Sanalkampus Türkiyenin ilk Sanal Kampüsü -  

Geri git   Sanalkampus Türkiyenin ilk Sanal Kampüsü - > Nekadar İlginç > İlginç Videolar Resimler Yazılar > Bunları biliyor musunuz?

Bunları biliyor musunuz? Hertürlü yanlış bilinen ya da bilinmeyen ilginç paylaşımlarınız buraya

Konuyu değerlendir - Duyulara Uyum.
(0)
Değerlendirme: Toplam 0 oy almıştır, ortalama Değerlendirmesi puandır.

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 04.02.08, 01:09 AM   #1 (permalink)
Mega Üye
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jan 2008
Nerden: istanbul
Mesajlar: 525
Karizma
Rep Gücü : 1596
Rep Puanı : 158912
Rep Seviyesi : Saba Aslan has a reputation beyond reputeSaba Aslan has a reputation beyond reputeSaba Aslan has a reputation beyond reputeSaba Aslan has a reputation beyond reputeSaba Aslan has a reputation beyond reputeSaba Aslan has a reputation beyond reputeSaba Aslan has a reputation beyond reputeSaba Aslan has a reputation beyond reputeSaba Aslan has a reputation beyond reputeSaba Aslan has a reputation beyond reputeSaba Aslan has a reputation beyond repute
İletisim
Duyulara Uyum

Tıp Fakültesi’nde talebeyken, birkaç arkadaşla aynı evde kalıyorduk. Gece geç saatlere kadar ders çalıştığımız için, sabahları ancak saat kurarak uyanabiliyorduk. Önceleri saatin ziliyle kolayca uyanabilirken, zamanla sesine alıştığımız için, uzun süre çalmasına rağmen saatle kalkamaz hâle geldik. Erken uyanan bir arkadaşımız, diğerlerini, yüzlerine su serperek uyandırıyordu. Bazı arkadaşlar, suyun serinliği ile daha rahat uyanıyordu. Bu hususu aramızda, ‘suyun kaldırma kuvveti’ şeklinde lâtife konusu yapıyorduk. Ancak suyun soğukluğuna alışan bir arkadaşımız, ‘kaldırma kuvveti’ne(!) bile direniyordu. Suların kesildiği bir gece, yatarken musluklardan birini açık unutmamız sebebiyle sabaha doğru evi su basmıştı. Evin içindeki su seviyesinin epey yükseldiği bir anda ben uyandım ve diğer arkadaşları uyandırdım. Suyun kaldırma kuvvetine aldırmayan arkadaş, o gün yer yatağında yatmasına rağmen, bir türlü uyanmıyordu. Yükselen sular, sağına döndüğünde sağından burnuna doluyor; nefes alamayıp soluna döndüğünde de, o taraftan burnuna doluyordu. Arkadaşımız uykusunda büyük rahatsızlık yaşamasına rağmen, bir türlü uyanamıyordu.

Yukarıdaki hikâyecikte anlatıldığı gibi, sinir sistemi; sürekli işittiği, dokunduğu, kokladığı şeylere bir müddet sonra alışacak mahiyette yaratıldığından, insanlar bazı şeyleri zamanla işitmez, hissetmez hâle gelir. Buna tıp dilinde ‘duyulara uyum’ denir. Çok kötü kokan bir mekâna işimiz icabı girmek mecburiyetinde kaldığımızda, kokuyu önce şiddetli olarak hissetmemize rağmen, kısa süre sonra bu kötü kokudan rahatsızlığımızın azalması ve gözlük kullanan kişilerin, gözlerine takılı gözlüğü bazen ‘gözlüğümü kaybettim’ düşüncesiyle farklı yerlerde araması ‘duyulara uyum’a misâl verilebilir.

Yazının başındaki hikâyecikte ev arkadaşımızın uyumu, normale göre biraz fazla olmasına karşılık, gözlük kullananların, gözlüğü sürekli burunlarının üstünde hissetmelerinin doğuracağı sıkıntı (gözlük kısa bir süre sonra kullanan kişiye tonlarca ağırlığa ulaşmış gibi sıkıntı verebilir) nazar-ı dikkate alındığında ‘duyulara uyum’un Kadîr-i Alîm’in bizlere ne büyük bir lütfu olduğu daha iyi anlaşılır.

Uyum olmasaydı
Mahiyetimize uyum kâbiliyeti yerleştirilmeseydi, hem beynimiz gereksiz bilgilerle meşgul edilecek, hem de vücudumuza dokunmalardan sürekli rahatsızlık duyacaktık. Duyuları algılayan hücrelere ‘alıcı hücreler’ (reseptörler) denir. Derideki dokunmayı algılayan hücrelerin büyük kısmında, uyum mükemmeldir. Meselâ giyinirken, çamaşırın tenimize ilk dokunuşunu hissederiz. Ancak çamaşırın yol açtığı bu dokunma hissi daha sonra kaybolur. Eğer deriye yapılan her dokunma sürekli hissedilseydi bu, insanlar için çok zor bir durum olurdu. Nitekim, bazı hastalarda duyulara uyum kaybolmakta ve bu durum, onlar için gerçek bir azaba dönüşmektedir. Bazı hastalarda da, tam tersine, dokunma duyusuna aşırı hassasiyet (hipersensitivite) ortaya çıkmakta, kişi tenine çamaşırın dokunmasından bile şiddetli bir acı ve ızdırap hissetmektedir. Tıp dilinde ‘nöropatik ağrı’ denen bu rahatsızlığın tedavisi çok zordur. Hasta, kanser ağrısına benzer şiddetli ağrılar duyar. Bilim adamları hâlen bu ağrıyı dindirmeye mâtuf araştırmalara devam etmektedir.

