Sanalkampus Türkiyenin ilk Sanal Kampüsü -  

Geri git   Sanalkampus Türkiyenin ilk Sanal Kampüsü - > EĞİTİM,ÖSS,ÜDS,LGS,KPSS SORULARI VE DENEME SINAVLARI > DERS DESTEK MERKEZİ

DERS DESTEK MERKEZİ Sanal alemde de eğitime destek vermek için, işe yarayacak birçok öğretim materyalini sunuyoruz

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 12.01.08, 07:26 AM   #1 (permalink)
Daimi Üye

 
deltri - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Nerden: Bursa-İstanbul-Edirne
Mesajlar: 3.436
Thanks: 0
Thanked 2 Times in 1 Post
Rep Gücü: 3007 deltri has a reputation beyond reputedeltri has a reputation beyond reputedeltri has a reputation beyond reputedeltri has a reputation beyond reputedeltri has a reputation beyond reputedeltri has a reputation beyond reputedeltri has a reputation beyond reputedeltri has a reputation beyond reputedeltri has a reputation beyond reputedeltri has a reputation beyond reputedeltri has a reputation beyond repute
Genel çevre Analizi

GENEL ÇEVRE ANALİZİ

A) POLİTİK İNCELEME ve HİPOTEZLER

a) Dünyanın Politik Eğilimleri



Artan teknolojik ve ekonomik değişme ve gelişmelerle dünya adeta küçülmüş ve küreselleşme hareketleri ulusal ölçü, boyut ve alışkanlıkları da değiştirerek ulusları birbirine yakınlaştırmıştır. Artık ulusal sınırlar önemini kaybetmiştir.(sizce de bu kulağa fazla abartılı ve hoyratça sarfedilmiş bir söz gibi gelmiyor mu??). üretilen malların dünya malı olmasının önemi artmıştır. Bu nedenle, gerek politika ve gerekse de sosyo-kültürel ve ekonomik incelemeler arasında ki sınırlar büyük ölçüde sunnileşmiştir.

Politik bir tedbir ekonomik ve sosyo-kültürel alanlarda önemli etkiler doğurduğu gibi, bunun tersi durumlar da geçerlidir. Burada ele alacağımız hususlar uluslararası güç ilişkileri yönünde olacaktır.

Günümüzde ülkeleri güçlülük yönünden aşağıdaki gruplar içinde değerlendirebiliriz;

1- Askeri üsler, ekonomik ve kültürel organizasyonlar açısından dünya ölçüsünde süper güç; ABD ve onun Kanada ile oluşturduğu NAFTA (Kuzey Amerika Serbest Ticaret Bölgesi) Meksika’ da bu gruba girmeye çalışmaktadır
2- Ekonomik olduğu kadar politik güç olmaya çalışan bölgesel özellikteki büyük güç; Rusya ve onun oluşturduğu Bağımsız Devletler Topluluğu.
3- Ekonomik ve Politik güç; Avrupa Birliği, şuanda 15 Avrupa ülkesinden oluşan birlik (25 diyebiliriz) Doğu Avrupa ve balkan ülkelerinin katılımıyla Dünyanın en önemli birleşmiş pazarını ve politik gücünü oluşturacaktır.
4- Büyük ölçüde otonom, bazı uluslar; Çin, Japonya, Güney Afrika, Avustralya ve Yeni Zelanda.
5- Asyanın dört kaplanı: Güney Kore, Tayvan, Hong Kong ve Singapur rekabet ekonomisi uygulayarak refahlarını artırmışlardır.
6- Bağımlı ve Peyk ülkeler; Afrika ve Asya kıtası ülkelerinin birçoğu, ABD ve Kanada dışında ki Amerika ülkeleri.


Dikkat edilirse askeri ve ekonomik antlaşma ve gruplaşmalar politik gruplaşmalarla paralellik göstermektedir. Bu analiz dünya ülkelerinin statik durumlarını belirlemektedir.





b) Politik Eğilimler ve İşletmenin Stratejik Yönetimi


Globalleşme eğilimlerinin doğurduğu sorunlar nedeniyle, ulusların birbiryle ekonomik ve politik yönden işbirliği içine bulunması veya bu yönde yakınlaşmaları işletmelerin yaşamları üzerinde büyük ölçüde etkin olmaktadır. Etkinlik özellikle, dış ticaret (hammadde, enerji kaynakları, mamul malların alım satımı), dış yatırımlar, dış finansal kaynaklar ve bunların sonuçları (kar, faiz, komisyon, ana para aktarmaları) ile işgücü arzı ve talebi yönündedir.

