![]() |
| | #1 (permalink) |
| atasözleri ve deyimlerin hikayeleri 2 ÖHE DEDİRTMEDEN VERMİYOR Vaktiyle saf bir derviş, "Madem Cenab-ı Rabbül Alemin cümle canlının rızkına kefildir, öyle ise ben, şu caminin bir köşeciğinde tüm vaktimi ibadetle geçireceğim. Hiçbir iş yapmayacağım, nasıl olsa rızkım ayağıma gelir" demiş ve kendisine münasip bir köşe bulup, postu sermiş. Bir gün, iki gün, üç gün... derken, şadırvandaki sudan başka boğazından lokma geçmemiş. Biçarenin midesi sırtına yapışmş, artık ne elinde, ne dizinde ne de dilinde, mecal kalmamış. Bir gün cemaatten hayırsever bir adam, koca bir tepsiyi silme börek doldurup camiye gelmiş. Çoluğa çocuğa, düşküne fakire, etrafta kim varsa böler bölüştürür, verirmiş. Köşesinde iki büklüm, tesbih böceği gibi büzülüp kalmış olan derviş, üzerinde dumanı tüten börek tepsisini görmüş ama, hayırsever adam dervişi görmemiş. Ne yapsın zavallı, büzüştüğü yerden, "öhö öhö de öhö" diye bir işaret vermiş. Sesi duyan adam, tepsinin dibinde kalan üç beş parça böreği de dervişe uzatmış. Derviş, bir yandan börekleri yiyor, bir yandan da kendi kendine söyleniyormuş: "Hey benim Rabbim. Rızık gönderiyorsun göndermesine de, illa bi öhö dedirteceksin yani." Bu deyim, "insanın isteklerine kavuşmak istiyorsa, illa ki, eliyle ya da diliyle, bir gayret göstermesi gerektiğini" anlatmak için kullanılır. BAŞ BİZİM OLSUN DA DÜŞÜNÜRÜZ Ümitsizliğe düşünce veya sonu bilinmeyen bir iş arasında harekete geçip geçmeyeceğimiz zaman söylenen söz. İnsan her şeyini yitirebilir;parasını , malını, makamını hatta sağlığını. Yeter ki ümidini yitirmesin. İnsan ümit ettikçe yaşar, derler ya ümidin verdiği aşılmaz güçle kaybetttiklerini tekrar kazanabilir. Ümitsizlik ölüm demektir. Katerina karşısında zaaflarına yenik düşen ve ordusunu Rus'a karşı büyük bir zaferden mahrum eden Baltacı Mehmet Paşa, bu davranışından dolayı hapsedilir. Paşa hayatından ümidini keser. Onun bu ümitsiz ve saç sakal birbirine karışmış halini gören bir dostu, ona tıraş olmasını söyler. Paşa da "Baş bizim olsun da düşünürüz." cevabını verir. ACEMİ ÇAYLAK Beceriksiz, deneyim sahibi olmayan,yetişmemiş kişiler için kullanılan bir deyimdir. Çaylak, gerçekte kartal ailesinden, ortalama altmış santim boyunda, yırtıcı bir kuştur. Ağır gövdeli bir kuş olduğundan, yavrularına, uçmayı öğretmesi çok uzun zaman sürer ve sık sık da yavrular yere düşer. Çaylak yavrularının uçmayı öğrenmekteki bu acemilikleri, halk dilinde böyle bir deyime kaynak olmuştur. GEÇTİ BOR'UN PAZARI Bor Niğde'ye üç kilometre uzaklıkta bulunan bir ilçedir. Eskiden beri, pazarı ile meşhurdur. Bu pazar çok kalabalık olur, herkes her türlü malını satar ve her aradığını bulabilir. Bu meşhur pazar salı günü kurulur. Evvelce, ondan bir gün sonra da Niğde'nin pazarı gelirdi. Vaktiyle bir salı günü pazara gelmekte olan bir köylü, kasabaya yaklaşırken, bir su başında biraz dinlenip, eşeğini de otlatmak ister. Eşeği uzunca bir iple ağaca bağlar. Kendiside başka bir ağacın altına oturur. Sabahleyin erken kalktığı için, oracıkta sızar ve uyuya kalır. Uyandığı zaman, güneşin epeyce tepeye dikildiğini görüp, hemen eşeğine atlar ve yola çıkar. Fakat pazar dağılmıştır. İşini bitirip köye dönmekte olan köylüler bu hali görünce "geçti Bor'un pazarı sür eşeği Niğde'ye" derler. Bu deyim,"bir fırsat kaçınca, hiç olmazsa bundan sonraki fırsatı değerlendirmek gerekir" manasında kullanılır. | |
| | |