![]() |
| |||||||
| Serbest Kürsü (off topic) Hiçbir başlığa uymayan kouları bu alana yazabilirsiniz |
![]() |
| | Seçenekler | Stil |
| | #1 (permalink) |
| şehitlerimiz için şiirler VATAN Kimse söndüremez tüter bu ocak, Adı türktür Bu vatanın türk kalacak. Şehit ve gazi bedelidir bu şanlı bayrak, Adı Türk'tür bu vatanın türk kalacak. Nice şehitler vermiş bu toprak, Sahiip çıkılacak vatan ve bayrak. Tüm gençlik vatan bekçisi olacak, Adı Türk'tür bu vatanın Türk kalacak. Her şafakta bir ışık parlayacak, Tüm gençlik ona sahip çıkacak. Türk gençliği uşak olmayacak, Adı Türk'tür bu vatanın Türk kalacak. Düşman karşısında birlik olacak, Barış ve kardeşlik ülkümüz olacak. Huzuru bozana dünya dar olacak, Adı Türk'tür bu vatanın Türk kalacak. Yüzlerce Cemal gazi olacak, Binlerce Mehmet Şehit Olacak. Tüm gençlik nöbet tutacak, Adı Türk'tür bu vatanın Türk kalacak. Cemal MUTLU E.J.Gazi Ütgm. 1985 Kara Harb Okulu Mezunu Çanakkale Şehitlerine Şu Boğaz Harbi Nedir? Var mı ki dünyada eşi? En kesif orduların yükleniyor dördü beşi, -Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya, Ne hayasızca tahaşşüd ki ufuklar kapalı! Nerde-gösterdiği vahşetle “bu: bir Avrupalı” Dedirir-yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yahut kafesi! Eski Dünya, Yeni Dünya bütün akvam-ı beşer Kaynıyor kum gibi, Mahşer mi, hakikat mahşer. Yedi iklimi cihanın duruyor karşında, Osrtralya’yla beraber bakıyorsun ; Kanada! Çehreler başka, lisanlar, deriler rengarenk. Sade bir hadise var ortada : Vahşetler denk. Kimi Hindu, kimi Yamyam, kimi bilmem ne bela... Hani tauna da zuldür bu rezil istila... Ah o yirminci asır yok mu, o mahluk-i asil, Ne kadar gözdesi mevcut ise hakkiyle sefil, Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına; Döktü karnındaki esrarı hayasızcasına, Maske yırtılmasa hala bize affetti o yüz ... Medeniyet denilen kahbe, hakikat yüzsüz. Sonra mel’undaki tahribe müvekkel esbab, Öyle müthiş ki: Eder her biri bir mülkü harab. Öteden saikalar parçalıyor afakı; Beriden zelzeleler kaldırıyor a’makı; Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin; Sönüyor göğsünün üstünde o aslan neferin. Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam, Atılan her lağımın yaktığı: Yüzlerce adam. Ölüm indirmede gökler, ölü püskürtme de yer O ne müthiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer... Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak, Boşanır sırtlara, vadilere, sağnak sağnak. Saçıyor zırha bürünmüş de namerd eller, Yıldırım yaylımı tufanlar, alevden seller. Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere, Sürü halinde gezerken sayısız tayyare. Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler... Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler! Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından; Alınır kal’a mı göğsündeki kat kat iman? Hangi kuvvet onu, başa, edecek kahrına ram? Çünkü te’sis-i ilahi o metin istihkam. Sarılır, indirilir mevki’-i müstahkemler, Beşerin azmini tevkif edemez sun’-i beşer; Bir göğüslerse Huda’nın edebi serhaddi; “O benim sun’-i bediim, onu çiğnetme” dedi. Asım’ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek: İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek. Şuheda gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar... O, rukü olmasa, dünyaya eğilmez başlar, Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor, Bir hilal uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor! Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker! Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer. Ne büyüksün ki, kanın kurtarıyor Tevhid’i... Bedr’in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi. Sana dar gelmeyecek makber’i kimler kazsın? “Gömelim gel seni tarihe”desem, sığmazsın. Herc ü merc ettiğin edvara da yetmez o kitab... Seni ancak ebediyetler eder istiab. “Bu, taşındır” diyerek Ka’be’yi diksem başına; Ruhumun vayhini duysam da geçirsem taşına; Sonra gök kubbeyi alsam da, rida namıyle; Kanayan lahdine çeksem bütün ecramıyle; Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan; Yedi kandilli Süreyya’yı uzatsan oradan; Sen bu avizenin altında, bürünmüş kanına; Uzanırken, gece mehtabı getirsem yanına, Türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem; Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem; Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana... Yine bir şey yapabildim diyemem hatırına. Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini, Şarkın en sevgili sultanını Salahaddin’i, Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran... Sen ki, İslam’ı kuşatmış, boğuyorken hüsran, O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın; Sen ki, ruhunla beraber gezer ecramı adın; Sen ki, a’sara gömülsen taşacaksın... Heyhat, Sana gelmez bu ufukalar, seni almaz bu cihat... Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber, Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber. MEHMET AKİF ERSOY Bir Yolcuya ( Bu şiir Gelibolu yamaçlarında yazıldı ![]() Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın, Bu toprak, bir devrin battığı yerdir. Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın, Bir vatan kalbinin attığı yerdir. Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda, Gördüğüm bu tümsek, Anadolu’nda, İstiklal uğrunda, namus yolunda, Can veren Mehmed’in yattığı yerdir. Bu tümsek, koparken büyük zelzele, Son vatan parçası geçerken ele, Mehmed’in düşmanı boğuldu sele, Mübarek kanını kattığı yerdir. Düşün ki, hasrolan kan, kemik, etin Yaptığı bu tümsek, amansız, çetin, Bir harbin sonunda, bütün milletin, Hürriyet zevkini tattığı yerdir. NECMETTİN HALİL ONAN Soran Olursa Seni tek başına gören olursa Dertliyim derman bulunmaz dersin Gözünden akan yaşı gören olursa Sevdiğim askerden gelmedi dersin Başkasını seversin diyen olursa Ondan başkasını sevemem dersin Seni evlendirecekler diyen olursa Ömrümde başkasına yar olmam dersin Ne zaman gelecek diye soran olursa Geldi kalbimde yaşıyor dersin Onun aşkı yalan diyen olursa Ettiğimiz yemin büyüktür dersin "Askerler vurulunca değil unutulunca ölürler." İki Yolcu Bu kalabalık senin düğününe Benimse cenazeme geliyor Bu davullar senin düğününe; Benimse cenazeme çalıyor. Senin üzerine çiçek Benim üzerime toprak atacaklar Senin kınalı ellerinden Benimse tabutumdan tutacaklar Seni türkülerle, beni ağıtlarla Uğurlayacaklar bizi iki yolcu gibi İkimizde giysisi beyaz olacak Nüfusa seni EVLİ beni ise ÖLÜ Yazacaklar. Hesap Sorulacak Apo Denen Köpekten Yiğit olanın lokması cana azıktır beyler Kimse bana söylemesin buna yazıktır beyler Soyu soysuz olanın sütü bozuktur beyler Bunların soyu bozulmuş Türk'e düşman göbekten Bu hesap sorulacak Apo denen köpekten! Kan istediniz canlardan bitmedi inadınız Oğuz size yar olmadı budüz idi adınız Senelerdir bu vatanın ekmeğini yediniz Suyunuzu keseceğiz