gibi yapan tamamen kendi gibi olan şahsiyetleri ne yapsın! Evet özdeşleşmesi gerekmektedir, kendisini kahramanla özdeşleştirmelidir, bu doğrudur. Ama hadi itiraf edelim, buradaki adam kutusunu toplayıp kapıları çarpıp doğruca basıp gitse, hatta çıkarken gazetenin koridorunda bir de Müdür'le çarpışsa ve Müdür arkasından şaşkın bakışlarla baka kalsa daha memnun olmaz mıydık? Eleştirilerden sonra arkadaşımız tarafından ele alınmış daha da parlak bir sonu olan "bu diyalogsuz senaryo çalışmasını" ikinci versiyonuyla karşılaştırmalı olarak okuyalım.





1. Dış (Sokak)............. .................... ....... Akşam............... .................... .................
Adam karanlık sokaklarda elleri ceplerinde başı
öne eğik yürümektedir. Yolda gördüğü taşa tam
vuracakken vaz geçer. T
aşı kendine benzetir.Atılan
tekmelere karşılık vermiyor, umursamıyordur.

Yoluna devam eder. Evinin önüne gelir. Merdivenleri
yavaşça çıkar ve kapısını açıp içeri girer.

2. İç (Adamın Evi-Salon).............. ........ Akşam............... .................... ................
Salondaki koltuğa oturur. Çok yorgun bir hali
vardır. Derin bir nefes aldıktan sonra bir sigara
yakar.
Çalıştığı gazetedeki olaylar gözünün önüne
gelir. Olayları hatırladıkça sinirleri iyice bozulur.

Sigarasını hızlı hızlı içmeye başlar. Sigarasını
Söndürdükten sonra kalkıp mutfağa geçer.

3. İç(Mutfak)............ .................... ......... Akşam............... .................... ..................
Dolaptan su içtikten sonra salona geri döner.

4. İç (Salon)............. .................... ...........Akşam.... .................... .................... ..........
Oturmamıştır. Bir eli cebinde diğer elinde de yeni
yaktığı sigarası vardır. Çalıştığı gazete anlayamadığı

sebeplerden ötürü çektiği fotoğrafları yayınlamıyordur.
Bunun için patronuyla çok tartışmıştır
. Birden yorulduğunu hisseder ve koltuğa uzanır. Sigarasını yerdeki kül tabağına söndürür. Uzandığı koltukta uyuya kalır.

5.İç (Salon)............. .................... ...........Gündüz... .................... .................... ...........
Güneşin ışıkları perdenin arasından içeri
sızmaktadır.Adam uyanır, esner ve kalkıp oturur.
Bir gün önce gazetede yaşadığı olaylar aklına gelir.
Yerinden hızla kalkıp banyoya geçer.



6.İç (Banyo)............. .................... ........Gündüz...... .................... .................... ........
Yüzünü yıkadıktan sonra bir müddet aynaya
bakar ve "yılmayacağım" diye düşünür. Ve
evden hızla uzaklaşır.

7.Dış (Cadde)............. .................... ......Gündüz........ .................... .................... ......
Caddeye doğru hızla yürür. Yolda gördüğü bir
taksiyi durdurur. Taksiye biner.

8.İç (İş Yeri)............... .................... ......Gündüz........ .................... .................... ......
İşyerinin merdivenlerini hızla çıkar. Odasında
istifa dilekçesini yazıp patrona verir. Patronun
şaşkın bakışları arasında fotoğraflarla oradan
ayrılır.

9.Dış (Yol)............... .................... ........Gündüz...... .................... .................... .........
Yolda giderken başka gazeteye gitmeyi düşünür ve hemen başka gazeteye gider.

10.İç (İş yeri)............... .................... ...Gündüz........... .................... .................... .....
Gittiği gazete çalışanları isteğini kabul eder.
Ertesi gün çektiği fotoğraflar yayınlanacaktır.
Büyük bir sevinçle oradan ayrılır.


11.Dış(Sahil Yolu)............... ..............Gündüz .................... .................... .................
Sahile doğru yürümeye başlar. Huzurlu ve
Keyifli bir hali vardır. Zafer kazandığı her halinden belli olmaktadır.



Şimdi de sınıfta yaptığımız, atölye çalışması adını verdiğimiz eleştiri seanslarından sonra senaryonun aldığı son haline bakalım. Göreceğiniz gibi altı çizili cümleler uygun olmadığı için çıkartıldı ya da dönüştürüldü.


1.Dış (Sokak)............. .................... ............Akşam... .................... .................... ...
Adam karanlık sokakta başı öne eğik,elleri
Ceplerinde yürümektedir. Sakalları uzamış ,
epeydir uykusuz perişan bir hali vardır,
Yolda gördüğü taşa vurmak için ayağını
kaldırır sonra vazgeçer ve yoluna devam eder.
Evinin önüne gelir. Bahçe kapısını açıp
içeriye girer.

2.İç (Salon)............. .................... ...............Akşam .................... .................... .......

Koltuğa oturur. Derin bir nefes alır. Sigarasını yakar.
Çalıştığı gazetede aşadığı olay gözünün önüne gelir.

3.İç (Gazete--Flash Back Sahnesi)............ ............Gün..... .................... ................

Çektiği fotoğrafları Müdürüne gösterir. İki elini masaya dayamış, patronuna doğru eğilmiştir. Müdür fotoğraflara
bakar, başını kaldırıp adamın gözlerine bakar,hayır
anlamında başını sallar. Adam çok sinirlenir, fotoğrafları sertçe çeker alır, kapıyı çarpıp çıkar.


4.İç
(2. Sahnenin devamı)............. ............Akşam... .................... .................... .......
Bu olayı hatırlamış siniri bozulmuştur. Kaşlarını çatar,
Sigarasını hızlı hızlı içmeye başlar. Zarftan fotoğrafları
alır teker teker bakar. Fotoğraflar gizli kamerayla çekilmiş gibidir. Rüşvet alan bir yetkilinin fotoğraflarıdır.
Fotoğrafları sehpanın üzerine bırakır, sigarasını
sehpanın üzerindeki çiçeğin dibine bastırır.
Başını arkaya doğru yaslar. Gözlerini kapatır.

5.İÇ
(salon)............. .................... ...............Gün.. .................... .................... ..........

