Sanalkampus Üniversiteliler Unikampus Kampüs Kampüsler Liseliler Mezunlar  

Geri git   Sanalkampus Üniversiteliler Unikampus Kampüs Kampüsler Liseliler Mezunlar > EĞİTİM,ÖSS,ÜDS,LGS,KPSS SORULARI VE DENEME SINAVLARI > Diğer Eğitim Konuları

Diğer Eğitim Konuları Yukardaki kategorilere uymayan ( kanunlar, tüzükler, atamalar..vs) Her türlü bilgi buraya

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 05.10.07, 09:56   #11 (permalink)
Daimi Üye

 
nOktaLıV!rgüL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgileri
Üyelik tarihi: May 2007
Kullanıcı No: 4045
Nerden: JerusAlem
Mesajlar: 3.453
Teşekkürler Durumu
Ettiği Teşekkür: 324
76 Mesajına 158 kere teşekkür edildi
Karizma
Rep Puanı : 565286
Rep Seviyesi : nOktaLıV!rgüL has a reputation beyond reputenOktaLıV!rgüL has a reputation beyond reputenOktaLıV!rgüL has a reputation beyond reputenOktaLıV!rgüL has a reputation beyond reputenOktaLıV!rgüL has a reputation beyond reputenOktaLıV!rgüL has a reputation beyond reputenOktaLıV!rgüL has a reputation beyond reputenOktaLıV!rgüL has a reputation beyond reputenOktaLıV!rgüL has a reputation beyond reputenOktaLıV!rgüL has a reputation beyond reputenOktaLıV!rgüL has a reputation beyond repute
İletişim
--->: Osmanlıca / Türkçe Sözlük

cüdâyî (F.) [ جدایی ] ayrılık.
cüdrân (A.) [ جدران ] duvarlar.
cüft (F.) [ جفت ] çift.
cüfte (F.) [ جفته ] çifte.
cühelâ (A.) [ جهلاء ] cahiller.
cühhâl (A.) [ جهال ] cahiller.
cüllâh (A.) [ جلاه ] dokumacı, çulhacı.
cülûs (A.) [ 1 [جلوس .oturma. 2.tahta geçme.
cülûs etmek tahta geçmek.
cülûsiyye (A.) [ 1 [جلوسيه .tahta çıkan hükümdarın dağıttığı bahşiş. 2.tahta çıkan
hükümdar için yazılan şiir.
cümcüme (A.) [ جمجمه ] kafatası.
cümel (A.) [ جمل ] cümleler.
cümle (A.) [ 1 [جمله .bütün, tüm. 2.tümce.
cümleten (A.) [ جملة ] tümüyle
cümûd (A.) [ جمود ] donukluk.
cümûdiyye (A.) [ جمودیه ] buzul.
cünbân (F.) [ 1 [جنبان .sallayan. 2.sallanan.
cünbiş (F.) [ جنبش ] kıpırtı, hareket, sallanma.
cünd (A.) [ 1 [جند .asker. 2.ordu.
cündî (A.) [ جندی ] usta binici.
cündîlik (A.-T.) [ ] binicilik, at binme.
cünha (A.) [ جنحه ] küçük suç.
cünûd (A.) [ 1 [جنود .askerler. 2.ordular.
cürm (A.) [ جرم ] suç.
cürûf (A.) [ جروف ] maden atığı, maden posası.
cüsse (A.) [ جثه ] gövde, yapı.
cüstücû (F.) [ جست و جو ] arayış, arama.
cüvâl (F.) [ جوال ] çuval.
cüvân bk. civan.
cüz’ (A.) [ 1 [جزء .parça. 2.medrese alfabe kitabı.
cüz’î (A.) [ جزئی ] çok az.
cüz’iyyât (A.) [ جزئيات ] küçük şeyler, önemsiz şeyler.
cüzâm (A.) [ جذام ] cüzzam.
cüzdan (A.-F.) [ 1 [جزئدان .para çantası. 2.evrak çantası


__________________

nedervişlergelmiştia leme
nebağrıyanıkYunuslar ,,
şimdihancınınbirsoru sundasaklıydıhercüml e
şimdihanınkütüphanes indesaklıydıbirrüya
adımderviş,,adım bilmiş,,adımhiç,,adı m
sonsuzlukaynasındabi rkervan
nOktaLıV!rgüL Çevrimiçi  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla nOktaLıV!rgüL isimli üyenin yazdığı bu Mesajı değerlendirin.
Alt 05.10.07, 09:57   #12 (permalink)
Daimi Üye

 
nOktaLıV!rgüL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgileri
Üyelik tarihi: May 2007
Kullanıcı No: 4045
Nerden: JerusAlem
Mesajlar: 3.453
Teşekkürler Durumu
Ettiği Teşekkür: 324
76 Mesajına 158 kere teşekkür edildi
Karizma
Rep Puanı : 565286
Rep Seviyesi : nOktaLıV!rgüL has a reputation beyond reputenOktaLıV!rgüL has a reputation beyond reputenOktaLıV!rgüL has a reputation beyond reputenOktaLıV!rgüL has a reputation beyond reputenOktaLıV!rgüL has a reputation beyond reputenOktaLıV!rgüL has a reputation beyond reputenOktaLıV!rgüL has a reputation beyond reputenOktaLıV!rgüL has a reputation beyond reputenOktaLıV!rgüL has a reputation beyond reputenOktaLıV!rgüL has a reputation beyond reputenOktaLıV!rgüL has a reputation beyond repute
İletişim
--->: Osmanlıca / Türkçe Sözlük

