![]() |
| |||||||
| Diğer Eğitim Konuları Yukardaki kategorilere uymayan ( kanunlar, tüzükler, atamalar..vs) Her türlü bilgi buraya |
![]() |
| | Thread Tools | Display Modes |
| | #1 (permalink) |
| Daimi Üye ![]() ![]() | Vergi Davasi GİRİŞ Kamu harcamalarının finansmanında kullanılan kaynaklardan en önemlisi vergilerdir.Vergiler in devletin egemenlik gücüne dayanılarak cebren ve karşılıksız olarak alınması, vergi idaresi ile vergi mükelleflerini zaman zaman karşı karşıya getirmekte, taraflar arasında anlaşmazlıklar ortaya çıkabilmektedir. Vergi mükellefleri ile vergi dairesi arasındaki bu uyuşmazlık ya uzlaşma müessesesi gibi barışçı yollarla ya da vergi davası yoluyla yargı mercileri tarafından çözümlenir. 1.VERGİ DAVASI 1.1. Vergi Davasının Kapsamı, Niteliği ve Konusu 1.1.1. Genel Açıklama DAVA :Bir başkası tarafından sübjektif hakkı ihlal edilen veya tehlikeye sokulan veya kendisinden haksız bir talepte bulunulan kimsenin, mahkemeden hukuki koruma istemesidir. Mahkemeden hukuki koruma isteyen kimseye davacı denir. Dava, davacının sübjektif hakkını ihlal eden veya tehlikeye sokan veya davacıdan haksız bir talepte bulunan kimseye karşı açılır; bu kimseye de davalı denir. Bir sübjektif hakkın mahkemeler aracılığıyla ileri sürülmesi yetkisine dava hakkı denir. Fakat dava hakkı asıl haktan ayrı bir hak değildir. Bu nedenle dava hakkı yalnız başına başkasına devredilemez. Ancak asıl hak ile devredilebilir. Dava hakkı kural olarak hakkın sahibine aittir, fakat bazı durumlarda dava hakkı, hak sahibinden başka kimselere de tanınmaktadır. Dava hakkı, Anayasa ile teminat altına alınmıştır. Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma hakkına sahiptir (Anayasa m.36/1). Dava hakkı hukuki yarar ile sınırlıdır.Yani, mahkemenin bir davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi için, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunması gerekir. Mahkeme, iki taraf arasındaki uyuşmazlığa ancak davacının dava açması üzerine bakar ve bu uyuşmazlığı vereceği hüküm ile çözümlenir. Davacının davası olmadan mahkemenin kendiliğinden bir davaya bakması yasaktır. 1.1.2. Kapsamı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkındaki Kanunun 6. maddesine göre vergi davasının kapsamına ; Genel bütçeye, il özel idarelerine, Belediyelere ve köylere ait vergi, resim ve harçlarla benzeri mali yükümler ve bunlara ilişkin zam ve cezalarla tarife uyuşmazlıkları Yukarıdaki konulara ilişkin olarak Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanunun uygulanmasından doğan uyuşmazlıklar ve diğer kanunlarla verilen işler girmektedir. Kanunun bu düzenlemesinden anlaşıldığı gibi Vergi Usul Kanununun kapsamında bulunan vergi, resim ve harçların, gümrük vergilerinin, mahalli idarelere ait gelirlerin tarh,tahakkuk ve tahsil safhalarında ortaya çıkan uyuşmazlıklar vergi davasının konusuna girmektedir.Buna karşılık 6183 sayılı kanunda düzenlenmiş bulunan istirdat (geri alma) ve iptal davaları ise adli yargının görev alanında bulunmaktadır.Örneği n, hükümsüz sayılan işlemlerin iptali için adli yargıda dava açılacaktır. Vergi Usul Kanunu kapsamı itibariyle Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanundan daha dardır; bu ikincisi vergi ve benzerlerinin yanı sıra her türlü kamu alacağının tahsil aşamasını düzenlemektedir.Öte yandan Bölge İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun 6 ncı maddesi de vergi mahkemelerinin görevini düzenlerken “...ve benzeri mali yükümler....” ibaresini kullanmaktadır. Sözkonusu 2576 sayılı kanunun 6.maddesinin ilk şeklinde 6183 sayılı yasaya ilişkin tüm uyuşmazlıkları da Vergi Mahkemesi görev alanına sokmaktaydı. Bu düzenleme vergi mahkemelerinin görev alanı ile ilgili bazı tereddütleri ortaya çıkarmaktaydı. Şöyle ki; her türlü mali yükümle ilgili tüm uyuşmazlıklarda genel görevli yargı mercii vergi mahkemeleri olarak kabul edildiğinde idare mahkemelerinin görev alanı ile arada sınırı saptamak zorlaşacaktı. Nitekim maddenin ilk düzenleniş biçiminden, uygulamada şu tür aksaklıklar ortaya çıkabilmekteydi. Örneğin adli yargıda verilip kesinleşen bir para cezasının tahsili aşamasında vergi yargısının görevli olması nedeniyle vergi mahkemesinde açılan bir davada diğer mahkeme kesin hükmünün geçerliliği tartışma konusu yapılabilmekteydi. Bu gibi sakıncaları önlemek üzere, Bölge İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun’un 6. maddesinde 3410 sayılı kanun ile bir değişiklik yapılmıştır.Bunun sonucunda Vergi Mahkemelerinin görevi sadece bu yargı alanına giren vergi, resim, harç ve mali yükümlerin tahsil aşamasındaki uyuşmazlıklarla sınırlandırılmıştır. 2575,2576,2577 sayılı kanunlarla Vergi Usul Kanunu ve 6183 sayılı Yasa Hükümleri topluca değerlendirilerek, subjektif vergilendirme işlemlerinde vergi yargısının, bunun dışında geniş kapsamlı diğer mali yükümlere ilişkin objektif düzenlemelerde idari yargının görevli olduğu belirtilebilir. Örneğin; terkin ile ilgili olarak mahalli idare heyetlerinin hasar tespitine ilişkin kararları vergi mahkemelerinin görev alanına girmediği gibi ilk derce mahkemesi olarak Danıştay’da çözümlenecek davalar arasında yer almamaktadır.Bu davalarda İdare Mahkemesi görevlidir. 1.1.3. Niteliği Vergi davaları idari yargı alanına giren davalardandır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununda idari dava türleri açıklanırken, direkt vergi davalarından bahsedilmemiştir. İYUK.nda idari davalar şöyle sayılmıştır (İYUK md 2): a. İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları.( Ana.Mah.’nin 21.09.1995 tarih ve E.1995/27, K.1995/47 sayılı kararı ile iptal ), b. İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, c. Genel hizmetlerden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden doğan taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar, İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır.İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler. Ancak idari sözleşmelerin geçerliliği ya da bunların uygulanmasından doğan anlaşmazlıklar tam yargı davasının konusu olur.Bu nedenle m.2/1-c’de yer alan idari dava,ayrı bir dava türü değil, tam yargı davasıdır. O halde, idari davalar iptal davaları ile tam yargı davaları olmak üzere iki ana gruba ayrılmaktadır. İptal davalarında, kişisel hakları ihlal edilenlerce idarenin bir işleminin iptali talebi söz konusu iken, tam yargı davalarında idari bir işlemin veya eylemin ya da idari sözleşmenin yerine getirilmesi ya da getirilmemesi nedeniyle zarara uğrayanların bu zararlarının tazmini amacı vardır. Tam yargı davalarının, idare hukukuna özgü tazmin, telafi ve geri alma (istirdat) davaları ile vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlerle bunların cezalarına ilişkin davaları içine aldığı ileri sürülmektedir.Oysa tam yargı davası bugün sadece idarenin mali sorumluluğuna dayanan tazminat davalarından ibarettir. Ayrıca 2576 sayılı kanunun 13/6’da yer alan “Vergi Davası” da ayrı bir dava türü değildir.Bu genel çerçeve içinde vergi davalarının hangi dava türü olarak kabul edilmesi gerekir. Doktrinde vergi davasının niteliğinin iptal davası, tam yargı davası ya da her iki kategorinin de dışında özel bir dava türü olduğu yolunda değişik görüşler vardır.Doktrinde hakim kanaat ise, vergi davalarında para ile ölçülebilen bir hakkın ihlalinin söz konusu olmasından dolayı bu davaların tam yargı davası niteliğinde olduğu şeklindedir. Oysa ilgili düzenlemelere bakıldığında vergi davalarının, tam yargı davalarından ayrı olarak öngörülmüş olduğu ve tam yargı davaları deyiminin vergi davalarını içermediği görülmektedir. Vergi davalarının iptal davası olduğu yönündeki görüş de hayli taraftar bulmaktadır. Çünkü vergi davasında genellikle vergi idaresinin belli bir işleminin kaldırılması, değiştirilmesi ya da düzeltilmesi talep edilir. Başka bir görüşe göre ise, vergi davaları her iki kategori dışında, ayrı özel bir kategori olduğu görüşü de savunulmaktadır.Buna gerekçe olarak da, vergi yargılaması hukukuna ilişkin mevzuatta, “Vergi Uyuşmazlığı” veya “Vergi Davası” deyimlerine yer verilmiş olması gösterilmektedir. Vergi davasının kural olarak iptal davası niteliği taşıdığı, duruma göre tam yargı davası şekline de bürünebileceği görüşü benimsenmektedir.Anc ak vergi davalarında her zaman dava türünün kesin olarak tespit edilmesi kolay olmamaktadır.Bu itibarla, vergi idaresinin vergilendirmeye ilişkin faaliyeti bir idari işlem tesisi suretiyle olmuşsa, açılacak dava, esas olarak bir iptal davası niteliği taşır ve mahkemenin vereceği karar ya hukuka aykırı görülen idari işlemin iptali ya da davanın reddi yolunda olur. Hazinece alınmış verginin iadesine yönelik davalar dışında, vergi idaresi idari bir eylemle ilgilileri zarara uğratmışsa,bu eylemden doğan zararların telafisi için açılacak davalarda tam yargı davası niteliğindedir. Ayrıca, vergi uyuşmazlıklarında istisnai olarak vergi mahkemesince bakılacak iki tam yargı davası kanunda ayrıca düzenlenmiştir.Bunla r, vergi mahkemesi kararlarını uygulamayan idare aleyhine açılacak tazminat davaları ile vergi dairesince kararın infazının geciktirilmesi nedeniyle kanunen öngörülen gecikme faizine ilişkin davalar olup bunlar ilk davaya bakan vergi mahkemesinde görülür. Uygulamada, vergi mahkemelerinde açılan davalara vergi davaları denmektedir. Ne var ki “Vergi Davası” isimli yeni bir idari dava türü yaratılması gereksizdir.Vergi davaları terkin ve iptale yönelik ise iptal davaları hazineye geçen verginin geri verilmesini de içeriyorsa iptal davasıyla birlikte açılan tam yargı davası niteliğini taşır. 