Pencereden sızan gün ışığı adamı rahatsız
eder. Sıkıntıyla uyanır. Ellerini gözlerine kapatır.
Sonra yavaşça doğrulup oturur. Başını kaldırıp
duvardaki saate bakar. Dirseklerini dizlerine
dayayıp başını avuçlarının arasına alır. Bir
müddet öylece oturur. Birden hızla yerinden kalkar.
Masanın üstünden fotoğraflarını, askıdan ceketini
alır hızla çıkar.


6. Dış
(Devasa Bir Gazete Binası)............. .........Gün........ .................... ..........

Adam taksiden iner,başını kaldırıp binaya umutlu
ve heyecanlı bir bakış fırlatır. Hızlı ve kararlı
adımlarla binanın kapısından içeri girer. Elinde
fotoğrafların olduğu dosya vardır.

7.İç
(Gazete)............ .................... .................... .....Gün............ .................... ......

Adamın daha önce kavga ettiği patronu masasında
çalışmaktadır. Odaya hızla genç bir gazeteci dalar.
elinde bir gazete vardır. Müdürün önüne heyecanla
gazeteyi bırakır. Adam gazeteyi eline alır bakar.
Yüzünden çok şaşırdığını anlarız. Birkaç gün önce
eline gelen ve reddettiği fotoğraflar birinci sayfada
dır.

8. Dış (Boğazı Gören Bir Sahil Şeridi)............G ün.................. .................... ....

Kahramanımız tıraş olmuş,temiz bir giyimle sahilde
bir çay bahçesinde oturmaktadır. Masada bir gazete,
üzerinde de fotoğraf makinesi durmaktadır. Çayından
son bir yudum alır. Masaya para bırakır,makinesini
alıp hızla orada uzaklaşır. Makineyi kaldırınca
birinci sayfaya basılmış fotoğraflarını görürüz.




SENARYO

Yazan : Defne Ilgaz / Tarih : 2006-05-18 00:25
Yorumlar :
(0)
Oylar : 0

Duygusu olan, bir çözülme içerisinde ele alınmış olaylar örgüsü diyebiliriz senaryoya. Climax (tepe noktası) denen bir düğüm noktası olmayan monoton bir akışın senaryo olmaya hakkı yoktur. Genel olarak senaryonun başlarında kişileri, ortamı ve zamanı anlarız. İzleyici bulunduğu gerçekler dünyasından başka bir aleme geçmiştir ve "ben neredeyim, bunlar kim"i bilmek ister. Kendini iyice beyaz camın ya da beyaz perdenin içinde hissettikten sonra da artık "neler oluyor"u merak edecektir. İnsanlar niye sinemaya gider ya da niye bir film izlemek üzere televizyonun karşısına geçer sorusunun cevabını düşünelim önce. Bulunduğu dünyadan onu koparabilmemizin tek yolu inandırıcı olmaktır. Bunun için de en gerçek dışı şeyleri anlatırken bile bunları gerçekmiş gibi sunabilmeliyiz.

Ya peki bunun yolu nedir. Birincisi karakterlerimiz inandırıcı olmalıdır. Senaryoyu yazmaya başlamadan önce kişilerin kaç yılında nerede doğduklarına kadar bilmeli ,bir yere not etmeliyiz. Bu bizim olay örgümüzü, onları nasıl giydirip nasıl konuşturacağımızı ve daha bir çok şeyi belirleyecektir çünkü. Zamanda, mekanda ve karakterlerde tutarlı olabilmek için onların sadece senaryodaki hayat kesitlerini değil arka planlarını da kurgulamamız gerekmektedir.

Senaryo, şiir gibi sonu bilinmeden başlamaya gelmez. Öncelikle, film öykümüzü sonlandırmalı, bunun için de çeşitli taslaklar hazırlamalıyız. İşte bu taslaklara senaryo dilinde bazı isimler verilmiştir. Şimdi sinopsis ve treatmentın ne olduğunu hep birlikte görelim.

Sinopsis: En küçük film öyküsüdür. Yunanca “bir bakışta okunabilen” demektir. Yan olaylara yer verilmeden film baştan sona özetlenmiştir. Bu şekil, hem bir proje sunumunda, okuyan kişinin bütün dosya hakkında bir fikir sahibi olmasını, hem de filmi tasarlayan kişinin filmin önemli kısmı olan ana hattını ortaya çıkartıp yan olaylar için kendine vakit kazandırmasını sağlar. Yani bir film öyküsünün baştan sona en kısa biçimde ele alınmış halidir.

Sinopsis kaç satır ya da kaç sayfa olmalıdır tartışmalarına girmek anlamsızdır.

Treatment/Tretman: Senaryoya en yakın aşamadır. Film; yan olayları,kişi ve mekan tanıtımları ile sunulur. Diyaloglar bunda da yer alamaz.

Senaryo dilinin kendine özgü bir zamanı vardır, "geniş zaman"...

Senaryoda teknik olarak ilk etapta düşebileceğimiz en belirgin hatalardan biri hikaye dili kullanmaktır. Hem zaman kipi açısından,(-dili geçmiş zaman) hem üslup olarak bu hatadır…

Hikayede "her şeyi bilen bir kişi" bize olayları anlatmaktadır. İnsanların aklından neler geçtiğini bile, bize bir bir tarif eder. Üstelik sadece bir kişinin ağzından değil herkesin ağzından olayı anlatabilir. (Tanrı dili)

Ama senaryo,koltukta oturan izleyicinin gözüyle yazılır. Yazabileceklerimiz sadece gördüklerimizdir. Şimdi size sunacağımız senaryo örneği hatalı bir örnektir. Altı çizili cümlelere dikkat edelim. "Taşı kendine benzetir" ya da "artık tek amacı kalmıştır, o insanların yaşantılarını bütün insanlığa duyurmak..." Bu cümleler sadece hikayelerde yer alabilecek cümlelerdir. Adamın taşı kendine benzetmesini biz eğer görüntüde görebileceksek senaryomuzun video bölümüne yazarız. Ya da bununla ilgili bir replik, audio bölümünde yer alabilir."Taşa tam vuracakken duraksar ve vazgeçer" diyebiliriz ancak.

