![]() |
| |||||||
| Hodri Meydan Bu alanda Forum kuralları çerçevesinde, hakaret olmadan Hertürlü konuyu Tartışabilirsiniz |
![]() |
| | Thread Tools | Display Modes |
| | #1 (permalink) |
| KoRuYuCu MeLeK ![]() | Beğeni mi, zorunluluk mu? Günümüz dünyasında artık insanların kişisel beğenilerinin siyasi, ticari, sanatsal ya da kültürel oluşumlardaki yeri sadece önemsiz bir ayrıntıdan ibaret. Topluma sunulan hiç bir eserin beğenilme kaygısı yok. Çünkü zaten var olan ve tıkır tıkır işleyen sistemin ana unsuru dayatma. Bu bağlamda müzik sektörünün de halinin içler acısı olduğu söylersem sanırım hata yapmış olmam. Çağımızın hastalığı diyebileceğimiz bu durum, akıl almaz boyutlara ulaşan bir kalite erozyonunu da beraberinde getiriyor. Başımızı ne yöne çevirsek, hangi televizyon kanalını izlesek veya hangi radyoyu dinlesek karşımızı hep aynı tablo çıkıyor. Bu durumda kendi beğenilerimizle değil de bize sunulanla yetinmek zorunda kalıyoruz. Ekonomik değerler üzerinde dönen bir dünyada günün popüler kavramlarıyla çepe çevre sarılmış ve elimiz kolumuz bağlı halde beklerken yapabileceğimiz tek şey, tüm bu keşmekeş içinde kendini işine ve sanatına adamış insanların çıkıp, ürettiği kaliteli projelerle kulağımızın pasını silmesini ummak. Her bireyin kendi istekleri doğrultusunda sevdiği müzik türünü dinlemeye hakkı vardır elbette. Ancak sadece o günün modaları doğrultusunda ilerleyen bir müzik piyasasında kimin isteklerine uygun müzik yapılıyor ki önümüze gelen çalışmalardan her hangi birini seçmek durumunda olalım. Örneğin sadece ülkemizde değil tüm dünyada son yıllarda patlak veren ve kısa zamanda tamamıyla kontrolden çıkarak başımıza bir karabasan misali çullanan “Hip Hop”. Amerika’nın varoş zenci mahallelerinin arka sokaklarında doğan, kanı kaynayan genç siyah delikanlıların ve kızların toplum içindeki itilmişliklerine, fakirliklerine, ümitsiz geleceklerine karşı isyanının yansıması olan bu müzik, nasıl oldu da sınıf atlayıp hali vakti yerinde olan azınlığın dertsiz, tasasız ve “cool” bireylerinin eğlenceliği haline geldi. Sistem öyle hızlı çalışıyor ki hayran kalmamak elde değil. Bir vesile ile zaman içinde dinleyici kitlesini arttırarak yapımcılar için karlı bir pazar haline gelen “Hip Hop” hemen ele alındı. Stüdyolarda gece gündüz demeden aynı basma kalıp ritimlerin üzerine zencilerin özelinden çıkarak ortak paydalar üzerinden genel bir isyan havası içinde, genç nesili hedefleyen sözler yazıldı ve binlerce albüme yetecek şarkı havuzu oluşturuldu. Sonrasında sadece şarkılarıyla değil, direkt olarak özel yaşantılaryla da bu sözde isyan bayrağını taşıyabilecek seçilmiş bir “şarkıcı!” kitlesi devasa promosyon çalışmalarıyla toplumun gözünün içine sokuldu. Ne yöne baksak onlarla karşılaştık, hangi kanalı izlesek onları gördük, hangi radyoyu dinlesek yine onların tınıları kulaklarımızda çınladı. Sonuç ortada. Tüm bu dayatmalar işe yaradı ve hem “Hip Hop” müzisyenleri hem de onların menajer ve yapımcıları ceplerini fazlasıyla doldurdular. Bugün “Hip Hop” için geçerli olan bu durum gelecekte başka müzik türleri içinde benzer sonuçları doğuracak . Ben bir rock sever olarak “Hip Hop” müziği sevmiyor olabilirim, ama bu müzik türünü sevenlere karşı bir ön yargı da taşımıyorum. Aksine onların tercihlerine saygı duymanın yanında, işini gerçekten iyi ve yürekten yaparak kaliteli projeler vücuda getiren “Hip Hop” müzisyenlerinin eserlerini de işin felsefesine girmeden müzikal açıdan takdir ederim. Fakat benim karşı olduğum durum insanların özgür iradelerini ve kendi kişisel beğenilerini hiçe sayarak, biz yaptık oldu mantığıyla ortaya konan popüler kültür ürünleri ve bunlar üzerinden rant sağlayan azınlığın tutumları. Ne diyelim görünüşe bakılırsa bu durumun değişeceği yok. En azından bizler birer birey olarak daha seçici davranıp gerçek anlamda kaliteli müzikal çalışmaların değerinin yükselmesine yardımcı olabiliriz.
__________________ ' 'RenKLi * RüyaLaR'![]() ![]() KaLbindeki SüTü TükeTmediLer mi? ' ιℓєтιşιм мαιℓι: |
| | |