dağlardaki gölekten Bu hesap sorulacak Apo denen köpekten! İhanete yar mı olur, yüce dağların karı Üstünüze zalım geldi bu senenin baharı Deli poyraz gibi vurdu öksüzlerin kaharı Eleneceksiniz beyler ince ince elekten Bu hesap sorulacak Apo denen köpekten! Dağlar, taşlar bu ovalar bilin ki Türk'ün yurdu Aslımız insan neslidir Türk'e semboldür Kurd'u Soyu ermeni olanlar nerden bilecek Kürd'ü İhaneti seyreyleyin perdedeki delikten Bu hesap sorulacak Apo denen köpekten! Feryat eylemez mi sandın yavrusuna bir ana Sizler doymak bilmediniz akıttığınız kana İnsan olan cana kıymaz, nasıl kıydınız cana? Anası nenni söylerken kan damlıyor belekten Bu hesap sorulacak Apo denen köpekten! Alperenler şehadeti seslenirken çağrına İbrahim'in dedileri nişan oldu bağrına Mehmetçik'ler şehit düştü bu vatanın uğruna Vatan mı istediniz lan beşikteki bebekten? Bu hesap sorulacak Apo denen köpekten! Hainlerin yaptıkları yanlarına kalır mı? İhanetin affı olmaz sizi millet salar mı? Vatan şehitler toprağı seni toprak alır mı? Boynuna urgan dolayın sağlam olsun ipekten! Bu hesap sorulacak Apo denen köpekten! Başı bozuk yaylalarda bol keseden savurdun Ne dinin var, ne imanın sen ne biçim gavurdun? Hem korkaksın, hem zavallı zoru gördün kıvırdın! Urgan bile dava eder boynundaki ilmekten! Bu hesap sorulacak Apo denen köpekten! Şehit anaların gözündeki yaş bitsin Vatanımın üstünden kara bulutlar gitsin Asın gardaş bu iti, şehitler rahat etsin! Bu Sefai deli oldu, senelerdir demekten! Bu hesap sorulacak Apo denen köpekten ŞEHİDİN BULDUKLARI Karşımda herc-ü merc yığınlar Nelere gebe bilinmez yarınlar Bugün şen şakrak yarın üzüntülü Rahmet bu gaybın üstü örtülü Dün dağlarda eşkıya peşinde Bugün kalmamış eser neşesinde Binmiş dört inanmışın omzuna Cevap veriyor meleklerin sorusuna Sorular ne olursa olsun korkmuyor Meleklerin yerine geçmiş o soruyor. Siz Münker-Nekir ben ölmedim ki Ölüm denilen şey nedir ki sanki Her şeyi görmek görünmemekse Bin defa ölürüm Allah ömür verse Yusuf İNAN 5 NİSAN 1994 MEHMET'İM SANA NASIL KIYDILAR? Kömür karasıydı rüzgarda dalgalanan saçların, Bir ok gibi bağırları delerdi güzel bakışların, Kızdın mı aniden çatılırdı keman kaşların, Mehmet’im sana, gençliğine nasıl kıydılar? Fidan misali boyunla yirmi yaşındaydın Hayatının en güzel mevsimi baharındaydın Benim büyümeyen yavrum ana koynundaydın Mehmet’im sana, gençliğine nasıl kıydılar? Gelince askerlik çağın mutluluktan coştun, Güzel haberi vermek için yavukluna koştun, Gurur dolu yüreğinle başın dik dolaştın, Mehmet’im sana, gençliğine nasıl kıydılar? Hazırladım zevkle mutlulukla bütün eşyalarını, Üşümesin ayakların diye ördüm yün çoraplarını, Ellerine saçlarına yaktım damatlık kınalarını, Mehmet’im sana, gençliğine nasıl kıydılar? Elleri açtık semaya dualarla yolladık kapıdan, Düğün kurduk davul zurna çaldık ardından, Gözümde yaşlarla uğurladım seni yuvadan Mehmet’im sana, gençliğine nasıl kıydılar? Ana sütünü helal et vatan borcu gidiyorum dedin, Baba duanı esirgeme namus borcu gidiyorum dedin, Kardeşlerini öptün, yavukluna hasretle güldün, Mehmet’im sana, gençliğine nasıl kıydılar? Aylar sonra acı haberin geldi uzak diyarlardan, Kahbe kurşun yemişsin imanlı temiz bağrından, Canını, kanını vermişsin geçmemişsin vatanından, Mehmet’im sana, gençliğine nasıl kıydılar? Baba ocağına getirdiler al bayrak kefeninle, Uğurladık seni ebedi hayata cennete tekbirlerle, Şehit anası oldun dediler Allah