![]() |
| | #1 (permalink) |
| Super Moderator ![]() ![]() | O - 3 yaş eğitimi veren bir ana okulu sahibesi, yeni bir kayıt yapmak için, aynı zamanda yazar olan doktorunu da kendine referans göstererek şöyle diyordu: "On sekiz aylık T.'yi bize gönderin, biz ona özel olarak tuvalet eğitimi vereceğiz". T'nin ailesine ,bu teknik, önce olabilir ve bilimsel bir "teknik" gibi geldi. Oysa olabilir miydi böyle bir teknik müdahale? Tuvalet eğitimi gibi insanoğlunun nörolojik ve fizyolojik gelişiminin önderliğinde giden bir gelişim mücadelesinde "müdahale" doğal bir eylem midir? Birçok kez bir çok yerde söylediğimiz gibi, böylesi eğitimsel araya girmeler, bir demokrasi sistemi oturtmaya çalışırken yapılan askeri müdahaleler gibidir, gelişime, tuvalet eğitimi öznelinde bireysel gelişime atılan darbedir. Psikoanajistlere göre de birçok nevrozun kökeninde tuvalet eğitiminde yapılan yanlışların izi görünür. Tuvalet eğitimi ile anlatılmak istenen çocuğun bir an önce bez masrafını yok etmek ve altını açmak sıkıntısından kurtulmaksa bunu kabullenmek gerekir ve bu kabulün aileye yeni sıkıntılar getirdiğini içeren bir "kabul" olduğunu da reddetmemek gerekir. Amerikan araştırmalarına göre "tuvalet eğitimi" alanlar ile almayanlar arasında eğitimi almak bakımından hiçbir fark çıkmamıştır. Çocuğun yeterli bedensel olgunluğa ulaşmadan alacağı tuvalet eğitiminden daha ala ortaçağ yetişkin bakışının bir örneği olamaz. Çocuğa örnek olacak, onun taklit edebileceği davranışları yapan yetişkinlerin, sıkıştıkları zaman tuvalete gittiklerini, yatmadan önce altının açıldığında olayların nedenlerini anlayacak durumdadır. Onu zorlamadan, sonuç beklemeden kendi tuvalet zamanlarında tuvalete tutmak da bir yöntemdir ama bu yöntem ısrarcı bir ailenin elinde hemen bir zorlama yöntemine dönüşebilir. Zaten bu anlamda yollar ikiye ayrılıyor, ancak yinelememiz gerekiyor ki çocuk ailenin aynasıdır. Çocuk ile iletişim kurulduğunda onunla bebekliğinden başlayarak arkadaşça ve bireyselliğine saygılı oldukça başarı gelecektir. Çocuğun nörolojik gelişimi biraz arkadan geliyor diye iki buçuk yaşında bir çocuk altına kaçırdığında paniğe kapılmak, çocuğun değil yetişkinin psikolojik sorunlu olduğunu gösterir. Bazen çocuğun kendinin dolaysız olarak yetişkinleri taklit etmesi klozete kendisinin oturması ile başlar. Böyle bir başlangıcın olabilmesi için de dokuz aylık bir çocuğun emekleyerek tuvalete girenleri gözlemlemesi gerekebilir, bu nedenle ona hijyen şartlarda gözlem olanağının verilmesi gerekir. Tuvalet eğitiminin ya da çocuğun olgunluğa ulaştığı durumlarda sıkıştığının anlaşılması ile ona yardım edilebilir, zaman zaman anımsatılabilir. Böylesi bir dönemde de okul öncesi bir eğitim yolu ile çeşitli öğrenmelerle, hem sosyalizasyonla gelen eğitimde çocuk kendini grup havasına alıp ailesi dahi farkına varmadan hızla tuvalet eğitimi alabilir. Aşırı koruma yapan ailelerde görülen önemli yanlışlardan biri, çocuk olgunluğa ulaştığı halde kesin bir biçimde çocuğun tuvalet sorunu ile ilgilenmek ve olabildiğince uzun bir süre çocuğun altını bezlemektir. Küçük B bunlardan biridir. Babası bir eczane sahibi