İşletmelerin planlama yönünden bu gelişmeleri zamanında ve doğru bir biçimde değerlenmesi, onlara maliyetlerini düşürme ve satış hacimlerini yükseltme bakımından yeni olanaklar hazırlayacaktır.
Özellikle belirtmek istediğimiz husus, politik çevrenin artık günümüzde dinamik görünüme büründüğüdür. Fırsatçı bir işletme, kaynaklarını değerlendirme ve yeni pazarlar üzerinde etkili olabilme bakımından yapmış olduğu politik hipotezleri her yıl yeniden değerlemeye tabi tutmalıdır. Unutmamalıdır ki, her politik yaklaşımın ve güç birliğinin hedefi aslında ekonomik amaçlara dayanmaktadır.


B) EKONOMİK İNCELEME HİPOTEZLER

a) Dünyanın Ekonomik Görünüm



Günümüzün dünya ülkeleri birbirlerinden ekonomik gelişme açısından gittikçe daha belirgin hale gelen farklarla ayrılmaktadırlar. Hatta , az gelişmiş olarak nitelediğimiz bazı ülkelerde sefillik veya açlık terimlerinde ifadesini bulan gelişmelere rastlanmaktadır.

Diğer taraftan , hammade olanaklarına çeşitli ve üretim tekniklerine ticari dağıtım ve tüketim usullerine sahip olmada Batı Avrupa ülkelerinin, Japonya ve özellikle ABD’nin ezici üstünlüğünü görmekteyiz. Şu halde dünyamız ekonomik zenginlik yönünden birbirine tamamen zıt düşen iki gruba ayrılmıştır.
Örneğin ; bugünkü büyüme hızı % 3 olan ABD ve kanadanın 2010 yılında da aynı seviyeyi koruyacağı; Almanyanın ve İtalyanın bugünkü seviyeleri olan % 4’ü muhafaza edecekleri ve hatta Japonyanın % 6 olan büyüme hızını % 8’e çıkaracağı hesaplanmaktadır. Şuanda az gelişmiş ülkeler kategorisindekiler büyüme hızlarını artırarak devam etseler dahi bu gibi ülkelri yakalamaları imkansız görünmektedir. Çünkü mutlak miktarlar açısından değerlendirildiğinde az gelişmiş ülkelerin totalda ki gelişme hızları gelişmiş ülkelerin yakınına bile yaklaşamamaktadır.

Bugün büyük miktarlara varan mutlak fark, halen devam etmekte olan oransal artışlarla daha da fazlalaşınca Kuzey Amerikanın sanayileşmiş ülkeleri ve hatta Japonya ve Avustralya dünyanın bolluk ve refah ülkeleri, diğer bir deyişle endüstri üstü ülkeleri konumuna geçeceklerdir.

Aslında şurası bir gerçek ki, az gelişmenin nedenlerini oluşturan bir çok karmaşık etmen mevcuttur ve bu etmenlerin etkisini 20-30 yıllık kısa sayılacak bir zaman zarfı içinde ortadan kaldırmak olanaksızdır. Örneğin tek kültürlülük geleneği, bencillik ve yöneticiler sınıfının bilgisizliği, tasarrufların yetersizliği ve mevcut tasarrufların kötü kullanımı, halkın kötü beslenmesi, yetersiz kuruluşlar, artan nüfus hacmi, dinsel geleneklere aşırı bağlılık ve hatta iklim koşulları gibi bir çok faktörün etkileşmelerinden ileri gelen az gelişmişlik sürecinin giderilmesi için asırlar gerekeceği meydandadır.




c) Ekonomik incelemeler İşletmenin Yönetimi ve Etkileri


Işletmenin faaliyet yapabilmesiherşeyden once ürettiği mal ve hizmeti tatminkar bir fiyata satmasına , bu ise içine bulunduğu sanayi kolunun arz ve talebine bağlıdır.
Bu nedenle işletme yöneticilerinin ekonomik değişkenleri çok iyi takip etmesi ve firmalarına esnek bir yapı kazandırması gerekmektedir.
Ekonomik öngörü ve incelemelerde dikkate alınması gereken başlıca değişkenleri şu şekilde sıralayabiliriz;

1) Statik olarak milli elirin miktarı ve bu miktarın dinamik olarak yıldan yıla artış oranları.
2) Kişi başına milli gelir dağılımdanki farklılıkların satın alma gücünün saptanması yönünden incelenmesi, buna bağlı olarak ekonomide bireylerin gerek tüm olarak ve gerekse gelir grupları olarak tasarruf ve tüketim eğilimleri,
3) Kamu ve özel sector harcamalarının milli gelir içindeki payları ve bu paylardakiyıldan yıla artış oranları,
4) Ekonomide tasarrufların yatırıma dönüşme eğilimi, faaliyet alanındaki yatırım oranı, bu ornaların ilerde de oluşacak talep üzreindeki etkileri
5) Işletmenin üretim karmasına giren malları üreten endüstri kollarındaki yatırım eğilimi oranları
6) Hammadde ve işgücü masraflarındaki artış eğilimleri hammadde kaynaklarının durumları, işletmenin karlılığına etkileri
7) Devletin para ve maliye politikaları
8) Ekonomide çoğu hallerde devletin para ve maliye politikasına bağlı bir unsure olarak beliren enflasyonun seyri ve satın alma gücü üzerindeki etkileri.


