Sanalkampus Üniversiteliler Unikampus  

Geri git   Sanalkampus Üniversiteliler Unikampus > EĞİTİM,ÖSS,ÜDS,LGS,KPSS SORULARI VE DENEME SINAVLARI > Yabancı Diller > İngilizce(english)

İngilizce(english) İngilizce eğitim setleri, derler, programlar ve daha fazlası

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 15.07.07, 09:53   #1 (permalink)
Daimi Üye

 
deltri - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgileri
Üyelik tarihi: Jul 2007
Kullanıcı No: 9762
Nerden: Bursa-İstanbul-Edirne
Mesajlar: 3.436
Teşekkürler Durumu
Ettiği Teşekkür: 0
11 Mesajına 14 kere teşekkür edildi
Karizma
Rep Puanı : 296856
Rep Seviyesi : deltri has a reputation beyond reputedeltri has a reputation beyond reputedeltri has a reputation beyond reputedeltri has a reputation beyond reputedeltri has a reputation beyond reputedeltri has a reputation beyond reputedeltri has a reputation beyond reputedeltri has a reputation beyond reputedeltri has a reputation beyond reputedeltri has a reputation beyond reputedeltri has a reputation beyond repute
İletişim
Post İngilizcede en çok karıştırılan konular(ders)

Anlamları birbirine yakın olan kelimeler gerek İngilizce'yi öğrenme
aşamasında gerekse imtihanlarda öğrencileri daima zorlamaktadır.Sınavl arda bilginin yanı sıra ayrıntılar esas alınır.Dilin yapı taşlarına olan hakimiyet sizleri sınavlarda başarıya ulaştırır.Kelimeleri n tüm boyutları ile tanınması ve benzer kelimelerle olanbenzerlik ve farklılıklarının bilinmesi onların doğru kullanımdaki esastır


E bukadar öğrencinin olduğu bir sitede onlara sınavlarında yardımcı olmak ve dil öğreniminde karşılaştıkları sorunları bir nebze çözebilmek amacıyla böyle bir konu açma ihtiyacı hissettim.

GELELİM DERSİMİZE
Birbirine benzer kelimelerin farklarını acıklamaya çalışacağız bu bölümde.



MADE IN, MADE OF, MADE FROM, MADE BY

-made in (a country) : yapıldığı yer bildirir.
It was made in Turkey.
Türk malı-Türkiye'de yapıldı.

-made of (a material) : malın yapıldığı malzemeyi gösterir.
This watch is made of gold.
Bu saat altından yapılmıştır.

-made from (a number of materials) :
malın birden fazla malzeme tarafından yapıldığını gösterir.
Brass is made from copper and zinc.
Prinç,bakır ve çinkodan elde edilir.

-made by (someone) : yapan kişiyi belirtir.
This cake was made by Kate.
Bu pasta Kate tarafından yapıldı




EVERYTHING, EVERRYBODY, EVERYONE
Türkçe'de çoğul olarak kabul edilip, kullanılan HERŞEY ve HERKES ,
İngilizce'de tekil olarak kullanılır.


-Everthing is ready now.
Herşey şimdi hazır.

-Everybody has just finished work.
Herkes işi yeni bitirdi.

-Does everyone like tea in England?
İngiltere'de herkes çay sever mi?

-Everybody believes that Turkey will win the World Cup.
Herkes Türkiye'nin Dünya Kupasını kazanacağına inanıyor.

-Jane heard a noise and went to the livingroom.
She found that everythign was in order.
Jane bir gürültü işitti ve oturma odasına gitti.
Herşeyin yerli yerinde olduğunu gördü.


-Nowadays everyone tries to earn more and work less.
Günümüzde herkes daha az çalışıp daha fazla kazanmak istiyor





in + zaman zarfı

1-geçmişte kullanılırsa "içinde" (within) anlamındadır.
a) My father thought it would take longer, but I finished
the work in half an hour yesterday morning.
Babam daha fazla süreceğini düşünüyordu, fakat ben dün
sabah işi bir saate bitirdim.

b) Jack wrote his last story book in five weeks last winter
when he was on holiday in Bursa.
Jack son hikaye kitabını geçen kış Bursa'da tatilde iken
beş haftada yazdı.


2-gelecek için kullanılırsa "sonra" (after) anlamını kazanır.
Olumsuz durumda ise for kullanılır ve içinde anlamını kazanır.

Mary will be ready in about half an hour.
Mary will be ready in half an hour's time.
Mary yaklaşık yarım saat sonra hazır olacak

Mary won't be ready for half an hour.
Mary yarım saat içinde hazır olmıyacak


Bill will meet them again in six months.
Bill will meet them again in six months' time.
Bill onlarla altı ay sonra tekrar buluşacak

Bill will not meet them again for six months.
Bill onlarla altı ay süreyle buluşmayacak.