şefaatine nail eyleye, Mehmet’im sana, gençliğine nasıl kıydılar? ZERRİN ÖZGÜR MEHMETÇİK Esaret zincirini kanlarla kıran Mehmet, Hürmetle eğilmede huzurunda bu millet, Kan verdin şu toprağa ebedi şan aldın sen. Öldünde savaşlarda yaşatmak için yurdunu, Çoştunda savaşlarda azgın düşmanlar durdu. Bütün dünya milleti o azgın düşmanlar ki, Memleketi istila edeceklerdi sanki. Düşündüler mi onlar üç kıtanın fethini, Düşündüler mi onlar şanlı tarihini. Çoştun da bir zamanlar atlamıştın Tuna'yı, Ezmiştin hasımları sarmıştın Viyana'yı. Avrupa ortasında yıllarca at oynattın, Dillere destan olan kahramanlar yarattın. Saçtın oralarda binbir dehşetle korku, Sinerek düşmanların Türk geliyor diyordu. Unutulmuştu demek o istila günleri, Tarihe nam saldığı Türk'ün şanlı günleri. Hatırladın sen o şerefli anları, Çanakkale önünde boğarak düşmanları. Çarpışarak orada bulmak için hakkını, Durdurdun imanınla,çoşup gelen akını. Bir kere daha geçti şanlı tarihe ismin, Sen bizim kalbimizde ölmez ve ebedisin. E.kıdemli Alb. Celalettin Alıcı 15 Şubat 2006 VATAN Uğruna ölünen güzeldir vatan Nice şehit verdik toprakta yatan Gazidir şehittir hep senin atan Ben seviyom diyen vermez vatanı Dökeriz düşmanı bizler denize Dededen mirastır şehitlik bize Mevla’m nurlar verir güzel benize Düşmanlara biz vermeyiz vatanı Vatana adadım güzel canımı Feda ettim benim olan kanımı Vermeyiz düşmana hiçbir yanını Genç ihtiyar biz bekleriz vatanı Kınalar yaktık bizde ellere Sevgiyle bakarız açan güllere Türkiye içinde olan yerlere Çiğnetmeyiz biz düşmana vatanı Uğurladık biz yavruyu vatana Gecikmeden erken katıl kıtana Sahip çık toprakta şehit yatana Canımızdan çok severiz vatanı Yüzleri nurludur gülüyor gözler Unutulmaz asla şehidin yüzler Ne kadar anlatsan bitmiyor sözler Biz düşmana kaptırmayız vatanı Gözü açık olur şehitler Savunur vatanı her an yiğitler Melekleri olur onun şahitler Canı kanı ile korur vatanı Alnına nokta koyduk kınayı Yaraladın ana ile babayı Bekçi koydun sırtındaki abayı Bekliyor şehidim aban vatanı Söyledi kardeşi şehitsin abi Her şey Mevla’nındır bilinmez tabi Emanet bekçisi bizler sahibi Ödüldür şehitlik vermek vatana 14.12.2004 Çarşamba TÜRK’ÜN TÜRKÜSÜ Ben varken, daha sen yoktun ortada, Çok eskiyim, dünkü çocuk krallığından. Ben vardım, tarih değildi tarih daha, Batmaz dediğin güneş benimle geldi Asya’dan. Kölesiydi Sezar’ın vahşi Kelt’leri gördüm, Germenleri, Normanları ve yamyamları da. Roma’yı, tüm ihtişamını servetini de, Atilla’ya diz çöken, Papasını da gördüm. Helenleri de gördüm, hayallerini de, Bizansını da gördüm, Konstantin’i de, Sonra haçlıları da, hepsi de barbardılar, Hançerledikleri göğsümde dağıldılar. Ne Anzaklar, ne Hindular, ne Rumlar, Yedi düvelden, dört iklimden, sekiz yönden. Hep geldiler senden önce kapılarıma, Şimdi hepsi birer kan pıhtısı topraklarımda. İstediğim hesabı yap, öyle gel, Ermenistan, Kürdistan, Lazistan. Daldığın derin hülyalarından, Şehitler taşımış, Peygamber kollarımda uyanırsın. İstediğin renge boyan, öyle gel, Ermeni, kirmani, bilmem ne şeytani. Her damlası vatanıma adak, Sel gibi kanımda boğulursun. Türk’üm, tarih köklerimde başlar. Köklerim, tarihten de derinlerde. Gözlerinin göremeyeceği yerlerde hayallerim, Hayallerinin gidemeyeceği yerlerde ellerim var. Yolcu 09-08-2002 21:58 Çap tıp Fakültesi ortopedi kliniği, 202 numaralı oda “Hep geldiler, ben hep buradaydım ve gelmeye devam edecekler. Ben yine burada