1.1.4. Konusu Vergi davalarının konusu idare ile vergi mükellefleri arasındaki uyuşmazlıklardır. Vergi davalarında davanın konusu Vergi Usul Kanunu’nun 378. maddesinde açıklanmıştır. Anılan maddeye göre vergi davası açabilmek için verginin tarh edilmesi, cezanın kesilmesi veya takdir, tadilat komisyonu kararlarının tebliğ edilmiş olması, tevkif yoluyla alınan vergilerde ise istihkak sahiplerine ödemenin yapılmış ve ödemeyi yapan tarafından verginin kesilmiş olması gerekmektedir. Vergi davalarında en önemli konu tarhiyatlardan kaynaklanan uyuşmazlıklardır. Yani ortaya dava konusu uyuşmazlığın çıkması için, verginin tarh edilmesi, cezanın kesilmesi ve ayrıca da mükellefe tebliğ edilmesi gerekir. Aşağıdaki işlemler dava konusu yapılabilmektedir; 1.1.3.1.Verginin Tarhı Burada adı geçen tarhiyat, bir vergi tarhedilirken ve beyan edildikten sonra Vergi Usul Kanunu’nun 29 ve 30.maddelerine göre yapılan ikmalen veya re’sen tarhiyatlardır.Yüküm lüler beyan ettikleri matrahlar üzerinden tarh edilen vergilere karşı dava açamazlar. Vergi davasına konu olan hallerden biri, ihtirazi kayıtla beyanname verilmesi,diğeri ise vergi hatasında düzeltme talebi ilgili vergi dairesi ve Maliye Bakanlığı tarafından reddedilmesi durumudur. Vergi davasına konu olan tarhiyat, ikmalen, re’sen ve idarece yapılan tarhiyatlardır.Bu tarhiyatlarda mükellefin katılımı söz konusu olmadığı için vergi davasına konu edilebilir.Zira bu tarhiyatlar mükellefe vergi ihbarnamesi ile tebliğ edilir. 1.1.3.2. Vergi Cezası Kesilmesi Adına ceza kesilen kişi kesilen ceza ihbarnamesi ve ekleri tebliğ edilmek koşuluyla dava açabilmektedir.Vergi sistemimizde ceza uygulaması, varsa özel kanun hükümlerine ve Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre yapılmaktadır. Ayrıca 6183 sayılı kanun uygulamasında ortaya çıkan gecikme zammı ve faizi gibi feri kamu alacaklarını da bu gruba dahil edebiliriz. Vergi cezaları, olayların ilgili bulunduğu vergi bakımından mükellefin bağlı olduğu yer vergi dairesi tarafından kesilir. 1.1.3.3. Takdir ve Tadilat Komisyonu Kararları Uygulamada daha çok takdir komisyonu kararları dava konusunu oluşturmaktadır. Takdir komisyonunun kararlarına karşı mükellefler doğrudan dava açamazlar.Mükellefle r sadece emsal bedeli tespitine ilişkin kararlara karşı dava açabilirler.Bunun dışında, arsa ve arazi metrekare değer tespitine ilişkin kararlarına karşı, kendilerine karar tebliğ edilen kamu kurum ve kuruluşları dava açabilmektedirler. Mesela; Belediyeler gibi. 1.1.3.4. Verginin Kaynakta Kesinti Yöntemiyle Alınması Kaynakta kesilen verginin davaya konu edilebilmesi için, istihkak sahiplerine ödemenin yapılmış ve verginin kesilmiş olması gerekir.Bu iki şart gerçekleşmedikçe vergi davası açılamaz. 1.1.3.5. İhtirazi Kayıtla Verilen Beyannameler Yükümlüler beyan ettikleri matrahlar üzerinden tarh edilen vergilere karşı dava açamazlar.(VUK md.378/2 ) Ancak yükümlüler ihtirazi kayıtla beyan edilen matrahlar üzerinden tarh olan vergilere karşı dava açabilmektedir. 1.1.3.6. Ödeme Emri Kendisine ödeme emri tebliğ olunan kişi, borcun olmaması, borcun kısmen ödenmiş olması ya da borcun zamanaşımına uğramış olması nedenlerinden biri ile vergi mahkemesinde dava açabilir.(AATUHK md.58/1 ) Yükümlü ödeme emrinin iptali isteği ile dava açarken sadece tahsile ilişkin nedenleri ileri sürebilir.Çünkü, tahsil işlemi tarh ve tahakkuka bağlı bir işlem özelliğinde olduğundan ödeme emrinin temelindeki hukuka aykırılıkların tarh ve tahakkuk aşamasında ortaya çıkarılıp çözümlenmesi gerekir. 1.1.3.7. İhtiyati Tahakkuk Haklarında ihtiyati tahakkuk üzerine ihtiyati haciz uygulananlar ihtiyati tahakkuk sebeplerine ve miktarlarına karşı Vergi Mahkemesine dava açabilirler.Ancak ihtiyati haciz uygulanmadan ihtiyati tahakkuk işlemine karşı dava açılamaz. Çünkü ihtiyati tahakkuk başlı başına yükümlülerin menfaatini ihlal eden ihtiyati haciz olmaksızın sonuç doğuracak bir işlem niteliğinde değildir. 1.1.3.8. İhtiyati Haciz Haklarında ihtiyati haciz uygulanan borçlular Vergi Mahkemelerine dava açabilirler. 1.1.3.9. Haciz 6183 sayılı kanunun hacizle ilgili hükümlerinde haciz işlemine karşı dava yolu belirtilmemiştir. Haciz idari bir işlem olduğundan haciz işlemine karşı Vergi Mahkemesine karşı dava açılması gerekir. Haciz uygulamasından doğacak anlaşmazlıkları çözümlemekle görevli yargı yeri Vergi Mahkemeleridir. 1.1.3.10. Tecil İsteğinin Reddi Tecil işleminin reddine karşı açılan davaların Vergi Mahkemesinde görüleceği kabul edilmiştir.Vergi daireleri ise, sadece takdir ve tadilat komisyonu kararına karşı dava açabilirler (V.U.K. md 377/2). Bakanlar Kurulunun Tüzük ve Kararnameleri ile Maliye Bakanlığının Yönetmelik ve Genel Tebliğleri gibi objektif işlemler dava konusu olabileceği gibi, yine idarenin bazı sübjektif işlemleri de dava konusu olabilmektedir.Buna örnek olarak il ve ilçe idare kurullarının verginin terkinine esas olan hasarın saptanmasına ilişkin işlemleri, yatırım indiriminden, gümrük vergisi muaflık ve taksitlendirilmesind en yararlanmak için alınması öngörülen teşvik belgeleri, uzlaşma komisyonunun uzlaşmanın gerçekleşmediği yolundaki kararları gösterilebilir. Kısacası, yetkili makamların vergiye ilişkin kesin ve yürütülmesi zorunlu bütün işlemleri vergi davasına konu olur. 2. VERGİ DAVASINDA GÖREV ve YETKİ 2.1. Görev Hukuk dilinde görev kavramı, belirli bir davaya hangi yargı yerinde bakılacağını anlatmak için kullanılır. Bazen de bir yargı yolu içinde yer alan uyuşmazlıkların bu yargı yolunda yer alan mahkemeler arasında nasıl paylaşılacağını belirtmek için de kullanılır. Bu açıdan baktığımızda Vergi Mahkemeleri, genel görevli mahkemelerdir. Buna göre, ilk derece mahkemesi olarak Danıştay’da çözümlenecek Vergi Davaları dışındaki vergilere ilişkin tüm davalarda Vergi Mahkemeleri, görevli olarak sayılmıştır. Bu nedenle Vergi Mahkemelerinin görevlerini sayma yoluyla belirtmeye gerek bulunmamaktadır. Danıştay’ın görevleri içine girmeyen tüm vergi davaları, Vergi Mahkemelerinin görevi içine girmektedir, denilebilir. Ancak Vergi Mahkemeleri içinde de bir görev ayırımı vardır. Buna göre; Miktarı 1 milyarı aşmayan uyuşmazlıklar tek hakimli Vergi Mahkemesinde; bu miktarı geçen davalar ise kurul halindeki Vergi Mahkemesinde görülür. Üst merci durumunda bulunan Bölge İdare Mahkemelerinin görevleri; - İdare ve Vergi Mahkemelerinin tek hakimle verdiği karara karşı yapılan itirazları - İdare ve Vergi mahkemesi arasında çıkan görev ve yetki uyuşmazlıklarını incelemek ve kesin olarak karara bağlamaktır. Danıştay ise; Özel görevli bir mahkemedir. Vergi mahkemelerinde nihai olarak verilmiş olan ve itiraz yoluyla Bölge İdare Mahkemelerine götürülemeyen davalarda, Danıştay temyiz organı olarak görevli bulunmaktadır. 2.2. Yetki Yetki sorununun ortaya çıkabilmesi için, ülkede aynı tür mahkemelerin birden fazla bulunması gerekir.Ülkemizde de çok sayıda vergi mahkemesi bulunması nedeniyle, vergi mahkemeleri arasında yetki sorununun çıkması mümkündür. Hukuk dilinde yetki kavramı, bir davanın görevli yargı yerlerinden hangisinde açılacağını veya davaya hangi yerde görevli yargı yeri tarafından bakılacağını anlatır. İYUK’nun 37’nci maddesine göre Vergi Davalarında yetkili mahkeme; -Uyuşmazlık konusu vergi, resim, harç ve benzer mali yükümleri tarh ve tahakkuk ettiren, zam ve cezaları kesen, -Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun uygulamasından ödeme emri düzenleyen, -Diğer uyuşmazlıklarda dava konusu işlemi yapan, Dairenin bulunduğu yer Vergi Mahkemesidir.Vergi davalarının ,kanunda belirtilmiş bulunan bu yetkili mahkemelere açılması gerekir. 3. VERGİ DAVASINDA TARAFLAR Vergi Davalarında biri davacı, diğeri davalı olmak üzere iki taraf vardır.