-Ç-


çâbük (F.) [ چابک ] kıvrak, çevik, çabuk.
çâbükî (F.) [ چابکی ] kıvraklık, çeviklik, çabukluk.
çâbükpâ (F.) [ چابک پا ] ayağına çabuk.
çâbükrev (F.) [ چابک رو ] hızlı giden.
çâbüksüvar (F.) [ چابک سوار ] usta binici.
çâder (F.) [ 1 [چادر .çadır. 2.örtü, kadınların giydiği örtü.
çâdernişin (F.) [ چادرنشين ] göçebe, çadırda yaşayan.
çadır (F.) [ 1 [چادر .çadır. 2.örtü, kadınların giydiği örtü.
çağz (F.) [ چغز ] kurbağa.
çâh (F.) [ 1 [چاه .kuyu. 2.çukur.
çâk (F.) [ 1 [چاک .yırtık. 2.yırtmaç.
çâk etmek yırtmak.
çâk olmak yırtılmak.
çâkâçâk (F.) [ چاکاچاک ] kılıç şakırtısı.
çâker (F.) [ 1 [چاکر .kul. 2.hizmetkâr.
çâkerî (F.) [ 1 [چاکری .kulluk. 2.hizmetkârlık.
çâkûç (F.) [ چاکوچ ] çekiç.
çâlâk (F.) [ چالاک ] çevik, kıvrak.
çâlâkî (F.) [ چالاکی ] çeviklik, kıvraklık.
çâlik (F.) [ چاليک ] çelik çomak.
çâlpâre (F.) [ چارپاره ] çalpara.
çâme (F.) [ چامه ] şiir.
çâne (F.) [ چانه ] çene.
çâpâr (F.) [ 1 [چاپار .ulak. 2.postacı.
çâplûs (F.) [ چاپلوس ] dalkavuk.
çâr (F.) [ چار ] çare.
çâr (F.) [ چار ] dört.
çârçûbe (F.) [ چارچوبه ] çerçeve.
çardak (F.) [ چارطاق ] çardak.
çârdeh (F.) [ چارده ] ondört.
çâre (F.) [ 1 [چاره .tedbir. 2.çare. 3.ilaç, derman.
çârecû (F.) [ چاره جو ] çare arayan.
çâresâz (F.) [ چاره ساز ] çare bulan.
çâresâz olmak çare bulmak.
çâresâzî (F.) [ چاره سازی ] çare bulma.
çârgâh (F.) [ چارگاه ] Türk musikîsinde bir makam.
çârgûşe (F.) [ چارگوشه ] dört köşe.
çarh (F.) [ 1 [چرخ .tekerlek. 2.çarkıfelek. 3.felek. 4.tef. 5.çıkrık.
çarmıh (F.) [ چارميخ ] çarmıh.
çârnâçâr (F.) [ چارناچار ] ister istemez, çaresiz, mecburen.
çârpâ (F.) [ چارپا ] dört ayaklı.
çârsû (F.) [ چارسو ] dört yön.
çârsû (F.-A.) [ چارسو ] çarşı.
çârşeb (F.) [ چارشب ] çarşaf.
çârşenbe (F.) [ چارشنبه ] çarşamba.
çârtâk (F.) [ 1 [چارطاق .çardak. 2.kare şeklinde çadır.
çârüm (F.) [ چارم ] dördüncü.
çâryâr (F.) [ چاریار ] dört halife, Ebubekir, Ömer, Osman ve Ali.
çâşni (F.) [ چاشنی ] çeşni.
çâşnigîr (F.) [ چاشنی گير ] çeşnici.
çâşt (F.) [ چاشت ] kuşluk vakti.

çeğâle (F.) [ چغاله ] çağla.
çeh (F.) [ 1 [چه .kuyu. 2.çukur.
çehâr (F.) [ چهار ] dört.
çehre (F.) [ چهره ] yüz.
çehreperdâz (F.) [ چهره پرداز ] ressam.
çekâçâk (F.) [ چکاچاک ] kılıç şakırtısı.
çekîde (F.) [ چکيده ] damlamış.
çekûç (F.) [ چکوچ ] çekiç.
çelîpâ (F.) [ چليپا ] haç.
çem (F.) [ 1 [چم .salınma. 2.süslü.
çemen (F.) [ 1 [چمن .çimenlik, çayırlık. 2.yeşillik.
çemenzâr (F.) [ چمنزار ] çimenlik.
çenâr (F.) [ چنار ] çınar.
çenber (F.) [ 1 [چنبر .çember. 2.kasnak.
çend (F.) [ 1 [چند .kaç. 2.birkaç. 3.ne zamana kadar.
çendan (F.) [ چندان ] o kadar, onca.
çendin (F.) [ چندین ] bu kadar, bunca.
çeng (F.) [ 1 [چنگ .pençe. 2.el. 3.harp, çeng.
çengâl (F.) [ 1 [چنگال .pençe. 2.çengel.
çengî (F.) [ 1 [چنگی .çeng çalan. 2.dansöz, çengi.
çep (F.) [ چپ ] sol.
çerâ (F.) [ چرا ] otlama.
çerâgâh (F.) [ چراگاه ] otlak.
çerâğ (F.) [ 1 [چراغ .mum. 2.kandil.
çerâğân (F.) [ چراغان ] aydınlatma, donatma.
çerâkese (A.) [ چراکسه ] çerkesler.
çerb (F.) [ چرب ] semiz.
çerbzebân (F.) [ 1 [چرب زبان .yaltakçı. 2.ağzı laf yapan.
çerh (F.) [ 1 [چرخ .çark. 2.felek. 3.tekerlek. 4.çıkrık. 5.çarkıfelek. 6.tef.
çerm (F.) [ چرم ] deri.
çeşm (F.) [ چشم ] göz.
çeşmân (F.) [ چشمان ] gözler.
çeşmderîde (F.) [ چشم دریده ] arsız.
çeşme (F.) [ 1 [چشمه .pınar. 2.çeşme.
çetr (F.) [ 1 [چتر .gölgelik. 2.şemsiye.
çevgân (F.) [ چوگان ] çevgen.
çeyrek (F.) [ چهاریک ] dörtte bir, çeyrek.

