![]() |
| |||||||
| İngilizce(english) İngilizce eğitim setleri, derler, programlar ve daha fazlası |
![]() |
| | Seçenekler | Stil |
| | #1 (permalink) |
| Daimi Üye ![]() ![]() | Anlamları birbirine yakın olan kelimeler gerek İngilizce'yi öğrenme aşamasında gerekse imtihanlarda öğrencileri daima zorlamaktadır.Sınavl arda bilginin yanı sıra ayrıntılar esas alınır.Dilin yapı taşlarına olan hakimiyet sizleri sınavlarda başarıya ulaştırır.Kelimeleri n tüm boyutları ile tanınması ve benzer kelimelerle olanbenzerlik ve farklılıklarının bilinmesi onların doğru kullanımdaki esastır E bukadar öğrencinin olduğu bir sitede onlara sınavlarında yardımcı olmak ve dil öğreniminde karşılaştıkları sorunları bir nebze çözebilmek amacıyla böyle bir konu açma ihtiyacı hissettim. GELELİM DERSİMİZE Birbirine benzer kelimelerin farklarını acıklamaya çalışacağız bu bölümde. MADE IN, MADE OF, MADE FROM, MADE BY -made in (a country) : yapıldığı yer bildirir. It was made in Turkey. Türk malı-Türkiye'de yapıldı. -made of (a material) : malın yapıldığı malzemeyi gösterir. This watch is made of gold. Bu saat altından yapılmıştır. -made from (a number of materials) : malın birden fazla malzeme tarafından yapıldığını gösterir. Brass is made from copper and zinc. Prinç,bakır ve çinkodan elde edilir. -made by (someone) : yapan kişiyi belirtir. This cake was made by Kate. Bu pasta Kate tarafından yapıldı EVERYTHING, EVERRYBODY, EVERYONE Türkçe'de çoğul olarak kabul edilip, kullanılan HERŞEY ve HERKES , İngilizce'de tekil olarak kullanılır. -Everthing is ready now. Herşey şimdi hazır. -Everybody has just finished work. Herkes işi yeni bitirdi. -Does everyone like tea in England? İngiltere'de herkes çay sever mi? -Everybody believes that Turkey will win the World Cup. Herkes Türkiye'nin Dünya Kupasını kazanacağına inanıyor. -Jane heard a noise and went to the livingroom. She found that everythign was in order. Jane bir gürültü işitti ve oturma odasına gitti. Herşeyin yerli yerinde olduğunu gördü. -Nowadays everyone tries to earn more and work less. Günümüzde herkes daha az çalışıp daha fazla kazanmak istiyor in + zaman zarfı 1-geçmişte kullanılırsa "içinde" (within) anlamındadır. a) My father thought it would take longer, but I finished the work in half an hour yesterday morning. Babam daha fazla süreceğini düşünüyordu, fakat ben dün sabah işi bir saate bitirdim. b) Jack wrote his last story book in five weeks last winter when he was on holiday in Bursa. Jack son hikaye kitabını geçen kış Bursa'da tatilde iken beş haftada yazdı. 2-gelecek için kullanılırsa "sonra" (after) anlamını kazanır. Olumsuz durumda ise for kullanılır ve içinde anlamını kazanır. Mary will be ready in about half an hour. Mary will be ready in half an hour's time. Mary yaklaşık yarım saat sonra hazır olacak Mary won't be ready for half an hour. Mary yarım saat içinde hazır olmıyacak Bill will meet them again in six months. Bill will meet them again in six months' time. Bill onlarla altı ay sonra tekrar buluşacak Bill will not meet them again for six months. Bill onlarla altı ay süreyle buluşmayacak. Look! ---bak Look at --- .....e bak to look for--- aramak to look after --- bakmak (annenin çocuğuna bakması), ilgilenmek. Look out --- dikkat et, dikkatli ol to look up --- 1- ziyaret etmek, uğramak ,2- başvurmak (bilgi kaynağına) to look forward to --- dört gözle beklemek Look! The ship has appeared! Bakın! Gemi göründü. Look at John not Suzy. Suzi'ye değil John'a bak. The police are looking for David. They will find him soon. Polis David'i arıyor. Yakında onu bulacaklar. Her sister will look after the children for her when Mary is out. Mary dışarıda iken çocuklara kız kardeşi bakacak. Look out! A car is coming towards us. Dikkat et! Üstümüze doğru bir araba geliyor. 