Çünkü, bir taraflı dava olmaz. Aynı ilkenin sonucu olarak, bir kimse kendi aleyhine dava açamaz. 3.1. Davacı Vergi davasını açmaya yetkili olanlar, Vergi Usul Kanunu’nun 377’nci maddesinde belirtilmiştir. Mükellefler ve adına vergi cezası kesilenler, tarh edilen vergilere ve kesilen cezalara karşı Vergi Mahkemelerinde dava açabilirler.Mükellef ya da adına ceza kesilen gerçek ya da tüzel kişiler davacı olabilir. Gerçek kişiler için küçüklük ve kısıtlık hallerinde ve tüzel kişiler için, kanuni temsilciler dava açmaya yetkilidir. Ayrıca vekille de dava açabilmek mümkündür. 2577 sayılı kanun bu vekilin Avukat olması gerektiğini, aksi halde Dilekçenin 30 gün içerisinde bizzat ya da bir Avukat vasıtasıyla dava açabilmek üzere reddedileceğini hükme bağlamıştır. Mükellefler ve adına vergi cezası kesilenler dışında bazı kuruluşlara da belirli konularda dava açabilme hakkı tanınmıştır.Emlak vergisinde bina metrekare inşaat maliyet bedellerine karşı Türkiye Ticaret, Sanayi, Deniz Ticaret Odaları ve Ticaret Borsaları Birliği ,takdir komisyonlarının arsalara ve araziye ait asgari ölçüde birim değer tespitine ilişkin kararlarına karşı da kendilerine kakar tebliğ edilen daire, kurum, teşekküller ve ilgili mahalle ve köy muhtarlıkları dava açabilmektedir. Vergi daireleri ise ancak tadilat ve takdir komisyonlarınca tahmin ve takdir olunan matrahlara karşı Vergi Mahkemesinde dava açabilmektedir. Burada yetki, vergi dairesi müdürüne aittir. Belediyelerde bu yetki varidat müdürü, olmayan yerlerde hesap işleri müdürü ya da o görevi yapan tarafından kullanılmaktadır. Vergi daireleri Maliye Bakanlığının, İl Özel İdareleriyle Belediyeler, Valilerin onayını almaksızın Vergi Mahkemelerinin kararlarına karşı Danıştay’da Temyiz davası açamazlar.Bölge İdare Mahkemelerine başvurmada bu onay aranmamaktadır. 3.2. Davalı Vergi davalarında davalı,davaya konu olan işlemi yapan ya da kararı alan idari kuruluştur. Vergi davalarında davalı olarak her zaman idare gösterilir. Örneğin; yükümlüye vergi tarh neden ya da ceza sorumlusuna ceza kesen vergi dairesi davalı durumundadır. Vergi dairesinin takdir ve tadilat komisyonlarına karşı dava açmaları halinde ise ; davalı taraf bu komisyonlardır. 4. DAVA AÇMA SÜRESİ İdari Yargılama Usulü Kanununa göre, Vergi Mahkemelerinde dava açma süresi otuz gündür. Bu süre kural olarak tebliği izleyen günden itibaren işlemeye başlar.Süreler; - tahakkuku tahsile bağlı vergilerde tahsilatın, - tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ yerine geçen işlemlerde tebliğin, - tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin, - tescile bağlı vergilerde ise tescilin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren süre işlemeye başlar. Kanunda öngörülen bu otuz günlük dava açma süresi, özel kanunlarda ayrı dava açma süresi gösterilmeyen durumlar için geçerlidir. Örneğin, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanununun 58. maddesine göre, ödeme emrine karşı açılacak davanın süresi, tebliğden itibaren yedi gündür. Ayrıca Vergi Usul Kanununun 41.maddesi de, götürü matrahlara karşı açılacak Vergi Davaları için on beş günlük bir süre öngörmüştür. Adresleri belli olmayan ilan yoluyla yapılan bildirimlerde süre, son ilan tarihini izleyen günden itibaren on beş gün sonra işlemeye başlar. İlanı gereken düzenleyici işlemlere karşı dava açma süresi ise, ilan tarihini izleyen günden itibaren işler. Dava açma süreleri hak düşürücü niteliktedir. Dava açma süresi geçtikten sonra açılmış olan davalar işin esasına girilmeden usulden reddedilir. Örnek verecek olursak; “ ....... 02.11.1966 günü tesis ve tebliğ edilen işleme karşı ........ kanuni süre geçtikten sonra 21.04.1967 günü açılmış olan davanın süre yönünden reddine” şeklinde Yüksek mahkemenin vermiş olduğu kararlar bulunmaktadır. (Danıştay 12.D.’nin 17.02.1972 gün ve E.70/ 2354,K.72/505 sayılı kararı). (Sürelerle ilgili geniş bilgi ekte sunulmuştur). 5. VERGİ DAVASININ AÇILMASI 5.1. Dava Dilekçesi Vergi davası yazılı şekle tabidir.Yani dava dilekçe ile açılır. Dilekçe Danıştay veya Vergi Mahkemesi Başkanlığına hitaben yazılır. Vergi Mahkemelerinde açılacak davalara ilişkin dilekçelerde yer alması gereken unsurlar İdare Yargılama Usulü Kanunun 3. maddesinin 2. bendinde belirtilmektedir. Buna göre dilekçelerde; a. Tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adresleri, b. Davanın konusu ve sebepleriyle dayandığı deliller. c. Davaya konu olan idari işlemin, (yani vergi ve/veya aza ihbarnamesi yada ödeme emrinin) yazılı bildirimi tarihi, d. Vergi, resim, harç, benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarına ilişkin davalarda ve tam yargı davalarında uyuşmazlık konusu miktar, e. Vergi davalarında davanın ilgili bulunduğu verginin veya vergi cezasının nevi ve yılı, tebliğ edilen ihbarnamenin tarihi ve numarası ve varsa mükellef hesap numarası, gösterilir. Ayrıca dava konusu kararın ve belgelerin asılları veya örnekleri dava dilekçesine eklenir. Dilekçeler ile bunlara ekli evrakın örnekleri karşı taraf sayısından bir fazla olur. Dilekçeler ve savunmalar ile davalara ilişkin her türlü evrak ait oldukları mahkeme başkanlıklarına veya bunlara gönderilmek üzere İdare veya Vergi Mahkemesi başkanlıklarına, idare ve vergi mahkemesi bulunmayan yerlerde Asliye Hukuk Hakimliklerine veya yabancı memleketlerde Türk Konsoloslukları’na verilebilmektedir. Her işlem aleyhine ayrı ayrı dilekçelerle dava açılır. Ayrıca aralarında maddi ve hukuki bakımdan bağlılık varsa birden fazla işlem için tek dilekçe ile dava açılabilir. Dilekçeler ilgili başkanlıklara yada diğer yerlere verildiğinde harç ve posta ücretleri alındıktan sonra deftere kayıtları yapılarak kayıt tarih ve sayısı dilekçenin üzerine yazılır. Dava bu kaydın yapıldığı tarihte açılmış sayılır. Davacılara dilekçe için bir alındı belgesi verilir. Örnek 1. Dava Dilekçesi (Vergi Mahkemesi’ne) ........ Vergi Mahkemesi Başkanlığı’na Duruşma ve Yürütmenin Durdurulması İstemidir. (Varsa) Davacı.............. .................. : (İsim-Soyadı, adres ve mükellef no) Vekili (Varsa)............. ....... : (İsim –Soyadı, adresi) Davalı .................... ........... : (Davalı idare veya idarenin adı-adresi) Davanın Konusu.............. . : .................... .................... .......... .................... ................. Vergi ve Cezanın Nevi..... : .................... .................... .......... .................... ................. Yılı .................... ............... : .................... ........ Miktarı............. ................ : .................... ........ Dava Konusu İşlemin Tebliğ Tarihi : .... / .... / ........... Maddi Olay................ ..... : .................... .................... .......... .................... ................. Hukuki Dayanak ve Deliller: .................... .................... .......... .................... ................. Sonuç ve Talep............... . : .................... .................... .......... .................... ................. EKLER: 1. .................... ....... 2. .................... ....... 3. .................... ....... İsim - Soyadı (İmza) 5.2. Dava Açmanın Etkileri Vergi davasının açılması bazı hukuki sonuçlar doğurur. Bunlar; - Zamanaşımının Kesilmesi: Dava açmakla zamanaşımı kesilmiş olur. Vergi hukukunda zamanaşımı, kamu düzenini ilgilendirmesi dolayısıyla, mahkeme tarafından kendiliğinden göz önüne alınır. - Yürütmenin Durması: Vergi Mahkemelerinde, vergi uyuşmazlıklarından doğan davaların açılması, tarh edilen vergi, resim ve harçları ile benzeri mali yükümlülüklerinin ve bunların zam ve cezalarının dava edilen bölümünün tahsil işlemlerini durdurur. Dava açmada bazı eksiklik varsa, işlemden kaldırılan vergi davası dosyalarında tahsil işlemi devam eder. İlk Derece Mahkemesi Danıştay’a başvurulması da, yürütmeyi kendiliğinden durdurmaz. Ancak yürütmeyi durdurabilme, kanundaki usul ve şartlarla, yürütmeyi durdurma kararı almakla mümkün olabilir. 5.3. Dava Dilekçeleri Üzerinde Bir İnceleme Vergi dairesinde vergi davası açılmasına ilişkin dilekçe, mahkeme başkanının havalesi üzerine kayda alınır. Daha sonra vergi mahkemelerinde başkan veya başkanın görevlendireceği kişi tarafından dava dilekçeleri üzerinde şu hususlarda ilk inceleme yapılmaktadır. Görev ve yetki, İdari merci tecavüzü, Ehliyet, Davaya konu olacak, kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem olup olmadığı, Zaman aşımı bulunup, bulunamadığı, Dava dilekçesindeki sakatlıklar. Eğer şekil yönünden bir eksiklik bulunursa, bu eksikliklerin düzeltilmesi için 30 gün süre verilir. Yeniden düzeltilen veya noksanları tamamlatılan dilekçe için ikinci bir defa yargı harcı alınmaz. Dilekçeler yukarıda saydığımız yönlerden kanuna aykırı görülürse durum görevli mahkemeye veya görevli daireye bir rapor ile bildirilir. İlgili mahkeme veya daire, İdari Yargılama Kanunu’nun 15’inci maddesini göz önüne alarak, ya davayı reddeder, ya da ilgili yere gönderir. İlk inceleme sırasında hukuka aykırı bir durum tespit olunmaz veya Danıştay’ın ilgili dava dairesinde yerinde görülmez ise, dava dilekçesinin tebliğine geçilir. 