View Single Post
Old 08.05.07, 03:08   #5 (permalink)
PuzzleTr.Com
Süper Üye
 
PuzzleTr.Com's Avatar
 
Bilgileri
Join Date: Oct 2006
Kullanıcı No: 702
Age: 17
Posts: 203
Teşekkürler Durumu
: 0
Karizma
Rep Puanı : 1547
Rep Seviyesi : PuzzleTr.Com PuzzleTr.Com PuzzleTr.Com PuzzleTr.Com PuzzleTr.Com PuzzleTr.Com PuzzleTr.Com PuzzleTr.Com PuzzleTr.Com PuzzleTr.Com PuzzleTr.Com
İletişim
Cool --->: Basketbol Terimleri

Sixth man: İlk beşte yer almayan en baba yedek. Oyuna ilk giren olması şart değil. En çok süre alan yedek. AaronMcKie, Hidayet filan...


Sky-hook: NBA'in tüm zamanlarda en çok sayı atan adamı efsane oyuncu, müstesna şahsiyet, iyi insan Kareem'in icat ettiği bir tür hukşat. Esasen hukşat da sayılmaz zira bu atışta kol, şuta adını veren çengel (hook) pozisyonunu pek almaz. Tek ayak üzerinde rakip potaya dönerek zıplarsın, İki elindeki topu vücuduna yakın yükseltirken tek ele geçirirsin, sonra kolun dimdik yukarıdayken bilek hareketiyle şutunu çekersin. Ne blok çabası işe yarar, ne double team...
Skywalk: "Havada yürüme" tadında sıçrama... Julius Erving babasıdır, MJ de amcası...
Steal: Top çalma. Faideli hırsızlık.3 ay hapsi var.
Stone hand: Ne kadar çalışıp didinse de iyi bir şut stili edinemeyen, dolayısıyla düşük isabet yüzdesine mahkum oyuncu. Kim mi? Evet evet, mesela o işte!
Sweep: Kelime anlamı süpürme. Playoff serisinde bir takımın rakibini hiç mağlup olmadan elemesi. İlk turda üçe, sonrakilerde dörde karşı sıfır yani. İtibarı yerle bir eder. Edilgen açıdan ayıp, etken açıdan günahtır!
Swingman: 2 veya 3 numarada yani skorer gard yahut kısa forvet mevkiinde oynayan, çok uzun boylu olmayan fakat son derece atletik, iyi sıçrayan, gerek jump shotları, gerekse etkili drive ve power movelarıyla sayı üreten elemanlar. Şimdikilerden Stackhouse olur, Derek Anderson olur, Kobe olur, Vince olur. MJ olmaz mı? Neden olmasın ki?
Switch: Savunmadaki iki oyuncunun, tuttukları adamları değiştirivermesi... Bazen lazımdır, iyi yapmazsan rakibi kaçırırsın boşa, yersin basketi, yersin fırçayı!
Technical foul: Top oyunda veya değilken rakibe küfrettin, kavgaya girdin, yumruklaştın, topu yere hızla vurdun yahut rakibe, tribüne, hakeme fırlattın, hakemle dalaştın vs. Teknik faul çalınır. Takımın sahadaki tüm personeli de dahildir buna... Hem hanene bir faul yazılır, hem de para yahut maç cezası alabilirsin. Bkz. Rasheed Wallace, eskiler için Rodman!Kobeninde olayı tokatlamara götürdügü olmustur.
Three-second violation: "3-in-the-key" diye de bilinir. Hücum oyuncusunun rakip pota önündeki boyalı alanda üç saniyeden fazla kalarak takımına topu kaybettirmesi. Bu yıldan itibaren, alan savunmasının serbest bırakılmasıyla birlikte, savunma yapan oyuncuya, kendi potasının önündeki boyalı alanda da, eğer bir rakibi bire bir savunmuyorsa, üç saniyeden fazla kalmama zorunluluğu getirildi.
360: Dripling yaparken yahut drive etmişken kendi etrafında tam dönüşle rakibi ekarte etmek. Spin de denir. Dominique Wilkins, havada trisiksti smaçların babasıydı. Nick "the quick" Van Exel da driplingte iyi becerir.
Tip-in: Çemberden sekmiş bir şutu içeriye iteleyip sayı yapmak.
Traffic: Hücumdayken, rakip oyuncuların oluşturduğu kalabalık bölge.
Trailer: Fast break'te, karşı potaya en önde giden oyuncuların ardından ikinci dalga olarak deli dana gibi gelen, geriye atılan bir pasla yahut top girmediğinde ribauntu almak/tamamlamak için avantajlı sayı pozisyonu yakalayan eleman.
Transition: Top hakimiyet değiştirdiğinde hücumdan defansa yahut defanstan hücuma geçiş. Mühim hadise. Başarı anahtarı.
Traveling: Walking diye de bilinir. Topu sürmeden adım atmak. Top taşımak. Steps. Yapma!
Triple-double: Üç kategoride birden iki basamaklı sayılara ulaşmak. Mesela 35 sayı, 12 ribaunt, 16 asist... Yapan adamlara da triple-double-man derler, all around (yani çok yönlü) oyuncu oldukları su götürmez. Bu aralar Jason Kidd'i,Tim Duncan'ı Kevin Garnett'i filan biliyorsunuz ama zamanında Larry Bird'ün, Magic Johnson'ın triple-double ortalamalarla oynadığı 15-20 maçlık seriler vardı. Sezon ortalaması triple-double'a yakın adamlar geçmişte daha çoktu. Şimdiki yıldızlar iyice sünepe!Oscar Robertson -yani Big O- 1962 sezonunu 30.8 sayı, 12.5 ribaunt, 11.4 asistle oynamış. Yani 82 maçın ortalaması bu...
Turnover: Top kaybı. Artık hücum faul mü yaptın, yanlış pas mı attın, driplingte kaptırdın mı, ne halt ettiysen... Top rakibin kontrolüne geçti ve sen tırsıyor, gözlerini koçtan kaçırıyorsun.
Turnaround jumper: Yakın savunmadaki rakibe sırtı dönük, driplingle yanaşma, tercihan pivotal movelar ile fake gösterip dönerek cemşata talkma. (Bu arada "jumper" da "J" veya "jump shot" yani cemşat demek.) Eğer bu hareket, rakibe yüklenip aniden geri çekilerek ve dönerken zıplayarak yapılırsa, o zaman turnaround fadeaway jumper olur. Savunmacının gardını dağıtan fakat çok zor bir harekettir. Hem kafa, hem fundamental, hem timing (zamanlama), hem müthiş atletizm, hem de yumuşak bilek gerektirir. Becerirsen üstüne adam olmaz. Beceren var mı? Jordan tabii... Hatırlamıyor musunuz ülen?
Veteran free agent: Çaylak sözleşmesinden çıkmış ve sonraki sözleşmesi de sona ermiş oyuncu...
Weak side: Sahanın, topun olmadığı bölümü.Sen oaly mahallinde değilsen.Napıyon ova'da da derler.
White man's disease: Beyazların, siyahlar gibi sıçrama yeteneklerinin olmamasına atıf yapan bir deyim.Deyimi dilimize, "beyaz adam hastalığı" diye çeviriyoruz fakat bunu, kaz yanmasın diye yapmıyoruz. Zira "White Men Can't Jump" adlı filmin sonlarında, Woody de ortağı Wesley'ye bunun her zaman böyle olmadığını göstermiştir. "Aman be, o film!" diyor, itibar etmiyorsanız, Rex Chapman'ı da biliyorsunuz demektir. Zira kendisi, durduk yerde (fol yumurta yokken anlamında değil) yani şuta kalktığında 1 metre yükselebilen bir beyaz(dı.)
Zone: Alan savunması. Şimdiye dek yasaktı, zaten adı da "illegal defense"ti. Sanki yapanı karakola çekip içeri alıyorlarmış gibi... Artık serbest. Hadi bakalım...
__________________
www.puzzletr.com
PuzzleTr.Com Çevrimdışı   Reply With Quote Add to PuzzleTr.Com's Reputation