çîgûne (F.) [ چگونه ] nasıl.
çigûnegî (F.) [ چگونگی ] nitelik.
çihâr (F.) [ چهار ] dört.
çihar yâr (F.) [ چهاریار ] dört halife. Ebubekir, Ömer, Osman, Ali.
çihârüdü (F.) [ چهار و دو ] dört ve iki.
çihârüse (F.) [ چهار و سه ] dört ve üç.
çihârüyek (F.) [ چهار و یک ] dört ve bir.
çihil (F.) [ چهل ] kırk.
çihilpâ (F.) [ چهل پا ] kırkayak.
çihre (F.) [ چهره ] yüz.
çil (F.) [ چل ] kırk.
çile (F.) [ 1 [چله .kırk günlük ibadet. 2.sıkıntı, azap. 3.iplik demeti.
çilekeş (F.) [ چله کش ] çile çeken, acı çeken.
çimen (F.) [ چمن ] çimenlik.
çîn (F.) [ چين ] kırışık.
çirâğ (F.) [ 1 [چراغ .mum. 2.kandil. 2.çırak.
çîredest (F.) [ چيره دست ] yetenekli, becerikli.
çirk (F.) [ 1 [چرک .kir. 2.irin.
çirkâb (F.) [ چرک آب ] pis su.
çirkîn (F.) [ 1 [چرکين .kirlenmiş. 2.çirkin.
çîz (F.) [ چيز ] şey.

çûb (F.) [ 1 [چوب .sopa. 2.odun. 3.tahta.
çûbân (F.) [ چوبان ] çoban.
çûbek (F.) [ 1 [چوبک .tokmak, tokaç. 2.çomak.
çun (F.) [ 1 [چون .gibi. 2.mademki. 3.nasıl. 4.için. 5.çünkü.

çün (F.) [ 1 [چن .gibi. 2.mademki. 3.nasıl. 4.için. 5.çünkü.
çünki (F.) [ چونکه ] çünkü.
çüst (F.) [ چست ] çevik, kıvrak.
çüstî (F.) [ چستی ] çeviklik, kıvraklık.
çüvâl (F.) [ چوال ] çuval.
çüvaldûz (F.) [ چوالدوز ] çuvaldız.
__________________

nedervişlergelmiştia leme
nebağrıyanıkYunuslar ,,
şimdihancınınbirsoru sundasaklıydıhercüml e
şimdihanınkütüphanes indesaklıydıbirrüya
adımderviş,,adım bilmiş,,adımhiç,,adı m
sonsuzlukaynasındabi rkervan
nOktaLıV!rgüL Çevrimiçi  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla nOktaLıV!rgüL isimli üyenin yazdığı bu Mesajı değerlendirin.
Alt 05.10.07, 09:58   #13 (permalink)
Daimi Üye

 
nOktaLıV!rgüL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgileri
Üyelik tarihi: May 2007
Kullanıcı No: 4045
Nerden: JerusAlem
Mesajlar: 3.453
Teşekkürler Durumu
Ettiği Teşekkür: 324
76 Mesajına 158 kere teşekkür edildi
Karizma
Rep Puanı : 565286
Rep Seviyesi : nOktaLıV!rgüL has a reputation beyond reputenOktaLıV!rgüL has a reputation beyond reputenOktaLıV!rgüL has a reputation beyond reputenOktaLıV!rgüL has a reputation beyond reputenOktaLıV!rgüL has a reputation beyond reputenOktaLıV!rgüL has a reputation beyond reputenOktaLıV!rgüL has a reputation beyond reputenOktaLıV!rgüL has a reputation beyond reputenOktaLıV!rgüL has a reputation beyond reputenOktaLıV!rgüL has a reputation beyond reputenOktaLıV!rgüL has a reputation beyond repute
İletişim
--->: Osmanlıca / Türkçe Sözlük