5.4. Tebliğ ve Cevap İdari Yargılama Usulü Kanunun 60’ıncı madde uyarınca, yargı aşamasında tebligat işlemleri Tebligat Kanunu hükümleri çerçevesinde yürütülür. İlk incelemeden sonra dava dilekçesinin tebliği cevap işlemlerine geçilir. İdari Yargılama Usulü Kanunu iddia ve savunmaların iki defa tekrarlanmasını kabul etmiştir(M.16). Dava dilekçesinin ve eklerinin bir örneği davalıya tebliğ olunur. Davalı, tebliğ tarihinden otuz gün içinde dava dilekçesine cevap verilebilir. Davalının savunması da davacıya bu defa davacıya tebliğ edilir. Davacı, davalının savunma dilekçesini aldıktan sonra otuz gün içinde ikinci defa ilgili mahkemeye başvuracaktır. Mahkeme davalının ikinci veya son savunmasını almak üzere ikinci dilekçesini davalıya tebliğ eder. Son olarak davalı bu dilekçeye otuz gün içinde cevap verebilecektir. Artık bundan sonra iddia ve savunma safhası sona ermiş olur. Davacı buna karşı cevap veremez. Ancak, davalının ikinci savunmasında, davacının cevaplandırılmasını gerektiren hususlar bulunduğu davanın görülmesi sırasında anlaşılırsa, davacıya buna cevap vermesi için bir süre verilir (m. 16). Taraflar, kendilerine yapılacak tebliğlere karşı tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde cevap verebilirler. Bu süre sadece haklı sebeplerin bulunması halinde taraflardan birinin talebi üzerine mahkeme tarafından otuz günü geçmemek üzere bir defaya mahsus olarak uzatılabilir. Sürenin geçmesinden sonra yapılan uzatma talepleri reddedilir. (md. 16) 6. YARGILAMA Vergi yargısında yazılı usul ve dosya üzerinde inceleme asıldır. İstisnai olarak, tarh miktarı on milyon lirayı aşan davalarda taraflardan birinin isteği üzerine, ya da mahkemece re’sen duruşma yapılmasına karar verilir. Duruşma talebi, dava dilekçesi ile yapılabileceği gibi, cevap ve savunmalarda da yapılabilir. Ayrıca mahkemeler ve Danıştay on milyon liralık miktar ve tarafların talebi gibi şartlara bağlı olmaksızın re’sen duruşma yapılması da karar verilebilir. Duruşmalar kural olarak açık yapılır ve taraflara ikişer defa söz verilir. Taraflardan yalnız biri gelirse onun açıklamaları dinlenir; hiç biri gelmezse duruşma açılmaz ve inceleme evrak üzerinden yapılır. Vergi yargısında geçerli olan re’sen araştırma ilkesi uyarınca vergi mahkemeleri davalara ait her türlü araştırma ve incelemeyi kendiliğinden yapar. Vergi mahkemesi tarafların iddia ve savunmalarıyla bağlı değildir. Mahkeme gerekli gördüğü takdirde incelemeyi derinleştirme yetkisine sahiptir. Taraflardan ve ilgili kişi ve kuruluşlardan her türlü bilgi ve belgeyi isteyebilirler. İlgililer, mahkemelerin bu taleplerini süresinde yerine getirmekle yükümlüdür. Dilekçeler ve savunmalarla birlikte zamanında ibraz edilmeyen belgelerin sonradan verilmesi halinde bunların kabulü mahkemenin takdirine bağlıdır. Vergi yargılamasında uygulanacak olan kurallar idari yargılama Usulü Kanunu, Hukuk Usulü Mahkemeleri Kanunu ve Vergi Usul Kanununda yer almaktadır. İdari Yargılama Usulü Kanunu, kendine mahsus bazı yargılama kuralları kabul etmiş, ancak bazı konularda da Hukuk Usulü Mahkemeleri Kanununa atıfta bulunmuştur. Buna göre, hakimin davaya bakmaktan memnuniyeti ve reddi, ehliyet, davaya katılma, davanın ihbarı, vekiller, feragat, kabul, teminat, mukabil dava, bilir kişi, delil tespiti, keşif, yargılama giderleri, adli yardım ve duruşma inzibatı ile ilgili konularda İdari Yargılama Usulü Mahkemeleri Kanununda hüküm bulunmayan durumlar için Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu uygulanır. Ancak, davanın ihbarı ve bilir kişi seçimi Danıştay, mahkeme veya hakim tarafından re’sen yapılır. Yukarıdaki haller dışında, vergi uyuşmazlıklarının çözümünde Vergi Usul Kanunun ilgili hükümleri uygulanır. Örneğin; mahkeme duruşmalarda, iddia ve savunmanın gerekli kıldığı hallerde, vergi davasına konu olan vergi tarhiyatın dayanağı incelemeyi yapmış bulunan inceleme elemanları ile mükellefin mali müşavir ya da muhasebecisini de dinler. (V.U.K. Mukerrer M: 378) Dolayısıyla mükellefin mali müşavir ya da muhasebecisinin, mükellef adına dava açma yetkisi yoktur. Bir başkası adına dava açma yetkisi sadece avukatlara aittir. 6.1. Karar Vergi davası ile mahkemeye intikal ettirilen uyuşmazlık üzerinde yukarıdaki esaslara uygun olarak yapılan inceleme ve yargılama sonucunda davanın kabulü ya da reddi yolunda bir karar verilir. Vergi mahkemelerinde görülen bir dava dosyası için kanunda ön görülen hususların belirtildiği bir tutanak düzenlenir. Vergi mahkemeleri tarafından verilen kararlarda ise şu hususlar açıkça belirtilir. (İ.Y.U.K. M: 24) Tarafların ad, soyad, unvan ve adresleri, davacının ileri sürdüğü olayların ve dayandığı hukuki sebeplerin özeti, talep sonucu ve davalının savunmasının özeti; duruşma yapılıp yapılmadığı; kararın dayandığı hukuki sebepler ile gerekçesi ve hüküm; yargılama giderleri; kararın oy birliği ile mi, oy çokluğu ile mi verildiği; kararı veren hakim ya da hakimlerin ad, soyad, imzaları ve varsa karşı oyları; kararı veren mahkemenin adı; dosyanın esas ve karar numarası. Tutanaklar görüşmelere katılanlar tarafından aynı toplantıda imzalanır ve dosyalarında saklanır. Kararlarda İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 24’üncü maddesinde belirtilen yönlerin yer alması gerekmektedir. Kararın tasdikli bir örneği taraflara tebliğ edilir. Vergi tarhı ve ceza kesme işlemlerine karşı açılan davalarda, karar vergi ve cezanın kısmen veya tamamen terhini veya davanın reddi ve vergi ve cezanın tasdiki şeklinde olur. Vergi dairesinin takdir komisyonu kararına karşı açtığı davada, dava kabul edilirse matrahın ne olduğunu da mahkeme hüküm altına alır. Vergi mahkemesinin anlaşmazlığı çözmek için bu yönde verdiği karar idarenin yerine geçecek karar verme anlamına gelmez. 6.2. Vergi Davasının Sonuçları Vergi mahkemesi kararlarının sonuçlarını davanın mükellef ya da vergi dairesince açılmasına, lehte ya da aleyhte sonuçlanmasına göre incelemekte yarar vardır. Dava mükellef tarafından açılmış ve lehte sonuçlanmışsa, vergi dairesinin işlemi iptal edilir. Girişilen tarhiyat işlemi ortadan kaldırılır. Terkin işlemi gerçekleştirilir. Ödenmiş bir vergi varsa iade edilir. Haciz işlemi söz konusu ise kaldırılır. Aynı şekilde Vergi Usul Kanununun mük. 49’uncu maddesi uyarınca açılan davaların lehte sonuçlanması halinde yapılan bedel ve değer tespitleri iptal edilir. Davanın mükellef aleyhine sonuçlanması halinde ise tarh edilen tahakkuk eder. Mükellefin ödenecek aşamaya gelmiş olan vergisinin süreleri geçen taksitlerin ihbarnamenin tebliği tarihinden başlayarak bir ay içinde ödenmesi gerekir. Ayrıca dava konusu yapılan verginin ödenmemiş kısmına kendi vergi konularında belirtilen ve tarhiyatın ilgili bulunduğu döneme ilişkin normal vade tarihinden başlayarak yargı organı kararının tebliğine kadar geçen süreler için 6138 sayılı kanuna göre saptanan gecikme zammı oranında gecikme faizi uygulanır. Bu faizde aynı süre içinde ödenir. Bu hüküm verginin ödenmesini geciktirmeyi hedefleyen girişimleri caydırmaya yöneliktir. Bu faizden kurtulmak için mükellefler isterlerse tahsili duran vergi ve cezaları davanın devamı sırasında kısmen veya tamamen ödeyebilirler. (V.U.K. Md. 112) 4369 sayılı kanunla getirilen önemli bir değişikliğe göre fazla veya yersiz olarak tahsil edilen veya vergi kanunları uyarınca iadesi gereken vergilerin, ilgili mevzuatı gereğince mükellef tarafından tamamlanması gereken vergilerin, ilgili mevzuatı gereğince mükellef tarafından tamamlanması gereken bilgi ve belgelerin tamamlandığı tarihi takip eden üç ay içinde iade edilmemesi halinde, bu tutarlara üç aylık sürenin sonundan itibaren düzeltme fişinin mükellefe tebliğ edildiği tarihe kadar geçen süre için aynı dönemde 6183 sayılı kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanan faiz, 120’inci madde hükümlerine göre red ve iadesi gereken vergi ile birlikte mükellefe ödenir. Dava vergi dairesi tarafından da açılabilir. Takdir ve tadilat komisyonları kararlarına karşı açılan bu davalar lehte sonuçlanmışsa komisyonların kararları geçersiz olmaktadır. Davanın