Bu örnekte görebileceğimiz, ilk senaryo yazıp ilk projelerini çeken öğrencilerin en sık düştüğü ikinci bir geleneksel hata da filmsel zamanı kullanmamaktır. Yapılan her şey adım adım filimde anlatılmaz. Evet, gerçek hayatımızda kapıdan çıkıp,merdivenleri inip,taksi bekleyip,sonra takside gidip, sonra da taksiden inerek bir yere gidebiliriz. Ama filmde kişiler kapıdan çıkar ve bir sonraki planda gitmek istenen yere çoktan varılmıştır, hatta oturup yemek yenmektedir. Peş peşe gelen bu iki planı izleyici kafasında "işten çıktı evine gitti" şeklinde tamamlayabilir (Eksiltme). İzleyici, aradaki her adımı görmek zorunda değildir.


Gene tipik hatalarımızdan biri inandırıcı olabilmek için gerçeği gerçekte olduğu gibi sunmaya uğraşmaktır. Evet gerçekleri sunalım ama biraz parlatarak! Gerçek hayatta, istifa dilekçesi verir ve öyle istifa ederiz belki. Ama sinemanın koltuklarına gömülmüş adam her şeyi kendi gibi yapan tamamen kendi gibi olan şahsiyetleri ne yapsın! Evet özdeşleşmesi gerekmektedir, kendisini kahramanla özdeşleştirmelidir, bu doğrudur. Ama hadi itiraf edelim, buradaki adam kutusunu toplayıp kapıları çarpıp, doğruca basıp gitse, hatta çıkarken gazetenin koridorunda bir de Müdür'le çarpışsa ve Müdür arkasından şaşkın bakışlarla baka kalsa daha memnun olmaz mıydık? Eleştirilerden sonra arkadaşımız tarafından ele alınmış daha da parlak bir sonu olan "bu diyalogsuz senaryo çalışmasını" ikinci versiyonuyla karşılaştırmalı olarak okuyalım.




IŞIK TÜRLERİ (örnek resimlerle)

TELEVİZYON IŞIĞI

Tek amacı resmi ortaya çıkarmak olan yorumsuz, adeta vesikalık fotoğraf aydınlatması gibi bir aydınlatmadır. Birçok kameraya göre düşünülmüş bir ışıklandırma olduğu için gölgelerden kaçınılır. Doğada tek bir gölge vardır. Tek ışık kaynağı olduğu düşünülürse!.. Bu yüzden çok kameraya ışık yapılırken çift gölge olma tehlikesi de çoktur. Yorumsuz, net bir resim hem TV programlarının içeriğine uygundur hem de pratiktir. Çünkü sürekli bir program için her seferinde yeniden ışık yapılamaz. Bir kez ayarlanan ve fikslenen ışıklar genellikle periyodik olan TV programlarının çekim saati geldiğinde kolaylıkla hazırlanır.

DRAMATİK AYDINLATMALAR


Chiaroscuro Işığı:

Karanlıkla aydınlığı vurgulayan, karanlık ve gölgeyi kontrastlayan ışık türüne Chiaroscuro ışığı/aydınlatması denir.

Chiaroscuro ışığı/aydınlatması, adını ve tekniğini eserlerinde yüksek kontrast ışığı kullanan Mannerist (poströnesans 1530-1650) ve barok dönemi ressamlarından almıştır.. (Örn; Caravaggio…)






Rembrandt ve Cameo ışıklandırması iki farklı Chiaroscuro ışıklandırması türüdür-çeşididir:




Rembrandt ışığı:




Adını ünlü ressamdan (1606-1669) alan bir çeşit Chiaroscuro Işığıdır. Kompozisyonda sadece önemli unsurlar aydınlatılır.Kısılmı ş kepenklerle spot ışıklar kullanılır. Dikkatle yerleştirilmiş arka plan ışıkları vardır.

Aydınlatma seviyesi: Seçili aydınlatma, yine genellikle karanlık arka plan.

Cameo Işığı:
Cameo ışıklandırması Chiaroscuro ışığının en üst düzeye çıkarılmasıdır.Cameo taşı gibi… Cameo taşı iki birleşik katmandan oluşur.Taşın üst katmanı beyaz yada açık renkte bir yüzeydir. (Bir çeşit madalyon gibi…)





Aşağıdaki ise siyah ya da koyu kahvedir. Özellikle İtalya ve Yunanistan’da popüler bir taştır. Cameo sanatçıları kişileri, resimleri ve portre profillerini üst katmana, koyu katmanı arka plan olarak bırakarak oyarlar-kazırlar. Cameo görüntüsü sahnesi vs.. Yalındır, manzarasızdır.
Çünkü portrelerde kullanılır.







Flat Aydınlatma:
Düz aydınlatma Chiaroscuro ışıklandırmasının tam zıddıdır… Düz aydınlatma ayrı yönlerden gelmiş gibi görünen ışıkların difüze edilmiş(dağıtılmış) halidir. Homojen bir aydınlatmadır. Işığın belirli bir noktadan geldiği anlaşılmaz.Çünkü dağılarak gelmesi sağlanır. Kontür dediğimiz hatlar-kenar çizgileri yok edilmiştir. Gölgeler adeta şeffaftır. Resme yumuşaklık ve duygu verir. Leonardo Da Vinci bu tür bir ışık kullanmıştır. Renkler tahrife uğramış adeta yeniden yorumlanmıştır.



Silüet Işığı:
Işık gölge kontrastlığıyla Chiaroscuro’ya benzer, ayrıca Flat ışıktır. Çünkü hacim ve dokudan çok dış hatlara kontüre önem verir ,vurgular. Cameoda figürü-şekli ışıklandırırız, arka planı değil, siluette arka planı aydınlatırız figürü-şekli değil…








Çekim Esnasında Dikkat Edilmesi Gerekenler

Yazan : Defne Ilgaz / Tarih : 2006-05-08 10:34
Yorumlar :
(0)
Oylar : 0

1- Baş boşluğu ve bakış boşluğunu unutmayın.

2- Kişileri profilden çekmek estetik algılamayı zorlar, üç çeyrek denilen duruşla yerleştirmeyi tercih edin. Derinliksiz yerleştirmelerden kaçın.

3- Objenizi fona yapıştırmamaya çalışın.