Ayrıca ekonomik öngörü ve incelemelerde dikkate alınması gereken başlıca değişkenleri şu şekilde sıralayabiliriz




1) Ürün ve hizmetlerin fiyatlarındaki enflasyonist ve deflasyonist eğilimler.
2) Devletin vergi politikaları.
3) Devletin ödemeler dengesi.
4) Devletin para politikası.
5) Ekonomik gelişme devresinin durumu.





D) ENFLASYON ve İŞLETMENİN STRATEJİK YÖNETİMİ




Enflasyon suni olarak ekonomide satın alma gücünün artması anlamına geldiğinden çoğu zaman talepte lehte bir artış meydana gelir. Ancak, bu etki işletme yöneticilerinin işini kolaylaştırmaz. Bunun nedeni, talep hacminin bir taraftan artarken bunu karşılayacak mal ve hizmetlerin bulunması için güçlüklerle karşılaşılmasıdır.ay rıca işletmenin değeri enflasyon nedeniyle düşecek ve işletme fonlarını kullanmakta zorluk çekecekir.

Bu nedenlerle, uzun vadeli ve stratejik plan yapan uzmanlar enflasyonun yaratacağı, özellikle işletmenin finansman durumu üzerinde olan etkileri değerlemeli, iş hacmi genişlemesi nedeniyle, nakit darlıklarını önleyici tedbirlere zamanında başvurmalıdırlar. Enflasyom ekonomisi stratejik planlamayı pazarlar yönünden taşıdığıönemli kaynaklar yönüne kaydırır.

Işletme aktiflerinin değerleri enflasyon ortamında fiyatlar genel seviyesinin artışına paralel olarak ve eşit ölçüde artırılmalıdır. Bu görev, enflasyondan once ve sonra stratejik bir tahsisi gerekli kılar.çünkü, enflasyondan once ve sonra gerekli aktiflerin maliyeti arasındakifark fon akışı niteliğindedir.. bu fonlar ise, işletmeye borçlanma veya dağıtılmayan karlardan otofinansman suretiyle gelecektir. Eğer işletme aktiflerini enflasyon oranına çıkaracak fonlar sağlamazsa işletme sahipleri zarar edebilir.




E) SOSYO-KÜLTÜREL İNCELEME VE HİPOTEZLER

a) Dünya’da Sosyo Kültürel Gelişmeler


Dinsel , ahlaksal ve güzellik anlayışı yönünden ünyamız hızla değişmaktedir. Karşılıklı sosyo-kültürel ilişkilerin etkisi ile yirminci yüzyıl insanı gerek sosyal gerekse kişisel değerler açısından tamamen farklı bir hale gelecektir.(neyden tamamen farklı???)

Sosyo-kültürel değişimlerin başlıca nedenlerini şu olaylara bağlayabiliriz;

a) Demografik değişimler
b) Haberleşme araçları ve tekniğindeki gelişmeler.
c) Öğretim ve eğitim system ve yöntemlerindeki lerlemeler.
d) Düşünsel gelişme değişimler.







D) TEKNOLOJİK KOŞULLARA İLİŞKİN FAKTÖRLER VE STRATEJİK YÖNETİM

Teknolojik değişimler işletmenin amaçlarını gerçeştirmesi için birçok imkan sunduğu gibi işletmenin varlığını tehikeyede sokabilmektedir. Örneğin; transistörler, elektrikli arabalar, laser ışınları, verimli piller, minyatür bilgisayarlar yeni ekonomilerin doğuşuna neden olurken, birçok eski ürün ve hizmetler için tehlike oluşturmaktadır.
Bu nedenle strateji uzmanları ülke içinde ve ülke dışındaki teknolojik değişimleri yakından takip etmeli, işletme içinde yeni teknolojilerin uygulanmasına ilişkin tedbirler almalı ve uzmanlar yetiştirmelidir. Endüstrinin yenilik yapma potansiyelinin yanı sıra devletin yasal düzenlemeleri ve vergi politikaları teknolojik değişimleri hızlandır veya yerine göre yavaşlatıcı etki yapar.