olacağım” HİSSETMİŞTİM ANNE Ana bu sabah yine erken uyandık Botları boyadık,düzeni yaptık Sabah sabah iştimada dimdik ayaktaydık Ben şehit olacağımı hissetmiştim anne Bir emir geldi babacan komutandan Araçlara bindik tam teşhizat hep bir andan Karamanlı başladı dua okumaya ağzından Ben şehit olacağımı hissetmiştim anne Mataramda ki su sanki zem zemdi Tetiğim gül oya,süngüm bir çiçekti Yüreğimde ki sevda daha bir depreşti Ben şehit olacağımı hissetmiştim anne Sen geldin aklıma giderken göreve Sivaslının gözündeki yaşa takıldı aklım Sordum kendi kendime acep niye Biliyordu o da kavuşmayacaktı nişanlısı Emine'ye Ben şehit olacağımı hissetmiştim anne Bir ses duyuldu önce kulaklarım oldu sağır Az sonra geldim kendime koştum cenke Arkadaşlar dökülüyordu tek tek yere bağır ALLAH diye bağır Gözümde ki yaş düşmüştü gönlüme orda oldu kahır Ben şehit olacağımı hissetmiştim anne Vatan içindi dökülen kanlar yere Çakallar karşı cephede mehmetçikler yerlerde Tokatlı,Yozgatlı düşmüş kalmışlar üst üste Allahım sen onlarında gazasını mübarek eyle Ben şehit olacağımı hissetmiştim anne Doğduğum anı bilmem ama anam Ölürken son sözüm oldu VATAN Helaldir ona bu uğurda verilen her can Ana ağlamaysın oğlun oldu şehit OSMAN Ben şehit olacağımı hissetmiştim anne VATAN SAĞOLSUN Bayrak Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü Kızkardeşimin gelinligi, şehidimin son örtusü. Işık lşık, dalga dalga bayrağım, Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım. Sana benim gözümle bakmayanın Mezarını kazacağım. Seni selamlamadan uçan kuşun Yuvasını bozacağım. Dalgalandığın yerde ne korku ne keder... Gölgende bana da, bana da yer ver! Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar! Yurda, ay-yıldızının ışığı yeter. Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün Kızıllığında ısındık; Dağlardan çöllere düşürdüğü gün Gölgene sığındık. Ey şimdi süzgün, rüzgarlarda dalgalı; Barışın güvercini, savaşın kartalı... Yüksek yerlerde açan çiçeğim; Senin altında doğdum, Senin dibinde öleceğim. Tarihim, şerefim, şiirim, herşeyim; Yer yüzünde yer beyen: Nereye dikilmek istersen Söyle seni oraya dikeyim! Arif Nihat Asya KAHRAMANLIK Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir, Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmektir. Ölmezliği düşünmek boşuna bir emektir; Kahramanlık; saldırıp bir daha dönmemektir. Sızlasa da gönüller düşenlerin yasından Koşar adım gitmeli onların arkasından. Kahramanlık; içerek acı ölüm tasından İleriye atılmak ve sonra dönmemektir. Yırtıcılar az yaşar... Uzun sürmez doğanlık... Her ışığın ardında gizlidir bir karanlık. Adsız sansız olsa da, en büyük kahramanlık; Göz kırpmadan saldırıp bir daha dönmemektir. Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir, Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmektir. Bunun için ölüme bir atılış gerekir. Atıldıktan sonra bir daha dönmemektir... FETİH MARŞI Yelkenler biçilecek, yelkenler dikilecek; Dağlardan çektiriler, kalyonlar çekilecek; Kerpetenlerle surun dişleri sökülecek Yürü, hala ne diye oyunda oynaştasın ? Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.! Sen ne geçebilirsin yardan, anadan, serden.... Senin de destanını okuyalım ezberden... Haberin yok gibidir taşıdığın değerden... Elde sensin, dilde sen, gönüldesin baştasın... Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.! Yüzüne çarpmak gerek zamanenin fendini... Göster : Kabaran sular nasıl yıkar bendini ? Küçük görme, hor görme, delikanlım kendini Şu kırık abideyi yükseltecek taştasın; Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.! Bu kitaplar Fatihtir, Selimdir, Süleymandır. Şu mihrap Sinanüddin, şu minare Sinandır. Haydi artık uyuyan destanını uyandır.! Bilmem, neden gündelik işlerle telaştasın Kızım, sen de Fatihler doğuracak yaştasın.! Delikanlım, işaret aldığın gün atandan Yürüyeceksin... Millet yürüyecek arkandan ! Sana selam getirdim Ulubatlı Hasandan .... Sen ki burçlara bayrak olacak kumaştasın; Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.! Bırak, bozuk saatler yalan yanlış işlesin ! Çelebiler çekilip haremlerde kışlasın! Yürü aslanım, fetih hazırlığı başlasın... Yürü, hala ne diye kendinle savaştasın ? Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.! Arif Nihat Asya Yarının Türküsü Arkadaşlar, haydi artık saflar dizilsin! Uzak, yakın ufuklardan koşup gelerek Belde çelik kılıç, içte çelikten yürek Taşıyanlar saflardaki yerini bilsin! Bir çığ gibi yürüyelim gözler ilerde; Keder, elem her ne varsa geride kalsın! Tehlikeler duman gibi tüterken yerde Arkadaki her düşünce sönüp ufalsın. Kahramanlar yürük gider ölüme karşı, Bir sevgili gibi onu basar bağrına! Bak, uzaktan çalınıyor bir zafer marşı, Yürüyelim şu doğmakta olan yarına... Sen ne kadar güzel şeysin, ey şanlı ölüm! Bizim bütün talihimiz sende saklıdır. Ey dünyada her yiğite nişanlı ölüm, Zevki sende arayanlar elbet haklıdır. Köprüköy'den, Pilevne'den gelen ses nedir? Çanakkale şehitleri dirildiler mi? Çocuklarda yeni doğan bu heves nedir? Kocamışlar bir sır için gençlik diler mi? Saflarımız seylerse de yine ileri!.. Düşenlerin kanlarından doğar bir şafak! Haydi sarssın yeri, göğü cenk türküleri; Kanımızla burda yarın güller açacak. Hüseyin Nihal Atsız Annelere Şehit Hediye Bugün anneler günü mayısın on dördü Dört şehit verdik üzeri ay yıldızla örtüldü Şehit annesi olmak onlara en büyük ödüldü Hediyeler annelere tabutlarda götürüldü Bu hediyeyi size gönderen Allah’tır Cennet ayağınızın altında anahtarı evladınızdır Evladınızın yeri peygamberler yanıdır Kefeni ise rengini alan ay yıldızlı bayraktır Annesi evladından bir hediye beklerken Evladı annesine hediye edilirken Gözlerinden damla damla yaş dökülürken Hediyeler omuzda tekbirler getirildi arşı inleten Şehit annesi olmak her Türk annesinin hayali Sen merak etme evladının mekanı cennet bahçesi Şehitler ölmez onlar yaşar ama zordur görmesi İnşallah bu son hediye olur gelmez artık gerisi Arif Kurt ŞEHİT ASKER Albayrağa sarılı tabutun önünde Durmuştu bir imam kıblemizin yönünde Saf saf oldu insanlar hocanın arkasında Şehidin resmi vardı herkesin yakasında Büyük bir boy resimle kortejin önlerinde Özenle taşınıyor asker ellerinde Gençliğin baharında henüz yirmi yaşında Mavi bir bere vardı o tertemiz başında Tüm cemaat ağlıyordu yaşları sel gibiydi Esen meltem rüzgarı kara bir yel gibiydi Seni uğurlarken içimiz yasla doldu Tüm analar babalar ak saçlarını yoldu Omuzlarda yükseldin göklere erdi başın Olmasa da dünyada bir tek taşın Öteki yaşamında makamın cennet oldu Sen gidince yurdumun tüm çiçekleri soldu Benim şehit askerim sen ölmedin asla Vatanın dağlarına ismin yazıldı kanla Sana silah çeken el kırılacaktır bir gün Bu dünyadan edilecektir sürgün Bunu asla unutma ey kahraman şehit Her şeyi bilen Tanrı bize olsun ki şahit Seni toprağa değil yüreğimize gömdük Yanıyor çiğerimiz sanki ateşe döndük