4- Kadraj ölçeğiniz anlatmak istediğinizle bağlantılı olmalı… (yüzde ifade varsa genelde kalmanız hatadır mesela…)

5- Kamera hareketi olan planlarda, planın başına ve sonuna en az üç saniye kadar fiks koymalısınız. Yani kamera önce en az üç sn. durağan, sonra hareket, bitişte gene durağan…


6- Devamlılığı olan planlarda kadrajın sağından çıkılırsa, takip eden planda solundan girilir.

7- Birbirine bakan ya da birbirini takip eden insanlarda planlara keserken bakış yönünü tutturamazsak anlam bozulur (aks atlaması olur).

8- Zoom hareketinden mümkün olduğunca kaçının, tempoyu yavaşlatır…


9-Birbirinin aynı ölçekler birbirinin arkasına pek uymaz, dikkatli olun. (Genel arkasına genel, yakın arkasına yakın gibi.)

10- Efektlere gelince; wipe, miks gibi geçiş efektlerini seçerken anlamı kaçırmayın. Anlamla paralel olsun. Lüzumsuz yere bu efektleri kullanmayın!






TEMEL FOTOĞRAFÇILIK BİLGİLERİ

Yazan : Defne Ilgaz / Tarih : 2006-05-04 22:06
Yorumlar :
(0)
Oylar : 0


Sinema öğrenmenin ilk adımı fotoğraf makinesini tanımaktır. TV' de de Sinemada da anlatılacak şeyler sözlerden çok görsellikle anlatılmalıdır. Bunun için de sağlam bir resim ve ışık zevkine, kadraj(çerçeve) ve kompozisyon anlayışına sahip olmak gerekir. Bir fotoğraf makinesini kullanmak bütün bu konularda tecrübe kazanmanın en pratik yoludur.





Fotoğraf makineleri ikiye ayrılır. Compact ve SLR makineler.

Compact Makineler: Hafif, küçük, otomatik, kolay taşınan ve kolay kullanılan makinelerdir. Fotoğraf çeken kişiye deklanşöre basmaktan başka iş bırakmaz. Paralax aynalar sistemine sahip olduğu için vizörden bakıldığında görülen görüntünün aynısı elde edilmez. Yani görüntü kaybı vardır. Otomatik olduğu için her şeye kendisi karar verir ve farklı etkiler taşıyan denemeler yapmanıza izin vermez. Amatör makinelerdir.

SLR Makineler: (Single Lens Reflex) Objektifi gövdeden ayrılabilir. Böylece değişik objektifler kullanılabilir. Reflex aynalar sistemine sahiptir. Vizörde ne görüyorsanız fotoğrafta o çıkar. Yani çerçevede kayıp yoktur. Işığı, filmi kaydetme hızı ve daha bir çok detayı fotoğrafçının belirleyebildiği,yer kaplayan, compactlere göre daha ağır makinelerdir.



Bu makineler iki bölümdür: Objektif ve gövde...

Objektif; fotoğraf makinesinin ön kısmındaki, merceklerden oluşan gövdeden ayrılabilen bölümüdür.

Üzerinde iki ayar bileziği bulunur. Netlik ayarı yapılan netlik bileziği ve ışık ayarı yapılan diyafram bileziği.

Diyafram: Gözdeki iris gibi az ışıkta açılır, çok ışıkta kısılır. Üzerindeki değerler ters orantılıdır. En küçük değer (2 ya da 2,8) diyaframın en açık olduğu halidir. En fazla olduğu değerse diyaframın en kısık halidir. Bu tür makinelerde vizörden bakıldığında gördüğümüz çerçevede bize ışık konusunda yardımcı olan bir pozometre bulunur. Bu pozometre ibreli ya da ışıklı olabilir.

Ayrıca objektifler bizim konuya yakınlaşmamızı ya da uzaklaşmamızı sağlayacak çeşitlerde üretilmiştir. Bize geniş bir perspektif sağlayan geniş açı ya da bir diğer adıyla balık gözü, konuya yaklaşmamızı sağlayan dar açılı ya da bir diğer adıyla tele objektif, bir de insan gözüne en yakın perspektife sahip 50 mm’lik objektifler... Sayı 50 mm’den küçükse konudan uzaklaşılır, büyükse konuya yaklaşılır. Konuya hem yaklaşıp hem uzaklaşabilen objektifler de vardır. Bunlar zoom yapabildiği için zoom objektif olarak anılırlar.(Örn:28mm-125mm. bir objektif)

GÖVDE:
Gövde üzerinde çeşitli ayar düğmeleri bulunur. Bunlar enstantane, asa göstergesi, film sarma kolu, deklanşör düğmeleridir.

Enstantane: Film ile objektif arasında obdüratör denen bir perde vardır. Öyle bir perde olmasaydı film sürekli ışık alır ve yanardı. Deklanşöre basıldığında o perde kalkar, objektiften yansıyan görüntü filmin üstüne düşer, yani film pozlanır. Enstantane düğmesi o perdenin ne kadar açık kalacağını belirler. Değer büyüdükçe(1,4,8 gibi) perdenin açık kalma süresi artar.

Çünkü bu değerler 1 bölü saniye olarak düşünülmüştür. Bu yüzden değerin küçülmesi(250,500,10 00 gibi) perdenin açık kalma süresini azaltır yani hızlandırır. Hareketli görüntüyü kaydetmede (atletizm yarışması,ralli,uçan martı vb.) perdenin açılıp kapanmasını çabuklaştırmalıyız ki flu (bulanık) bir görüntü ortaya çıkmasın.

ASA
: Filmlerin duyarlılıklarıyla ilgili bir birimdir. Bazı film içindeki gümüş zerrecikleri açısından zengin üretilir ki görüntü hızlı pozlansın. Genel olarak fotoğraf makinelerimize alıp taktığımız filmler 100 Asalık filmlerdir. Standart olan budur. Rakamın artması (örneğin 400 ya da 600 olması) filmin duyarlılığının yani hızının artması demektir. Bu tür filmler flaş kullanmak istemediğimiz ama ışığın da yetersiz olduğu ortamlar için idealdir.