Teknolojik değişimler endüstrinin her dalını aynı oranda etkilememektedir. Bazı sektörler daha az etkilenmektedir. Örneğin; uçak, silah, haberleşme araçları, elektrik ve elektronik arçları, ilaç ve hastahane endüstlerinde çalışan işletmeler ağç, mobilya, tekstil ve demir endüstlerinde çalışan işletmelere göre daha çok yeniliklerden etkilenmektedirler.

E) EKOLOJİK İNCELEME VE HİPOTEZLER

a) Genel Açıklamalar

Ekoloji; canlılarla doğa arasındaki ilşkileri inceleyen bilim dalıdır. Doğanın canlılar özelikle insanlar tarafından bilinçsizce kullanılması, doğa ile yaşam arasındaki dengenin bozulmasına neden olmuştur.

İnsanlığın, Sanayi Devrimine kadar doğanın dengesini bozmaya gücü yatmemeşti ancak bu devrimlerin arttığı günümüzde artan teknik araç ve gereçler doğanın dengesinin bozulmasına neden olmuştur. Teknik araç ve gereçlerin kullanıldığı fabrikaların artması canlıların yaşamını doğrudan etkileyen atmosferin ve suyun terkibini bozmakta , oksijen dengesini sağlayan doğal bitki örtüsünü ortadan kaldırmaktadır. Bu durum birçok ülke için geleceklerini tehdit edici birer tehlike olarak karşılarına çıkmaktadır. Başta ABD, İsveç ve İngiltere olmak üzere birçok ülke gerekli çalışmalara girişmişlerdir.

b) Hava Kirlenmesi ve Bozulması

Havadaki oksijen oranın diğer zehirli gazlar lehine azalması, hava kişrliliğinin başlıca nedenidir. Zehirli gazlar fabrikalardaki mal ve hizmet üretimi sırasında ve artan ulaşım araçları ve ısıtma tesisatlarının çalışması sonucunda meydana gelerek havaya karışmaktadır.
Zehirli gazların en tehkikelisi CO (karbon monoksit) gazıdır. Tedbir alınmadığı takdirde bu gazın havadaki oranının giderek artacağı tahmin edilmektedir. Hava kirlenmesinin başlıca nedenini sanayisel yanmalar oluşturur. Bu yanmalar sonucunda açığa çıkan diğer gazlar CO2 ve SO2 dir. Bunlar CO’ne göre daha az zehirleyicidir ancak havadaki oksijen oranını azaltmaktadırlar. Taşıtlar CO yanı sıra kurşun tetra etilena adı verilen çok zehirli bir gazın atmosfere karışmasına neden olmaktadırlar. Havanın kirlenmesine neden olan diğer önemli zehirli gazlar; nitrö, formol ve benzopiren dumanlarıdır. Zehirli ve zararlı gazların yanı sıra yavaş artmasına rağmen atmosferik radyoaktivite tehlikesinide bulundurursak dünyanın geleceğine iyimser açıdan bakmak pek de mümkün değildir.


c) Hava Kirlenmesi ve Bozulmasının Etkileri

Hava kirlenmesi bütün canlıların özellikle şehirlerde yaşayan insanların sağlığını tehlikeye sokmaktadır. Sanayileşme devrininden önce daha az rastalan solunum ve akciğer hastalıkları, kemik hastalıkları, kanser ve kardiyovasküler hastalıklar günümüzde hızlı bir artış göstermiştir. Ayrıca atmosferin kirlenmesi iklimlerin kararlığını bozmuş hatta bitkisel fotosentez süreci tehlikeye girmiştir.

Hava karışımındaki CO2 miktarının artması dünya sıcaklığının yükselmesine neden olmaktadır. Bu da; zamanla buzulların çözülmesine neden olacak, böylece deniz seviyeleri yükselecek ve dünya hızlı bir jeolojik değişime uğrayacaktır.

Oksijen miktarının azalması ve zararlı gazların atmosfere yayılması, atmosferin stratüsfer tabakasında oksijen molekülleri ve morötesi ışınların oluşturduğu ozon tabakasının azalmasına ve ortadan kalkmasına neden olmaktadır. Ozon tabakasının ortadan kalkması yaşam için çok zararlıolan ışınların dünyaya sızmasına neden olmaktadır.

d) Suların Kirlenmesi ve Bozulması

Suların kirlenmesi ve hatta azalması atmosferin kirlenmesi kadar önemlidir. Denizler gerek iş kesimlerinden gelen pis nehir suları gerekse kıyılarda yaşayan halk ve kurumlar tarafından sürekli olarak kirletilmektedir.