kabulü halinde ise bu komisyonların kararları onaylanmış olur. Vergi mahkemeleri, bölge idari mahkemeleri ve Danıştay tarafından verilen bir başka sonucu da, bu kararların ilgili merciler tarafından uygulanması mecburiyetidir. İ.Y.U.K.’nun 28. maddesine göre, vergi mahkemesi, bölge idari mahkemesi ve Danıştay’ın esasına ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararların gereklerine göre idare, en geç otuz gün içinde işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Ancak haciz veya ihtiyati haciz uygulamaları ile ilgili vergi mahkemesi kararları hakkında, bu kararların kesinleşmesinden sonra idare tarafından işlem tesis edilir. Mahkeme kararlarına göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde idare aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açılabilir. Mahkeme kararlarının otuz gün içinde kamu görevleri tarafından kasten yerine getirilmemesi halinde ise, idari aleyhine dava açılabileceği gibi, kararı kasten yerine getirmeyen kamu görevlisi aleyhine de maddi ve manevi tazminat davası açılabilir. Vergi uyuşmazlıklarına ilişkin mahkeme kararlarının idareye tebliğinden sonra bu kararlara göre belirlenecek vergi, resim, harç ve benzeri mali zam ve cezaların miktarı yükümlüğe bildirilir. Vergi mahkemesince verilen kararların uygulamasının gecikmesi sebebiyle idare, kanuni gecikme faizi ödemekle de yükümlüdür. Gerek vergi mahkemeleri gerekse üst derece yargı mercileri kararları yeterince açık değil ya da birbirine aykırı hüküm fıkraları taşıyorsa, İ.Y.U.K.’un 29’uncu maddesi çerçevesinde taraflar açıklama isteyebilir. Aynı şekilde tarafların ad ve sıfatı ile iddiaları sonucuna ilişkin yanlışlıklar ve hüküm fıkrasındaki hesap yanlışlıkları için düzeltme olanakları vardır. (İ.Y.U.K. M: 30) 7. KANUN YOLLARI Vergi mahkemesinin verdiği karar üzerine mükellef ya da vergi dairesi duruma göre Bölge İdare Mahkemesi veya Danıştay’da verilen karara karşı dava açabilirler. Kanun yolu; yanlış olarak verilmiş olan kararların, yeniden incelenerek değiştirilmesini sağlayan hukuki bir yoldur. Kanun yolları, olağan ve olağan üstü kanun yolları olmak üzere ikiye ayrılır. 7.1. Olağan Kanun Yolu Olağan kanun yolları, yargı organlarınca verilen nihai kararların kesinleşmesine engel olan kanun yollarıdır. Vergi mahkemesinin kararı iki şekilde; ya kanun yoluna başvurma süresinin geçirilmesiyle ya da kanun yoluna başvurularak kanun yolu organın karar vermesiyle kesinleşir. İ.YU.K.’nda yer alan kanun yolları itiraz, temyiz ve kararın düzeltilmesi yollarıdır. 7.1.1. İtiraz Yolu Vergi mahkemelerinin tek yargıçlı olarak verdiği nihai kararlara, başka kanunlarda aksine karar bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çerçevesindeki bölge idare mahkemesinde itiraz edilebilir. İtiraz, bölge idare mahkemelerinin kararları kesin olup, temyiz yoluna başvurulmadığından, vergi mahkemelerinden tek hakimle verilen nihai kararlara karşı tanınan olağan kanun yoludur. İtiraz, vergi mahkemesinin nihai kararının tebliğ edildiği tarihten itibaren 30 gün içerisinde başvurulması gerekir. İtiraz, bölge idare mahkemesinde açılır. Bölge idare mahkemeleri, vergi mahkemesinin kararlarını onaylar, bozar veya bazı hallerde esas hakkında karar verebilir. Bölge idare mahkemeleri, esas hakkında şu hallerde karar verebilir: Maddi olaylar hakkında edinilen bilgi yeterli görülürse; itiraz sadece hukuksal edinilen bilgi yeterli görülürse, itiraz sadece hukuksal noktalara ilişkinse veya itiraz olunan karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkünse; işin esası hakkında da karar verebilir. Bu uyuşmazlıkların kısa sürede çözümlenmesi yararlıdır. Bölge idare mahkemelerinin kararları kesindir. Bu kararlara karşı temyiz yoluna gidilemez. Bölge idare mahkemesine itiraz yoluyla başvurma vergi mahkemesi kararlarının yürütülmesini durdurmaz. Ancak bölge idare mahkemesi teminat karşılığında vergi mahkemesinin kararının yürütülmesinin durdurulmasına karar verebilir. İtiraz kabul edilmişse, kararın yürütülmesi kendiliğinden durur. Bölge idare mahkemelerinde davanın itiraz yolunda incelenmesinde, daha önce tek yargıçlı mahkemelerde o davayı hükme bağlayan yargıç bulunamaz. Bu kural bir yargıcı hem hüküm veren hem de hükmü denetleyen kişi durumundan kurtarmak için getirilmiştir. Kanunda itiraz denmesine rağmen, bu kanun yolu temyize benzemektedir. Temyiz yolu mahkemelerin son kararlarındaki aykırılıkların başka bir makamın kararı ile ortadan kaldırılması veya aynı zamanda onun yerine yeni bir karar vererek giderilmesi için kabul edilmiş bir yoldur. İtiraz yolu da bundan farklı bir yol değildir. Ancak en önemli fark bölge idare mahkemesinin bozma kararı vererek dosyayı yeniden karara bağlamak üzere ilgili mahkemeye geri gönderme yetkisinin olmamasıdır. Bölge idare mahkemesinin tek hakimle verilmiş vergi mahkemesi kararını incelerken, tek hakimin görev ve yetkisi dışındaki bir anlaşmazlığı çözümlediği ortaya çıktığında, İ.Y.U.K.’nda bölge idare mahkemesinin nasıl bir yol izleyeceği belirtilmemiştir. Bölge idare mahkemesi, tek hakimin görev ve yetkisini aşan bir anlaşmazlık üzerinde karar vermesi halinde, bu kararı bozarak işin esası hakkında karar veremez. Çünkü; kendisi de görevsiz ve yetkisizdir. Danıştay’a gönderme yolu düşünülebilirse de tek hakimle verilen kararları incelemek Danıştay’ın görevi dışındadır. Bölge idare mahkemesinin böyle durumlarda dava dosyasını ilgili mahkemeye göndermesi mantıklı görünmektedir. 7.1.2. Temyiz Yolu Temyiz yolu, olağan yasa yollarından en önemlisidir. Temyiz yolunun en yolunun önemini, istiraf yolunun bulunmayışı bir kat daha artmaktadır. Kural olarak, temyiz yolunda Danıştay dava daireleri ile idare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının hukuka uygunluğu denetlenir. Temyiz yeri, yeniden bir yargılama yeri değildir. Temyiz yolunda Hüküm Mahkemesince incelenen olgular, kural olarak, yeniden inceleme konusu yapılmaz. Fakat karardan sonra ortaya çıkan ve hükmü etkileyecek nitelikte olan olgular temyiz aşamasında da ileri sürülebilir. Danıştay Dava Daireleri ile idare ve Vergi Mahkemelerinin nihai kararları başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştay’da temyiz edilebilir. Ancak idare ve vergi mahkemelerinin tek hakimle verdiği kararlar temyiz edilemez. Bölge İdare Mahkemelerinin görev alanına girmeyen Vergi mahkemelerinin nihai karaları, 30 gün içinde temyiz yoluyla Danıştay’a götürülebilir. Temyiz yoluna ancak, temyize konu olan davaya taraf olanlar başvurulabilir. Yani gerek mükellef ve gerekse vergi dairesi temyiz yoluyla Danıştay’a gidebilir. Ancak Vergi Dairelerinin Danıştay’da temyiz davası açabilmesi için, Maliye Bakanlığı’nın muvafakatını almaları gerekir. Temyiz için başvuru süresi, Danıştay Dava Daireleri ile Vergi Mahkemelerini nihai kararlarının tebliği tarihinden başlayarak 30 gündür. Kanun koyucu, bazı hallerde özel temyiz süresi saptayabilmektedir. Şöyle ki; arsalara ve araziye uygulanacak asgari ölçüde birim değer tespitine ilişkin olarak verilen takdir komisyonu kararlarına karşı ilgili daire, kurum ve kuruluşlarca dava açılıp da vergi mahkemesince verilen kararlara karşı 15 gün içinde Danıştay’a başvurulabilmektedir . İdari Yargılama usulü Kanunu temyiz nedenlerini üç başlık altında toplamıştır (m. 49/1): - Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması. - Hukuka aykırı karar verilmiş olması. - Usul hükümlerine uyulmamış olmasıdır. Danıştay Dava Daireleri, İdari ve Vergi Mahkemelerinin kararlarının temyiz yoluyla Danıştay tarafından incelenebilmesi için, taraflardan birinin kakarı temyiz etmiş olması gerekir. Danıştay kendiliğinden temyiz incelemesi yapamaz. Temyiz istemi, Danıştay Başkanlığı’na yazılan bir dilekçe ile yapılır. Temyiz dilekçesine karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenir. Temyiz dilekçeleri, İYUK’nun 3. maddesinde gösterilen dava dilekçesi koşulları dikkate alınarak hazırlanır. Temyiz dilekçesinde bunlara ek olarak, temyiz edilen kararın bir özeti, yazılı bildirim tarihi, temyiz nedenleri, duruşma istenecekse, duruşma istemi ve “istem sonucu” yer alır. Temyiz dilekçesi, ilgilisine göre, kararı vermiş olan mahkemeye, Danıştay’a, yada İdare veya Vergi Mahkemesine, İdari ve Vergi Mahkemesi bulunmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemesine veya yabancı memleketlerde Türk konsolosluklarına verilebilir. Bu yerlerce alınan dilekçenin hemen kaydı yapılır. Karar, kaydın yapıldığı tarihte temyiz edilmiş sayılır. Temyiz dilekçesinde eksiklikler varsa, kararı temyiz edilen yargı yerince, 15 gün içinde tamamlatılması ilgiliye tebliğ olunur. Bu süre içinde eksiklikler