Ses-2

Yazan : Ahmet Sarı/Ses Yönetmeni / Tarih : 2006-05-04 10:41
Yorumlar :
(0)
Oylar : 0

MIXER

Sesin çok amaçlı kullanılabilmesi için çeşitli elektronik cihazlara ihtiyaç vardır. Bunlardan bir tanesi de ses mixerleridir. Ses mixeri’nin amacı karıştırıcı veya ayrıştırıcılık görevi yapmaktır. Bir ses mixeri’nin üzerinde birden fazla giriş kanalı ve çıkış kanalı bulunur. Bu çıkışlar Master çıkışı, aux çıkışı grup çıkışları gibi adlandırılır. Ses mixeri’nin üzerinde bulunan giriş ve çıkışlar birden fazla ses kaynağını tek bir kaynakta toparlamak veya mevcut olan sesi kayıt ya da dinlemek amaçlı bir veya birden fazla ses kaynağına (hoparlör , kulaklık , ses kayıt cihazı ) göndermektir. Ses mixeri’nin üzerinde vumetre dediğimiz gösterge sayaçları bulunur. Bu göstergeler mixer’e gelen sesin veya mixer’den çıkan sesin şiddettini göstermektedir. Bunlar çeşitli rakamlarla ifade edilir.
Mixer’in üzerinde bulunan 0 db. standart olarak alınır. O db den sonra kırmızı renklerle ifade edilir ki bu seviye geçildiğinde ses distorsion ( çatlama, yırtılma, bozulma ) meydana getirir. O halde mixer en cok 0 db gösterecek şekilde sesin şiddeti ayarlanmalıdır. Bütün bunların dışında mixer üzerinde tonlamada yapılabilir. Hi frekans dediğimiz tiz sesler, middle dediğimiz orta sesler ve bas dediğimiz alçak frekanslı sesleri de kulağa anlaşılır ve rahat duyulabilir seviyede ayarlanması için mixer üzerine konulmuştur. Mixer profesyonel kayıt stüdyolarında, radyo yayıncılığında, sahnede seslendirme amaçlı, tv yayıncılığı gibi yerlerde kullanılır. Bu durumda mixer kullanım amacına göre de sahne mixeri, stüdyo tipi mixer, dj mixerleri gibi çeşitleri de vardır...

Profesyonel anlamda bakıldığında 2 tip mixerle karşılaşırız. Bunlardan ilki deck mixerdir. Bu mixer üzerinde efect, anfi, gibi yan cihazlar bulunmaz ve tamamen profesyonel olan mixerlerdir. Diğer çeşit ise compact yani adında da anlaşılacağı gibi komple mixerlerdir. Bu mixer üzerinde basit efectler, anfi ve hoparlör çıkışları görülür. Daha basit ve amatör işlerde kullanılır.

HOPARLÖR


Elektrikli enerjiyi mekanik enerjiye ve mekanik enerjiyi de sese çeviren cihazlardır. Bir konuşmacının ve şarkıcının sesini salon içerisinde uzak noktalara sadece mikrofonla ulaşabilmesi imkansızdır. Sesin duyulabilmesi için hoparlör denen cihazlara ihtiyaç vardır. Bu durumda salonun akustiğine ve şekline göre çeşitli noktalara hoparlör konulmalıdır. Ses kaynağından (mixer, mikrofon, cd çalar vs..) den gelen ses sinyali bir anfi vasıtasıyla güçlendirilerek hoparlöre taşınır. Hoparlör kullanımında esas olan kullanılan anfinin ve hoparlörün gücü simetrik olmalıdır yani güçleri denk olmalıdır. Aksi taktirde hoparlör veya anfi ye zarar verebilir. Hoparlör kullanılacağı yere konulurken ayakta duran kişilerin kulak hizasının biraz üstünde olmalıdır çünkü ses kulağı rahatsız edebilir. Ayrıca mikrofonla arasında mesafe olmalıdır. Bunun sebebi ise feedback (geri dönüşüm ya da ötme) yapabilir.

EQULASİER (EQ)

Bu cihazlar sesin frekansını değiştirmek ya da daha anlaşılır daha belirgin şekilde duyulmaları için kullanılan yan ekipmanlardandır. Üzerinde birden çok ses frekans bandı bulunur.en düşük bas frekanslardan en yüksek tiz frekanslara kadar çeşitli bandlar vardır. Gelen ses, konuşmacı ya da enstrüman karakterine uygun olarak bu cihazlarda tonlanabilir ve profesyonel amaçlı kullanılan cihazlar olmasına rağmen basit şekilede indirgenebilir. Kısacası ses tonlamaya yarayan cihazlardır..

Bir tv stüdyosunda bu saydığımız cihazlar dışında başka ekipmanlar da bulunur. Örneğin wall box. Bu adından da anlaşılacağı gibi duvar kutusudur. Bu kutunun üzerinde mixerin üzerinde bulunan giriş ve çıkışlara benzer kanallar vardır. Ses reji ve stüdyo arasına sürekli kablo çekip yayın yapmak pratik değildir. Bu nedenle reji ve stüdyo arasında köprü görevi görürler. Örneğin stüdyoda bulunan bir sunucunun önüne mikrofon konulacaktır. Bu mikrofonun kablosu direkt olarak mixere değil de wall box'a girilir. Ses rejide bulunan page panelden bir metal çubuk vasıtasıyla hangi wall box’a girilmişse ve ordan mixerin hangi kanalına taşımak istiyorsanız bir metal çubuk vasıtasıyla kısa devre edilerek o mikrofonu basit şekilde rejiye taşımış olursunuz. Yani wall box kısacası mixer’in üzerinde bulunan giriş ve çıkışlara eş değerdir diyebiliriz.....

Rock Mont : Küçük hacimde bulunan ekipmanları tek bir kabinde toplamak amaçlı kullanılır. Adından da anlaşılacağı gibi raf montajı şeklinde de söylenebilir..




HEDEF KİTLE NEDİR?

Yazan : Defne Ilgaz / Tarih : 2006-05-03 23:37
Yorumlar :
(0)
Oylar : 0

İnsanlar sosyo-ekonomik durumları ve yaşam tarzlarına göre çeşitli gruplara ayrılmaktadır. Bu ayrım TV programcılığı açısından çok önemlidir. Çünkü bu gruplara göre kanallar açılmakta, programlar yapılmakta, reklam alınmakta yani programcılık bunun üzerine kurulmaktadır. İşte bu grupların A ve A+, B ve B+, C ve C+, D ve E şeklinde ayrımı yapılmaktadır. (Bu sınıflandırma A ve A1 olarak da karşımıza çıkabilir.)