Su içerisindeki yaşamın devam edebilmesi için litresinde en azından 1.5 mg oksijen bulunması gereklidir. Aksi takdirde, su içerisinde yaşayan hayvanlarla, bitkisel ve bakteriyel yaşam olanaksızlaşacaktır. Birçok sanayileşmiş ülkede bu oranın altına düşmüş ve biyolojik yaşam tehlikeye girmiştir.

Irmak, göl ve deniz sularının kirlenmesine birde dünyadaki su miktarının azalması eklenince durum daha vahim hale gelmektedir. Halbuki günümüzde, gerek artan sanayi hayatında gerekse de nüfus artışı dolayısıyla suya olan ihtiyaç gün geçtikçe şiddetlenmektedir. Ormanlar su döngüsünü düzenleyen unsurlardır. Ormanların ortadan kalkması toprağın su biriktirme kapasitesinin büyük kısmını kaybetmesi anlamına gelir. Kaybolan orman ve bitki örtüsüyle birlikte yararlanılabilir su miktarında ve topraklardaki azalmalar insanlığın başlıca sorunları arasındadır.

e) Su Kirlenmesi ve Bozulmasının Etkileri

Suların zararlı maddeler tarafından bozulması oksijen dengesini sağlayan su bitkileri ve suda yaşayan mikroorganizmaların yok olmasına neden olmaktadır. Ayrıca su hayvanlarının yaşama olanaklarını ortadan kaldırmaktadır.

Bir insanın yaşamını devam ettirebilmesi için yılda ortalama 15 ton suya ihtiyaç vardır. İleri sanayi ülkelerinde bu miktar kişi başına 500 ile 1300 ton arasında değişmektedir. Gerekli su ihtiyacının artan nüfus hacmi ile yüksek miktarlara çıkması, insanlığın çok yakın gelecekte su kıtlığı ile başbaşa kalacağını göstermektedir.

f) Toprağın Kirlenmesi ve Bozulması

Toprak humus adı verilen geniş bakteriyel faaliyeti kapsayan ve 10 ile 40 cm kalınlığındaki bir örtüye sahiptir. Bu tabaka en üst tabaka olduğundan dış etmenlerden fazlasıyla zarar görür. Kısa zamanda tahrip edilebilen bu tabakanın tekrar oluşabilmesi için asırlar gerekmektedir.
Verimli toprak alanlarına yapılan fabrikaların zararlı atıklarının su ve hava kirlenmesinin de etkisiyle humus tabakasını bozması ve verimsizleştirmesi, ormanların ve doğal bitki örtüsünün ortadan kalkması ile erozyonun etkileri humus tabakasını tamamen ortadan kaldırması toprak bozulma ve kayıplarının başlıca nedenlerini oluşturur.

g) Toprağın Kirlenmesi ve Bozulmasının Etkileri

Asitli zehirli sular ve sanayi atıkları humus tabakasının oluşmasına neden olan faydalı bakteriler ve mikroorganizmaların ölümüne yol açmaktadır. Bu da toprağın doğal oluşumunu tehkikeye sokmaktadır.

Ormanların ve doğal bitki örtüsünün tahribi rüzgar, yağmur gibi olayların toprak üzerindeki etkisini artırmakta yani büyük ölçüde toprak kayıplarına neden olmaktadır.
Yararlanılabilir toprakların azlması bitki ve hayvan yaşamını tehlikeye sokmakta bu artan dünya nüfusunun beslenme sorunlarını bir kat daha artırmaktadır.

h) Ekolojik Dengenin Bozulması ve İşletmenin Stratejik Yönetimi

Doğal dengeyi bozucu bütün değişimler yeryüzündeki bütün canlıları tehdit etmektedir. Özellikle sanayi ülkelerinde bu soruna hukuksal çareler aranmaya başlanmıştır. Faaliyetleriyle doğal dengeyi bozan işletmeler hukuksal yönden ağır yaptırımlarla karşılaşmaktadır.
İşletmeler bu sorunu stratejik faaliyetlerini sınırlandırn önemli bir faktör olarak dikkate almalıdırlar. Hukuksal bir kısıtlama olmasa bile sosyal sorumluluk açısından dikkate almalıdırlar. Yeni girişilecek yatırımlarda alternatif yatırım olanaklarından çevreye hiç ya da en az zarar verecek tercihler seçilmelidir.