eski bir kalfa, annesi bir şirkette sekreter olan B.'nin bir de onu çok seven, birlikte oturdukları bir ninesi vardır. B. dört yaşına girmiştir ama çocuğun doktorunun da dikkatini çekecek biçimde sosyal gelişimi geri kalmıştır. B. ninesinin pamuk elleri altında bulunup ninesinin altını bezlemesi ile yaşayıp gitmektedir. Ancak poposunu da ninenin unutkanlığı yüzünden pişiklerden kurtaramamaktadır. Yaz döneminde kayıt olan B. tek kat penye şortlarla dolaşmaya başladığında şort tüketimi yüksekti, aileden önce şikayet geldi ancak mevsimin yaz olması "üşüyecek" gibi bir mazerete izin vermediği için bir süre sonra grup arkadaşlarının arasında tuvalete gidenleri görerek onlarla tuvalete gitti ve poposunu pişiklere bulayan bezlerden kurtuldu. |
| | |
| | #2 (permalink) |
| Super Moderator ![]() ![]() Join Date: May 2007 Kullanıcı No: 5013
Posts: 4.384
: 311 Rep Puanı : 745608 Rep
Seviyesi : ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | --->: Çocuklarda Tuvalet eğitimi Aşırı koruma, tuvalet eğitimi konusunda çocuğu rahat bırakma anlamına gelmiyor. Tabii eğtiimsizliğin insanı bağımlılığa getirmenin, kendi işini yapabilecekken, kendine yetecekken önüne set çekmenin savunulabilecek bir yanı var mı? Bir diğer yardımcı öğenin de mevsim zamanlaması olduğunu söylemeliyiz. İki yaşa yaklaştıklarında hiç olmazsa günde iki üç saat yaşıtları ile olmak tuvalet eğitiminin içerdiği tüm gelişim yelpazesi için gereklidir. Unutmayın, tuvalet eğitiminde baskı yaparsanız ve hele hele çocuk buna tepki verdiğinizi öğrenmiş ise artık onun eline bir silah da vermiş olabilirsiniz. Tüm çocuklar bu silahı kullanmaz ama bazılarının canına tak etmiş olabilir ve sizi çişle manipüle etme konusunda tereddüt etmezler. Aslında çiş ve kaka ile tepki veren çocuklar genellikle haklıdır. Yetişkinler ona fazla bir şans bırakmamışlardır. Bazen çocuk kaka ile tepkisini belirtir. Bu genellikle daha duygusal bir durumdur. Kaka ile tepki genellikle baba özlemlerinde olur. Bu tip tepkiye "kaptan çocuğu sendromu" bile diyenler vardır. Anne baba ayrılıklarında, ailede geçimsizlik olduğu bir ortamda babanın uzun iş seyahatlerinde, baba ölümlerinde, aşırı koruma altında büyümüş çocukların sosyalizasyon ortamına girmesi ile bazı çocuklar dışkıları ile tepki verirler. Tuvalet eğitimini aldığı halde tepki veren çocuğa bağırmak, kızmak, ona kötü sözler söylemek anlamsız ve dahası anlayışsızca bir davranış olacaktır. Böylesi bir tepki uzun süreli de olmaz. Babası erken yaşta cilt kanserine yakalanarak vefat eden S.'nin aynı zamanda dostu olan bu tatlı adamı yitirmesi ile dünyaya verdiği tepki tuvalet eğitimini tamamen unutmak olmuştu. Aile bireylen birden paniğe kapıldılar. Ama evdeki yas havasının dağılması, ve yetişkinlerin günlük yaşantısı içine girmeleri ile S. de ölümü kabullendi. Böylece arkadaşları arasında kabul görerek "kakalı" S. olmaktan vazgeçti ve normale döndü. Böylesi bir tepki S. gibi duyarlı bir çocukta oluşabilirdi. Yaşamının en ağır bu olayında tepkisi "ben bu dünyanın içine ederim" olmuşsa buna da pek şaşmamak gerekli. Bazen de küçük tuvalet yoluyla tüm dünyaya olan tepki ileri