-D-


dâ’î (A.) [ 1 [داعی .dua eden, duacı. 2.davet eden.
dâ’ussıla (A.) [ داء الصله ] yurdunu özleme, köyünü özleme.
dâd (F.) [ 1 [داد .adalet. 2.iyilik, ihsan.
dâd (F.) [ 1 [داد .verme. 2.verdi. 3.vergi.
dâdgâh (F.) [ دادگاه ] mahkeme.
dâdhâh (F.) [ دادخواه ] davacı.
dâdres (F.) [ دادرس ] imdada koşan.
dâdû (F.) [ دادو ] dadı.
dâdüferyâd (F.) [ دادوفریاد ] feryat figan.
dâdüsited (F.) [ داد و ستد ] alışveriş.
dâfi’ (A.) [ دافع ] uzaklaştıran, defeden.
dâğ (F.) [ 1 [داغ .yara. 2.kızgın demirle vurulmuş işaret.
dağal (F.) [ دغل ] hile, hilehurda, alavere dalavere.
dağalbâz (F.) [ دغل باز ] hileci.
dağdağa (A.) [ دغدغه ] telaş, gürültü patırtı.
dâhî (A.) [ داهی ] deha sahibi.
dâhil (A.) [ داخل ] iç, içeri.
dâhil olmak içeri girmek.
dâhile (A.) [ داخله ] iç, iç yüz.
dâhilen (A.) [ داخلا ] içten.
dâhilî (A.) [ داخلی ] iç ile ilgili, iç yüze ait.
dâhiliye (A.) [ داخليه ] iç ile ilgili, iç yüze ait.
dahl (A.) [ دخل ] müdahale etme, karışma.
dahme (F.) [ 1 [ضخمه .mezar. 2.mezarlık. 3.lahit.
dâim (A.) [ دائم ] sürekli, devamlı.
dâimî (A.) [ دائمی ] sürekli, devamlı.
dâir (A.) [ 1 [دائر .ilişkin, hakkında. 3.dönen.
dâire (A.) [ 1 [دائره .daire. 2.büro, ofis. 3.devlet dairesi. 4.tef, zilli tef.
dâirenmâdâr (A.) [ دائرا مادار ] çepeçevre.
dâirevî (A.) [ دائروی ] dairemsi.
dâirezen (A.-F.) [ دائره زن ] daire çalan.
dâiye (A.) [ 1 [داعيه .arzu, istek. 2.iddia.
dakâyık (A.) [ 1 [دقایق .incelikler. 2.dakikalar.
dakîk (A.) [ 1 [دقيق .ince, hassas. 2.dakika şaşmayan.
dakîka (A.) [ 1 [دقيقه .incelik. 2.dakika.
dalâlet (A.) [ ضلالت ] sapkınlık.
dâll (A.) [ دال ] delalet eden.
dâlle (A.) [ ضاله ] sapık, yoldan çıkmış.
dâm (F.) [ 1 [دام .tuzak, kapan. 2.besi hayvanı.
dâmâd (F.) [ داماد ] damat, güveyi.
dâmân (F.) [ دامان ] etek.
dâmen (F.) [ دامن ] etek.
dâmenâlûde (F.) [ دامن آلوده ] iffetsiz.
dâmenbûs (F.) [ دامن بوس ] etek öpen.
dâmene (F.) [ دامنه ] yamaç, dağ eteği.
dâmengîr (F.) [ 1 [دامن گير .davacı, şikayetçi. 2.eteğe sarılan.
dâmgâh (F.) [ دامگاه ] tuzak kurulmuş yer.
dân (F.) [ دان ] bilen.
dân (F.) [ دان ] kap.
dânâ (F.) [ دانا ] bilgili, iyi bilen.
dâne (F.) [ 1 [دانه .tohum. 2.yem. 3.tane.
dânende (F.) [ داننده ] bilen.
dâng (F.) [ دانگ ] altıdabirlik dirhem.
dâniş (F.) [ 1 [دانش .bilgi. 2.bilim.
dânişâmûz (F.) [ دانش آموز ] öğrenci.
dânişgâh (F.) [ دانشگاه ] üniversite.
dânişmend (F.) [ 1 [دانشمند .bilgin, alim. 2.stajiyer kadı.
dânişver (A.) [ دانشور ] bilgin.
dâr (A.) [ 1 [دار .yurt. 2.ev.
dâr (F.) [ دار ] dar ağacı.
dâr (F.) [ دار ] sahip olan, bulunduran, tutan.
dâr -ı bekâ [ دار بقا ] ahiret.
dâr -ı fenâ [ دار فنا ] dünya.
dârâ (F.) [ 1 [دارا .sahip. 2.büyük hükümdar.
darabân (A.) [ 1 [ضربان .çarpıntı. 2.vuruş.
darabât (A.) [ 1 [ضربات .darbeler, vuruşlar.
darb (A.) [ 1 [ضرب .vuruş. 2.para basımı. 3.dövme.
darbe (A.) [ 1 [ضربه .vuruş, darbe. 2.bela.
darbhâne (A.) [ ضرب خانه ] darphane, para basımevi.
darbımesel (A.-F.) [ ضرب مثل ] atasözü.
dârçîn (F.) [ دارچين ] tarçın.
dârende (F.) [ دارنده ] sahip.
darîr (A.) [ ضریر ] doğuştan kör.
dârû (F.) [ دارو ] ilaç.
dârûhâne (F.) [ داروخانه ] eczane.
dârülaceze (A.) [ دارالعجزه ] düşkünler evi.
dârülbedâyi (A.) [ دارالبدایع ] konservatuvar.
dârülelhân (A.) [ دارالالحان ] konservatuvar.
dârüleytâm (A.) [ دارالایتام ] yetimhane.
dârülfünun (A.) [ دارالفنون ] üniversite.
dârülhilâfe (A.) [ 1 [دارالخلافه .İstanbul. 2.halifelik merkezi.
dârülkütüb (A.) [ دارالکتب ] kütüphane.
dârülmuallimât (A.) [ دارالمعلمات ] kız öğretmen okulu.
dârülmuallimîn (A.) [ دارالمعلمين ] erkek öğretmen okulu.
dârülmülk (A.) [ دارالملک ] başkent.
dârülvilâde (A.) [ دارالولاده ] doğumevi.
dârüssaltana (A.) [ دارالسلطنه ] İstanbul.
dârüsselam (A.) [ 1 [دارالسلام .Bağdat. 2.cennet.
dâs (F.) [ داس ] orak.
dâstân (F.) [ 1 [داستان .destan. 2.hikaye. 3.masal.
dâstânî (F.) [ داستانی ] destânî, kahramanlıkla ilgili, epik.
davâ (A.) [ 1 [دعوی .dava. 2.teorem. 3.mesele.
dâver (F.) [ 1 [داور .yargıç. 2.hükümdar. 3.Tanrı.
davet (A.) [ دعوت ] çağrı.
dâye (F.) [ دایه ] dadı.
dâyin (A.) [ داین ] alacaklı.