Tüm canlıların ve özellikle insanlığın geleceği için ekolojik değişimler,işletme faaliyetlerini stratejik açıdan sınırlayıcı önemli bir etmendir.

f) Hukuksal, Dinsel ve Ahlaksal İncelemer ve İşletmenin Stratejik Yönetimi

Devlet, işletme faaliyetlerini en fazla etkileyen organizasyondur. Meydana getirmiş olduğu hukuk düzeni ile işletme faaliyetlerini vergilendirir, sınırlamalar koyar, isteklendirir, sosyal ve ekonomik açıdan biçimlendirir. Hatta devlet bizzat iktisadi faaliyetlere girişerek işletmelerin karşısına rakip olarak çıkabilir.

Devlet düzenleyici ve yöneltici hükümleri vücuda getirip bizzat kendisi yürüttüğü gibi, hukuk düzeni gereğince kendisi tarafından veya özel olarak kurulan organizasyonlar kanalıyla da yürütür.

Hukuk kuralları ne kadar ayrıntıya girerse girsin birtakım boşluklar kalabilir. Bu boşlukları dinsel kurallar ve toplumun değer sisteminden oluşan ahlaksal kurallar oluştırur. Kutsal kitapların oluşturduğu din ve geleneklerin yarattığı ahlak kuralları hukkuk sisteminin büyük ölçüde tamamlayıcısıdır.

Dini bağlılık ile birtakım gelenek ve görenekleri bulunan toplum içinde faaliyette bulunmak zorunda kalan işletmeler, topluma kendilerini benimsetebilmek için toplum tarafından kabul edilen bu kurallara uymak zorundadır.
Kısaca diyebiliriz ki; gerek hukuksal düzen ve bu düzenin yarattığı organizasyonlar ve gerekse dinsel ve ahlaksal kurallar, stratejik planlamayı sınırlayan önemli etmenlerdir.




D) Teknolojik Koşullara İlişkin Faktörler Ve Stratejik Yönetim

Teknolojik değişimler işletmenin amaçlarını gerçeştirmesi için birçok imkan sunduğu gibi işletmenin varlığını tehikeyede sokabilmektedir. Örneğin; transistörler, elektrikli arabalar, laser ışınları, verimli piller, minyatür bilgisayarlar yeni ekonomilerin doğuşuna neden olurken, birçok eski ürün ve hizmetler için tehlike oluşturmaktadır.
Bu nedenle strateji uzmanları ülke içinde ve ülke dışındaki teknolojik değişimleri yakından takip etmeli, işletme içinde yeni teknolojilerin uygulanmasına ilişkin tedbirler almalı ve uzmanlar yetiştirmelidir. Endüstrinin yenilik yapma potansiyelinin yanı sıra devletin yasal düzenlemeleri ve vergi politikaları teknolojik değişimleri hızlandır veya yerine göre yavaşlatıcı etki yapar.

Teknolojik değişimler endüstrinin her dalını aynı oranda etkilememektedir. Bazı sektörler daha az etkilenmektedir. Örneğin; uçak, silah, haberleşme araçları, elektrik ve elektronik arçları, ilaç ve hastahane endüstlerinde çalışan işletmeler ağç, mobilya, tekstil ve demir endüstlerinde çalışan işletmelere göre daha çok yeniliklerden etkilenmektedirler.

E) Ekolojik İnceleme Ve Hipotezler

a) Genel Açıklamalar

Ekoloji; canlılarla doğa arasındaki ilşkileri inceleyen bilim dalıdır. Doğanın canlılar özelikle insanlar tarafından bilinçsizce kullanılması, doğa ile yaşam arasındaki dengenin bozulmasına neden olmuştur.

İnsanlığın, Sanayi Devrimine kadar doğanın dengesini bozmaya gücü yatmemeşti ancak bu devrimlerin arttığı günümüzde artan teknik araç ve gereçler doğanın dengesinin bozulmasına neden olmuştur. Teknik araç ve gereçlerin kullanıldığı fabrikaların artması canlıların yaşamını doğrudan etkileyen atmosferin ve suyun terkibini bozmakta , oksijen dengesini sağlayan doğal bitki örtüsünü ortadan kaldırmaktadır. Bu durum birçok ülke için geleceklerini tehdit edici birer tehlike olarak karşılarına çıkmaktadır. Başta ABD, İsveç ve İngiltere olmak üzere birçok ülke gerekli çalışmalara girişmişlerdir.