yaşlara kadar sarkar. Çocukluğu zor koşullardan geçmiş, doğum anından başlayarak kötü iletişim bombardımanı altında kalmış gençlerin çoğunda da enürez görülür. Yoğunlukla uçucu ve diğer maddeleri kullanan ve sokakta küçük yaşlardan beri yaşayan ergin ve ergen gençlerin kaldığı bir eğitim kurumunda gözlemlenen enürezln ya da alta kaçırmaların aile ile birliktelik süresi ile ters orantılı olmasıdır. Bir başka deyişle doğumundan başlayarak ailesini görememiş veya kötü de olsa ailesi ile az kalmış çocuklarda sık aralıklı ve daha zor sağaltılabilir altını ıslatmalara rastlanmaktadır. Babası ölen S.'nin duygusallığı gibi insan yavrusu yaşadığı zor koşulları küçük tuvaletini sık sık yaparak dile getirir. Yetiştirme yurtları ve çocuk yuvalarında enürezln en çok görüldüğü kesim ailesini hiç görmemiş ya da çok az görmüş olan kesimdir, sokak çocukları olarak adlandırılmış, önemli bir bölümü yetiştirme yurtlarından atılmış, kaçmalardan dolayı yetiştirme yurtlarındaki hakları yanmış ve tiner kullanan kesim içinde de enürez yüzde beşlik genel oranın çok üstüne, yüzde kırklara kadar tırmanmıştır. Alfred Adler enürez konusunda çok uğraşmıştır. Önce enürezin omirilikte veya bu bölgedeki kalıtsal bir hastalıkla ilgili olduğunu düşünen Adler, çocuklarla iletişim kurdukça idrar kaçırmanın yetişkinlerle bir iletişim yolu olduğunu düşünmeye başlamıştır. Annesi boşanmış, büyükanne ve babası ile birlikte oturan, lider rolü benimseyen çocukların enüreze daha içli dışlı olduğunu görünce kalıtsal hastalıkların ve şüphelendiği mesane bozukluklarının ikincil orgaik nedenler olduğunu düşünmeye başlamıştır. Eğitimcilere gelen enüretik sorunların birçoğu hekimler tarafından mıncık mıncık edilmişlerdir. Toplu gruplar arasında enüretik çocukların ortak özellikleri diğer çocuklardan daha içe dönük olmaları, pratik yeteneklerinin diğerlerine oranla daha yüksek olması ve duygusal toleranslarının daha düşük olmasıdır ki bu bulgular Ad-ler'inkiyle paralellikler gösterir. Enürez üstüne bunca konuştuktan sonra şunu kesinlikle belirleyelim ki; altına kaçırmalarından dolayı çocuğu beş yaşına dek enürez belirtileriyle üzmek, ona yüklenmek sakıncalıdır. Duyarlı bir eğitimci, öğrencisinin alta kaçırmasının aile ile kurulan olumsuz iletişim nedeniyle mi, sınıftaki sosyalizasyon ortamındaki olumsuzluklar nedeniyle mi oluştuğunu saptayacak ve çocuğun ailesini yönlendirerek endişeye kapılmadan soruna çözüm getirebilecektir. |
| | |
![]() |
| Tags |
| cocuklarda, egitimi, tuvalet |
| Currently Active Users Viewing This Thread: 1 (0 members and 1 guests) | |
| Thread Tools | |
| Display Modes | |
| |
Similar Threads | ||||
| Thread | Thread Starter | Forum | Replies | Last Post |
| Çocuklarda solunum bozuklukları | Chaos™ | Bebek ve Çocuk | 0 | 06.02.08 02:05 |
| Çocuklarda Davranış Bozuklukları | periyim | Bebek ve Çocuk | 0 | 04.02.08 02:56 |
| Çocuklarda bel ve sırt ağrısına dikkat ! | periyim | Bebek ve Çocuk | 0 | 05.01.08 01:25 |
| Çocuklarda Kabızlık | periyim | Bebek ve Çocuk | 0 | 15.12.07 08:26 |
| Tuvalet Eğitimi Dönemi ve Sorunları | kampusgaleri | Sağlık Eğitimi | 0 | 23.11.06 10:36 |