deâvî (A.) [ دعاوی ] davalar.
debbağ (A.) [ دباغ ] sepici.
debdebe (A.) [ دبدبه ] gösteriş.
debir (F.) [ دبير ] katip.
ded (F.) [ دد ] yırtıcı hayvan.
def (F.) [ دف ] tef.
def’ (A.) [ دفع ] uzaklaştırma.
def’ edilmek 1.uzaklaştırılmak. 2.giderilmek.
def’ etmek 1.uzaklaştırmak. 2.gidermek.
def’a (A.) [ دفعه ] kez, kere, defa.
def’aten (A.) [ دفعة ] bir defada.
defaât (A.) [ دفعات ] kereler, defalar.
defâin (A.) [ دفائن ] gömüler, defineler.
defâtir (A.) [ دفاتير ] defterler.
define (A.) [ دفينه ] gömü.
defn (A.) [ دفن ] gömme, defin.
defter (A.) [ دفتر ] defter.
defterdâr (A.-F.) [ 1 [دفتردار .ildeki en üst düzey maliye yetkilisi. 2.maliye bakanı.
defzen (A.-F.) [ دفزن ] tef çalan.
deh (F.) [ ده ] on.
dehâ (A.) [ دها ] dahilik.
dehâlet (A.) [ 1 [دخالت .karışma. 2.sığınma.
dehâlîz (A.) [ دهاليز ] dehlizler.
dehân (F.) [ دهان ] ağız.
dehânbeste (F.) [ دهان بسته ] suskun.
dehen (F.) [ دهن ] ağız.
dehliz (A.) [ دهليز ] koridor.
dehr (A.) [ 1 [دهر .dünya. 2.devir, zamane.
dehrî (A.) [ دهری ] materyalist.
dehriyye (A.) [ دهریه ] materyalistlik.
dehşetâver (A.-F.) [ دهشت آور ] dehşet verici.
dehşetengîz (A.-F.) [ دهشت انگيز ] ürkünç, dehşet verici.
dekâkîn (A.) [ دکاکين ] dükkanlar.
delâil (A.) [ دلائل ] kanıtlar, deliller.
delâlet (A.) [ دلالت ] delillik, yol gösterme.
delâlet etmek 1.yol göstermek. 2.anlamına gelmek.
delîl (A.) [ 1 [دليل .kanıt. 2.rehber. 3.şahit.
delk (F.) [ دلق ] derviş hırkası.
dellâk (A.) [ دلاک ] tellak.
__________________

nedervişlergelmiştia leme
nebağrıyanıkYunuslar ,,
şimdihancınınbirsoru sundasaklıydıhercüml e
şimdihanınkütüphanes indesaklıydıbirrüya
adımderviş,,adım bilmiş,,adımhiç,,adı m
sonsuzlukaynasındabi rkervan
nOktaLıV!rgüL Çevrimiçi  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla nOktaLıV!rgüL isimli üyenin yazdığı bu Mesajı değerlendirin.
Alt 05.10.07, 09:59   #14 (permalink)
Daimi Üye

 
nOktaLıV!rgüL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgileri
Üyelik tarihi: May 2007
Kullanıcı No: 4045
Nerden: JerusAlem
Mesajlar: 3.453
Teşekkürler Durumu
Ettiği Teşekkür: 324
76 Mesajına 158 kere teşekkür edildi
Karizma
Rep Puanı : 565286
Rep Seviyesi : nOktaLıV!rgüL has a reputation beyond reputenOktaLıV!rgüL has a reputation beyond reputenOktaLıV!rgüL has a reputation beyond reputenOktaLıV!rgüL has a reputation beyond reputenOktaLıV!rgüL has a reputation beyond reputenOktaLıV!rgüL has a reputation beyond reputenOktaLıV!rgüL has a reputation beyond reputenOktaLıV!rgüL has a reputation beyond reputenOktaLıV!rgüL has a reputation beyond reputenOktaLıV!rgüL has a reputation beyond reputenOktaLıV!rgüL has a reputation beyond repute
İletişim
--->: Osmanlıca / Türkçe Sözlük