b) Hava Kirlenmesi ve Bozulması

Havadaki oksijen oranın diğer zehirli gazlar lehine azalması, hava kişrliliğinin başlıca nedenidir. Zehirli gazlar fabrikalardaki mal ve hizmet üretimi sırasında ve artan ulaşım araçları ve ısıtma tesisatlarının çalışması sonucunda meydana gelerek havaya karışmaktadır.
Zehirli gazların en tehkikelisi CO (karbon monoksit) gazıdır. Tedbir alınmadığı takdirde bu gazın havadaki oranının giderek artacağı tahmin edilmektedir. Hava kirlenmesinin başlıca nedenini sanayisel yanmalar oluşturur. Bu yanmalar sonucunda açığa çıkan diğer gazlar CO2 ve SO2 dir. Bunlar CO’ne göre daha az zehirleyicidir ancak havadaki oksijen oranını azaltmaktadırlar. Taşıtlar CO yanı sıra kurşun tetra etilena adı verilen çok zehirli bir gazın atmosfere karışmasına neden olmaktadırlar. Havanın kirlenmesine neden olan diğer önemli zehirli gazlar; nitrö, formol ve benzopiren dumanlarıdır. Zehirli ve zararlı gazların yanı sıra yavaş artmasına rağmen atmosferik radyoaktivite tehlikesinide bulundurursak dünyanın geleceğine iyimser açıdan bakmak pek de mümkün değildir.


c) Hava Kirlenmesi ve Bozulmasının Etkileri

Hava kirlenmesi bütün canlıların özellikle şehirlerde yaşayan insanların sağlığını tehlikeye sokmaktadır. Sanayileşme devrininden önce daha az rastalan solunum ve akciğer hastalıkları, kemik hastalıkları, kanser ve kardiyovasküler hastalıklar günümüzde hızlı bir artış göstermiştir. Ayrıca atmosferin kirlenmesi iklimlerin kararlığını bozmuş hatta bitkisel fotosentez süreci tehlikeye girmiştir.

Hava karışımındaki CO2 miktarının artması dünya sıcaklığının yükselmesine neden olmaktadır. Bu da; zamanla buzulların çözülmesine neden olacak, böylece deniz seviyeleri yükselecek ve dünya hızlı bir jeolojik değişime uğrayacaktır.

Oksijen miktarının azalması ve zararlı gazların atmosfere yayılması, atmosferin stratüsfer tabakasında oksijen molekülleri ve morötesi ışınların oluşturduğu ozon tabakasının azalmasına ve ortadan kalkmasına neden olmaktadır. Ozon tabakasının ortadan kalkması yaşam için çok zararlıolan ışınların dünyaya sızmasına neden olmaktadır.

d) Suların Kirlenmesi ve Bozulması

Suların kirlenmesi ve hatta azalması atmosferin kirlenmesi kadar önemlidir. Denizler gerek iş kesimlerinden gelen pis nehir suları gerekse kıyılarda yaşayan halk ve kurumlar tarafından sürekli olarak kirletilmektedir.

Su içerisindeki yaşamın devam edebilmesi için litresinde en azından 1.5 mg oksijen bulunması gereklidir. Aksi takdirde, su içerisinde yaşayan hayvanlarla, bitkisel ve bakteriyel yaşam olanaksızlaşacaktır. Birçok sanayileşmiş ülkede bu oranın altına düşmüş ve biyolojik yaşam tehlikeye girmiştir.

Irmak, göl ve deniz sularının kirlenmesine birde dünyadaki su miktarının azalması eklenince durum daha vahim hale gelmektedir. Halbuki günümüzde, gerek artan sanayi hayatında gerekse de nüfus artışı dolayısıyla suya olan ihtiyaç gün geçtikçe şiddetlenmektedir. Ormanlar su döngüsünü düzenleyen unsurlardır. Ormanların ortadan kalkması toprağın su biriktirme kapasitesinin büyük kısmını kaybetmesi anlamına gelir. Kaybolan orman ve bitki örtüsüyle birlikte yararlanılabilir su miktarında ve topraklardaki azalmalar insanlığın başlıca sorunları arasındadır.

e) Su Kirlenmesi ve Bozulmasının Etkileri

Suların zararlı maddeler tarafından bozulması oksijen dengesini sağlayan su bitkileri ve suda yaşayan mikroorganizmaların yok olmasına neden olmaktadır. Ayrıca su hayvanlarının yaşama olanaklarını ortadan kaldırmaktadır.