Celaleddin Alıcı Emekli Kıdemli Albay ŞEHİT BABASINA Yiğit Babam karalar bağlama sakın, Sakın çevrene yaşlı gözlerle bakmayasın... Güçlü olmalısın sen hiç olmadığın kadar, Sen gururlu bir Şehit Babasısın... Ben iyiyim, ferahtayım üzülme, Titremesin hiç o güçlü sesin... Sitem etme sakın kadere, Bayrağıma artık gururla bakmalısın... Güzel bir uyku baba benimkisi, Tıpkı beşikteyken hayran hayran baktıgın gibi, Sarı lacivert şapka koyardında başucuma, Yine Sarı Lacivert şapkam var başımda... Çok rahat bir uykudayım şimdi... Çok şanslıyım ben baba.. Hep yanındayım aslında, Ay- Yıldızdır artık benim yüzüm... Görmek istersen beni baba, Bak bu güzel vatana... Güzel ülkemin topragıdır tenim, Okşa baba toprağını gururla... Ve ormanıdır benim saçım, İyi bak onlara... Dağları gibi heybetli işte göğsüm, Kanatlarım hala güçlü kartalları kadar... Kanım hala asil akar sularında, Ve hiç olmadığım kadar yakınım sana. Baba görmek istersen eğer beni; Diyar diyar gez şehirlerimi. Ve bak o masmavi göklerine,ne güzel; Görmek istersen gözlerimi... İşte aslan oğlun, dimdik karşımdasın, İşte gururla hala ayaktasın, Anla yiğit babam anla, Sen artık bu vatanının babasısın! .. VATAN SAĞOLSUN Bir patlama,bir soğuk demir, bir rüzgar sesi, Tüm hayat bir parmakta, verilmiş son nefesi... Ay Yıldız nişan olmuş da göğsüne buyurmuş, Bu yara Mehmet\'imin vatana hediyesi... Bir patlama,bir soğuk demir, bir rüzgar sesi! Bu onur, bu gurur, kahramanlık abidesi, Tarihine yazdığın Türklük\'ün efsanesi... Kanın toprağa ad koymuş da vatan buyurmuş, Bu ada adanan kanlar bir veda busesi... Bu onur, bu gurur, kahramanlık abidesi! Bir kırmızı, bir beyaz, bir millet efsanesi, Bu Ay, bu Yıldız, bir kahramanlığın simgesi, Tüm dağları taşları onlara selam durmuş, Aldığımız her nefes bir şehit hediyesi... Bir kırmızı, bir beyaz, bir millet efsanesi! Bir hüzün, bir şeref, doğrulur şehit annesi, Tabutta aksi belirir görülünce nicesi, Gökyüzü ağlarmış da yeryüzü can bulurmuş, Bir anadan duyulunca \'Vatan Sağolsun\' sesi... Bir hüzün, bir şeref, doğrulur şehit annesi! TEĞMENİM Akşam Olunca Senin Gözlerinde Hayaller Uçuşurdu Teğmenim Sigarandan Ak Özlemler Çekerdin İçine Dalardın Bir Zaman Senin Gözlerin Konuşurdu Teğmenim. Çok Uzaklardan Bir Yel Eserdi Gönlünce Bir Şarkı Mırıldanırdın Kadere İnat Sonra Yorgun Mısralar Dökülürdü Dudaklarından Buram Buram Hasret Kokan, Gül Kokan Sen Sırtındaki Giysilere Tutsaktın Teğmenim Sen Göklerin Özgürlüğüne Sen Maviye Tapardın, Tanrı'dan Sonra Senin Düşmanın Karanlıklardı Teğmenim.. Dışarıda Yağmur Yağıyor Ağır Ağır Hoşuna Giderdi Değil Mi Teğmenim Efkarlanıp Efkarlanıp Da Bir Zamanlar Çıkar Dolaşırdın Islak Sokaklarda Yapayalnız Üzerine Düşen Her Yağmur Damlasında Anardın En Mutlu Günlerini Birer Birer.... O Günlerde Sevdiğin Vardı Yanında Şimdi Özlemini Çektiğin Çok Mu Uzak O Günler Teğmenim Yoksa Geri Gelmeyecek Diye Mi Korkuyorsun Hani Sen Korku Bilmezdin Hani Geçecektin Tüm Engelleri Göklerde Söz Vermiştin Beyaz Gelinlik Giydirecektin Mavi Gökler Kadeh Olacaktı Dans Edecektin Sevgilinle Sonsuz Bulutlarda...... Yine Hüzün Çöktü Kartal Gözlerine İyice Islandın, Bırak Artık Yağmura Meydan Okumayı Zaten Sırılsıklamsın Aşkınla Sen. Öyle Bir Aşk Ki Bu Olanaksız Bir Yanda Gökyüzü, Bir Yanda Sevgilin Ayırt Edemezdin Sen İkisini Birbirinden Bir Yanda Mavi Gözler, Öte Yanda Sonsuz Bir Tutku Bir Tutku Ki Nelere Mal Oldu Teğmenim.. Sen Böyle İstemiştin Hep Son