dellâl (A.) [ دلال ] komisyoncu, tellal.
delv (A.) [ 1 [دلو .kova. 2.kova burcu.
dem (A.) [ دم ] kan.
dem (F.) [ 1 [دم .zaman. 2.nefes. 3.içki.
demâdem (F.) [ دمادم ] her an.
dembedem (F.) [ دمبدم ] her an.
demsâz (F.) [ 1 [دمساز .yakın arkadaş.2.sırdaş.
denâet (A.) [ دنائت ] alçaklık.
dendân (F.) [ دندان ] diş.
dendanmüzd (F.) [ دندان مزد ] diş kirası.
denî (A.) [ دنی ] alçak.
der (F.) [ در ] kapı.
derâhim (A.) [ دراهم ] dirhemler.
derakab (F.-A.) [ درعقب ] ardından, hemen, derhal, hemen ardından.
derâmed (F.) [ در آمد ] kazanç, gelir.
derâz (F.) [ دراز ] uzun.
derbân (F.) [ دربان ] kapıcı.
derbâr (F.) [ دربار ] saray.
derbeder (F.) [ دربدر ] aylak, avare.
derbend (F.) [ 1 [دربند .dar geçit. 2.sınır kalesi. 3.hudut.
derc (A.) [ درج ] içine alma, biriktirme.
derc edilmek içine alınmak.
derc etmek içine almak.
derd (F.) [ 1 [درد .dert. acı. 3.ağrı.
derdâ (F.) [ دردا ] ne yazık ki, eyvahlar olsun.
derdest (F.) [ 1 [دردست .yakalama. 2.el altında olma.
derdest edilmek yakalanmak.
derdest etmek yakalamak.
derdiser (F.) [ درد سر ] baş belası, baş ağrısı, sorun, problem.
derdmend (F.) [ دردمند ] dertli.
derecât (A.) [ درجات ] dereceler.
derece (A.) [ 1 [درجه .derece. 2.aşama. 3.kat. 3.miktar.
derekât (A.) [ 1 [درکات .katlar. 2.basamaklar.
dereke (A.) [ 1 [درکه .kat. 2.basamak.
derende (F.) [ درنده ] yırtıcı.
dergâh (F.) [ 1 [درگاه .dergah. 2.saray. 3.tekke. 4.tapı, huzur.
derhâl (F.-A.) [ درحال ] hemen.
derhâst (F.) [ 1 [درخواست .istek, talep, rica. 2.dilekçe.
derhâtır (F.-A.) [ 1 [در خاطر .hatırlama. 2.hatırda tutma.
derhâtır ettirmek hatırlatmak, akla getirmek.
derhâtır eylemek hatırlamak.
derhor (F.) [ درخور ] layık.
derîçe (F.) [ 1 [دریچه .pencere. 2.küçük kapı.
derk (A.) [ 1 [درک .anlama, idrak etme. 2.alma.
derk etmek anlamak, idrak etmek.
derkenâr (F.-A.) [ درکنار ] kenar yazısı.
dermân (F.) [ 1 [درمان .ilaç. 2.çare. 3.güç.
dermânde (F.) [ 1 [درمانده .aciz. 2.zavallı.
dermeyân (F.) [ درميان ] ortada.
dermeyân edilmek ortaya konulmak, ele alınmak.
dermeyân etmek ortaya koymak, ele almak.
derpîş (F.) [ درپيش ] göz önünde.
derpîş edilmek göz önünde bulundurulmak.
derpîş etmek göz önünde bulundurmak.
derrâk (A.) [ دراک ] anlayışlı.
derre (F.) [ دره ] dere.
dersaadet (F.-A.) [ در سعادت ] İstanbul.
dershân (A.-F.) [ درسخوان ] öğrenci.
deruhde edilmek üste alınmak, görev bilinmek.
deruhde etmek üstüne almak.
derûn (F.) [ 1 [درون .iç, içerisi. 2.gönül.
derûnî (F.) [ درونی ] içten gelen, içe ait.
dervâze (F.) [ 1 [دروازه .ana kapı. 2.kale kapısı. 3.şehir kapısı.
dervîş (F.) [ 1 [درویش .yoksul. 2.tarikat şeyhine bağlı mürit.
dervîşân (F.) [ درویشان ] dervişler.
deryâ (F.) [ دریا ] deniz.
deryâdil (F.) [ 1 [دریادل .gönlü zengin. 2.büyük himmetli.
deryâneverd (F.) [ دریانورد ] denizci.
derzî (F.) [ درزی ] terzi.
desâis (A.) [ دسائس ] hileler, oyunlar.
desîse (A.) [ دسيسه ] hile, oyun.
desîsekâr (A.-F.) [ دسيسه کار ] hileci, düzenbaz.
dessâs (A.) [ دساس ] hileci, düzenbaz.
dest (F.) [ دست ] el.
destân (F.) [ 1 [دستان .hikaye. 2.destan. 3.masal.
destâr (F.) [ دستار ] sarık.
destâvîz (F.) [ دستاویز ] küçük hediye.
destbedest (F.) [ دست بدست ] elden ele.
destbûs (F.) [ دست بوس ] el öpen.
destbûsî (F.) [ دست بوسی ] el öpme.
deste (F.) [ 1 [دسته .grup. 2.demet. 3.kulp.
destere (F.) [ دستره ] testere, bıçkı.
destgâh (F.) [ 1 [دستگاه .tezgah. 2.atölye. 3.halı dokuma tezgahı.
destgîr (F.) [ دستگير ] elden tutan, yardım eden.
destî (F.) [ دستی ] testi.
destkâr (F.) [ دستکار ] il işi.
destmâl (F.) [ 1 [دستمال .mendil. 2.el bezi.
destmüzd (F.) [ 1 [دست مزد .ücret, el emeği. 2.bahşiş.
destres (F.) [ دسترس ] ulaşma, elde etmek.
destres olmak ulaşmak, elde etmek.
destres olunmak ulaşılmak.
destûr (F.) [ 1 [دستور .izin. 2.zerdüşt rahibi. 3.uzak dur. 4.izin ver.
deşne (F.) [ دشنه ] hançer.
deşt (F.) [ 1 [دشت .kır. 2.ova. 3.çöl.
devâ (A.) [ 1 [دواء .ilaç. 2.çare.
devâbb (A.) [ 1 [دواب .yük hayvanları. 2.binek hayvanları.
devâir (A.) [ دوائر ] daireler.
devâm (A.) [ 1 [دوام .süreklilik. 2.kalıcılık. 3.devam.
devâsâz (A.-F.) [ 1 [دواساز .çare olan. 2.tedavi eden, şifa veren.
devât (A.) [ دوات ] divit.
devâvîn (A.) [ دواوین ] divanlar.
deverân (A.) [ دوران ] dönme, dolaşma, dolaşım.
deverân etmek dönmek, dolanmak.
devlet (A.) [ 1 [دولت .devlet. 2.talih. 3.mevki.
devr (A.) [ 1 [دور .devir. 2.dönme.
devrân (A.) [ دوران ] felek, zamane.
devre (A.) [ دوره ] dönem.
dey (F.) [ دی ] kış.
deyn (A.) [ دین ] borç.
deyr (A.) [ دیر ] manastır.

dıl’ (A.) [ ضلع ] kenar.
dırâz (F.) [ دراز ] uzun.

dî (F.) [ دی ] dün.
dîbâ (F.) [ دیبا ] ipekli kumaş.
dîbâce (F.) [ دیباجه ] giriş, önsöz.
__________________

nedervişlergelmiştia leme
nebağrıyanıkYunuslar ,,
şimdihancınınbirsoru sundasaklıydıhercüml e
şimdihanınkütüphanes indesaklıydıbirrüya
adımderviş,,adım bilmiş,,adımhiç,,adı m
sonsuzlukaynasındabi rkervan
nOktaLıV!rgüL Çevrimiçi  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla nOktaLıV!rgüL isimli üyenin yazdığı bu Mesajı değerlendirin.
Alt 05.10.07, 09:59   #15 (permalink)
Daimi Üye

 
nOktaLıV!rgüL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgileri
Üyelik tarihi: May 2007
Kullanıcı No: 4045
Nerden: JerusAlem
Mesajlar: 3.453
Teşekkürler Durumu
Ettiği Teşekkür: 324
76 Mesajına 158 kere teşekkür edildi
Karizma
Rep Puanı : 565286
Rep Seviyesi : nOktaLıV!rgüL has a reputation beyond reputenOktaLıV!rgüL has a reputation beyond reputenOktaLıV!rgüL has a reputation beyond reputenOktaLıV!rgüL has a reputation beyond reputenOktaLıV!rgüL has a reputation beyond reputenOktaLıV!rgüL has a reputation beyond reputenOktaLıV!rgüL has a reputation beyond reputenOktaLıV!rgüL has a reputation beyond reputenOktaLıV!rgüL has a reputation beyond reputenOktaLıV!rgüL has a reputation beyond reputenOktaLıV!rgüL has a reputation beyond repute
İletişim
--->: Osmanlıca / Türkçe Sözlük