Bir insanın yaşamını devam ettirebilmesi için yılda ortalama 15 ton suya ihtiyaç vardır. İleri sanayi ülkelerinde bu miktar kişi başına 500 ile 1300 ton arasında değişmektedir. Gerekli su ihtiyacının artan nüfus hacmi ile yüksek miktarlara çıkması, insanlığın çok yakın gelecekte su kıtlığı ile başbaşa kalacağını göstermektedir.

f) Toprağın Kirlenmesi ve Bozulması

Toprak humus adı verilen geniş bakteriyel faaliyeti kapsayan ve 10 ile 40 cm kalınlığındaki bir örtüye sahiptir. Bu tabaka en üst tabaka olduğundan dış etmenlerden fazlasıyla zarar görür. Kısa zamanda tahrip edilebilen bu tabakanın tekrar oluşabilmesi için asırlar gerekmektedir.
Verimli toprak alanlarına yapılan fabrikaların zararlı atıklarının su ve hava kirlenmesinin de etkisiyle humus tabakasını bozması ve verimsizleştirmesi, ormanların ve doğal bitki örtüsünün ortadan kalkması ile erozyonun etkileri humus tabakasını tamamen ortadan kaldırması toprak bozulma ve kayıplarının başlıca nedenlerini oluşturur.

g) Toprağın Kirlenmesi ve Bozulmasının Etkileri

Asitli zehirli sular ve sanayi atıkları humus tabakasının oluşmasına neden olan faydalı bakteriler ve mikroorganizmaların ölümüne yol açmaktadır. Bu da toprağın doğal oluşumunu tehkikeye sokmaktadır.

Ormanların ve doğal bitki örtüsünün tahribi rüzgar, yağmur gibi olayların toprak üzerindeki etkisini artırmakta yani büyük ölçüde toprak kayıplarına neden olmaktadır.
Yararlanılabilir toprakların azlması bitki ve hayvan yaşamını tehlikeye sokmakta bu artan dünya nüfusunun beslenme sorunlarını bir kat daha artırmaktadır.

h) Ekolojik Dengenin Bozulması ve İşletmenin Stratejik Yönetimi

Doğal dengeyi bozucu bütün değişimler yeryüzündeki bütün canlıları tehdit etmektedir. Özellikle sanayi ülkelerinde bu soruna hukuksal çareler aranmaya başlanmıştır. Faaliyetleriyle doğal dengeyi bozan işletmeler hukuksal yönden ağır yaptırımlarla karşılaşmaktadır.
İşletmeler bu sorunu stratejik faaliyetlerini sınırlandırn önemli bir faktör olarak dikkate almalıdırlar. Hukuksal bir kısıtlama olmasa bile sosyal sorumluluk açısından dikkate almalıdırlar. Yeni girişilecek yatırımlarda alternatif yatırım olanaklarından çevreye hiç ya da en az zarar verecek tercihler seçilmelidir.

Tüm canlıların ve özellikle insanlığın geleceği için ekolojik değişimler,işletme faaliyetlerini stratejik açıdan sınırlayıcı önemli bir etmendir.

f) Hukuksal, Dinsel ve Ahlaksal İncelemer ve İşletmenin Stratejik Yönetimi

Devlet, işletme faaliyetlerini en fazla etkileyen organizasyondur. Meydana getirmiş olduğu hukuk düzeni ile işletme faaliyetlerini vergilendirir, sınırlamalar koyar, isteklendirir, sosyal ve ekonomik açıdan biçimlendirir. Hatta devlet bizzat iktisadi faaliyetlere girişerek işletmelerin karşısına rakip olarak çıkabilir.

Devlet düzenleyici ve yöneltici hükümleri vücuda getirip bizzat kendisi yürüttüğü gibi, hukuk düzeni gereğince kendisi tarafından veya özel olarak kurulan organizasyonlar kanalıyla da yürütür.

Hukuk kuralları ne kadar ayrıntıya girerse girsin birtakım boşluklar kalabilir. Bu boşlukları dinsel kurallar ve toplumun değer sisteminden oluşan ahlaksal kurallar oluştırur. Kutsal kitapların oluşturduğu din ve geleneklerin yarattığı ahlak kuralları hukkuk sisteminin büyük ölçüde tamamlayıcısıdır.

Dini bağlılık ile birtakım gelenek ve görenekleri bulunan toplum içinde faaliyette bulunmak zorunda kalan işletmeler, topluma kendilerini benimsetebilmek için toplum tarafından kabul edilen bu kurallara uymak zorundadır.
Kısaca diyebiliriz ki; gerek hukuksal düzen ve bu düzenin yarattığı organizasyonlar ve gerekse dinsel ve ahlaksal kurallar, stratejik planlamayı sınırlayan önemli etmenlerdir.
__________________
Kul Köle Olma İşini Yap,Kedi Gibi Pusma Ayağa KALK!!!
-------------------------------------------




iletişim:

deltri@sanalkampus.o rg
deltri Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla deltri isimli üyenin yazdığı bu Mesajı değerlendirin.
Cevapla

Tags
genel cevre analizi


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Saat 02:06 PM


Powered by vBulletin Version 3.7.3
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.2.0
http://www.puzzletr.com
Inactive Reminders By Icora Web Design

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385