![]() |
| |||||||
| Diğer Resimler Güzel , ilginç ve değişik bulduğunuz bütün resimleri bu başlık altında paylaşabilirsiniz... |
![]() |
| | Seçenekler | Stil |
| | #31 (permalink) |
| Administrator ![]() ![]() | --->: Savaş çocukLarı oyy yapmaa... Her gün manşetlerde aslanlar Yakıp yıkıp kulak toplayanlar Üniformasında buldu kendini Soluksuz, tarihsiz olanlar Oy yapma, oy yapma... Ayaklanır duygularım ayaklanır Şuramda bir kuş kanatlanır Kiminin elleri kiminin gözleri Her gün pencerenizde dalgalanır Oy yapma, oy yapma... Kara çalındı adsız kitaplara Ölüm sıradanlaştı çocuklara Elim, avucum, gözlerim kan-revan Kar yağar baktığım yamaçlara Oy yapma, oy yapma..! |
| | |
| | #32 (permalink) |
| Yeni Üye ![]() Üyelik tarihi: Dec 2007 Kullanıcı No: 21397
Mesajlar: 24
Ettiği Teşekkür: 0 0 Mesajına 0 kere teşekkür edildi Rep Puanı : 2100 Rep
Seviyesi : ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | --->: Savaş çocukLarı konuya katkısı bulunan herkesin emegine saglık içim burkuldu hiç mi vicdanları yok bunların nasıl kıyabiliyorlar küçücük çocuklaraa ![]() ![]() |
| | |
| | #33 (permalink) |
| AĞIR ABİ ![]() ![]() Üyelik tarihi: Nov 2006 Kullanıcı No: 1801 Nerden: Ankara
Mesajlar: 5.569
Ettiği Teşekkür: 358 290 Mesajına 579 kere teşekkür edildi Rep Puanı : 1052420 Rep
Seviyesi : ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | --->: Savaş çocukLarı Gün olur, devran döner elbet... Konu RashoAga tarafından (07.09.08 Saat 02:01 ) değiştirilmiştir.. |
| | |
| | #34 (permalink) |
| Süper Moderatör ![]() Üyelik tarihi: Apr 2007 Kullanıcı No: 3724 Yaş: 22
Mesajlar: 1.383
Ettiği Teşekkür: 80 18 Mesajına 22 kere teşekkür edildi Rep Puanı : 536889 Rep
Seviyesi : ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Savaş Ölüsü Çocuklardan, Çocuklara Mektuplar - [1] Dışarıda kar yağıyor. Serçeler daldan kalkıp cama vuruyor Daldan kar yağıyor karın üstüne İçine ses yağıyor İçinde savaşların öldürdüğü çocuklar ağlaşıyor Ses sese dolaşıyor Ses kalbinin en acıyan yerinde Bir acıklı şarkıya dönüşüyor. “Ölü çocuklar korosuyuz biz Dünyanızdan savaşların attıkları çocuklar Sadece adı kalan bir kâğıdın üstünde Birkaç giysisi fotoğrafları O da şanslı olanlardan geriye Arada bir anımsanan kan bağı çekiminde. Gözyaşı damlasıyız. Acıyız yaşıyorsa annemizin içinde Babamızda upuzun bir suskunluk Savaşların öldürdüğü çocuklarız biz Yatıyoruz bir sonsuz karanlığın içinde! Oysa ne çok sevmiştik dağların masalını Denizin dibinde ki gizemli sırrı Rüzgârların gökyüzünde usta ressamlığını. Yıldızlara söylemiştik bir gece Buharın su, suyun damla, damlanın nehirlere aktığını görmüştük Şaşırıp gülüşmüştük. Bir damla yaşındaydık Çoğalıp damla damla büyüyecektik bizde Koşacaktık nehir olup denize Güle oynaya belki Belki düşe kalka vardığımızda. Elbette soracaktık Bakıp, görüp, duyacaktık elbette Ey hayat. Yaşadığım karmaşa. Gülen ağlayan yanım Acım, tadım, güzelliğim, çirkinim Her gününde ayrı bir tat ayrı renk Toprakta bahar rengi suda balık olarak Kestane