Uyum nasıl gerçekleşir?
Uyum mekanizması, her duyu için farklı bir mekanizma üzerinden ortaya çıkarılır. Dokunma, reseptör hücrelerinin sitoplâzmasında bir sıvı hareketine yol açar. Bu hareket hücre tarafından algılanır ve beyne elektrik sinyalleri şeklinde iletilir. Ancak dokunma devam etmesine rağmen, bir müddet sonra reseptör hücresindeki sitoplâzma hareketi durdurulur ve beyne sinyal gönderilmez; dolayısıyla kişi artık dokunmayı hissetmez. Ancak dokunma ortadan kalkarken reseptör hücresinin sitoplâzmasında tekrar bir sıvı hareketi meydana getirilir ve bu defa, beyne gönderilen yeni sinyal ‘dokunma bitti’ şeklinde algılanır. Kısacası, uyum olan hücrelerde, sadece dokunmanın başlangıcı ve kaldırılması beyne bildirilir. Arada dokunma devam etmesine rağmen, beyin (daha doğrusu ruh) bu gereksiz bilgi ile rahatsız edilmez. Dokunma duyusuna uyum işleminde, çok sayıda farklı tip reseptör vazife almakla birlikte, bunlardan altısı iyi araştırılmış ve isimlendirilmiştir. Uyum, bütün reseptörlerde aynı derecede değildir; bazılarında hızlı ve ileri seviyede, bazılarında yavaş ve zayıftır, bazılarında ise hiç yoktur. Meselâ saçların bulunduğu derideki dokunma reseptörlerinde (Merkel Diskleri) uyum daha az, ağrı gibi bazı duyularda ise uyum hiç yoktur. Ayrıca, derinin alt tabakalarında, derin organlarda ve eklem kapsülünde bulunan bazı reseptörlerde (Ruffini cisimcikleri) uyum çok az olur. Bunlar uyum olmaması gereken ağırlık ve basınç sinyallerini iletirler. Eklem kapsülünde bulunan ağırlık ve basınç reseptörleri, eklemin açısını (dönme derecesini) algılama işiyle vazifelidir. Beynimiz, bu alıcılardan sürekli olarak eklemlerimizin hangi açıda olduğu bilgisini alır ve iskelet kaslarına hareket emirleri gönderirken bu bilgileri devamlı kullanır. Şuurumuz dışında aksamadan gerçekleştirilen bu mükemmel işlemlerle bizler yürüyebilir ve denge gerektiren hareketleri kusursuzca yapabiliriz. Eklem açı bilgisi, beyin tarafından sürekli bilinmeseydi, inşaat işçiliği gibi hassas denge gerektiren işler rahat yapılamazdı.

Çeşitli duyularda uyum
Görmede uyum (akkomodasyon): Görme ile ilgili uyum, dokunma uyumundan farklıdır. Bir cisme bakmaya devam edersek, görmeye de devam ederiz. Bu mânâda bir alışma ve görmenin sonlanması yoktur. Bu da, Rabb’imizin bizlere bir başka lütfudur. Görmede dokunmadakine benzer bir uyum olsaydı, bu takdirde yürüme, okuma, oturma, kalkma ve denge gerektiren birçok faaliyeti yapamazdık. Rahmeti Sonsuz, gözümüze yaptığı vazifelere uygun farklı uyumlar yerleştirmiştir:

Uzağa-yakına uyum: Bir cismi uzaktan yakına veya yakından uzağa hareket ettirmemize rağmen görmeye devam ederiz. Cismin uzaklığı değişmesine rağmen görmemiz bozulmaz. Bu işler, göz merceğinin şeklinin değiştirilmesi veya merceğin retinaya yakınlaştırılıp uzaklaştırılması gibi optik prensipler çerçevesinde her baktığımız yere göre otomatik olarak yürütülür.