Nefesime Dek Serçe Kadar Hür Kartal Kadar Yırtıcı Olacağım Demiştin Oldun Teğmenim Oldun İşte Bu Muydu İstediğin, Özlediğin Sonbahar Hani Okulda Hep Beklediğin Eylül Özlemi Esen Tatlı Rüzgar, Doğa Ve Sevgili Birlikte Olabilmek Tutkusu Yıllarca Sevdiğini Söylemeye Susadığın Elini Tutmaya Kıyamadığın Sevgiline Bu Muydu Bıraktığın Yanık Uçağında Bir Avuç Kül... Evet Seni Böyle Bulmuştuk Teğmenim Bir Avuç Kül..... Yemyeşil Bir Vadi Açmıştı Kucağını Sana Sevgilin Mi Sandın Ne? Atıldın Kollarına.... O Sabah Gözlerin Pırıl Pırıldı Bilemezdin Teğmenim Bilemezdin Nasıl Bilebilirdin Böyle Olacağını Arkada Gözü Yaşlı, Sevgili Bırakacağını.. Lanet Olası Toprak Senide Basmıştı Bağrına Hiç Mi Doymaz Bu Kahpe Felek Yoksa Ezelden Mi Küsmüş Bizlere Fakat Sen İstemiştin Teğmenim Ölmedin Sen Ölemezsin Buna Hakkın Yok Teğmenim Unuttun Mu Ettiğin Yemini, Arzularını Bırakıp Gidebilir Misin, Terkedebilir Misin Söyle Neden Susuyorsun, Göremiyoruz Da Seni Gülen Yüzünü, Kartal Gözlerini..... O Gözler Neler Söylerdi Sevgiline Şimdi Onun Yaşlı Gözlerinde Sen Varsın Geride Kalan Tek Eserinde Kırık Bir Kalp Bak Oda Konuşmuyor Artık Ağlamıyor.. Bir Hıçkırık Düğümlenmiş Boğazına Gülümsüyor Ağlanacak Kaderine Hem Çırpınmıyorda Artık Bitti Tükendi Zavallıcık...... Tanrım Bu Nasıl Bir Son Yine Yağmur Yağmaya Başladı Geride Kalan Bir Avuç Külüde Çok Gördü Bize Bir İz Kalmadı Harabeden, Sanki Hiçbir Şey Olmamışcasına Bak 60 Milyon Yürek Nasıl Haykırıyor Ardından 'Vatan Sağolsun' Şimdi Bizler Geliyoruz Sen Rahat Uyu Teğmenim Ben Bir Şehit Oğluyum Bir hainin kurşunu aldı babamı benden, Uyuyormuşum o gittiğinde sıcak yatağımda, bütün uyuyanlar gibi sessizce… Yüzünde garip bir mutluluk varmış, anamla vedalaşırken… Sanki düğüne gidiyor gibiydi dedi anam… Öp demiş çocuklarımı uyandıklarında, ben kıyamadım uyandırmaya hanım, sen öp… Anam öptü mü o gün beni bilmem ama, ben baban şehit olmuş dediklerinde, babamı son kez gören o anamın gözlerini, belki de yüzlerce kez öptüm… Yağmura hasret çorak toprak gibiyim şimdi… Hasretim bitmek bilmiyor… El sürdüğü yerlere ellerimi sürüyor, Kokusu kalmıştır diyerek belki, eşyaları kokluyorum… Örtülerin altında ağlıyorum anamdan habersiz geceleri, “Allah’ım, beni babama kavuştur” diyorum “Babama kavuştur, ama onun gibi…” Biliyorum herkese nasip olmaz şehitlik. Mutluyum o yüzden, Ama söz dinlemiyor yüreğim, Özlüyor, onu , çok özlüyorum…. Ben bir şehit oğluyum, Bu vatan , bu bayrak, bu toprak için Şehit oldu benim canım babam… Mertçe, yiğitçe, erkekçe… Ben uyurken, birileri uyurken huzur içinde, sessizce… Gün gelsin Allah’ım artık, Şehit oğlu şehit desinler artık bana da, Vatan için, namus için, bayrak için öleyim Vatan sağolsun desin anam, vatan sağolsun Toprak sarsın beni, ben babamı sarayım…
__________________ yeter sevgilim yeter merhamet yokmu sende bıktım usandım artık derman kalmadı bende.... | |
| | |
| | #2 (permalink) |
| Daimi Üye ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: Sep 2007 Nerden: NİE SORDUN BISEMİ GELCEN :)
Mesajlar: 1.583
Rep Gücü : 3701 Rep Puanı : 368376 Rep Seviyesi : ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | --->: şehitlerimiz için şiirler saol kanka
__________________ aŞkı Dövmék Lazım kaLbé téRbiyéSizLik Ettiğindé'..![]() SEWMİYORUM KENDİMİ SEWMEM BEN ÖYLE HERKESİN SEWDİĞİ ŞEYLERİ |
| | |
![]() |
| Bookmarks |
| Tags |
| sehitlerimiz icin siirler |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |