![]() |
| | #1 (permalink) |
| Server Op ![]() ![]() | Okul Öncesi Eğitim-2 Çocukta Yaratıcılık Gelişimi Yaratıcılığın gelişimi, kişinin diğer gelişim alanlarından oldukça farklıdır. Bu yüzden anne baba ve eğitimcilerin çocukların yaş düzeyleri ve bireysel farklılıklarına göre gösterdikleri yaratıcı düşünme özelliklerini bilmeleri gereklidir. Okul Öncesi Dönemde Yaratıcılığın Gelişimi Yaratıcılık hayatın ilk yıllarında çocuğun oyununda özellikle annenin bebeği ile oynadığı oyunlar esnasında kendini gösterir. Yaratıcı davranışın ortaya çıkıp gelişmesinde en büyük rolü bebeğin anne veya yerini tutan kişiyle olan ilişkisi oynamaktadır. Yaratıcılığın gelişmesinde taklidin önemi vurgulanmaktadır. Çocuklar doğdukları andan itibaren duydukları sesleri, gördükleri hareketleri ve daha sonra da bazı değerleri taklit ederler. Çocuğun taklit repertuarı zamanla gelişir. Oyunlarında yetişkinlerin konuşma tarzlarını, davranışlarını, mimiklerini model almaya başlar. Fakat burada çocuğu istenmeyen modelin etkilerinden korumak gerekir. Çocuk çevresindeki kişileri taklit ettikten sonra zamanla kendi dünyasını oluşturmaya ve hayal gücünü geliştirmeye, çevreden gördüklerini de buna ekleyerek yaratıcılığını kullanmaya başlar. Okul öncesi dönemde kendini ifade etme yolları olan resim yapma, yaratıcı hareketler, hikaye anlatma, dramatizasyon esnasında çocuk yaratıcılığının en yüksek aşamasına ulaşır . Yeni doğan bir bebek duyu sistemlerini kullanarak çevreyi tanımaya, dış dünyaya uyum sağlamaya çalışmaktadır. Önceleri nesneleri ağzına alarak onları bu yolla ayırt etmeye çalışır. El ve kasları geliştikçe dokunma duyusunu kullanarak çevreyi araştırır. Bu nedenle; duyuların uyarılması ve tüm duyuların birarada eşgüdüm içinde kullanılmasının sağlanması, çocuğun tüm düzeylerdeki eğitiminde önemli katkılar sağlayacaktır. Bu nedenle yaratıcılığın geliştirilmesinde önemli rolü olan duyuların bebeklikten itibaren uyarılması, ortam düzenlenmesi gereklidir . Ligon (1957) çocukların yaratıcılık gelişimleri üzerinde durmuş ve yaratıcılık gelişimini yaşlara göre incelemiştir. Doğumdan İki Yaşa Kadar: Ligon’a göre çocuğun hayal gücü ilk yılda gelişmeye başlar. Çocuk bu dönemde nesnelerin isimlerini sorar, yeni sesler ve ritimler oluşturur, bir şey yarattığı zaman onu bitirmeden önce isimlendirmez, iki yaşındayken günlük rutin işleri önceden tahmin eder. Dokunma, tatma ve görme yoluyla herşeyi denemeye heveslidir. Çok meraklıdır. Fakat merakını kendine özgü yollarla ifade eder. Bu dönemde yaratıcılığın gelişimi pek çok yollarla uyarılabilir. Hayal gücü basit oyunlar, büyük bloklar ve dolgu oyuncaklarla harekete geçirilebilir. Bu dönemde ana-babalara çocuklarıyla basit sözel oyunlar oynamaları ve çocuklarının kendi yarattıkları şeylere verdikleri isimleri soru sormadan kabul etmeleri önerilir. Yine kelimelerin anlam kazandığı bu dönemde çocuklarına kelime öğretmeye çalışmaktan çok, kelimelerle ilgili şarkılar söyleyebilir. İkiden Dört Yaşa Kadar: Bu dönemde çocuk dünyayı, yaşantıları ve yaşantılarının sözel ve hayali oyunlarla tekrarı sayesinde öğrenir. Dikkat süresi kısadır ve yönlendirilmediği takdirde yaptığı etkinlikler sık sık değişir. Bağımsızlık duygusu gelişmeye başlar ve herşeyi kendisi yapmak ister. Bu durum kendi yeteneklerine güvenmesini sağlar. Çevreye olan merakı hâlâ devam etmektedir. Çevreyi kendine özgü yollarla keşfederken, yetişkinleri bunaltan sorular sormayı da ihmal etmez. Yaşadığı dünyayı keşfederken onunla uyum sağlamayı da öğrenir. Bu dönemde çocuklara yapılmış oyuncaklardan çok hayal gücünü harekete geçirebilecek, değişik şekiller oluşturulabilecek bloklar veya tuz seramiği verilebilir. Yine ebeveynler çocuklarıyla içinde yaşadıkları dünyayı beraberce keşfetmelidirler. Onları kendi başlarına yapmaları için cesaretlendirmelidir ler. Dörtten Altı Yaşına Kadar: Bu dönemde çocuk ilk defa plan yapma becerisini öğrenir. Önceden bildiği oyunları ve işleri planlamaktan çok hoşlanır. Merakı sayesinde doğruyu ve yanlışı öğrenir, ilişkilerin nedenlerini anlamasa bile olaylar arasında ilişki kurar, hayali oyunda pekçok rolleri dener. Bu yaşlarda diğer insanların duygu ve düşüncelerinin farkında olur ve kendi davranışlarının başkalarını nasıl etkileyeceğini düşünmeye başlar. Bu dönemde sözcük oyunlarıyla, yeni deneyimler yaratıcı sanatlar yoluyla kendine güven gelişebilir. Çocukların yarattıkları ürünler yetişkin standartlarıyla karşılaştırılmamalıd ır. Bu dönemde ana-baba ve öğretmenler çocukların fikirlerine göre değerlendirmeli ve yararlanmalıdırlar. |
| | |
| | #2 (permalink) |
| Server Op ![]() ![]() Üyelik tarihi: Sep 2006 Kullanıcı No: 1 Nerden: Diyarbakır
Mesajlar: 4.877
Ettiği Teşekkür: 227 167 Mesajına 372 kere teşekkür edildi Rep Puanı : 724564 Rep
Seviyesi : ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | --->: Okul Öncesi Eğitim-2 Üç-Dört Yaş Grubu Çocukların "Fotoğraf ve Çizimlerdeki İnsanların Bakış Yönlerini" Algılamaları ve Görsel Dikkatin incelenmesi Bir bebeğin çevreyle olan etkileşimi doğduğu an, bir başka deyişle gözlerini dünyaya açtığı an başlar. Bundan sonraki çabalar çevreyi tanımak, ortama uyum sağlamak ve olayların farkına varmaktır. Bebeğin bu çabalarının olumlu ve sürekli olması için etrafına bakması, baktığını görmesi ve gördüğünü yorumlaması gerekmektedir. Bebeğin bu davranışları ise zekânın bir göstergesidir. Zekâ, zihnin birçok yeteneğinin uyumlu çalışması sonucu ortaya çıkan bir yetenekler bileşimidir. Zihnin algılama, bellek, düşünme, mantıklı hareket, öğrenme, çevreye uyum sağlama gibi birçok işlevini içermektedir. Yenidoğan bir bebek çevresiyle ilişki kurmaya başlar ve dış dünyayı tanımaya, olayları fark etmeye çalışır. İçinde bulunduğu mekânı izler, başını bir ses kaynağına doğru çevirebilir ya da nesneyi ağzına götürebilir. Böylece bütün duyular arasında bir eşgüdüm sağlanarak algılama gelişmeye başlar. Bebek bu dönemde etrafındaki insanları algılar ve kendisinin diğerlerinden farklı olduğunu keşfeder. Butterworth ve Jarrett, bir bireyin çevreye yönelmiş odaklanma davranışındaki değişimlerin, bebeğin tepkilerini nasıl etkileyebileceğini incelemek amacıyla; altı, sekiz ve onsekiz aylık bebekleri ve bu bebeklerin annelerini çalışmaya almışlardır. Sonuçlar, küçük bebeklerin bile bir yetişkinin hangi yöne baktığını algılayarak etrafındakilerle ilişkiye girebildiğini ortaya çıkarmıştır. Ortalama 12 aylık bebekler, kendi görüş alanları içinde meydana gelen, annenin göz ve baş hareketlerini, algılamada ipucu olarak değerlendirmişlerdir . 12-18 aylar arasında ise anneden gelen baş ve göz hareketleri, çocuğun görsel alanı dışında bile olsa ipucu olarak yeterli olmuştur. Mangır, Çağatay, anaokuluna giden ve gitmeyen dört-altı yaş grubu çocuklardaki görsel algıyı incelemişlerdir. Uygulanan Fröstig Görsel Algılama Testi sonuçlarında, anaokuluna giden çocukların görsel algılamada daha başarılı oldukları bulunmuştur. Normal gelişim gösteren çocuklar kadar özel eğitime ihtiyaç duyan çocuklar için de algı eğitimi oldukça önemlidir. Çağatay, Cerebral Palsy’li çocuklardaki görsel algıyı incelediği araştırmaya yirmi çocuk almıştır. Fröstig Görsel Algılama Testini, deney ve kontrol grubuna ön test ve son test olarak uygulamıştır. Eğitim programları ise sadece deney grubuna sekiz hafta uygulanmıştır. Sonuçta, Fröstig Görsel Algılama Eğitim programlarını alan çocuklarda görsel algılamada önemli derecede ilerleme olduğu görülmüştür. Leekam, Baron-Cohen, Perrett, Milders, Broen, bir bireyin bakış yönünü takip edebilme açısından normal, Down sendromlu ve otistik çocuklar arasındaki farklılıkları incelemişlerdir. Araştırma sonucunda; bir bireyin bakış yönünü belirlemede Down sendromlu ve normal gelişim gösteren çocuklar başarılı olurken, otistik çocukların, başarısız oldukları bulunmuştur. Bir zihin süreci olan algılama, duyu organlarına gelen uyarıcıların yorumlanması ve anlamlı hâle getirilmesidir. Algının en önemli özelliklerinden biri seçici oluşudur. Piaget’e göre, çocuğun ilgi gösterdiği nesneler ve olaylar kısmen kendisi için yeni olanlardır. İnsanın duyu organları belirli bir anda çok sayıda uyarıcı ile karşı karşıya kalır, ancak insanoğlu olayların sadece bir kaçına dikkat eder. Dolayısıyla dikkat, bireyin neyi algıladığında önemli bir etkendir. Duyuların hepsi algılamada oldukça önemlidir. Hatta algılamada görsel algı, önemli yer tutar ve bireyin gördüğünü anlaması ve yorumlayabilmesini sağlar. Görsel algılama; görsel ayırım, görsel izleme, görsel hafıza ve göz-hareket iş birliğini sağlar. Çocuğun belirli bir olaya ya da nesneye karşı gösterdiği davranış, seçici dikkatin sonucudur. Seçicilikte kişisel yaşantılarla ilgili olarak çocuğun olayları önemseme derecesi etkilidir. Seçici dikkat süreci ise oldukça karmaşıktır. Çocukların görsel algı gelişiminin incelenmesine yönelik plânlanan bu araştırmada da üç ve dört yaş grubu çocukların fotoğraf ve çizimlerdeki bireylerin nereye baktıklarını algılayıp algılayamadıklarını ayrıca fotoğrafa ikinci bir birey eklendiği zaman her iki bireyin de aynı yöne bakıp bakmadıklarını incelemek amacıyla plânlanmıştır. |
| | |
| | #3 (permalink) |
| Server Op ![]() ![]() Üyelik tarihi: Sep 2006 Kullanıcı No: 1 Nerden: Diyarbakır
Mesajlar: 4.877
Ettiği Teşekkür: 227 167 Mesajına 372 kere teşekkür edildi Rep Puanı : 724564 Rep
Seviyesi : ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | --->: Okul Öncesi Eğitim-2 ÖNERİLER Yapılan araştırma, üç ve dört yaş grubu çocukların fotoğraf ve çizimlerdeki insanların bakış yönlerini algılayıp algılayamadıklarını belirlemeyi amaçlamıştır. Çocuğun görsel algı gelişimini desteklemek ve algı-dikkat kontrolünü geliştirmek için aileye, eğitimcilere, çocuğun yaşantısında yer alan bireylere önemli görevler düşmektedir; * Aile doğduğu andan itibaren çocukla etkileşim hâlinde olup etrafındaki olayların farkında olabilmesi için ona yardımcı olabilmelidir. * Çocuğun bulunduğu ortamda hareketli, renkli ve parlak cisimler ile farklı görsel uyarıcıların bulunmasına özen göstererek algı gelişimi desteklenmelidir. * Okulöncesi eğitim kurumlarındaki eğitim-öğretim programlarında çocukların gelişimine uygun olarak görsel algılamalarını geliştirecek etkinliklere yer verilmelidir. * Hazırlanan programlarda kullanılacak materyalin işlevine, dikkat edilmeli, çocuğun her gelişim alanını destekler nitelikte olmalıdır. * Okulöncesi eğitim kurumlarının çevre düzenlemesine önem verilmeli ve sınıf içinde çocuklar için uygun görsel uyarıcılar bulunmalıdır. * Aileler, çocukları için seçtikleri oyuncak, kitap vb. eğitim materyallerinin çocuğun yaşına uygun seçimine önem vermelidir. * Çocuğun sosyal yönden desteklenmesine özen gösterilmelidir. * Çocukların sinema, tiyatro vb. görsel sanatlara eğilimini artırmak için etkinlikler düzenlenmelidir. |
| | |
| | #4 (permalink) |
| Server Op ![]() ![]() Üyelik tarihi: Sep 2006 Kullanıcı No: 1 Nerden: Diyarbakır
Mesajlar: 4.877
Ettiği Teşekkür: 227 167 Mesajına 372 kere teşekkür edildi Rep Puanı : 724564 Rep
Seviyesi : ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | --->: Okul Öncesi Eğitim-2 Okul Öncesi Eğitim Kurumlarının Önemi Günümüzde okul öncesi eğitim kurumlarının önemi hemen herkes tarafından kabul edilmektedir. Ancak, okul öncesi eğitim kurumlarının işlevini, çalışan annelerin çocuklarını bıraktıkları bir çeşit bakım kurumu gibi değerlendirerek açıklamak doğru değildir. Anneler çalışsın ya da çalışmasın, okul öncesi dönemdeki çocukların tümü, gelecekteki eğitim yaşantılarının ilk basamağında okul öncesi eğitim kurumlarından geçmelidirler. Okul öncesi eğitim kurumları; kişiliğin şekillendiği bu dönemi, çocukların fiziksel, sosyal, duygusal ve bilişsel gelişimleri açısından en sağlıklı şekilde geçirmesini, onları hayata hazırlamayı ve aileyi okul öncesi eğitimi konusunda bilgilendirmeyi amaçlamaktadır. Çocuk tüm gelişimlerine ilişkin temel bilgi beceri, tutum ve alışkanlıkları ailede kazanmaktadır. Bu açıdan aile, çocuğun bakımı, gelişimi ve eğitiminden sorumlu başlıca kurum olma özelliği taşımaktadır. Aileden sonra, okul öncesi eğitim kurumları çocuğu toplumsal yaşama hazırlamada aileyi destekleyen kurumlar olarak sistem içinde yerlerini almaktadır. Bu doğrultuda, özellikle gelişmekte olan ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de okul öncesi eğitim kurumları, olumsuz çevresel koşullarda yaşayan dezavantajlı bölgelerdeki çocukların diğer çocuklara göre eksik yöndeki eğitim ihtiyaçlarını karşılamaktadır. Böylelikle onların ilköğretime mümkün olduğunca eşit koşullarda başlamalarını sağlamak konusunda önemli rol oynamaktadır. Kurumlarda Okul Öncesi Eğitim Okul öncesi eğitim kurumlarının amaçlarını gerçekleştirebilmes i ise, fiziksel ortam, eğitim programları ve nitelikli personel gibi konularla sıkı sıkıya ilişkili bulunmaktadır. Fiziksel Ortam Okul öncesi eğitim kurumları çocuklar için bir anlamda "oyun yerleri" olarak düşünülmelidir. Çünkü bu çağda çocukların en önemli gereksinimlerinin başında oyun gelmektedir. Çocuklar oyun oynayarak gelişmekte, öğrenmekte ve olgunlaşmaktadır. Bu nedenle çocukların oyun içinde eğitimi bu kurumlarda planlı ve sistemli bir şekilde gerçekleştirilmekted ir. Okul öncesi eğitim kurumları, çocuklar için oyun oynarken, aynı zamanda toplumsal bir ortam hazırlamaktadır. Böylelikle çocuklar oyun içinde girdikleri toplumsal ilişkilerle kurallara uymayı, paylaşmayı, sorumluluk almayı ve işbirliği yapmayı öğrenmektedir. Toplumsallaşmanın en önemli aracı arkadaşlıktır. Bu, çocuklar için evde sadece anne-baba veya kardeşler ile kazanılamayacak bir özellik olarak değerlendirilmektedi r. Arkadaşlık kurmayı ve sürdürmeyi çocuklar en iyi, okul öncesi kurum içerisinde öğrenebilir. Çünkü bu kurumlar çocukların yaşıtlarıyla kaynaşmaları açısından doğal bir çevre ortamı özelliği taşımaktadır. Bunların en iyi şekilde gerçekleştirilebilme si için çocukların rahatlıkla hareket edebilecekleri genişlikte, kendi ihtiyaçlarını mümkün olduğunca yardımsız karşılayabilecekler i güvenlikte ve eğitim programlarının istenildiği gibi uygulanabilmesine fırsat verecek yeterlilikte bir mekana ihtiyaç duyulmaktadır. Okul öncesi eğitim kurumlarının, bütün bunlar dikkate alınarak planlanmış belirli fiziksel niteliklere sahip olması gerekmektedir. |
| | |
| | #5 (permalink) |
| Server Op ![]() ![]() Üyelik tarihi: Sep 2006 Kullanıcı No: 1 Nerden: Diyarbakır
Mesajlar: 4.877
Ettiği Teşekkür: 227 167 Mesajına 372 kere teşekkür edildi Rep Puanı : 724564 Rep
Seviyesi : ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | --->: Okul Öncesi Eğitim-2 Eğitim Programı ve Öğretmen Çocukların yaş, gelişim düzeyi, ilgi ve ihtiyaçları, bireysel ayrıcalıkları ve çevresel faktörler dikkate alınarak onların gelişimlerini destekleyen "çocuk merkezli" eğitim programları hazırlanması ve uygulanması okul öncesi kurumların eğitim kalitesini belirleyen en önemli noktalardan birisidir. Hazırlanan eğitim programı esnek, yeniliklere açık, çocuklarda yaratıcı düşünceyi, problem çözme becerilerini, olaylar arasında neden-sonuç ilişkisi kurabilme yeteneklerini, karar verme becerilerini vb. geliştiren hedefleri ve kazanılması beklenen hedef davranışları içermelidir. Belirlenen hedef ve hedef davranışlara, ancak çocukları aktif kılan yani onlara "öğrenmeyi öğreten" bir eğitim programı ile başarılı bir şekilde ulaşılabilir. Bunun gerçekleştirilebilme si için, en önemli öğenin öğretmen olduğu düşünülmektedir. Öğretmenin en önemli işlevi, çocukların gelişim özelliklerini çok iyi bilmesi ve eğitim programlarını hazırlarken onların bireysel farklılıklarını dikkate almasıdır. Bu da öncelikle, çocuklara özgür bir eğitim ortamı hazırlamasıyla mümkün olabilir. Öğretmen, çocukların özgürlüğünü kısmadan, onların gelişimlerini desteklemelidir. Öğretmen, alanı ile ilgili yeterli bilgiye ve anlayışa sahip olmalı, özellikle de çok iyi gözlemci olmalıdır. Öğretmen ancak bu şekilde çocukları daha iyi tanıyarak, onların ruhsal sorunlarını ve davranış problemlerini erken tespit etme olanağı bulabilir. Böylelikle okul-aile ve gerektiğinde uzman kişi işbirliği ile bu problemlere çözüm bulmak kolaylaşmaktadır. Öğretmen, çocuğun ailesinden sonra gün boyu birlikte olduğu ve ihtiyaçlarını karşılarken gerektiğinde başvurduğu diğer bir kişidir. Başarılı bir eğitim gerçekleştirilebilme si için, öğretmenle çocuk arasındaki sevgiye dayalı bir güven ilişkisinin yanında çocuğun aile çevresini de tanıması ve özelliklerini bilmesi gerekmektedir. Bu nedenle okul-aile işbirliği okul öncesi dönemde her eğitim döneminde olduğundan çok daha önemli görülmektedir. Öğretmenin aileyi tanıması, çocuğu tanımasını kolaylaştırmaktadır. Aile üyeleri arasındaki ilişkiler, ailenin çocuğa karşı tutumları, çocuğa uyguladıkları disiplin anlayışı, çocuğun içinde yaşadığı fiziksel çevre koşulları gibi özelliklerin öğretmen tarafından bilinmesi, onun çocukta gözlediği çeşitli davranışları anlamasına ve değerlendirmesine böylelikle çocukla ilgili doğru bilgi edinmesine yardımcı olmaktadır. Okul-aile işbirliği; öğretmenin aileyi ve çocuğu tanıması kadar, ailenin de okulu, programı ve öğretmeni tanımasına yardımcı olmaktadır. Böylece aile, çocuğun eğitim ortamını, okulun ve öğretmenin koşullarını öğrenme fırsatı bulabilmektedir. Okul ve ailenin amacı, çocuklara daha iyi bir eğitim ortamı hazırlamak olduğundan, okul ve aileler arasındaki işbirliği hem öğretmenin amaçlarına ulaşmasını kolaylaştıracak hem de anne-baba eğitimi yoluyla çocuklardan beklenen davranış değişikliklerinin kalıcı olmasını sağlayacaktır. Okul öncesi eğitim programlarının hazırlanıp uygulanması kadar, öğretmenin programı değerlendirmesi de diğer bir önemli noktadır. Değerlendirmede esas; öğretmenin uyguladığı eğitim programındaki aksaklıkları görmesini sağlayarak, bunların nedenlerini tespit etmesini ve yeni çalışmalarını buna göre yönlendirmesini sağlamaktır. Ancak bu şekilde çocuklara verilen eğitimin kalitesi artırılabilmektedir . |
| | |
![]() |
| Tags |
| okul, ncesi, egitim2 |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Yazan | Forum | Cevaplar | son Mesaj |
| Okul Öncesi Eğitim-1 | Chaos™ | Bebek ve Çocuk | 9 | 03.06.07 06:08 |
| Eğitim ve Yaşam Kalitesi İçin, Eğitimle Teknoloji, Teknolojiyle Eğitim | Chaos™ | Eğitim Teknolojileri Bilgisayar | 2 | 25.03.07 11:31 |
| hangi okul | SanaLKampuS | Fıkralar | 0 | 16.12.06 01:49 |
| Tatil öncesi mutlu haber | PuzzleTr.Com | Galatasaray | 0 | 15.12.06 10:25 |
| Okul korkusu | kampusgaleri | Sağlık & TIP Haberleri | 0 | 13.09.06 01:06 |