A ve A+: Yüksek gelire sahip, sosyal aktivitelere önem veren ve TV den başka eğlence alternatifleri olan kişilerdir. Çok nadir TV izlerler. Televizyon programlarında seçicidirler. Rating oranlamasında en düşük dilimdirler.

B ve B+: Üniversite mezunu ya da kendini yetiştirmiş diyebileceğimiz insanlardır. Ortanın üstünde gelirleri vardır. Sosyal aktivitelere (sinema, tiyatro,konser,spor, ev dışındaki eğlence organizasyonları) hayatlarında zaman ve para ayırabilen insanlardır. TV programlarını seçerek izlerler.

A grubu B grubunu etkiler. A grubu belirleyicidir.

A-B grubu ratingleri ortak alınır.

C ve C+ : Gelir düzeyleri düşük, hangi görüş ya da inançta olursa olsun içten içe milli değerlere ve geleneklere bağlı, tek eğlenceleri TV olan, hayatlarında TV dışındaki eğlence ve sosyal faaliyetlere zaman ve para ayıramayan kişilerden oluşan bir kitledir. Sabahtan akşama kadar evlerinde TV açıktır.
Bu yüzden TV yapımcılarının en çok dikkate aldığı gruptur. Hayatlarını sürdürebilme kaygısı ağır basmakta, “ben ve ailem güvende miyiz” endişesi ile gündemi yakından takip etmektedirler.

Türkiye genç bir nüfustan oluşan bir ülkedir ve sürekli hızlı bir değişim içindedir.Mesela bundan beş altı sene önce Avrupa Birliği uzak durduğumuz bir konuyken bugün sıcak bakılan bir konudur.

Bir program hazırlarken hedef kitleyi doğru belirlemek ve onu iyi tanımak, bu değişimi takip etmek programın başarısıyla doğrudan ilgilidir.

Ratingleme genel olarak iki grupta yapılır. Total ve A-B grubu… Totalde Avrupa Yakası dizisi 7.dir. A-B de 1. çıkar.
Aliye dizisi AB ve totalde birincidir
Bir İstanbul Masalı AB ve totalde 1.dir gibi…



Çırak totalde 49. A-B de 7. çıkmıştır.
Aşağıda günlük rating raporlarını görebileceğiniz sitelerin adresleri var:
www.superpoligon.com
www.ucankus.com
www.medyatava.com dan rating raporlarını her gün takip edebilirsiniz.
İlk 100 program ratingler.

Ayrıca dakika dakika rating raporlarını da AGBden almak mümkündür…




İyi Bir Röportaj İçin

Yazan : Defne Ilgaz / Tarih : 2006-05-02 22:34
Yorumlar :
(0)
Oylar : 0

1- Teknik kontrollerinizi yapın (Batarya,kaset,uygun mikrofon)

2- Gideceğiniz yerin adresini iyi öğrenin

3- Konu ve konuşmacı hakkında araştırma yapın

4- Tecrübenize güvenmeyin

5- Basit, kısa, mantık sıralamasıyla sorular sorun

6- Röportajdan önce konuşmacınızla asla prova yapmayın

7- Konuğun gerilimini azaltan (kayıt dışı) bir ön sohbet iyi olur

8- Röportajı kesmeden kaydedin

9- Röportajcı değil konuşmacı önemlidir ,unutmayın

10- Konuşmacınızın cevaplarını iyi dinleyin.

11-Birleşik ve kapsamlı sorular sormayın.

12- Bilginizi göstermeye kalkışmayın.

13- Röportajcı izleyiciyi temsil eder unutmayın.

14- Hileli sorular ve köşeye kıstırma taktikleri kesinlikle kullanmayın.

15- Tarafsızlığınıza halel getirmeyin(?)

16- Canlı bir sunumu, dozunda bir espri anlayışıyla birleştirin.

17- Mecbur kalmadıkça söz kesmeyin.

18- Konuğunuza değer verdiğinizi belli edin.

19- Röportajın kontrolünü elinizde tutun (özellikle canlı yayında)

20- Başlama, bitirme, başka soru veya konuğa geçme için uygun cümleleri bulmak
üzere kendinizi geliştirmelisiniz





Kamera Hareketleri

Yazan : Defne Ilgaz / Tarih : 2006-05-02 00:08
Yorumlar :
(0)
Oylar : 0

Objektifleri öğrenirken, "göz" ün bilim adamlarına iyi bir örnek oluşturduğunu görmüştük. Sinema dilini oluşturan ilk sinemacılar da insanın, gözünü ve bakışlarını kullanışından yola çıkmışlardır.

Bulunduğumuz mekanı tanımak için "göz gezdiririz" ya da "gözden geçiririz" ya da "gözlerimizle tararız." Ya da detaylara "dikkat ederiz", "dikkatimizi çeker","konuya odaklanırız". Bize biri seslenir "başımızı çeviririz."

"Hadiseleri yakından takip ederiz."
İşte bütün bunlar kamera hareketlerini de ölçekleri de anlamamızda bize yardımcı olacak "bakış açıları"dır!

PAN: Kameranın soldan sağa ya da sağdan sola çevrinmesidir.

TİLT UP / TİLT DOWN: Kameranın aşağıdan yukarı ya da yukarıdan aşağı çevrinmesidir.

TRAVELLİNG (Kaydırma): Kameranın dolly ya da şaryo(ray) üzerindeki hareketleridir.

ZOOM İN/ZOOM OUT: Optik olarak yapılan bir kamera hareketidir. Konuya optik olarak yaklaşma ya da uzaklaşmadır.

MEZO PAN: Objeler resimde derinlemesine yerleştirildikten sonra bir çekim içinde netliğin bir objeden öbürüne alınması. Optik kaydırma.

MAKRO: Bir objektif türünün adıdır. Detayları büyütür. "Makro plan" tabirini de detaylara ait görüntülerin çekimini tarif ederken kullanırız. (Bir çiçeğin yaprağı,parmaktaki bir yüzük vs...)

CRANE: Vinç demektir. Günümüzde remote kontrollü, monitörlü craneler kullanılıyor artık. Her formatta kamera, bu cranelere aparatlar ile takılır.

