| At yarışı kesintileri atçılığımızı öldürmek üzere Sayın Bugün okurları size bugün ve haftaya ülkemizde milyonlarca kişiyi ilgilendiren ve doğrudan 30.000 ailenin istihdam edildiği kendini ifade edememiş bir sektörün köşemizi ilgilendiren yönleriyle durumunu ele alacağım. . At Yarışları Kanununun 1. maddesine göre Türkiye'de at yarışları düzenlemek Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın yetkisindedir. Aykırı hareket edenler hakkında üç aydan iki seneye kadar hapis ve 10.000 (on bin) YTL'den aşağı olmamak üzere ağır para cezası verilir. Elbette ki köy, kasaba ve şehirlerde şenlik ve eğlence maksadıyla yapılan at yarışları bu Kanun hükümleri dışındadır. Ancak bu gibi yarışlarda müşterek bahis tertip edilemez. Bakanlık bu yetkisini 20'şer yıllık süreler halinde Türkiye Jokey Kulübü'ne devretmektedir. Yani yarışlar fiilen Jokey Kulübü'nün yaptığı organizasyonlar ile gerçekleşmektedir. Son 3 yıl öncesi dönemde kesintilerin yüksek olmasına rağmen, faiz oranlarındaki yükseklik bu kesintinin olumsuz etkisini bir miktar kamufle etmekte idi. Ancak faizlerin aylık %7-8'lerden 2'lere düşmesi, ayrıca özel işlem vergisi ile eğitime katkı payı toplamı %5'lik kesintinin şans oyunları vergisi adı ile %10'a çıkması sonucu oyunlar azaldığı gibi, Jokey Kulübü'nün gelirlerinde de ciddi düşüşler gerçekleşmiştir. Bugün itibariyle kulüp zarar eden kurum haline gelmiştir. Bu durum son 3 yılda yarış ikramiyelerini olumsuz yönde etkilemiş olup, örneğin bir atın bakım masraflarında %100'lük bir artış olmasına rağmen, at sahibine dağıtılan ikramiyelerde azalma gerçekleşmiştir. Bu sene at sahibinin toplam harcaması yaklaşık 250.000.000 YTL olmasına karşın elde edeceği ikramiye tutarı 130.000.000 YTL civarındadır. Bunun anlamı şudur: Eğer bir at sahibi diğerine göre bir kat şanslı ise başa baş noktasındadır. Yarışçılıktan kâr veya zarar etmemektedir. Toplamda ise harcanan tutarın yarısı gelir olarak geri gelmektedir. Bu durumda at sahibi birinci yol olarak giderlerini kısmak durumunda kalmaktadır. Belki ilk iş olarak iki seyisinden birinin işine son verecek ve seyislerin önemli bir kısmı işsiz kalacaktır. Bu noktada karşımıza sosyal bir olay çıkıyor. Çünkü burada bu işi yapan insanların tamamına yakınının bu işin dışında yapabileceği bir iş yoktur. Yani geçici işsiz değil nihai işsiz konumuna geçmektedirler. İnsan aç yaşayamaz... Sadece bu husus için dahi ben olsam değil vergi yükünü yükseltmeyi, inanın vergi desteği sağlardım... Devamı haftaya... Kaynak: Bugün Gazetesi |