Look! ---bak

Look at --- .....e bak

to look for--- aramak

to look after --- bakmak (annenin çocuğuna bakması), ilgilenmek.

Look out --- dikkat et, dikkatli ol

to look up --- 1- ziyaret etmek, uğramak ,2- başvurmak (bilgi kaynağına)

to look forward to --- dört gözle beklemek

Look! The ship has appeared!
Bakın! Gemi göründü.

Look at John not Suzy.
Suzi'ye değil John'a bak.

The police are looking for David. They will find him soon.
Polis David'i arıyor. Yakında onu bulacaklar.

Her sister will look after the children for her when Mary is out.
Mary dışarıda iken çocuklara kız kardeşi bakacak.

Look out! A car is coming towards us.
Dikkat et! Üstümüze doğru bir araba geliyor.

1-Don't forget to look at me on Sunday.
Pazar günü bana uğramayı unutma
2-Mary didn't understand the last subject so she went to the
library to look it up in an encyclopedia there.
Mary son konuyu anlamadı, bu yüzden onu bir ansiklopedi de
aramak için kütüphaneye gitti.


We are looking forward to hearing from you soon.
Çok yakında sizden haber almayı dört gözle bekliyoruz.
(Bu cümle genellikle mektup sonlarında kullanılır.)




BEAT - WIN

Beat : yenmek
Win : kazanmak (maç, yarışma, vb)

Fenerbahçe beat Manchester last week.
Fenerbahçe geçen hafta Manchester'i yendi.

Galatasaray won the game.
Galatasaray maçı kazandı..


LAY - LIE
Lay : koymak, dizmek, yaymak, sermek
Lie : yatmak, uzanmak, durmak(aynı zamanda yalan anlamına da gelir)

He laid the parcels on the floor.
Paketleri yere koydu.

Where is my pencil? I laid it on the table last night.
Kalemim nerede? Geçen gece masanın üzerine koymuştum.

Haven't you laid the table yet?
Masayı henüz kurmadın mı?

Bill lies in bed till eleven o'clock every Sunday.
Bill her pazar saat onbire kadar yatakta yatar.

The children are in the field. They are all lying on the grass.
Çocuklar tarlada. Hepsi otların üzerine uzanmışlar.


RAISE - RISE
Raise : kaldırmak, yukarı kaldırmak, yükseltmek/
üretmek, beslemek, büyütmek, yetiştirmek

Rise : doğmak(güneş,ay vb), yataktan çıkmak, yükselme

Suzy always raises her hand when the teacher asks a question.
Öğretmen soru sorunca, Suzi daima elini kaldırır.

Heavy rains raised the level of rivers in Italy last week.
Şiddetli yağmurlar geçen hafta İtalya'da nehirlerin seviyelerini yükseltti.

Mr Green raises cows on his farm.
Mr Green çiftliğinde inek yetiştirir.

The sun always rises in the East.
Güneş daima doğudan doğar.

I rise at seven o'clock every morning.
Her sabah saat 7'de yataktan çıkarım.

After the concert all the spectators rose and clapped.
Konserden sonra tüm seyirciler ayağa kalktılar ve alkışladılar.


Hatamız varsa affola amacımız milletimize eksik olduğu alanda yardımcı olabilmek.

deltri Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla deltri isimli üyenin yazdığı bu Mesajı değerlendirin.
Alt 15.07.07, 10:05   #2 (permalink)
Daimi Üye

 
deltri - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgileri
Üyelik tarihi: Jul 2007
Kullanıcı No: 9762
Nerden: Bursa-İstanbul-Edirne
Mesajlar: 3.436
Teşekkürler Durumu
Ettiği Teşekkür: 0
11 Mesajına 14 kere teşekkür edildi
Karizma
Rep Puanı : 296856
Rep Seviyesi : deltri has a reputation beyond reputedeltri has a reputation beyond reputedeltri has a reputation beyond reputedeltri has a reputation beyond reputedeltri has a reputation beyond reputedeltri has a reputation beyond reputedeltri has a reputation beyond reputedeltri has a reputation beyond reputedeltri has a reputation beyond reputedeltri has a reputation beyond reputedeltri has a reputation beyond repute
İletişim
--->: İngilizcede en çok karıştırılan konular(ders)

Dersimize Kaldığımız Yerden Devam Ediyoruz...

DO and MAKE
"YAPMAK" anlamına gelen bu iki fiilin arasındaki farkı Türkçe mantığına
göre kesin çizgilerle ayırmak oldukça zordur.
Bunun yerine, bu iki fiilin kullanılış yerlerini öğrenmek daha faydalıdır.