Aydınlığa-karanlığa uyum: Karanlıktan aydınlığa veya aydınlıktan karanlığa geçişlerde gözümüz yeni duruma uyum sağlar. Bu uyum esnasında da görme derecesi bir milyon kat artırılıp azaltılarak, karanlık ve aydınlıkta görme sağlanabilir. Retinadaki koni ve çubuk şeklindeki ışık alıcıların (foto reseptör) bu faaliyetleri de, akılları durduracak sonsuz bir ilim ve kudret ile yürütülür. retina,koni,görme,do kunma,

Kokuda uyum: Burunda bulunan koku reseptörleri, kötü koku ile karşılaşmanın ilk saniyesinde ona % 50 uyum sağlarlar. Böylece ilk karşılaşmada hissedilen kesif kötü koku hemen kaybolur. Ancak kötü kokuya mâruz kaldıktan bir dakika sonra, beyinden burun sinirlerine gelen emirlerle kokunun algılanması hemen tamamen ortadan kaldırılır. Çöpçü veya temizlikçi olarak mezbaha veya kanalizasyon gibi işlerde çalışan insanlar, bir rahmet eseri olarak, kötü kokudan diğer insanlar kadar rahatsız olmazlar.

Tat duyusunda uyum: ‘Tatma’ fiilinden en geç bir dakika sonra, tat uyumu gerçekleşir. Ancak bir rahmet eseri olarak Kadîr-i Alîm, acı tat veren maddeler için uyum kabiliyetini çok az yaratmıştır. Çünkü tabiatta bulunan acı maddelerin çok büyük bir kısmı, insan vücudu için zehir hükmündedir. Dolayısıyla bebekler bile zehir ihtiva eden maddeleri bilmeden ağızlarına aldıklarında, acılıkları sebebiyle hemen ağızlarından çıkarırlar, böylece zehirlenmekten kurtulurlar.

Sıcaklık duyusuna uyum: Âni sıcaklık değişikliğinde soğuk ve sıcak reseptörleri şiddetle uyarılır, yarım veya bir dakika içinde uyarılma şiddeti gittikçe azalarak uyum ortaya çıkar. Ancak % 100 uyum yoktur. Zîrâ reseptörler, hem âni değişiklikleri hem de sürekli durumları algılarlar. Unutmayalım ki, hem aşırı sıcak hem de aşırı soğuk vücut için zararlıdır. Bu duyumuzda uyumun az veya sınırlı olması da, bir başka ikrâm-ı ilahîdir.


İşitmede uyum: Gürültülü bir ortama ilk girdiğimizde, aşırı sesten rahatsız oluruz. Ancak orta kulakta bulunan iki minik kasımız, rahmetin bir tecellisi olarak kasılır ve konuşma sesi dışındaki sesleri maskeleyerek onların iç kulağa iletilmesini engeller. Gürültülü ortamda çalışan işçiler de, sanki gürültüyü hiç duymuyorlarmış gibi, çalışmalarına devam ederler.

Ağrıya uyum: Rabb’imizin bir ikrâmı olarak ağrı duyusunda uyum yoktur. Ağrıya uyum olsaydı, rahatsızlığı teşhis ve tedavi edemeden hastaları kaybederdik. Mide kanaması veya apandis olan bir hastanın ağrıya uyumu olsaydı, hastaneye yetiştiremeden ağrısı geçer ve tedaviye ihtiyacı kalmadığı düşünülebilirdi; ancak hastalık devam ettiğinden bir müddet sonra patlayan apandis sebebiyle ölüm ihtimali artardı. Birçok insan, duyulara uyum gibi mükemmel bir mekanizmanın farkında değildir. Bütün bu misâller, yaşarken karşılaştığımız değişik durumları değerlendirmede duyularımıza bahşedilen mekanizmaların, aklî ve ruhî melekelerimizin çalışma şekline ne kadar uyumlu olduğu, dolayısıyla insanın bir bütün olarak yaratıldığı hakikatini ortaya koyuyor. Böyle bir nimetten mahrum yaratılsaydık, hayatımız açısından tehlike arz eden birçok değişikliğin farkında olamayacak ve rahatsız edici çevre şartlarının sıkıntısını çekecektik.
Saba Aslan Çevrimiçi  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla Saba Aslan isimli üyenin yazdığı bu Mesajı değerlendirin.
Cevapla

Bookmarks

Tags
agri, algilar, bebekler, burun, gorme, isitme, koku, kulak, mebaha, rabbimiz, rahmet, reseptorler, tabiat, tat, tedavi, teshis, uyum, zehir


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı

Benzer Konular
Konu Yazan Forum Cevaplar son Mesaj
başak burcu uyum tablosu SanaLKampuS Başak Burcu 24 Ağustos - 23 Eylül 1 25.06.08 11:28 PM
koç burcu uyum analizi SanaLKampuS Koç Burcu 21 Mart - 20 Nisan 2 13.12.07 01:14 AM
OGLAK BURCU UYUM ANALİZİ SanaLKampuS Oğlak Burcu 23 Aralık - 20 Ocak 2 19.10.06 01:23 PM
BALIK BURCU UYUM ANALİZİ SanaLKampuS Balık Burcu 20 Şubat - 20 Mart 0 07.10.06 12:13 AM
yay burcu uyum tablosu SanaLKampuS Yay Burcu 23 Kasım - 22 Aralık 0 06.10.06 11:56 PM


Saat 01:32 PM


Powered by vBulletin Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.2.0
http://www.puzzletr.com

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386