ŞARYO: Kameranın konuya yaklaşması,uzaklaşma sı ya da konuyu takip etmesi gereken çekimlerde yere ray döşenir. Bu rayların üzerinde tekerlekli bir düzenek vardır. Kamera ve kameraman bu düzlemin üzerinde şaryo asistanları ile hareketini gerçekleştirir.

STEADİCAM/ACTİONCAM: Sarsıntıyı hissettirmeden çekim yapılmasını sağlayan kameramanın gövdesine bağlanarak kullanılan bir düzenektir. Mesela takip çekimleri için idealdir.
Artık kameraların boyutlarının küçülmesi ve mekanik sistemlerin de gelişmesiyle bir çok alternatif oluşmuştur. Jimmy Jib de bunlardan biridir. Kendi kamerası olan jimmy, yerden kendi operatörü tarafından kumanda edilir. Helikopter kameranın kullanıldığı çekimlerde bile,çekim senaryosu dili için gerekli olan dil her halükarda aynıdır.

OMUZ KAMERASI
: Kameranın tripotta değil de elde yapılan bütün çekimlerine bu ad verilir.

ÖZNEL KAMERA
: Birinin gözünden çekiyormuşcasına yapılan çekimlerdir. Mesela;katilin gözünden kurban… Ya da bir köpeğin gözünden dünya…


Kamera Açıları:
Kameranızı oyuncunuzun göz seviyesinden yukarı yerleştirirseniz ona baskı altında,ezik bir ifade vermiş olursunuz. (Üst bakış açısı/Plonje)
Kameranızı oyuncunuzun göz seviyesinin altına yerleştirirseniz ona mağrur,güçlü,etkin, baskıcı bir ifade vermiş olursunuz. (Alt bakış açısı)






İlhan Yerebakan/Işık Yönetmeni-TGRT

IŞIK KAYNAKLARI


İki temel ışık kaynağı vardır. Anahtar ışık ve dolgu ışık. Ayrıca arka ışık ve fon ışığı da, kullanılan destekleyici kaynaklardır.

KEY LİGHT / AHAHTAR IŞIK:

Şekillendirme ışığıdır. Sert gölgeler oluşturur ve sert bir ışık kaynağıdır. Bu gölgeler kontürü ve dokuyu ortaya çıkarır. Objenin sadece bir yanı ışık alır.

FİLL LİGHT/ DOLGU IŞIK:

Şu ana dek konumuzun bir tarafına sert doğrusal bir ışık yerleştirdik. Bu koyu gölgeler yaptı ve bize konunun şekli özellikleri hakkında bir fikir verdi. Ancak bu gölgeler çok serttir. Bunları yumuşatmak ve sakladıkları ayrıntıları ortaya çıkarmak için karanlık alanlara daha yumuşak bir ışık vermemiz gerekir.

Özetle; kontrastlığı azaltmak ve gölgeleri başka gölgeler yaratmadan aydınlatmak isteriz. Genellikle ışık yapılırken anahtar ışığın yeri sabit tutulur; dolgu,arka ve fon ışığın yeri ile oynanır.


Dolgu ışık genellikle iki ya da daha çok ışık kaynağından oluşur.

Turuncu Kafalar=> 800’lük <= Sarı(Tungsten)
1000’lik


Arc=> 575 watt <= Beyaz
1200
2500
4000
6000
12000
18000

Soğuk Işık:

Basık stüdyolarda kullanılır, az ısı çok ışık verir, beyazdır

Mizar=>300 watt<= Sarı
500
650
Soft Lamba: Işığı dağıtarak verir, sarıdır.
Self: Yükseltici
Black Rep (Wrap): Yanmaz siyah kartonumsu. Sızıntıları engeller.
N.D. : Naturel Dance
(direkt cama döşenen,varlığı hissedilmeyen uv filtre edici.)

Strafor ve alüminyum folyo: Reflektör olarak kullanılırlar.





Karadeniz Usülü Fotoğrafçılık

Yazan : Doç.Dr.M.Reşat Sümerkan / Tarih : 2006-04-30 22:03
Yorumlar :
(0)
Oylar : 0



Karadeniz Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Mustafa Reşat Sümerkan tarafından on yıldır aralıksız çıkartılan ve aylık olarak yayınlanan 'Foto Forum' isimli dergide yer alan bir köşede, abonelere Laz usulü kafiyeli manilerle birlikte fotoğraf dersi veriliyor.

Derginin her sayısında yer alan Laz usulü derslerden bazıları şöyle:



Ders Konusu: Filtreler

Karadağ ormanında
Kovaladım ayıyı
Hava sislendüğünde
Kullaniruk sarıyı

Baktum karsıda Rize
Taktum bi polarize
Net ettum beş yüzlüğü
Geldik yarlan göz göze

Mavi renkli filitre
Tenleri koyi eder
Süt beyazi Fadimem
Birdenbire oldi esmer

Ders Konusu: Objektifler
Gelinler ellerine
Kina yakarlar kina
Teleylan bakılınca
Ayşem gelur yakina

Bi evde iki bacı
Allahum bana acı
Yarim sığmaz vizöre
Yok mi bi geniş açı

Haçan girdi horona
Titrer idi omizi
Böcuk çekilaceksa
Takaruz makromizi

Ders Konusu: Diyaframlar
Dügün güni gelende
Göğe mermi saçulur
Diyafram göze benzer
Kisilur da açilur


Barmaklarum üşidi
Diyafram açamadum
Kaynatam basti bizi
Becerip kaçamadum

Vermez ise bubasi
Anlaşur da kaçaruk
Az ışıklı yerlerde
Diyaframi açaruk

Ders Konusu: Fotograf çekimi
Dik tutup makinayi
Vizöründen bakaruk
Alan derinluğuni
Diyaframlan sağlaruk

Yüksek enstantaneylan
Çekilur uçan arı
Güneş battıktan sonra
Kullanun B ayarı

Perde obtüratörün
sküli ben olayım
Kablo deklanşör gibi
Belune dolanayım

Ders Konusu: Filmler
Filimum yüksek ASA
Gren yapacak gren
Yitirdum Fadimemi
Yok midur oni gören

Filimin üst tarafı
Gümüş kaplıdır gümüş
Gel karanlık odama
Edelum senle cümbüş

Filim çektim bin ASA
Diyafram kısa kısa
Kaynanam koyi çıkmış
Ne gam ettum ne tasa






SES SES BİR Kİ SES KONTROL!