dicâce (A.) [ دجاجه ] tavuk.
dîdâr (F.) [ 1 [دیدار .görüşme, buluşma. 2.yüz.
dîde (F.) [ دیده ] görmüş.
dîde (F.) [ دیده ] göz.
dîdegân (F.) [ دیدگان ] gözler.
dîg (F.) [ دیگ ] tencere.
diger (F.) [ دگر ] diğer, başka.
dîgergûn (F.) [ دگرگون ] başka.
dîgerkâm (F.) [ دیگرکام ] başkalarını düşünen.
dih (F.) [ ده ] köy.
dihât (F.) [ دهات ] köyler.
dihhodâ (F.) [ 1 [دهخدا .köy ağası. 2.köy kahyası.
dihkân (F.) [ 1 [دهقان .çiftçi. 2.köy ağası.
dikkat (A.) [ 1 [دقت .dakiklik. 2.incelik. 3.dikkat.
dil (F.) [ دل ] gönül.
dilârâ (F.) [ دل آرا ] gönül süsleyen.
dilâşûb (F.) [ دل آشوب ] gönül karıştıran, sevgili.
dilâver (F.) [ دلاور ] yürekli, yiğit.
dilâvîz (F.) [ دلاویز ] güzel, gönül çekici.
dilâzâr (F.) [ دل آزار ] gönül kıran, inciten.
dilâzürde (F.) [ دل آزرده ] kalbi kırık.
dilbâz (F.) [ دلباز ] gönül şenlendiren.
dilbend (F.) [ دلبند ] gönül bağlanan, sevgili.
dilber (F.) [ دلبر ] gönül alan, güzel, sevgili.
dilbeste (F.) [ دلبسته ] gönlü bağlanmış, aşık.
dilcû (F.) [ دلجو ] gönlün aradığı, güzel, sevgili.
dildâde (F.) [ دل داده ] gönlünü vermiş, aşık.
dildâr (F.) [ دلدار ] gönül tutan, sevgili.
dildüzd (F.) [ دل دزد ] gönül hırsızı.
dilefgâr (F.) [ دل افگار ] gönlü yaralı, aşık.
dilefrûz (F.) [ دل افروز ] gönül aydınlatan, sevgili.
dilfigâr (F.) [ دل فگار ] gönlü yaralı, aşık.
dilfirîb (F.) [ دل فریب ] gönül aldatan, sevgili.
dilgîr (F.) [ دلگير ] kırgın, alınmış.
dilgüdâz (F.) [ دل گداز ] gönül eriten, yürek törpüsü.
dilgüşâ (F.) [ دلگشا ] iç açıcı, ferahlık verici.
dilhâh (F.) [ دلخواه ] gönlün istediği.
dilhaste (F.) [ دلخواسته ] gönlü yaralı.
dilhırâş (F.) [ دل خراش ] yürek parçalayan.
dilhûn (F.) [ دلخون ] yüreği kanlı, içi kan ağlayan.
dilîr (F.) [ دلير ] yürekli, yiğit.
dilkeş (F.) [ دلکش ] cazibeli, gönül çekici.
dilnişîn (F.) [ دلنشين ] makbul, hoş.
dilnüvaz (F.) [ دل نواز ] gönül okşayan.
dilpesend (F.) [ دل پسند ] gönlün beğendiği.
dilrübâ (F.) [ دلربا ] gönül hırsızı, gönül çalan.
dilsûhte (F.) [ دل سوخته ] bağrı yanık, gönlü yaralı.
dilsûz (F.) [ دلسوز ] yürek yakan.
dilşâd (F.) [ دلشاد ] gönlü şen.
dilşâd etmek gönlünü şenlendirmek, mutlu etmek.
dilşâd olmak gönlü şenlenmek, mutlu olmak.
dilşikâr (F.) [ دل شکار ] gönül avcısı.
dilşiken (F.) [ دل شکن ] kalp kıran.
dilşikeste (F.) [ دل شکسته ] kalbi kırık.
dilteng (F.) [ دل تنگ ] yüreği daralmış, sıkıntılı.
dilteşne (F.) [ دل تشنه ] can atan.
dimâğ (A.) [ 1 [ دماغ .beyin. 2.bilinç, şuur.
dindârî (A.-F.) [ دینداری ] dindarlık.
dînen (A.) [ دینا ] dince, din bakımından.
dînî (A.) [ دینی ] dinsel.
dîr (F.) [ دیر ] geç.
dirahşân (F.) [ درخشان ] parlak, parlayan.
diraht (F.) [ درخت ] ağaç.
dirâyetli (A.-T.) bilgili ve kavrama yeteneği olan.
direfş (F.) [ 1 [ درفش .sancak. 2.bayrak.
direm (F.) [ درم ] dirhem, akçe, gümüş para.
dirîğ (F.) [ دریغ ] esirgeme.
dirîğ etmek esirgemek.
dirîğâ (F.) [ دریغا ] ne yazık ki, vah vah, eyvahlar olsun.
dîrîn (F.) [ دیرین ] eski.
dîrîne (F.) [ دیرینه ] eski.
dîşeb (F.) [ دیشب ] dün gece.
dîvân (A.) [ 1 [ دیوان .meclis. 2.padişah meclisi. 3.şairin şiirlerinin bir araya
getirildiği eser.
dîvâne (F.) [ دیوانه ] deli, çılgın.
dîvânegî (F.) [ دیوانگی ] delilik, çılgınlık.
dîvâr (F.) [ دیوار ] duvar.
diyâr (A.) [ دیار ] ülke, topraklar, memleket.
dizdâr (F.) [ دزدار ] kale muhafızı.