1-Don't forget to look at me on Sunday. Pazar günü bana uğramayı unutma 2-Mary didn't understand the last subject so she went to the library to look it up in an encyclopedia there. Mary son konuyu anlamadı, bu yüzden onu bir ansiklopedi de aramak için kütüphaneye gitti. We are looking forward to hearing from you soon. Çok yakında sizden haber almayı dört gözle bekliyoruz. (Bu cümle genellikle mektup sonlarında kullanılır.) BEAT - WIN Beat : yenmek Win : kazanmak (maç, yarışma, vb) Fenerbahçe beat Manchester last week. Fenerbahçe geçen hafta Manchester'i yendi. Galatasaray won the game. Galatasaray maçı kazandı.. LAY - LIE Lay : koymak, dizmek, yaymak, sermek Lie : yatmak, uzanmak, durmak(aynı zamanda yalan anlamına da gelir) He laid the parcels on the floor. Paketleri yere koydu. Where is my pencil? I laid it on the table last night. Kalemim nerede? Geçen gece masanın üzerine koymuştum. Haven't you laid the table yet? Masayı henüz kurmadın mı? Bill lies in bed till eleven o'clock every Sunday. Bill her pazar saat onbire kadar yatakta yatar. The children are in the field. They are all lying on the grass. Çocuklar tarlada. Hepsi otların üzerine uzanmışlar. RAISE - RISE Raise : kaldırmak, yukarı kaldırmak, yükseltmek/ üretmek, beslemek, büyütmek, yetiştirmek Rise : doğmak(güneş,ay vb), yataktan çıkmak, yükselme Suzy always raises her hand when the teacher asks a question. Öğretmen soru sorunca, Suzi daima elini kaldırır. Heavy rains raised the level of rivers in Italy last week. Şiddetli yağmurlar geçen hafta İtalya'da nehirlerin seviyelerini yükseltti. Mr Green raises cows on his farm. Mr Green çiftliğinde inek yetiştirir. The sun always rises in the East. Güneş daima doğudan doğar. I rise at seven o'clock every morning. Her sabah saat 7'de yataktan çıkarım. After the concert all the spectators rose and clapped. Konserden sonra tüm seyirciler ayağa kalktılar ve alkışladılar. Hatamız varsa affola amacımız milletimize eksik olduğu alanda yardımcı olabilmek. ![]() |
| | |
| | #2 (permalink) |
| Daimi Üye ![]() ![]() Üyelik tarihi: Jul 2007 Kullanıcı No: 9762 Nerden: Bursa-İstanbul-Edirne
Mesajlar: 3.436
Ettiği Teşekkür: 0 11 Mesajına 14 kere teşekkür edildi Rep Puanı : 296856 Rep
Seviyesi : ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | --->: İngilizcede en çok karıştırılan konular(ders) Dersimize Kaldığımız Yerden Devam Ediyoruz... DO and MAKE "YAPMAK" anlamına gelen bu iki fiilin arasındaki farkı Türkçe mantığına göre kesin çizgilerle ayırmak oldukça zordur. Bunun yerine, bu iki fiilin kullanılış yerlerini öğrenmek daha faydalıdır. DO do homework : evödevi yapmak Liza always does her homework before dinner. Liza evödevini daima akşam yemeğinden önce yapar. do shopping : alışveriş yapmak We will do shopping tomorrow. Yarın alışveriş yapacağız. do work : iş yapmak, çalışmak They did a lot of work yesterday. Dün çok iş yaptılar. do exercise : alıştırma yapmak I can't do the exercises on page 240. 