DO
do homework : evödevi yapmak
Liza always does her homework before dinner.
Liza evödevini daima akşam yemeğinden önce yapar.

do shopping : alışveriş yapmak
We will do shopping tomorrow.
Yarın alışveriş yapacağız.

do work : iş yapmak, çalışmak
They did a lot of work yesterday.
Dün çok iş yaptılar.

do exercise : alıştırma yapmak
I can't do the exercises on page 240.
240. sayfadaki alıştırmaları yapamıyorum.

do a favour : iyilik yapmak
Do me a favour and open the door please.
Bana bir iyilik yap ve kapıyı aç, lütfen.

do sb's best : elinden gelenin en iyisini yapmak
Jill always does her best.
Jill daima elinden gelenin en iyisini yapar.

Make
make mistake:hata yapmak
Deltri always makes mistake.
Deltri her zaman hata yapar.



TO WATCH - LOOK AT - FOLLOW
to watch : seyretmek
Did you watch the documentary film on tv yesterday evening.
Dün gece televizyondaki belgesel filmi seyrettiniz mi?.

to look at : ... e bakmak
Look at that parrot. It is speaking.
Şu papağana bak. Konuşuyor.

to follow : takip etmek, izlemek, arkasından gitmek
The children followed their teacher into the forest.
Çocuklar ormanın içine doğru öğretmenlerini izlediler.


TO BRING - TAKE -FETCH
to bring : getirmek
My uncle brought home a big robot yesterday.
Amcam dün eve büyük bir robot getirdi.

to take : 1-götürmek
The wood-cutter took his children deep into the forest.
Oduncu çocuklarını ormanın derinliklerine götürdü.

to fetch : gidip getirmek
George went to the living room and fetched my keys.
George oturma odasına gitti ve anahtarlarımı getirdi.

TO TAKE - PICK UP - RECEIVE
to take : 2- almak
He took the money and went away.
Parayı aldı ve uzaklaştı

to pick up : biryerden birşeyi almak
Kathy picked up the letter from the table and read it aloud.
Kathy masadan kitabı aldı ve onu yüksek sesle okudu.

to receive : gönderilen birşeyi almak
I haven't received a letter from my friend, Hans yet.
Arkadaşım Hans'tan henüz bir mektup almadım



PAY - PAYMENT - SALARY - WAGE - FEE - INCOME

pay : ücret
John gets his pay every Saturday.
John ücretini her Cumartesi günü alır.

Daisy likes the work but the pay is terrible.
Daisy işi seviyor fakat ücret berbat.

payment : ödeme
They expect prompt payment.
Anında yapılacak ödemeyi bekliyorlar.

salary : aylık maaş
Workers get salaries in Turkey.
Türkiye'de işçiler maaş alırlar.

Salary levels in Turkey are rather low these days.
Türkiye'de maaş seviyeleri bu günlerde oldukça düşük.

wage : (genellikle wages) haftalık ücret
Workers get wages in England.
İngiltere'de işçiler haftalık alırlar.

Wayne's wages are getting higher.
Wayne'nin ücreti artıyor.

fee : bir hizmet karşılığı ödenen ücret
University fees are high this year.
Üniversite ücretleri bu sene yüksek.

income : gelir
David can't support his family on his income.
Diana geliriyle ailesine bakamıyor.




HOME - HOUSE
home : ev (yuva)
I am going home now, not the market.
Şimdi eve gidiyorum, pazara değil.

house : ev (bina olarak)
Jane will buy a new house here next week.
Jane gelecek hafta buradan yeni bir ev alacak.


JOB - WORK - PROFESSION
job :
Ted is looking for a new job in these days.
Ted bugünlar de yeni bir iş arıyor.
What is your job?------ I am a butcher.
İşin ne? ----------------Kasabım.

work : iş, çalışma
We are going to work.
İşe gidiyoruz.
I will begin work next week.
Çalışmaya/işe gelecek hafta başlayacağım

profession : meslek
What's your profession? ----I am a teacher.
Mesleğin ne? --------------Öğretmenim

Hatamız Varsa Affola.Maksat Milletimize Bir Faydamız Dokunsun

deltri Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla deltri isimli üyenin yazdığı bu Mesajı değerlendirin.
Cevapla

Tags
ingilizcede, cok, karistirilan, konularders


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı

Benzer Konular
Konu Yazan Forum Cevaplar son Mesaj
Benzer konular Eklentisi Chaos™ Duyurular 4 08.11.07 05:18
İngilizcede en çok kullanılan 3641 kelime okunuşu ve mealiyle deltri İngilizce(english) 12 17.07.07 02:28
ders programlari mickymousedim Tez - Ödev İstekleri 2 14.07.07 11:31
Psikoloji index Bakmadan geçmeyin Tüm Konular, Konu açmayın Chaos™ Psikoloji 2 09.06.07 11:30
Avret Konusunda Muhtelif Konular KoLEra Dini KonuLar 0 03.06.07 09:07


Saat 12:20


Powered by vBulletin Version 3.7.3
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.2.0
http://www.puzzletr.com
Inactive Reminders By Chaos Download

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387