dost (F.) [ 1 [ دوست .sevgili. 2.yakın arkadaş. 3.Tanrı.
dostâne (F.) [ دوستانه ] dostça.
dostî (F.) [ دوستی ] dostluk.
dostkâm (F.) [ دوستکام ] dost canlısı.

duâgû (A.-F.) [ دعاگو ] duacı, dua eden.
dûçâr (F.) [ دچار ] uğramış, yakalanmış, maruz kalmış.
dûçâr etmek uğratmak, müptela etmek.
dûçâr olmak uğramak, müptela olmak.
dûd (A.) [ دود ] böcek, kurtçuk, kurt.
dûd (F.) [ دود ] duman.
dûde (F.) [ دوده ] is.
dûdmân (F.) [ دودمان ] soy sop.
dûğ (F.) [ دوغ ] ayran.
duhân (A.) [ 1 [ دخان .tütün. 2.duman.
duht (F.) [ دخت ] kız.
duhter (F.) [ دختر ] kız.
duhûl (A.) [ دخول ] giriş, içeri girme.
duhûl etmek girmek, içeri girmek.
duhûliye (A.) [ دخوليه ] giriş ücreti.
dumûr (A.) [ دمور ] körelme.
dûn (A.) [ 1 [ دون .aşağı, alt. 2.aşağılık, adi.
dûnperver (A.-F.) [ دون پرور ] aşağılık kimseleri koruyan.
dûr (F.) [ دور ] uzak.
dûrbîn (F.) [ دوربين ] dürbün.
dûrdest (F.) [ دوردست ] ırak, çok uzak.
dûrendîş (F.) [ دوراندیش ] ileri görüşlü, ileriyi düşünen.
dûrî (F.) [ دوری ] uzaklık.
durûb-i emsâl (A.-F.) [ ضروب امثال ] atasözleri.
durûd (F.) [ 1 [ درود .övgü. 2.selam.
dûst (F.) [ 1 [ دوست .dost. 2.sevgili. 3.Tanrı.
dûş (F.) [ دوش ] dün gece.
dûş (F.) [ دوش ] omuz.
dûşîze (F.) [ دوشيزه ] kız, matmazel.
dûzah (F.) [ دوزخ ] cehennem.

dü (F.) [ دو ] iki.
dübâre (F.) [ دوباره ] tekrar, yeniden.
dübb (A.) [ دب ] ayı.
dübür (A.) [ 1 [ دبر .makat. 2.arka.
dücâce (A.) [ دجاجه ] tavuk.
düçar-ı inkıtâ olmak kesintiye uğramak.
düdil (F.) [ دودل ] ikircikli, tereddütlü.
dühûr (A.) [ 1 [ دهور .devirler. 2.dünyalar.
dühül (F.) [ دهل ] davul.
düm (F.) [ دم ] kuyruk.
dümbâl (F.) [ 1 [ دنبال .kuyruk. 2.peş, art.
dümel (A.) [ دمل ] kan çıbanı.
dümûy (F.) [ دوموی ] kırçıl.
dünbâl (F.) [ 1 [ دنبال .kuyruk. 2.peş, art.
dünbek (F.) [ دنبک ] dümbelek.
dünîm (F.) [ دونيم ] ikiye bölünmüş.
dünyâperest (A.-F.) [ دنياپرست ] dünya düşkünü.
dünyevî (A.) [ دنيوی ] dünya ile ilgili.
dürc (A.) [ 1 [ درج .kutu. 2.mücevher kutusu. 3.sevgilinin küçük ağzı.
dürd (F.) [ درد ] tortu.
dürdâne (A.-F.) [ 1 [ دردانه .inci tanesi. 2.sevgili.
dürdkeş (F.) [ دردکش ] tortulu şarap içen.
dürer (A.) [ درر ] inciler.
dürr (A.) [ در ] inci.
dürrâ’a (A.) [ دراعه ] ferace.
dürre (A.) [ دره ] iri inci.
dürû (F.) [ دورو ] ikiyüzlü.
dürûğ (F.) [ دروغ ] yalan.
dürûğzen (F.) [ دروغ زن ] yalancı.
dürûs (A.) [ دروس ] dersler.
dürüst (F.) [ 1 [ درست .sağlıklı. 2.tam. 3.doğru.
dürüşt (F.) [ 1 [ درشت .kaba. 2.iri. 3.kalın.
düstûr (A.) [ 1 [ دستور .kural, prensip. 2.kanun kitabı.
düşenbe (F.) [ دوشنبه ] pazartesi.
düşine (F.) [ دوشينه ] dün geceki.
düşmen (F.) [ دشمن ] düşman.
düşnâm (F.) [ دشنام ] küfür, sövgü.
düşvâr (F.) [ دشوار ] güç.
düvâzdeh (F.) [ دوازده ] oniki.
düvel (A.) [ دول ] devletler.
düvist (F.) [ دویست ] ikiyüz.
düvüm (F.) [ دوم ] ikinci.
düyûn (A.) [ دیون ] borçlar.
düzd (F.) [ دزد ] hırsız.
düzdî (F.) [ دزدی ] hırsızlık.
düzdîde (F.) [ دزدیده ] çalıntı, çalınmış
__________________

nedervişlergelmiştia leme
nebağrıyanıkYunuslar ,,
şimdihancınınbirsoru sundasaklıydıhercüml e
şimdihanınkütüphanes indesaklıydıbirrüya
adımderviş,,adım bilmiş,,adımhiç,,adı m
sonsuzlukaynasındabi rkervan
nOktaLıV!rgüL Çevrimiçi  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla nOktaLıV!rgüL isimli üyenin yazdığı bu Mesajı değerlendirin.
Cevapla

Tags
osmanlica


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Saat 09:07


Powered by vBulletin Version 3.7.3
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.2.0
http://www.puzzletr.com
Inactive Reminders By Chaos Download

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281