kokusu şekerin tadı Bir anne taklidi bez bebeğimde Bir baba gururu okul önünde Bir abla avucu kadar samimi Hepsini birden yaşayacağız! Demiştik hep birlikte. Biz bunları konuşurken düşlerken Anlamaya çalışırken yaşamın sırlarını Dinlerken öyküsünü kitap sayfalarından Ya da bakışlarından ağaç yapraklarının Hiç kimse söylemedi Ama hiç kimse... Savaşları anlatmadı çocuklar Ya da duyduk anlamını bilmedik Aklımız kavramadı büyük kötülüğünü Kalbimizin kulakları duymadı Belki de şaka sandık Bir oyundan bir sahneymiş gibi düşündük Belki de bunun için uyuyunca korkmadık Onun için ağlamadık adı her geçtiğinde Hem nereden bilirdik ki çocuklar Büyük kirli hesaplarla kirlenmiş O adamlar Çok mutlu olurlarmış ölürken biz çocuklar. Ama şimdi biliyoruz Anladık… Neden böyle sustuğunu çocuk gülüşlerinin Neden ağlamadığını acıktığında Oynarken düştüğünde. Bebeyi kırılıp topu patlarken Neden ağlamaz çocuklar? Öğrendik artık Onun için isteriz ki her dediğimiz Siz yaşayan çocukların Doğmuş doğacak olanların Sorduğu her soruyu cevaplandırsın yarın Ve bilin istedik vakti gelince “Şok ve dehşet” dedikleri cehennemin içinde Çocuk kalplerimizin nasıl acıdığını? Nasıl korktuğumuzu sığınak diplerinde? Nasıl patlar bir bomba? Nasıl çığlık atıp savrulur toprak? Nasıl kıyar çocuklara? Yaşayıp görmeyin ama... Duyun bilin istedik. “Bir damla petrolün Bir damla kandan daha değerli olduğu bir dünyada yaşıyoruz” diyerek En vahşi yanlarını toplayıp gelmişlerdi Sarmışlardı ömrümüzün narin inceliğini Sarmışlardı insanlığın uygarlık beşiğini İlk insanın doğduğu yer İlkyazının son yazıyla buluştuğu bu toprak Yani Mezopotamya. Var oluşun ince ayrıntıları Sarmışlardı çakal, sırtlan, akbaba sürüleri Sarmışlardı... Acımasız hoş görüsüz ölü sevicileri Haçlı zihniyet. Bombayı kutsayan papaz Büyük Jandarma Yemek için sıradaydı Bombalardan arta kalan ceset artıklarımızı. Onların kalpleri yoktu çocuklar Kalpleri çelik kuşlardı ölüm atan üstümüze Onların vicdanı yoktu çocuklar Vicdanları çok zalim füzelerdi patlayan kalbimizde Onların gözleri yoktu çocuklar Gözleri namlulardı ağız içlerimizde Artık maskeleri düşsün istedik Bir gün onlar size de “Özgürlük ve kurtuluş” gibi bir şey derlerse Lütfen bizi anımsayın Savaşların öldürdüğü çocuklarız biz. Kurtuluş ölümle gelmez Ölenle ölür düşler. Zaman çabuk akıp geçer sizde büyürsünüz elbet Belki söz hakkınız olur dünyanın yazgısında Biz ölü çocukların sizden bir dileği var Çocukların yerine. Savaşı atın dünyadan. Adımızı sormayın. Ali. Fatma. Meryem. İsa Biz bütün savaşların öldürdüğü çocuklar Dini, dili, rengi olmayanlarız Biz bütün savaşların öldürdüğü çocuklar O kadar çoğaldık ki Ölümüzü koyacak yer kalmadı. Hey dünyayı mal varlığı bilenler Tepinenler... Hor görenler... Ezenler... Elinize, yüzünüze, gözlerinize bakın Görün ölü yüzümüzü yüzünüzün üstünde Orada olacağız Baktığınız aynada Gezip dolaştığınız oturduğunuz anda Yediğiniz lokmada İçkinizin tadında Yattığınız yatakta Sıramız geldikçe konuşacağız Söz sırası şimdi