240. sayfadaki alıştırmaları yapamıyorum. do a favour : iyilik yapmak Do me a favour and open the door please. Bana bir iyilik yap ve kapıyı aç, lütfen. do sb's best : elinden gelenin en iyisini yapmak Jill always does her best. Jill daima elinden gelenin en iyisini yapar. Make make mistake:hata yapmak Deltri always makes mistake. Deltri her zaman hata yapar. TO WATCH - LOOK AT - FOLLOW to watch : seyretmek Did you watch the documentary film on tv yesterday evening. Dün gece televizyondaki belgesel filmi seyrettiniz mi?. to look at : ... e bakmak Look at that parrot. It is speaking. Şu papağana bak. Konuşuyor. to follow : takip etmek, izlemek, arkasından gitmek The children followed their teacher into the forest. Çocuklar ormanın içine doğru öğretmenlerini izlediler. TO BRING - TAKE -FETCH to bring : getirmek My uncle brought home a big robot yesterday. Amcam dün eve büyük bir robot getirdi. to take : 1-götürmek The wood-cutter took his children deep into the forest. Oduncu çocuklarını ormanın derinliklerine götürdü. to fetch : gidip getirmek George went to the living room and fetched my keys. George oturma odasına gitti ve anahtarlarımı getirdi. TO TAKE - PICK UP - RECEIVE to take : 2- almak He took the money and went away. Parayı aldı ve uzaklaştı to pick up : biryerden birşeyi almak Kathy picked up the letter from the table and read it aloud. Kathy masadan kitabı aldı ve onu yüksek sesle okudu. to receive : gönderilen birşeyi almak I haven't received a letter from my friend, Hans yet. Arkadaşım Hans'tan henüz bir mektup almadım PAY - PAYMENT - SALARY - WAGE - FEE - INCOME pay : ücret John gets his pay every Saturday. John ücretini her Cumartesi günü alır. Daisy likes the work but the pay is terrible. Daisy işi seviyor fakat ücret berbat. payment : ödeme They expect prompt payment. Anında yapılacak ödemeyi bekliyorlar. salary : aylık maaş Workers get salaries in Turkey. Türkiye'de işçiler maaş alırlar. Salary levels in Turkey are rather low these days. Türkiye'de maaş seviyeleri bu günlerde oldukça düşük. wage : (genellikle wages) haftalık ücret Workers get wages in England. İngiltere'de işçiler haftalık alırlar. Wayne's wages are getting higher. Wayne'nin ücreti artıyor. fee : bir hizmet karşılığı ödenen ücret University fees are high this year. Üniversite ücretleri bu sene yüksek. income : gelir David can't support his family on his income. Diana geliriyle ailesine bakamıyor. HOME - HOUSE home : ev (yuva) I am going home now, not the market. Şimdi eve gidiyorum, pazara değil. house : ev (bina olarak) Jane will buy a new house here next week. Jane gelecek hafta buradan yeni bir ev alacak. JOB - WORK - PROFESSION job : iş Ted is looking for a new job in these days. Ted bugünlar de yeni bir iş arıyor. What is your job?------ I am a butcher. İşin ne? ----------------Kasabım. work : iş, çalışma We are going to work. İşe gidiyoruz. I will begin work next week. Çalışmaya/işe gelecek hafta başlayacağım profession : meslek What's your profession? ----I am a teacher. Mesleğin ne? --------------Öğretmenim Hatamız Varsa Affola.Maksat Milletimize Bir Faydamız Dokunsun ![]() |
| | |
![]() |
| Tags |
| ingilizcede, cok, karistirilan, konularders |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Yazan | Forum | Cevaplar | son Mesaj |
| Benzer konular Eklentisi | Chaos™ | Duyurular | 4 | 08.11.07 05:18 |
| İngilizcede en çok kullanılan 3641 kelime okunuşu ve mealiyle | deltri | İngilizce(english) | 12 | 17.07.07 02:28 |
| ders programlari | mickymousedim | Tez - Ödev İstekleri | 2 | 14.07.07 11:31 |
| Psikoloji index Bakmadan geçmeyin Tüm Konular, Konu açmayın | Chaos™ | Psikoloji | 2 | 09.06.07 11:30 |
| Avret Konusunda Muhtelif Konular | KoLEra | Dini KonuLar | 0 | 03.06.07 09:07 |