Yazan : Ahmet Sarı/Ses Yönetmeni / Tarih : 2006-04-30 21:57
Yorumlar :
(0)
Oylar : 0

Ahmet Sarı/Ses Yönetmeni-TGRT

Hava zerreciklerinin herhangi bir basınç altında bir noktadan diğer noktaya hareketine ses denir. Ses hareket enerjisinin bir çeşidi olup cisimlerin hareket etmeleri ile meydana gelir. Normal şartlar altında sesin havadaki yayılma hızı 340 m/sn'dir. Hava sıcaklığı arttıkça sesin hızı da artar. Sesin güç cinsinden birimi desibell frekans cinsinden birimi ise hertz ile adlandırılır. Normal bir insan kulağı 16 hz (hertz) ile 16 khz (kilo hertz) arasındaki sesleri işitir. Kulağa gelen ses seviyesi ise 120db ( desibell) i geçerse kulakta duyma kaybı olabilir.

16 hz (hertz) altındaki sesler ses sınırının (duyma yetisinin) altında kalan seslerdir. Bu seslere teknikte İNFRA sesler denir. 20000 Hz üstündeki seslere de ULTRA sesler denir. Bu frekanstaki sesleri bazı hayvanlar duyabilir ancak insan kulağı bu sesleri algılayamaz.


Herhangi bir araç kullanılmadan sesin şiddetini arttıran büyük bir meydan veya insan sesinin her taraftan aynı şiddette duyulması mümkün değildir. insan sesinin her taraftan duyulabilmesi için aynı frekansta çalışan aletlere ihtiyaç vardır. Ses frekanslı titreşimleri elektrikli titreşimlere veya elektrikli titreşimleri sese çeviren cihazlara ses frekansta çalışan aletler denir. Bu aletler 2 gruba ayrılır.

1. grup : Ses titreşimlerini elektrikli titreşimlere çeviren cihazlar ( Mikrofon, pikaplar, teypler, dat, cd, vs... )
2. grup : Elektrikli titreşimleri sese çeviren cihazlar(kulaklık ve hoparlörler)

MİKROFONLAR

Konuşurken veya şarkı söylerken meydana gelen ses dalgaları ancak bir mikrofon yardımı ile yardımıyla elektrik akımına çevrilirler. Ses dalgasının hava basıncı değişikliği mikrofon içinde bulunan bir diyaframı hareket ettirir. Diyaframın hareket etmesi ya kristali hareket ettirir veya bobini mıknatıs hava boşluğuna sokup çıkarır. Bu tepki ile alternatif bir gerilim meydana gelir.Böylece ses meydana gelir. Ancak bu sesi duyabilmek için bir mixer veya anfi veya hoparlör veya kulaklık gibi cihazlara ihtiyaç vardır. Mikrofonun çıkış gerilimi seviyesine sansibilite denir.
Mikrofonlar duyarlılık oluşumlarına göre kendi aralarında gruplara ayrılır.

a- Dinamik mikrofonlar

b-Condanser ( kapasitif ) mikrofonlar

c-Karbon mikrofonlar

d-Şerit mikrofonlar


Günümüz teknolojisinde kullanılan 2 tip mikrofon vardır. Bunlar dinamik ve condanser (kapasitif) mikrofonlardır. Bu grup içinde kullanılan mikrofonlardan dinamik mikrofon şayet seslendirme yapılıyorsa orkestralardaki enstrümanlarda veya dış mekanda röportaj yapıyorsak etraftaki sesleri çok fazla kayda almaması için tercih edilir. Tanımından da anlaşılacağı gibi bu mikrofonlar sağır mikrofonlardır ve ses kaynağına yani konuşmacının ağzına yakın tutulmalıdır.
Diğer tip olan kapasitif mikrofon ise dinamik mikrofona göre çok daha hassas olan mikrofonlardır. Yani uzaktan gelen sesleri almak amaçlı kullanılır. Bu tip mikrofonlar seslendirme amacına uygun değildir. Genelde radyo ve tv yayınlarında, sitcom dizi çekimlerinde ve spor müsabakalarında seyirci efektlerini almak gibi işlerde kullanılır. Bu mikrofonların çalışabilmesi için +48 volt besleme gerekir veya şayet üzerinde varsa mikrofonun içine pil konularak çalıştırılır.

Mikrofonlar karakteristik özellikleri dışında yön durumlarına göre de kendi aralarında gruplara ayrılırlar. Bunları şöyle sıralayabiliriz.

A-Yönsüz mikrofonlar (omni direksiyonel): Şayet mikrofonun diyaframı bütün yönlerden gelen sesleri aynı oranda alıyorsa buna yönsüz yani omni direksiyonel mikrofonlar denir.

B-İki yönlü mikrofonlar(Bi-direksiyonel): Bu mikrofonlar ön ve arkadan gelen seslere karşı hassastırlar. Yanlardan üstten ve alttan gelen sesleri net olarak algılayamazlar.

C- Tek yönlü mikrofonlar( Üni direksiyonel ) : Bu tip mikrofonlar direkt mikrofonun karşısından gelen sesleri net olarak alırlar. Yanlardan ve arkadan gelen sesleri net olarak algılayamazlar.


shahyn Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Reply With Quote Add to shahyn's Reputation
Old 27.07.07, 10:19   #2 (permalink)
Server Op

 
Chaos™'s Avatar
 
Bilgileri
Join Date: Sep 2006
Kullanıcı No: 1
Posts: 4,895
Teşekkürler Durumu
: 261
Karizma
Rep Puanı : 747887
Rep Seviyesi : Chaos™ has a reputation beyond reputeChaos™ has a reputation beyond reputeChaos™ has a reputation beyond reputeChaos™ has a reputation beyond reputeChaos™ has a reputation beyond reputeChaos™ has a reputation beyond reputeChaos™ has a reputation beyond reputeChaos™ has a reputation beyond reputeChaos™ has a reputation beyond reputeChaos™ has a reputation beyond reputeChaos™ has a reputation beyond repute
İletişim
--->: Sinema -TV Ders notları

Teşekkürler emeğine sağlık
__________________
Chaos™ Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Reply With Quote Add to Chaos™'s Reputation
Reply

Tags
sinema, ders, notlari


Currently Active Users Viewing This Thread: 1 (0 members and 1 guests)
 
Thread Tools
Display Modes