sizde! Konuşun ölü çocuklar! Konuşsun YARASI TAZE olanlar. Ben Ümmi Kasr’lı Leyla Hangi tanrıydı beni cezalandıran? Doğmanın suçu mudur ödediğim bu bedel? Günaha mı batmışım yaşım dokuzdan evvel? Yıldızlar mı dökülüyor patlayarak göklerden? Tanrı bu kadar zalim olabilir mi sizce? Toprak bile acıyla dağılıyor şiddetten Peki neden ne yaptık gecenin bu vaktinde? Gökyüzünün rengini kaçıran kim yüzünden? Kardeşimi hiç öyle uyurken görmemiştim Sanki gözleri çıkıp fırlayacak yerinden Acaba rüyasında bir kâbus mu görüyor? Dedim kendi kendime Boynu bükülmüş neden? Kolu altında kalmış Belki de rüyasında topunu kaçırdılar Muhakkak Hasan yaptı büyük dayımın oğlu Kalkabilsem yerimden dokunup uyandırsam Korkma kardeşim desem bak işte geçip gitti Kötü bir rüya gördün şaka yaptı amcalar Bir yudum su içirsem gıdıklayıp güldürsem Ama neden doğrulmak acı veriyor bana? İçimin acılığı gözlerimden akıyor Yok gibi hiçbir yerim Yok gibi canım bende Sadece gözlerime akıyor görüntüler Yüreğimin içinde patlayıp duran nedir? Annem nereye gitmiş bizi bırakıp böyle? Canım neden bu kadar yanıyor bilmiyorum? Gözlerimin içinde gördüklerim titriyor İçim akıp gidiyor karanlık bir boşluğa Tam da o sıralarda Karanlığın yüzümü örttüğü anda Son bir çığlık duymuştum ben çocuklar Bir bombanın hızının üflediği ıslıkta Hepsi bu kadar.” Ben Sevda Bağdat gülü diyorlardı görenler bana Tam dört parça olmuşum aniden ve acısız Sadece başım kalmış yastığımın üstünde. Kuş nakışlı yastığım annemin çeyizinden O gece... Korku; duvarı delip çökerken üstümüze Gökyüzünde ölümün dansı birden başladı Ben sokuldum ablama. Annem sarıldı bize Hepsi o kadar... Sonra bir şeyler oldu çocuklar Bir korku tünelinin içinden geçer gibi Gökyüzü yeryüzüyle birleşip ayrılmıştı “Kıyamet” dedikleri gün belki de bu gündür Dedim kendi kendime Çığlıklar kulağıma bir gelip bir gidiyor Toz bulutu içinde elim, yüzüm, gözlerim Sonra bir sessizliğe sanki attılar beni Sonra annemi gördüm taş duvarın altında Sol elinin kınasından tanıdım Ablamın saçlarını kınalamıştı öğlen Nişan görüşü için Baharın ilk gününde Toplanıp gelecekler hısım akraba bize “Horoz kuyruğu gibi ışıldasın güneşte Kına koksun evimiz, elimiz, yüreğimiz.” Annem böyle demişti Babama gülümserken. Neden öyle bakıyorsun yüzüme Ablam benim kır çiçeğim Oraya nasıl çıktın? Nasıl tırmanır bir baş bir duvarın üstüne? Bir gözün açık kalmış Sanki siyah bir zeytin bakıyor göz yerine Güneşte kurutulmuş zeytin tanesi Sıkılıp bırakılmış çukurunun içine Ne saçlarında kına, ne başında saç kalmış Kül olup serpilmişler alevlerin içine Konuş benimle ablam son bir defa gülümse Bak beni de karanlık çekiyor yüreğine Ama elini uzat ses ver diyemem Sende gövde kalmamış Benim de ellerim yok Kim koparıp götürmüş parmaklarımı benden? Ya evimiz nerede? Evimizi kim yıktı hepimiz uykudayken? ” Suna Aras
__________________ . Kalbimden Dü$er Sevi$meler .. . |
| | |
| Teşekkür edenler |
| | #35 (permalink) |
| Süper Moderatör ![]() Üyelik tarihi: Apr 2007 Kullanıcı No: 3724 Yaş: 22