tamamlanmazsa temyiz isteminde bulunulmamış sayılmasına karar verilir. Temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin tamamının ödenmemiş olması halinde kararı veren mahkeme veya Danıştay daire başkanı tarafından verilecek 15 günlük süre içinde tamamlanması, aksi halde temyiz işleminden vazgeçilmiş sayılacağı, temyiz edene bir yazı ile bildirilir. Bu süre içerisinde işlem tamamlanmadığında mahkeme kararı temyiz edilmemiş sayılmasına karar verir. Kararı temyiz edilen ilk derece yargı yeri, duruma göre, idare veya vergi mahkemesi ya da Danıştay dava dairesince, temyiz dilekçesi karşı tarafa bildirilir. Karşı taraf isterse 30 gün içinde cevap verir. Eğer karşı taraf temyiz yoluna başvurmamış ise, cevap dilekçesinde, o da kararı temyiz edebilir; cevap dilekçesi, temyiz dilekçesi yerine geçer. İlk derece yargı yeri, cevap dilekçesi verildikten ya da cevap süresi geçtikten sonra, dosyayı temyiz yeri olan Danıştay’a, ya da İdari veya Vergi Dava Daireleri Genel Kuruluna gönderir. Temyiz isteminde bulunma, vergi mahkemesi kararının yürütülmesini durdurmaz. Ancak, Danıştay’ın teminat karşılığında yürütmenin durdurulmasına karar verebilir. Karar bozulmuşsa, kararın yürütülmesi kendiliğinden durur. Danıştay’a gelen dava dosyası, ilk incelemenin yapılabilmesi için bir tetkik hakimine verilir. İlk incelemede ön şartların yerinde olup olmadığına bakılır. Yapılan ilk incelemede ön şartların yerinde olduğu görülürse, ilgili dairece temyiz istemenin incelemesine geçilir. Danıştay’da mahkeme kararları, görev ve yetki kuralları, usul hükümleri ve esas yönden incelenir. Danıştay’da görülen davalarda, duruşma zorunluluğu yoktur. Temyiz isteminde duruşma istenilmiş ve Danıştay’da duruşma yapılmasına karar verilmiş ise, temyizde de duruşma yapılması mümkündür. Esas olarak duruşmaya ilişkin konularda yukarıda belirtilmiş olan hususlar uygulanır. Temyiz talebine karşı Danıştay’ın vereceği kararlar şu şekilde olabilir: Onama Bozma Kısmen onama Düzelterek onama Danıştay’ın, temyiz talebi üzerine verdiği karar, onama ise, bu karar, artık kesinleşmiş olur. Danıştay’ın kararı, Vergi Mahkemesinin kararını bozma şeklinde ise dava dosyası yeniden görüşülmek üzere, vergi mahkemesine geri gönderilir. Vergi Mahkemesi, Danıştay’ın kararına uyup uymamakta serbesttir. Eğer, Vergi Mahkemesi, Danıştay’ın bozma kararına uyarsa, dava dosyasını yeniden inceler ve yeni bir karar verir. Bu karara karşı yeniden temyiz yoluna gidilebilir. Vergi Mahkemesi, Danıştay’ın bozma kararına uymaz ve ilk verdiği kararda ısrar ederse, bu kez dosya Danıştay’da Vergi Dava Daireleri Genel Kuruluna gider ve burada kesin bir çözüme bağlanır. Vergi Dava Daireleri Genel Kurulunun kararı, verilen olaya ilişkin kesindir. Ancak, bu kararın benzer olaylarda uygulanmak mecburiyeti yoktur. Ancak, benzer olaylarda, Vergi Dava Daireleri’nin farklı kararlar vermiş olması durumunda, içtihadı birleştirme kararının alınması gündeme gelir. Bu kararı ise, Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu verir. İçtihadı Birleştirme kararları kesindir ve benzer olaylarda, Danıştay dairelerini, mahkemeleri ve idareyi bağlar. Temyiz incelemesi sonucunda Danıştay’ca verilen karar, dosyayla birlikte kararı veren mahkemeye gönderilir. Dosyanın mahkemeye gelmesi üzerine, Danıştay kararları mahkeme tarafından yedi gün içinde taraflara tebliğ edilir. Danıştay kararlarının gereklerine göre idare, en geç altmış gün içinde işlem yapmaya zorunludur. Danıştay kararlarına göre işlem yapılmaması haline idare aleyhine tazminat davası açma hakkı doğar. 7.1.2.1. Kanun Yararına Bozma Temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen kararlara karşı Danıştay Başsavcısının başvurabileceği özel bir temyiz yolu vardır. Buna “kanun yararına bozma” yolu ya da “kanun yararına temyiz” denir. Bölge idare mahkemeleri kararları ile vergi mahkemesinin ve Danıştay’ın ilk derece mahkemesi olarak görev yapması durumunda verdiği kararlar, temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş bulunan kararlar aleyhine gidilebilmektedir. Kanun yararına bozma nedeni, kararların niteliği, itibariyle yürürlükteki hukuka aykırı olmasıdır. Kanun yararına bozma, kesinleşmiş mahkeme kararının hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmaz. Sadece hukuka aykırı bir kararın, içtihatlar içerisinden çıkarılmasıdır. Kanun yararına bozma, ilgili bakanlıkların gerekli görmesi üzerine ya da Başsavcı tarafından kendiliğinden temyiz davası açılır. Yargılama sonucu karar ortadan kaldırılmış ise, Danıştay’ın bozma kararı, Resmi Gazetede yayınlanır ve kararın bir örneği de Maliye Bakanlığı’na gönderilir. 7.1.2.2. Kararın Düzeltilmesi Olağan kanun yollarından bir diğeri “kararın düzeltilmesi” yoludur. Kararın düzeltilmesi yolu ile belli bir süre içinde ve kanunda belirtilen sebeplerden dolayı, “nihai” olarak verilmiş bir yargı kararının yeniden gözden geçirilmesi ve muhtemel sakatlıkların önlenmesi sağlanır. Bu yola sadece Danıştay dava daireleri ile idare veya vergi dava daireleri genel kurullarının temyiz üzerine verdikleri kararlar ve bölge idare mahkemelerince itiraz üzerine verilen kararlar hakkında bir defaya mahsus olmak üzere ve kararın tebliğinden itibaren on beş gün içinde taraflarca başvurulabilir. Vergi mahkemeleri kararına karşı kararın düzeltilmesi istenemez. Düzetme istemi, esas kararı vermiş olan Danıştay Dairesi, Vergi Dava Daireleri Genel Kurulu ya da bölge idare mahkemesi tarafından incelenir. Yasa, hangi nedenlere dayanılarak kararın düzeltilmesi isteneceğini hükme bağlamıştır. Bu nedenler; Kararın esasına etkisi olan iddia ve itirazların kararda karşılanmamış olması, Bir kararda birbirine aykırı hükümler bulunması, Kararın usul ve kanuna aykırı bulunması, Hükmün esasını etkileyen belgelerde hile ve sahtekarlığın ortaya çıkmış bulunmasıdır. İlgili vergi yargısı mercileri, ileri sürülen nedenlerle bağlıdırlar. Düzeltme isteminin reddi hakkındaki kararlara karşı düzeltme yoluna başvurulamaz; çünkü yasada kararın düzeltilmesinin bir kez istenebileceği hükme bağlanmıştır. 7.2. Olağan Üstü Kanun Yolu (Yargılamanın Yenilenmesi) Bir davanın mahkemede görülmesi sırasında taraflardan biri, elinde olmayan nedenlerden dolayı, hakkını savunamayarak haksız duruma düşebilir. Yani, iddiasını ispatlayamadığı için aleyhine karar verebilir. Mahkemenin verdiği karar kesin hükmüne olmakla, gerçeğe uymasa bile, hukuki gerçek olarak kabul edilir. İleride ortaya çıkan bazı durumlar dolayısıyla haksızlığı anlaşılan bir karara dokunulmaması, başka yönden haksızlık yaratır. İşte bu gibi durumlarda kanunda sınırlandırılmış bir şekilde sayılmış olan sebeplere dayanılarak esas hükmün kaldırılmasını ve davanın yeniden incelenmesini sağlayan olağan üstü kanun yoluna “iade-i muhakeme” ya da “yargılamanın yenilenmesi” denir. Yani, yargılamanın yenilenmesi, bir mahkemece verilen ve kesinlik arz eden bir kararın belli bazı sebepler dolayısıyla aynı mahkemece iptal ve değiştirilmesini bağlamaya yarayan bir kanun yoludur. Danıştay ile bölge idare ve vergi mahkemelerinden verilen kararlar konusunda yargılamanın yenilenmesi istenebilir. Bunun için aşağıda belirtilen nedenlerden birinin varlığı gerekmektedir. Zorlayıcı nedenlerle veya lehine karar verilen tarafın eyleminden doğan bir nedenle elde edilemeyen bir belgenin kararın verilmesinden sonra ele geçirilmesi, Karara esas olarak alınan belgenin sahteliğine hükmedilmiş ya da sahte olduğu mahkeme ya da resmi bir makam önünde ikrar olunmuş ya da sahtelik hakkında hüküm karardan önce verilmiş olup da, yargılamanın yenilenmesini isteyen kimsenin karar zamanında bundan haberi bulunmamış olması, Karara esas olarak alınan bir ilan hükmünün, kesinleşen bir mahkeme kararıyla ortadan kalkması, Bilir kişinin kasıtlı olarak gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun mahkeme kararıyla belirlenmesi, Lehine karar verilen tarafın, karara etkisi olan bir hile kullanmış olması, Vekil ya da kanuni temsilcisi olmayan kimselerle davanın görülüp karara bağlanmış olması, Çekilmek zorunda olan başkan, üye yada yargıcın katılmasıyla karar verilmesi, Tarafları, konusu ve nedeni aynı olan bir dava hakkında verilen karara aykırı yeni bir kararın verilmesine neden olabilecek kanuni bir dayanak yokken, aynı bir mahkeme ya da başka bir mahkeme tarafından önceki ilamının hükmüne aykırı bir karar verilmiş bulunması. Yargılamanın yenilenmesi süresi 1/h bendinde yazılı sebep için (mahkeme tarafından evvelki ilamın hükmüne aykırı bir karar verilmesi halinde) on yıl, diğer sebepler için altmış gündür. Yargılamanın yenilenmesinde uygulanacak usul, kararın düzeltilmesinde uygulanan usule benzemektedir. Yargılamanın yenilenmesi talebi de bir dilekçe ile esas kararı vermiş olan mahkemeden istenir. Yargının yenilenmesi dilekçesi, dava dilekçesi gibi yazılır. Bu dilekçede özellikle yargılananın yenilenmesini haklı gösteren nedenlere yer verilir. Vekilin yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunabilmesi için, vekaletnamesinde açık bir yetkinin bulunması gerekir. Dava dilekçesine, belgelerin asılları ya da onaylı örnekleri eklenir. Dava dilekçesi ile eklerin karşı tarafa bildirilmesine yetecek sayıda olması gerekir. “Muhakemenin iadesi dilekçesi... iki adet verilmesi gerekirken tek nüsha verilmiş ve ekli belgelerin de ikişer adet eklenmesi gerekirken birer adet noksan eklenmiş olduğundan... Bu noksanları otuz gün içinde tamamlamak suretiyle yeniden istekte... bulunmak üzere dilekçenin reddine...” Yargılamanın yenilenmesi dilekçesinin bir örneği karşı tarafa bildirilir ve savunması alınır. Mahkeme, konuda yazılı nedenlerin bulunup bulunmadığını inceler. Yargılamanın yenilenmesi talebi, konuda yazılı nedenlere dayanmıyorsa, talebin reddine; dayanıyorsa talebin kabulüne karar verilir. Yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulünden sonra mahkeme davaya yeniden bakar ve kararını verir. Yargılamanın yenilenmesinde de, kararın düzeltilmesinde olduğu gibi, duruşma yapılması görevli mahkemenin takdirine bağlıdır. Yargılanmanın yenilenmesi talebinin kabulü üzerine yapılacak yargılama sonunda, mahkeme iki ihtimalle karşılaşır; mahkeme, yargılamanın nedeni bulunsa bile, ya eski kararını doğru bulur ve yineler ya da eski kararının bir bölümünü veya tümünü değiştirir. Yargılamanın yenilenmesi üzerine, eski hükmün bir bölümünün veya tümünün değiştirilmesine karar verilmesi durumunda, yeni karar eski kararın yerini alır. Bu karara karşı, itiraz veya temyiz yoluna gidilebilir. Buna karşın yenilenmesi yoluna, aynı nedene dayanarak ikinci kez başvurulamaz. 7.2.1. Açıklama Ve Yanlışların Düzeltilmesi 7.1.2.1. Açıklama Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararlar yeterince açık değilse ya da birbirine aykırı hüküm fıkraları taşıyorsa taraflardan her birini, kararın açıklanmasını veya aykırılığın giderilmesini talep edebilir. Bu istem, davanın taraflarından biri tarafından kararı vermiş olan mahkeme veya daireden yapılır. İstemler kararın yerine getirilmesine kadar yapılabilir. Kararı vermiş olan daire veya mahkeme işi inceler ve gerek görürse cevap vermesi için dilekçenin bir örneğini karşı tarafa tebliğ eder. Görevli daire ya da mahkemenin açıklama ya da aykırılığın giderilmesi talebi hakkındaki kararı, taraflara tebliğ olunur. İnceleme sonunda kararın açık olmadığı veya çelişkili olduğu görülürse, gerekli açıklama yapılır. Ancak bu açıklama, hiçbir zaman yeni bir karar verme şeklinde olmaz. 7.1.2.2. Yanlışların Düzeltilmesi Vergi mahkemeleri, bölge idare mahkemeleri ve Danıştay tarafından verilen kararlarda, iki tarafın adı ve soyadı ile sıfatı ve iddiaları sonucuna ilişkin yanlışlar ile hüküm fıkrasındaki hesap yanlışlıkları gibi, maddi yanlışlıklar bulunuyorsa, bunların düzeltilmesi istenebilir. Burada hemen şunu tekrar etmek gerekir ki, bu yolla genellikle, karar metnindeki maddi yanlışlıklar nedeniyle, kararın icrası sırasında karşılaşılan veya karşılaşılabilecek güçlükleri gidermek amacıyla başvurulur. Yoksa hukuki yanlışlıklar bu düzenlemenin dışındadır. Süre dışındaki yanlışlıkların düzeltilmesinde, açıklamaya ilişkin hükümler uygulanır. Yani, yanlışlıkların düzeltilmesinde de, kararların açıklanmasında uygulanan usul hükümleri geçerli bulunmaktadır. Yalnız süreye ilişkin hüküm bunun dışındadır. Her zaman, hatta kararlar yerine getirildikten sonra dahi, yanlışlıkların düzeltilmesi istenebilir. Yanlışlıkların düzeltilmesinde hüküm kapsamı genişletilemez veya daraltılamaz. Diğer bir söyleyişle hüküm değiştiremez veya yeni bir hüküm tesis edilemez. Sadece yukarıda sözü edilen maddi yanlışlıklar düzeltilir. Yanlışlıkların düzeltilmesine karar verilirse, düzeltme ilamın altına yazılır. 8. ÖRNEK PROBLEMLER VE AÇIKLAMALAR Soru 1: Vergi dairesince 2’ye re’sen vergi tarh ve tebliğ edilmiştir. 2 bu verginin haksız olduğu inancındadır. Ancak işlemin çoğunluğu ile dava açmak için yeterli zamanı bulamadığından dava suresini kaçırmamak için kardeşi doktor D’den kendi namına dava açmasını istemiştir. D dava dilekçesini zamanında hazırlamış ve kendi imzasıyla mahkemeye vermiştir. Vergi mahkemesi D’nin dilekçesini reddetmiştir. Mahkemenin işlemi yerinde midir? Açıklamalar: Medeni hukukta temsil müessesesinden yararlanarak kişiler kendi işlerini gördürmek üzere başkalarını yetkili kılabilirler. Örneğin; bir gayri menkulün alım-satım işi ile ilgili olarak her hangi bir kişiye temsil yetkisi verilebilir. Bu şekilde verilen yetki bazı işlemler bakımından resmi şekle tabi olarak düzenlenen vekaletnameye dayandığı takdirde geçerli olur. Olayda 2’nin kardeşinin mahkemede temsil yetkisinin bulunup, bulunmadığının araştırılması gerekmektedir. Burada “D”nin umumi vekil sıfatını taşıyıp taşımadığının araştırılmasına gerek yoktur. Çünkü Avukatlık Kanunu uyarınca yargı mercilerinde temsil verilir, ancak avukatlık sıfatını taşıyan kimseler tarafından gerçekleştirilebilir . Doktor “D”nin avukat sıfatı taşımadığı açıktır. “D”nin kardeşi dahi olsa ve umumi vekaletname bulunsa bile “2”yi mahkemede temsil etme yetkisi bulunmamaktadır. Bu durumda “D” davacı sıfatını taşımadığı için ve asıl davacı olması gereken “2”nin yetkili temsilci olmadığından verdiği dava dilekçesi hukuken bir sonuç doğurmayacaktır. “2”nin ya doğrudan kendisinin dava açması ya da bir avukat aracılığıyla dava açtırması gerekirdi. İşlerinin çokluğu nedeniyle bu yola gitmediği takdirde “2” bakımından dava süresinin dolması ihtimali ortaya çıkacaktır. Soru 2: Yükümlü “R” İstanbul’da oturmaktadır. Ankara’da bir vergi dairesi “R” için re’sen vergi tarh edip ayrıca kaçakçılık cezası kesmiştir. “R” bu işleme karşı İstanbul vergi mahkemesinde dava açmıştır. “R”nin dava dilekçesi geçerli sayılabilir mi? Açıklamalar: İ.Y.U.K.nun 37’nci maddesi vergi uyuşmazlıklarında yetkili mahkemeye ilişkin hüküm getirmiş bulunmaktadır. Sözü edilen maddeye göre vergi davalarının, uyuşmazlık konusu vergileri tarh eden, cezaları kesen vergi dairesinin bulunduğu yerdeki vergi mahkemesine açılması gerekmektedir. Bu durumda davada yetkili mahkeme Ankara Vergi Mahkemesi olmaktadır. “R”nin yetkili olmayan mahkemeye dava açması durumunda dava hakkını kaybetmesi, dilekçesinin tümüyle red edilip hiçbir işleme konu yapılmaması gibi bir sonuç ortaya çıkmayacaktır. Çünkü, İ.Y.U.K.’u bir başka maddesinde bu durumu düzenleyen bir hüküm ön görmüştür. (İ.Y.U.K. m. 15/1,a) Bu hükme göre, davanın yetkisiz mahkemeye açıldığı ilk inceleme sonunda anlaşılırsa ilgili mahkeme, dilekçenin yetkili mahkemeye gönderilmesine karar verir. Buna göre “R”nin dilekçesi İstanbul Vergi Mahkemesince ilk inceleme sonucu red edilip dilekçenin Ankara Vergi Mahkemesine gönderilmesine karar verilecektir. Görüldüğü gibi olayda dilekçenin geçerli sayılmaması sonucu ortaya çıkmamaktadır. Dolayısıyla örneğin; “R” için süresinde dava açtığı takdirde süreyi geçirme gibi bir sonuç doğmayacaktır. “R”nin İstanbul’da oturması nedeniyle oradan doğrudan Ankara Vergi mahkemesine dava açmasını sağlayan mekanizma da kanunda ayrıca düzenlenmiş bulunmaktadır. İ.Y.U.K.’nun dava dilekçelerinin verileceği yerleri düzenleyen 4. maddesine göre, “Dilekçeler... Danıştay veya ait olduğu mahkeme başkanlıklarına veya bunlara gönderilmek üzere idare ve vergi mahkemesi başkanlıklarına, idare veya vergi mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk hakimliklerine veya yabancı ülkelerde Türk konsolosluklarına verilebilir.” Böylece “R”, Ankara vergi mahkemesine açacağı dava dilekçesini İstanbul vergi mahkemesine verebilecektir. İstanbul vergi mahkemesi ise dilekçeyi Ankara vergi mahkemesine gönderecektir. Bu son durum, yukarıda sorulan olaydan farklı nitelik taşır. Soruda “R”nin İstanbul vergi mahkemesinde dava açmasından söz edilmektedir. Bu mercide dava açılması ile dilekçenin yetkili mahkemeye gönderilmek üzere aynı merciye verilmesi hukuken farklı işlemlerdir. Soru 3: Yükümlü “D”, vergi dairesince hakkında tesis edilen işlere karşı vergi mahkemesinde dava açmıştır. Vergi mahkemesi dava sonunda “D” aleyhine karar vermiştir. Bunun üzerine “D” Danıştay’da temyiz yoluna gitmiştir. a. Temyiz incelemesi sonucu Danıştay ne gibi kararlar verebilir? b. Bu değişik kararların hukuki sonuçları nelerdir? Açıklamalar: a. Temyiz incelemesi sonunda Danıştay iki tür karar verebilir: Vergi mahkemesinin kararı doğru görüldüğü takdirde hüküm onaylanır ve kesinleşir. Vergi mahkemesi kararı usul ya da esas açısından kanuna aykırı bulunduğu takdirde ise karar bozulur. Son olarak, vergi mahkemesinin kararı kısmen doğru, kısmen yanlış bulunduğu takdirde Danıştay mahkeme kararını kısmen onaylar, kısmen bozar. b. Yukarıda değinilen üç kararın sonuçlarını ayrı ayrı inceleyelim; Danıştay’ca vergi mahkemesi kararı onaylandığı takdirde hüküm kesinlik kazanmış olur. Vergi mahkemesi kararının Danıştay tarafından bozulması durumunda dosya, kararı veren mahkemeye gönderilir. Vergi mahkemesi ya Danıştay’ın bozma kararına uyar ya da eski kararında direnir. Direnme durumunda konu, Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu’nda nihai olarak karara bağlıdır. Soru 4. Yükümlü Y'ye 15 Nisan 1999 tarihinde bir vergi cezası ihbar¬ name ile tebliğ edilmiştir. Y, bu cezaya karşı hangi süreler içinde, hangi hukuki yollara başvurabilir? Açıklamalar: Yükümlü Y'nin başvurabileceği yollan kısaca şöyle belirtebiliriz: A. Y, tebliğden itibaren otuz gün içinde vergi mahkemesine başvurarak vergi davası açabilir; B. Y, tebliğden itibaren otuz gün içinde Uzlaşma Komisyonuna başvurarak uzlaşma isteminde bulunabilir, C. Kesilen cezada bir hata var ise, Y bu hatanın düzeltilmesi için vergi dairesine başvurabilir. Bu başvuruda otuz günlük yergi davası süresinin dolup dolmadığı, sonraki mekanizmaların işleyişi açısından önem taşır. Şöyle ki: Y, otuz günlük süre içinde vergi dairesine başvurduğu ve İstem reddedildiği takdirde, süre hükümlerine dikkat ederek, vergi davası açma yoluna gidecektir. Buna karşılık otuz günlük dava süresi dolmuş olmakla birlikte, beş yıllık düzeltme zamanaşımı süresi İçinde bulunuyorsa; Y, düzeltme isteminin vergi dairesince reddi üzerine kural olarak şikayet mercii sıfatım taşıyan Maliye Bakanlığı nezdinde şikayet başvurusu yapar. Bu meret de istemi reddettiği takdirde, Bakanlığın (şikâyet merciinin) red işlemine karşı işlemi yapan vergi dairesinin bulunduğu yer vergi mahkemesinde dava açar. Bu hukukî başvuru yolları dışında ceza kesme işlemi söz konusu oldu¬ğundan, Y'nin yararlanabileceği bîr başka olanak daha vardır: Vergi Usul Ka¬nununun 376. maddesine göre, haklarında ceza kesilenler, otuz gün içinde ilgili vergi dairesine başvurarak, bu işleme karşı vergi davası açma yoluna gitmeye¬ceğini bildirdikleri takdirde, cezayı indirimli olarak ödeyebilmektedirler. Örne¬ğin yükümlüye vergi ziyaı cezası verilmişse, kesilen miktarın yarısı için bu indi¬rimden yararlanabilir. Öyle ise, cezayı kabullenip dava açma yoluna gitmemeyi tercih ettiği takdirde Y için de bu otomatik indirim mekanizmasından yararlan¬ma olanağı düşünülebilecektir. 9. SONUÇ Vergi davası kapsam olarak dar ve geniş anlamda ele alınabilir. Ancak vergi davalarını geniş anlamda ele almak, başka bir deyişle vergi mahkemeleri görevleri arasına giren vergi uyuşmazlıkları ile Danıştay’ın ilk derece mahkemesi olarak görev alanına giren işler olarak kabul etmek gerekir. Vergi davaları nitelik olarak iptal davaları içinde yer alır. Vergi mahkemeleri Danıştay’ın görevleri içine girmeyen tüm vergi dosyalarına bakmakla görevlidir. Bölge idare mahkemelerinin görevleri arasında vergi mahkemelerinin tek hakimle verilen kesin kararların itirazı ile vergi mahkemeleri arasında çıkan görev ve yetki uyuşmazlıklarını gidermek sayılabilir. Danıştay ilk derece mahkemeleri olarak görev yapar. Vergi davalarında taraflar davacı ve davalıdan oluşur. Vergi mahkemelerine dava açma süresi genel olarak 30 gündür. Danıştay’da dava açma süresi 30 gündür. Dava açma süresi içinde açılmayan davalar red olur. Dava dilekçe ile açılır. Dava dilekçeleri ilk incelemeye tabi tutulur. Dilekçe uygun görülürse, taraflara tebliğ olunur ve ikinci savunmalar alınır ve yargılamaya geçilir. Yargılamada inceleme dosya üzerinde yapılır. Taraflardan birinin isteği üzerine duruşma yapılabilir. Dava, davacı lehine sonuçlanırsa, vergi dairesinin işlemi iptal edilir. Dava davacı aleyhine sonuçlanırsa vergi tahakkuk etmiş sayılır. Bununla birlikte aleyhine dava sonuçlananlar için itiraz veya temyiz yolları açıktır. 10. YARARLANILAN KAYNAKLAR: 1. AKSOY, Şerafettin; “Vergi Hukuku ve Türk Vergi Sistemi”, Filiz Kitapevi, Ç. Baskı, İstanbul, 1996. 2. Amme İdare Dergisi, Cilt 7, Sayı: 3, Danıştay 11. Dairenin 30.4.1974 gün ve E. 74/310, K. 74/1019 sayılı Kararı. 3. ARSLAN, Süleyman; AKYILMAZ, Bahtiyar; SEZGİNER, Murat; KAYA, Cemil; “ İdare Hukuku Mevzuatı”, Cemre Yayınları, 2. Baskı, Konya, 1998. 4. ATAR, Yavuz; “Vergi Hukuku”, Mimoza Yayınları, 2. Baskı, Konya, 1994. 5. BAYRAKLI, H. Hüseyin; “Vergi Hukukunun Temel İlkeleri”, Afyon Kocatepe Üniversitesi Yayını, No: 8, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Yayını No: 5, Afyon, 1997. 6. ÇIMAT, Ali; “Vergi Hukuku Mevzuatı”, Lebib Yalkın Yayımları, İstanbul, 1998. 7. GÖKDERE, Ahmet; “Müfettişlik ve Uzman Yardımcılığı Giriş Sınavlarına Hazırlık”, Yayına Hazırlayan: Turhan Kitabevi, Ankara, 1. Baskı, Ocak 2000. 8. GÖZÜBÜYÜK, A. Şeref; “Yönetsel Yargı”, Turhan Kitapevi, 12. Baskı, Ankara, 1998. 9. KARAKOÇ, Yusuf; “Vergi Yargılaması Hukuku”, Alfa Basın Yayın Dağıtım, İstanbul, 1995. 10. KAZIM, Metin; “Vergi Davalarının Açılması ve İdari Yargı”, Vergi Sorunları Dergisi, Sayı: 61, Temmuz/Ağustos, 1992. 11. KIRBAŞ, Sadık; “Vergi Hukuku”, Siyasal Kitapevi, 10. Baskı, Ankara, 1998. 12. KOCAHANOĞLU, Selim; “Türk Vergi Uyuşmazlıkları ve İdari Uyuşmazlıklar”, İstanbul, 1982. 13. MUTLUER, Kamil; HEREKMAN, Aykut; HEPER, Fethi; TEKİN, Fazıl; “Türk Vergi Sistemi”, Anadolu Üniversitesi Yayınları, No: 941, Açık Öğretim Fakültesi Yayınları; No: 511, Eskişehir; Ağustos, 2001. 14. ÖNCEL, Mualla; KUMRULU, Ahmet; ÇAĞAN, Nami; “Vergi Hukuku”, Turhan Kitapevi, 7. Baskı, Ankara, 1999. 15. ÖNCEL, Mualla; KUMRULU, Ahmet; ÇAĞAN, Nami; TEKİN, Fazıl; HEPER, Fethi; “Vergi Uygulamaları”, Anadolu Üniversitesi Yayınları, No: 124, Açık Öğretim Fakültesi Yayınları, No: 48, Eskişehir, Ekim, 1992. 16. PEHLİVAN, Osman; “Vergi Hukuku”, Derya Kitapevi, Trabzon, 1999. 17. TOSUNER, Mehmet; ÖZCAN, Ülkü; “Türk Vergi Yargısı Sistemi ve Vergi Uyuşmazlıklarının Çözümü”; İzmir, 1989. 18. TOSUNER, Mehmet; YERELİ, Ahmet Burçin; “Türk Vergi Hukuku”, İzmir, 1996. 19. UFUK, Mehmet Tahir; “Türk Vergi Yargı Sitemi”, Maliye Postası Dergisi, Yıl: 21, Sayı: 477, Temmuz, 2000. 20. http://www.ymm.net/dava-dilekçesi.htm: Erişim Tarihi: 15.12.2002. EKLER DAVA DİLEKÇELERİ VE SÜRELERİNE İLİŞKİN ÖRNEKLER İÇİNDEKİLER GİRİŞ 1 1.VERGİ DAVASI 1 1.1. Vergi Davasının Kapsamı, Niteliği ve Konusu 1 1.1.1. Genel Açıklama 1 1.1.2. Kapsamı 2 1.1.3. Niteliği 3 1.1.4. Konusu 6 1.1.3.1.Verginin Tarhı 6 1.1.3.2. Vergi Cezası Kesilmesi 7 1.1.3.3. Takdir ve Tadilat Komisyonu Kararları 7 1.1.3.4. Verginin Kaynakta Kesinti Yöntemiyle Alınması 7 1.1.3.5. İhtirazi Kayıtla Verilen Beyannameler 7 1.1.3.6. Ödeme Emri 8 1.1.3.7. İhtiyati Tahakkuk 8 1.1.3.8. İhtiyati Haciz 8 1.1.3.9. Haciz 8 1.1.3.10. Tecil İsteğinin Reddi 8 2. VERGİ DAVASINDA GÖREV ve YETKİ 9 2.1. Görev 9 2.2. Yetki 10 3. VERGİ DAVASINDA TARAFLAR 11 3.2. Davalı 12 4. DAVA AÇMA SÜRESİ 12 5. VERGİ DAVASININ AÇILMASI 13 5.1. Dava Dilekçesi 13 5.2. Dava Açmanın Etkileri 15 5.3. Dava Dilekçeleri Üzerinde Bir İnceleme 15 5.4. Tebliğ ve Cevap 16 6. YARGILAMA 17 6.1. Karar 18 6.2. Vergi Davasının Sonuçları 19 7. KANUN YOLLARI 21 7.1. Olağan Kanun Yolu 21 7.1.1. İtiraz Yolu 21 7.1.2. Temyiz Yolu 23 7.1.2.1. Kanun Yararına Bozma 26 7.1.2.2. Kararın Düzeltilmesi 27 7.2. Olağan Üstü Kanun Yolu (Yargılamanın Yenilenmesi) 27 7.2.1. Açıklama Ve Yanlışların Düzeltilmesi 30 7.1.2.1. Açıklama 30 7.1.2.2. Yanlışların Düzeltilmesi 30 8. ÖRNEK PROBLEMLER VE AÇIKLAMALAR 31 Soru 1: 31 Açıklamalar: 31 Soru 2: 32 Açıklamalar: 32 Soru 3: 33 Açıklamalar: 33 9. SONUÇ 35 10. YARARLANILAN KAYNAKLAR: 36 EKLER 37 DAVA DİLEKÇELERİ VE SÜRELERİNE İLİŞKİN ÖRNEKLER 37 |
| | |
![]() |
| Tags |
| vergi davasi |
| Currently Active Users Viewing This Thread: 1 (0 members and 1 guests) | |
| Thread Tools | |
| Display Modes | |
| |
Similar Threads | ||||
| Thread | Thread Starter | Forum | Replies | Last Post |
| Vergi cezaları ARTTI! | nLqn | Son Dakika, Günlük Güncel Olaylar | 0 | 24.12.07 12:14 |
| türkiyede vergi sistemi | recep2101_ban | Geyik & Gırgır & İğrenç Espriler | 2 | 26.09.07 06:38 |
| Can Yucelin Davasi.. | InFeRNo | Komik yazılar | 1 | 19.11.06 11:17 |
| Vergi Kimlik No Sorgulama | Chaos™ | Hukuk, Muhasebe, Vergi ve Sigorta | 0 | 21.10.06 12:40 |
| Diplomat Vergi Öder Mi? | SanaLKampuS | Hukuk, Muhasebe, Vergi ve Sigorta | 0 | 07.10.06 08:31 |