Mesajlar: 1.383
Ettiği Teşekkür: 80 18 Mesajına 22 kere teşekkür edildi Rep Puanı : 536889 Rep
Seviyesi : ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Savaş Ölüsü Çocuklardan, Çocuklara Mektuplar - [2] Sende mi geldin Zeyneb Savaşta öldürülmüş çocuklar korosuna, Yatırsın arkadaşlar seni şöyle yanıma Yaranda ki kan durdu mu? Ağrısı dindi mi sırtının? Yüzünde bu korkuyu hemen sil Sakın utanma... Yaralı bedeninden kaçırma gözlerini Oyun bacım... Can yoldaşım... Ağlama... Bak “ Bir kadın döner durmadan elleri gökte Yardımına çağırdığı ülkesinden kaçmıştır.” O benim annem olur, benim adım da Zühre O gün…! O günün gecesinin vakitsiz saatinde Annem, kardeşime sarılıp yatağa girdiğinde Üzülmüştüm, kırılmıştım anneme. İçimde ki mahzunluğu gördü anne kalbiyle Dedi ki. “Yarın seni alacağım yüreğimin üstüne Uyumadan dua et kardeşini öp Zühre Söyle Allah’a de ki o saf kalbinle “Bizi koru Allah’ım sabahı göster bize! ” Dua ettim elbette... Çok yalvardım o gece Gözlerim kıpırtısız annemin gül yüzünde Hiç böyle görmemiştim annemi daha önce İki korku çığlığıydı bakışları çocuklar Sesinde çatlayan bir acı vardı Uzakları dinliyordu bizi duymadan Cama gidip gökyüzüne bakıyordu durmadan Entarisi üzerinde yatmıştı Küçülüp büzülmüştü... Aklımda ki soruların dili yoktu o anda Öyle dilsiz, cevapsız uyuyup kalmışım da. Uykumun ortasında birden annem olmuşum Parçalanmış bedenimin bu kalan yarısıyla Kucaklayıp Allah’ı almışım tam karşıma “Allah sen neredesiiin! Allah sen neredesiiin! Allah sen neredesinin! ” diyerek inledim de Duymadı beni kimse! Ne Allah! Ne kardeşim. Ne annem ne bir insan... Ben biçilmiş yarım can yaralı yanık öyle Anladım öldüğümü... Gökyüzü gökten kopup üstüme düştüğünde Babam mı? Babamı görmedim ki Keşke silah yerine o gün öpseydi beni.” Ben Havva İnancına göre dedem ilk kadının adını bırakıp bana İlk gülüp sevindiğim ağladığım Basra’da Kutsamış varlığımı Uğur getirmek için bir tek oğluna Dargın dursa da gönlü inandığına Kardeşim Âdem doğduğunda barışmış Ancak dokuz ay sürmüş dargınlığı Allah’a... Şimdi ocak tütmüyor yanmıyor ışığımız Evimizin yerinde birkaç duvar parçası Yanmış giysilerimiz bir fotoğraf albümü Albüme baka baka ağlayan dedem bir de Kolu üç yerden kırık kalbi acı içinde Geceleri ses vermez mezarımın içinde Dedemden kopup gelen od yığını hıçkırık Bir tek şeyi fısıldayıp duruyor kulağıma “Allah’ım al canımı” diye yalvaran bir ses “Ölümün uykusunu esirgeme kulundan Dinlenmek istiyorum toprağın kollarında.” Savaştan geri kalan ölüm, gözyaşı, acı Reddetmek gerekiyor çocuklar kan kokan bu mirası Çünkü... Akıllı bombaları! Akıllı füzeleri! Akıllı uçakları yarattığı gün insan! Yok, etmeye ayarlamış olarak... Ölümü onayladı! Bombalar yağmur gibi yağıp patladığında Ne çocuk ayırdı ne yaşlı Savaşın acısı bulaşıcıdır Ateş düştüğü yerden yayılır köşe bucak Ulaşır her insana Korku egemen olur, yaşamın rengi solar oyunun tezgâhında Ve bulur sizi bir gün ey savaş doğuranlar Acı sizi de bulur Bu miras elbet kalır babasından oğluna Kin çoğalır zulmün geçtiği yerde Hiroşima. Nagasaki. Halep’çe Olarak büyür yara çalınan düşte Uçmaz kuş acır toprak Tırtıl bile kin tutar… İnsanlar hey insanlar! Ne bir anne acısını Dicle de akıtacak Ne bir baba sevinerek bakacak gökyüzüne Büyüyecek sevincini gömen çocuklar Küçücük ruhlarında kocaman yaralarla Büyüyecekler... Eğrisini, doğrusunu tartacak bilinçleri Aynı yere takılıp dönen tekerlek gibi Nedenine takılıp öylece kalacaklar Bu ölümün, acının, yıkımın nedenine İnanın ki bir gün anlayacaklar İyilik niyetinde değil can alıcılar Ne iyilik getirmiştir bu ölüm bu toprağa Ne anne unutmuştur ölü çocuklarını Onlar bilmezler mi? “Cep açanlar ölülerin üstüne” Savaşın geçtiği yerlerde barış Öldürülmüş çocukların donmuş bakışlarıdır.” “Tanığıdır her gören göz bu zulmün Kulaklar tanığıdır. Küçücük bedenimde kocaman bir çığlığın elbette tanığıdır Su içerken gördünüz belki de kahve Yemek yerken kurulu sofranızda Kadeh kadehe vururken Sevişirken sıcacık yatağınızda Öpüşürken göz ucuyla baktınız Bir kutunun içi kadar naklen acıya O saklanan gölgelenen acıya Utancın aynasından arada bir baktınız Öylece baktınız yarı uykulu Gerinip esnerken koltuğunuzda Yüzümü atladınız… Biliyorum… Yarın işe gidecektiniz Yaşamak ekmek ister, kitap, kalem, okul ister çocuklar Biliyorum... Ölümümden medet uman belki siz değildiniz Belki siz değildiniz zulme umut bağlayan Ama işe gidecektiniz... Bir iki kanal gezip takılıp reklâmlara Düğmeye dokunarak umarsızca kalktınız Kızınızın saçına dokundu elleriniz Oğlunuzun yorganını çektiniz üzerine Işığı kapattınız… Girdiniz uykunuzun tatlı derin koynuna Rüyalara daldınız İşte o saatlerde Ben Mustafa Felluceli bir duvarın dibinde Korkunun karanlığınız kadar koyulaştığı bir yangının içinde Ölüm biz çocuklar için bize, kalbimizin atışından daha yakındı Füze... Bomba... Silah... Mermi... Yok, etmenin mutluluğu içinde Ve gelip patladılar o bildik gürültüyle Yaşlı, çocuk bedenlerin üstünde Gözlerimiz iki korku çığlığıydı o anda Ne bitirilmiş yaşam içinde kaygı taşır Ne de ölü çocuklar bir daha ekmek ister Biz öldük...(!) Siz uykunuzda rahat sağdan sola dönerken Ölümüz sokaktaydı Kedi, köpek, postal, palet ölümüzün üstünde Biliyorum... Yarın işe gidecektiniz Ama... “ Susmanın adı vurmaktır savaşların dilinde.” Suna Aras ![]()
__________________ . Kalbimden Dü$er Sevi$meler .. . |
| | |
| Teşekkür edenler |
![]() |
| Tags |
| savas cocuklari |
| Konuyu Toplam 3 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 3 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Yazan | Forum | Cevaplar | son Mesaj |
| anneler ve çocukları | esmerr | Diğer Resimler | 5 | 18.04.08 04:11 |
| babalar ve çocukları | esmerr | Diğer Resimler | 2 | 05.01.08 03:02 |
| SavaŞ UÇaklari | BRİAN'S | Uçaklar | 2 | 08.10.07 10:14 |
| Çocukları Erkekler Yetiştirseydi | azrailangel | Komik resimler | 9 | 29.05.07 09:19 |
| Akdeniz mutfağı çocukları astımdan koruyor | azrailangel | Faydalı Besinler | 0 | 27.04.07 01:37 |